Bitmez hasretinle, yaz kış,
Umuda bağlanmış her ten.
Hayaller kurmuş, aldanmış,
Kandırmışsın kendini sen.
Bir yangınla sönen gözler,
Başımda esiyor asi bir rüzgâr,
Zulme boyun eğen dilsiz şeytandır.
Gönlümde kor tutar, yanar da yanar,
Zulme boyun eğen dilsiz şeytandır.
Zaman olmuş karla karışık bahar,
Yine kesmişsin sarı saçlarını,
Deli kızın türküsünü söylermişsin.
İçinden dışından dökülen sözler,
Soluna batar, ölürken çürümekteymişsin.
İzin silinmez, kördüğümle sımsıkı bağlanmış;
30 Eylül Pazar,
Elveda hüzün ayım,
Git sen de git,
Hep eksiğim, hep yarım.
Yapraklarını da al git,
Son uyanıştır bilene;
Bir köprüde düştür ölüm.
Ağıt, hiçliktir diline;
Bu cihanda mattır ölüm.
Ecel sesi yakar gelir,
Yüreğime oturan acı,
Bir ömür misafirdir.
Her ah çekişte,
Rüzgârla közlenir.
Yıllar, yılları kovalar,
Aşkın matematiğini soranlar olmuş;
Aşktan sen çıkınca sonu ölüm.
Öyle hoyratça acır ki yüreğin,
İşin içine kalp girince çıkılmıyor be gülüm.
Uzun uzun anlatmaya ne hacet?
Boydan boya kül rengi,
Sessizce ölüyor sol yanım.
Anlat desen anlatamam ki,
Enim de boyum da yarım.
Güle uzanan dilim kırıldı bir kere,
İnsanım ben, bir gün herkes gibi öleceğim.
Bir aşk kalıntısı içinde adım kalacak.
Gün ve gün, ertesi gün gibi eksileceğim.
Yaralı sevdam kalbinde bir iz bırakacak.
Bu hikâyede her söz, her kelime, her bir şey
İçerimdeki kafes bomboş kaldı;
Ondan kir, pas üzerine ağladım.
Çare bulunmadık dertlere saldı;
Gözlerim kuruyana dek ağladım.
Sürgün başımı göğsüne yaslayıp,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!