Kalbimin ta derinliklerine,
Cennetten bir melek göçtü.
Güzelliği gülüşlerinde saklı,
Gönül demliğime yâr düştü.
Ötesi yok, gel aşkım ol.
Hatıralarımda yaprak döken acılarım,
İçimi üşütür, depreşen yalnızlığımda.
Bir ağaç gövdesi gibi köklerim çürür;
Derinden sızlar ayrılık günlerinin akşamında.
Vakitli vakitsiz ağır bir dem bu dökülen;
Gözlerine düştüm düşeli,
Eksik cümlelerin öznesi oldum.
Hiçbir yüzde anlatamam seni,
Yamacında ateşlere savruldum.
Yaram yalnızlığım, kimsesizliğim,
Bir sevda ki konargöçer,
Ne dağ dinler ne de geçer.
Köz olur, yanmayı seçer;
Dermanını bilen sevsin.
Yaralı gönlüm kâh inler,
Ömür boyu süren hasretler vardır,
Ne yaparsan yap olmaz.
Nasıl yaşarsan yaşa,
O eksik tarafın hiçbir zaman dolmaz.
Dersin ki günün birinde öleceğiz,
Bencileyin bir dert,
Gönlümde yanık bir ses,
Ne gül açar, ne de bülbül öter,
Uğrunda sararıp solar nefes.
Kaynar şimdi içimde bir ocak,
Zehirli dil yıkıcı bir rüzgârdır,
Yarayı sıkıştırır mengeneye.
Zihinde benzersiz bir kasırgadır,
Düşlerin tortusu düşer sineye.
Kara hayaller birbirine geçer,
Eski keçe kunduralarda çıplak ayakların,
Kor alevle gönlümde oynaşıyor.
Yüreğimde eskiyen prangalar,
Ağır bir isyan duygusuna dönüşüyor.
Dilimde tüy bitti seni seviyorum demekten,
İçimdeki yarasın,
Şu göğsümü deşen hançer.
Dinmeyen sızın,
Sol yanağımdan süzülür, ta derine iner.
Sinemin en derin yerine,
Özlem, çocuksu bir hüzün;
Gönül, hiçlik içinde o sırada.
Son kapı, son kez kapanınca,
Bu bir vazgeçiştir aynı zamanda.
Olduğun yer darmadağındır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!