Bir yol var uzakta,
Kusursuz bir yalancı.
En çok neye pişmanım?
Herkes bir gün gider, be yabancı.
Bir çığlıkla geçer zaman,
Yokluğun cehenneme dönüşmüş,
Bağrıma yerleşen sönmez közmüş.
Öyle ihtiyacım var ki, çık gel;
Çık gel, bitsin artık bu bölünüş.
Saçıma zamansız aklar düştü,
Başıma gelmesinden korktuğum,
Sokak çocuğu talihsizliği içindeyim.
Dudakların arasından çıkan o ağır sözlerin,
Yanağıma çarpan sillenin sahibiyim.
Kulaklarımı yırtan bir sesle yükselen yalnızlık,
Ah, benim çocukluğumun fakirliği,
Siyah beyaz fotoğraflarda yer alan,
Donarak geçiyor gözlerimden,
Uzaklara kayarken sinsice yanan.
Çelik çomak rüya tadıyla zihnimde,
Zaman su gibi akıp geçti,
Derin izlerini yüzümde bırakarak.
Saçımda aklar, gözümde yaşlar,
Kâh yordu, kâh vurdu, yakıp yıkarak.
Takvimler kayıp, zaman küskün,
Yağmur yağar yaş üstüne,
Yanan bağrım kanar şimdi.
Kalem kırıldı yazarken,
Kader dedim döner şimdi.
Yaralandı kâğıt aşkla,
Rahmet, himmet, bereket, şefkat,
Duada birleşir bütün gönüller.
Boynum büklüm büklüm açtım ellerimi,
Dilim, gönlümdeki baki aşkı diler.
Kaçıp durduğumuz ölüm var ya,
Hayat anlardan ibaret,
Küçücük şeylerden.
Tam yakaladım dersin, kaybolur;
Cumartesi de işte o günlerden.
Her şeyin bir sonu var;
Kalbim gövdeme ağır geliyor,
Başım bir urganda bağlı.
Boğazıma resmin düğümleniyor,
Darağacı yar ağacı.
İnsanın acısını toprak alır,
Kaldırımlar acıtıyor içimi.
Yâr’sız bütün sokaklara dargınım.
Yokluğun üşütür ıssız şehrimi,
Ben sana değil kendime dargınım.
Çareler çaresiz kaldı yarama.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!