Hiç gitmeyecekmiş gibi gelmiştin oysa,
Hep yanımda, yarınımda olacakmış gibi.
Sen de bırakıp gittin işte,
Şimdi izin kaldı senden önce gidenler gibi.
Yüreğim hazan mevsimi,
Bu bir eski aşk öyküsü;
Acıdan dişlerini kırdıracak türünde.
Şu ya da bu şekilde,
Bir gençlik hevesiydi herhalde.
Yaranı zonk zonk zonklatır biçare;
BU GECE LEYLE-İ MİRAC
Recebin yirmi yedisi,
Ey Peygamber, göğe dendi.
Bu gece Leyle-i Mirac,
Bu bendeki geç kalmışlık,
Keşke şimdiki aklım olsaydı hissi.
O kadar çok şey birikiyor ki,
Ellerimi nereye koysam fazla tesellisi.
Ne yaparsam yapayım,
Biz,
Zamana direnen iki düş gibi,
Birbirinin yüreğinde çoğalan,
İki sessiz kıyametiz belki.
Sevdamız,
Büyük bir yorgunluk var üzerimde, bir ağırlık;
Uyumakla dinlenmekle geçmeyen.
Bedenimde değil, kafamın içinde;
Bu ömür ağırlığı kadar çekmedim hiç bir şeyden.
Gecenin bin yarısı gelir, vurur;
Al kırmızı vatan rengi,
Destanla ördü yiğitler,
Bir şerit çekti, bir çizgi,
Göz kırpmadan can verdiler.
Aşkın ibretlik öyküsü,
Çizgi çizgi şimdi yüreğim,
Zemheri ayazında üşüdü.
Bir yalnızlık düştü ki üzerime,
Tek bir mısra bir perdede fırdöndü.
Sivri bir şey saplandı içime,
Kulakların çınlar mı içimden geçerken?
Resmin iner bir damlaya ulu orta,
Kaç parçaya bölünebilir ki insan?
Kaç kez nefessiz kalır o son bakışta?
Bir bir eksilir takvim yaprakları,
Sonra gitsem diyorum,
Gitsem çok uzaklara...
Kalbimdesin, içimdesin,
Sönmüyor hep o yara.
Bağırsam, çağırsam neyleyim?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!