Her gün bir gemi kalkar yüreğimden;
Ayrılık kapımızı çaldı, uzaklar çağırıyor.
Aşılmaz dalgalar, bilinmez diyarlar benim…
Gözlerim gözlerine, hıçkıra hıçkıra ağlıyor.
Çoktan alabora olmuş, karaya vurmuşum;
Bir yudum şaraptı gençlik;
Aklın ateşini tutamadım elimde.
Şimdi hatıralarda yaşıyorum,
Gül yaprakları gibi yakıyorsun gitgide.
Savruldum rüzgârla mevsim mevsim;
Gençlik aşkım,
Nisan yağmuru gibi,
Gelip geçersin sandım.
İçime bir yağdın,
Deldin ama hiç geçmedin.
Suskun, yorgun ve kederli,
Başımı alır giderim.
Ya unutmak ya kaybolmak,
Selamı keser giderim.
Kimselere söylemeden,
Sarı, sıcak bir şeyler oturur sineme,
Yara bere içinde kaldı dizlerim ardından.
Ayrı yollarda üşür düşlerimiz,
Adını koyamam… boğazımı yakar konuşursam.
Resimlerde hem varım, hem de yokum;
Yük olmadan omza, göz arkada,
Her şeyden vazgeçip gidiyorum.
Hüzün ayaklanır o sırada,
Ardıma bakmadan gidiyorum.
Nereye olduğunu bilmeden,
Ardına takılıp geldiğim aşk,
Bir sarmalın çıkmazı.
Gözlerindeki keder perdesi,
Acı hatıra gibi bıraktı bir bir saçıma beyazı.
Şu el ele gezdiğimiz dünkü sokaklar,
O her yerden çekip gitme isteği,
Har ateş gibi yakar hasretliği.
Artık gözlerinsiz yapamam, gitme;
İçimi kemirir ölüm döşeği.
Gitme, bırakıp gitme, dur sevgili,
Varmak için çıktığım bu yolda,
Hep eksik hissediyor bir yanım.
Her şeyden vazgeçti de,
Bir senden geçemedi sol yanım.
Ömrüm arayışlarla geçti,
Kör bir pencereden,
Kapıldım yine rüzgârına usulca.
Yürüdüm kederle yolları,
Çok uzaklara gittim kara trenle gece boyunca.
Yüzünü avuçlarıma alıp,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!