Hatıran ağlattı bu gece de,
Ah, benim gamlı geçmişim.
Solumun sesleri karıştı birbirine;
Hayattan kaçış mevsimindeyim.
Trenler geçiyor gözlerimden,
Karanlık alabildiğine çöktü üstüme;
Yollar öylesine uzun, yollar öylesine sessiz...
Uzaklarda parlayan o soğuk yıldızlar kadar;
Yapayalnızım şimdi ve bütünüyle kimsesiz.
Öylece dalmışım bu yorgun akşamın içinde;
Yol yorgunuyum, hayaller yarım,
Hayat kısa; dar; ruhum bezmiş.
Gönül bağım kavruluyor yine,
Kentler, beton mezarlıklara terk edilmiş.
Kaç kilometre kaldı mutluluğa?
İçimde dinmeyen bir yorgunluk var,
Yüreğimin tam da ortasında.
Sol tarafımın içi yanıyor;
Kanatıyor acılarımı, ekim sonu, kasım başında.
Derin bir iç çekiş,
Bu hayatın çilesini çekmekten,
Şu omzumda taşımaktan yorgunum.
Dertleri, kederleri yüklenmekten,
Tekrarlanan yalanlardan yorgunum.
Kalbim yorgun, dizimde takatim yok,
Aşk denilen ne biçim bir illettir bu;
Garipliğimin içine düştü güzün.
Gidip gidip gelen ömür hikâyemde,
Göçebe kalbimde dolaşan bir hüzün…
Beterin beteri var derler ya hep,
Nah şuramda öyle bir eksiklik var,
Karşıki dağlara yıldızım düştü.
Of etsem toz duman olur acılar,
Yalnızlık birkaç damla yaşla düştü.
Yakıldı talihten yana umutlar,
Ah, benim zavallı yüreğim...
Bu kaçıncı aldanış, söyle?
Otur şimdi dertlerinin üzerine;
Bir ağıt yak kendi kendine, gizlice.
Gözyaşlarınla yıka o kirli geçmişini,
Bir kaşık sevdaya düğümlendi yüreğimin ipi,
Nefesimi kesen bu sensizlik, her gün tövbekâr.
En büyük yakarışım; kaderin, kaderim olsun,
Hasretin sırtımdan vurur, ciğerime kadar.
Bir çift gözün hapsinde bütün hayatım,
Sustukça kalbim ağrır,
Söz içte iz bırakır.
Aşk diye razı oldum,
Gülüşüm kan akıtır.
Yandı yüreğim ahla,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!