Günlerden çarşamba, dışarıda yağmur çiseliyor;
İçime ise senin o bitmez sensizliğin yağıyor...
Aklımda bir ölüm, bir de sen varsın şimdi;
O hiçbir zaman tutamayacağım buz kesmiş ellerin,
Bakmaya doyamayacağım o uçsuz buçaksız yüreğin...
Ve içimde asırlık bir sızı: Bitmeyecek hasretin.
Ne zordur o korkunç tercihi yapmak azizim;
Ölümle yaşamak arasındaki o daracık yolda.
Kimseye bir tek söz bile söylemeden,
Ardına bakmadan, ansızın çekip gitmek istiyorum;
Yağan yağmurla iliklerime kadar ıslanıp,
Kalbimdeki o kor ateşi toprağın altında,
Bir çamur deryasında sonsuza dek söndürmek...
Anlıyor musun bu çaresizliği? Duyuyor musun?
Şimdi "tut" desem, tutar mısın ellerimi?
Uzanıp kurtarır mısın bu kör karanlıktan yüreğimi?
Sen bir yıldız gibi kaydın gittin ellerimden;
Kalbimi de söküp aldın, götürdün yanında.
İşte bitti... Sustu bütün şehir...
Bunlar artık, bir hiçin son sözleri...
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Sensizlik dediğin şey, bir insanın kendi içinde sürgün edilmesidir.
•Gözünün doyamadığı şey göz değil dostum… bir kalbin sıcaklığıdır.
•Anlıyor musun diye soruyorsun… asıl soru şu: sen kendini anlıyor musun?
•Çaresizlik, insanın omzuna çöken görünmez bir taş gibidir.
•Kalbini alıp giden birini unutamazsın… çünkü unutmak için önce kalbin gerekir.
2 Aralık 2015 / Çarşamba / Bartın
Halil KumcuKayıt Tarihi : 10.02.2025 16:41:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Bir hiçin son sözleri, bazen en derin anlamı taşır; suskunluk, en büyük çığlıktır."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!