Bu benim son kavgam değil kendimle,
Senin de son batışın değil kıymık gibi yüreğime.
Uzayıp gidiyor mısralar dilinden,
Acı sonla biten roman gibi dünüme.
Sessiz bir çığlık kalpten kalbe,
Seni hatırlatır,
Nisan yağmurları.
Seni yaşarım,
Yapraklar dökülürken sonbaharda,
Küllenen aşkın içimde yanar için için.
Doğmayı beklerken bir tohum gibi,
Karanlık toprağa gömülmüşüm ben.
Gökyüzüne uzanan ağaç gibi,
Yeşermez ki dallarım, küsmüşüm ben.
Bir sessizlik sarmış dört tarafımı,
Herkes kendini cilalar, süsler, parlatır.
Ben öyle değilim.
Kusurum da benden,
Kahkaham da, öfkem de.
Hayat,
Başımın üstüne çöktü dumanlar,
Denizini yitiren martı benem.
Yerlere serildi yırtık mektuplar,
Yarası içinde kanayan benem.
Dost bildiklerimden can olmadı ki,
Gökte yıldız göz kırparken,
Ben giderim, izim kalsın.
Yüreğindeki türküden,
Ben giderim, izim kalsın.
Dağlar dilsiz, yollar sessiz.
Başım dağ, saçlarım kardır,
Deli rüzgârlarım vardır.
Ovalar bana çok dardır;
Beni dağlar anlar ancak.
Şehirler devrik bir tuzak,
Bir gün sabah gelir mi, bilmem...
İnanmıyor sol yanım.
Hüsran denen illete kapıldım,
Çoktan başladı geri sayım.
Yüreğimin kapılarını kapattım,
Alıp başımı gitsem bu şehirden,
Ah, bir gidebilsem senin olmadığın yerlere,
Duvarlara başımı vurup vurup ağlasam,
Gözyaşımla doldursam, sel olup taşsam gittiğim yerde.
Mehtabı seyrederken seni beklesem öylece,
Yalancı yüzden kovuldum,
Nasılsın diye yazma yâr.
Aşk başında sızlar solum,
Kırılmaktan usandım yâr.
Çatlayacak kadar seven,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!