Kışı yaşıyor kalbim,
Paramparça, kırık dökük...
Kanatsız uçabilir mi bir serçe?
Gelen gidene yük.
Boğazımda küskün bir düğüm,
Kimseye gösteremediğim yaralar,
Gün olur yaş olup gözümden düşer.
Sustukça hiçbir yere sığmaz,
Başlayıp bitiremediğim kelimeler.
Derin bir uçurumun kenarında,
Rüyanın içinde rüya,
Her şey hülya belki;
Bir türlü uyanamıyorum,
Hummalı gibiyim sanki.
Uyudum, uyandım derken,
Dünden kalma yüreğimde düşler,
Gökkuşağımla güz vaktinde renksiz.
Kırar geçirir hazan dilsiz hüzünlerimi,
Bir bir dökülür gözlerimden çaresiz.
Dişimin, tırnağımın, ah, o gönlümün ağlayışı,
Göç edip gider anılar,
Bir akşam güneşi gibi.
Ahiret yolcusu dirilir,
Bir akşam güneşi gibi.
Üç günlük dünya süzülür,
Karanlığın içindeki ürperti,
Kalpte bir damla gözyaşı bıraktı.
Bir damlacık hayatımın özeti,
Akıl kapısına acı bıraktı.
Yalnızlık sızım sızım alevlendi,
Hadi gel, tut ellerimi.
Ağustosun son yaprağı gibi düştüm;
Hayatımın son çeyreğinde,
İçten içe çürüdüm.
Savruluşum sensizliğimden;
Sordum: "Aşkı nereye koymalı?"
Dedi: "Kalbine göm, kimseler görmesin!"
Dedim: "Kalp de bir gün yorulur mu?"
Dedi: "Yorulsa da sevdadan dönmesin!"
Ben sustum, gözlerim konuştu.
Doğmak da ölmek de haktır,
Solar çiçeklerin bir bir.
Bir başı, bir sonu vardır,
Yüzün taşa siner bir bir.
Bu kaçıncı şah deyişin?
Kırıldım…
Ama ses etmedim.
Her defasında “geçer” dedim —
Geçmedi…
Ağrının ritmine




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!