Bu bendeki geç kalmışlık,
Keşke şimdiki aklım olsaydı hissi.
O kadar çok şey birikiyor ki,
Ellerimi nereye koysam fazla tesellisi.
Ne yaparsam yapayım,
Biz,
Zamana direnen iki düş gibi,
Birbirinin yüreğinde çoğalan,
İki sessiz kıyametiz belki.
Sevdamız,
Büyük bir yorgunluk var üzerimde, bir ağırlık;
Uyumakla dinlenmekle geçmeyen.
Bedenimde değil, kafamın içinde;
Bu ömür ağırlığı kadar çekmedim hiç bir şeyden.
Gecenin bin yarısı gelir, vurur;
Al kırmızı vatan rengi,
Destanla ördü yiğitler,
Bir şerit çekti, bir çizgi,
Göz kırpmadan can verdiler.
Aşkın ibretlik öyküsü,
Çizgi çizgi şimdi yüreğim,
Zemheri ayazında üşüdü.
Bir yalnızlık düştü ki üzerime,
Tek bir mısra bir perdede fırdöndü.
Sivri bir şey saplandı içime,
Kulakların çınlar mı içimden geçerken?
Resmin iner bir damlaya ulu orta,
Kaç parçaya bölünebilir ki insan?
Kaç kez nefessiz kalır o son bakışta?
Bir bir eksilir takvim yaprakları,
Sonra gitsem diyorum,
Gitsem çok uzaklara...
Kalbimdesin, içimdesin,
Sönmüyor hep o yara.
Bağırsam, çağırsam neyleyim?
Geçmişin vazgeçilmezlerinde,
Dindiremediğin bir acıda erirsin.
Bir hayalin gölgesinde;
Çaresizlik nedir, bilir misin?
Kırık dökük sağır kelimeler,
Yüreğine hiç güneş dokundu mu?
Ne kaldı geriye, hiçten avuçlarında?
Secdede sakladığın selam ve dua,
Toprağa ekilerek dertlendi ta doğduğunda.
Öldürebildin mi ruhunu, bin pişman?
Hükmünü vermişsin,
Cezam susman...
Kelimelerim kifayetsiz,
Hiç yokmuşçasına konuşmaman.
Cevap vermemen sözlerime,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!