Buram buram sevgi kokar elleri,
Arkamdaki kocaman candır annem.
Yana yana vurulduğum ilk peri,
Bir fısıltımı gamla duyar annem.
Acılar elimde, ayakucumda,
Çuvaldız kalbimde…
Kıyamete kadar sökülmez.
İğneyle dağları kazmak gibi,
Bu kanayan yürek, kolay kolay iyileşmez.
Zincir gibi dolanır ayak bileklerime,
Pencerem ardına kadar açık,
Yürek üşür bedenle bir hecede.
Ömrün zindana kapısı aralık,
Bu kaçıncı suskunluk dilde?
Son mısralarındayım yılın,
Gönül bir yazgıda,
Bir nefeslik ömrün içinde,
Ararken kayboldum,
Bir lokma, bir hırka yok hükmünde.
Arayıp da bulur muyum kendi kendimi?
Dört yanım dert ile gamla çevrili,
Boynum bükülmüş, garip bir haldeyim.
Açtığın onulmaz yara iğneli,
İçinden çıkılmaz, sefil haldeyim.
İnsan bir kere savrulmaya görsün,
Göçebe kuşlar gibi vurgunum,
Sevdan bir kuşun kanatlarında.
Hiçbir şehre sığmadı susuşlarım,
Kapana düşen dilim avuçlarında.
Hani nerede gidip gelen umutlarım?
Bir dilber kalesinin burçlarında,
Göz kapaklarım yokluğuna ağlar.
Karalanmış bir kâğıt parçasında,
Garip adsız bir sözcük gibi ağlar.
Aşkın içinde aşktan gayrısı yok,
Aşk dediğimiz şey,
Derin bir şey,
Çok garip bir şey;
Kırık kanatlarla uçmak gibi bir şey.
Bir kokuda, bir dokunuşta,
Kıyıda köşede kalmış,
Anılar düşer kirpiğimden.
Bir türlü kurtulamam,
Bu duygunun pençesinden.
Hep seni düşünürüm;
Bir damla gözyaşı süzülse gece,
İsmimle yanar kalp; kurtulamazsın.
Upuzun susup çekilsen gizlice,
Aşk benden sorulur; kurtulamazsın.
Göz göze geldiğin her yabancıda,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!