Vazgeçişlerde saklıdır anılar;
Bir çift göze dalar, susturamazsın.
Sımsıcak üşürsün geçtiğin yollarda;
Bir şarkıda buruk bir acıyla kalırsın.
Gecelerine geçmişin rüyaları düşer;
Artık dünyalık her bir sözcük yangın,
Alazı yaştan kalma, vazgeçmiyor.
Yakar kavurur, deli eden nazın,
Yollar uzak, varmadan vazgeçmiyor.
Karanlık odam, yıldızsız ay sensiz,
Birisi var, adını diyemediğim,
Her dem meyilli bu gönül.
Gün geçti, bu saat o saat değil;
Yine güle gam düştü, be bülbül.
Ömrümden ne baharlar geçti habersiz;
Bir adım daha atarsan ileriye,
Cam buğusuna kazınır soluk soluğa nefesin.
Asılı duran gözyaşlarını tutamaz gözbebeklerin.
Yarım bir mektup dururken masada;
Ceplerden unutulmuş bir mendil düşer,
Neden daldın gittin uzaklara?
Mesafeler engel midir kavuşmalara?
Suç yolda mı, yâr da mı?
Hangi bülbül konar bu vicdanlara?
Solan gülü,
Kıyamet koptu, geriye dönüş yok;
Er ya da geç ayrılık var, bilesin.
Ölüm Allah’ın emri, mümkünü yok;
O gün her şeyini kaybedeceksin.
Vicdani yükle kafam allak bullak;
Ihlamurlar çiçek açtı,
Bitti dilimde umut türküsü.
Hiçbir hayale sığmadı
Bir takvim yaşam öyküsü.
Kara kalem gökkuşağı,
Gökte sevda eksilmesin,
Sarf ettiğin yeminlerin,
Aşkla atan her bir sesin,
Hakk’a arzı kabul olsun.
Hasretle yanmasın gönül,
Yüreğimin bir köşesi gamlı,
Sanki gök kubbe çökmüş üstüme.
Katran karanlığında kalbim,
Hicran yaşı düşürdü gözüme.
Sevda çekirdeğini yüklendim,
Yana yana küle döndü düşlerim,
Bir fotoğraf kadar uzak ve derin.
Her gece kendimle kavga ettim,
İçimde kanarken gül cemalin.
Senden kalan boşluk dolmaz ki yârim;




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!