Fanidir, aldanma sakın yola.
Gönül, ne mal kalır ne mülk kula.
Yol da sensin, son yolcu da; anla,
Yürü bire, yürü, yalan dünya.
Sen bir yolcu, dünya da bir hancı;
Gönlümde sevda yükü var,
Yürür gündüz, yürür gece.
Yüze dost, geceye naçar,
Yürür gündüz, yürür gece.
Dağlar sırdaş, gönlüme taş,
Açık yaradan al kan fışkırıyor;
İçimde bir yangın var, sönmez yıllar.
Saatler günlere kayıp gidiyor;
Bir de bakmışım, akıp gitmiş yıllar.
Gözyaşım aynalarla konuşuyor;
Zaman, ah o zaman yok mu?
Dost mu, düşman mı bilemedim,
Aldıklarına bakıyorum da,
Verdiklerine hiç sevinemedim.
Ne olmuş kömür karası saçlarıma?
Bütün lisanlar buz kesti,
Yüreğime bir avuç toprak düştü sanki.
Özlemin biriktikçe birikti avuçlarımda,
Bir mezar taşı oldu solumdaki.
Geçip giden yılların yorgunluğu üstümde,
Zaman, diyorum zaman,
Bir varmış, bir yokmuş gibi.
Hayallerimi nasıl da alıp götürdü,
Tıpkı çocukluğum, gençliğim gibi.
Başımda kavak yelleri esmiyor artık,
Zamanın boyu kısaldı,
Sessiz bir testere gibi şimdilerde.
Saat gibi ha bire yaralıyor,
Küçücük bir damlanın içinde.
Hepsi geride kaldı yüzünün rengiyle;
İki bin on altıda bir hüzün ayaklandı,
Havada hazan, aynada rüya yankılandı.
Kursakta acı, kederlendi, kapıyı çaldı,
Tarih utandı, sustu, sensizliğe ağladı.
Suçlu sessizlik yalnızlığa büründü,
Umulmadık zamandaki yol aldatıcı.
Yıktı dingin deniz bildik hüzünle,
Karlı gecelerde dipsiz kuyu yaralayıcı.
Dinmeyen öfkenin bedeli,
Zikzaklarla geçen bir hayat,
Bir ileri, iki geri.
Yakaladığım zannettiğim umudu,
Çoktan almış götürmüş birileri.
Söyleyecek sözlerim var,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!