Öldükten birkaç saat sonrası küs ve üvey;
O hıçkıra hıçkıra ağlamalar azalır.
Evde yeme içmeyle ilgilenen her birey,
Kabirde çiçekli Kur’an saçar, hali hazır.
Aklın cinneti, organizmalar çalışırken,
Çok derinden bir ah geldi.
Hicranım karardı yıllar,
Kapanmaz yaralar imdi;
Vicdanım dağlandı yıllar.
İçim kanatan gözlerin,
Bu bir vazgeçiştir.
İçimde susmalar haykırıyor.
Söyleyemediğim sözcükler,
Kuru dallarımda sinsice yanıyor.
Gidiyorum ben kendimden,
Her gün bir yerini çiziyorsun kalbimin;
Çize çize vuruyorsun neşteri.
Belli etmesem de nasıl da acıyor,
Geri dönülmez, telafi edilmez gayri.
Kanlı meydan muharebeleri gösterdi,
Yaşam dipsiz bir kuyu,
İnsanların gözlerinde.
O gözlerdeki yalan,
Ölüm denen hakikatte.
En uzak mesafeler,
Gidiyorum, için için yanarak,
Gün ve gün içimde büyür ecelim.
Dalıyorum uzaklara, ıpıslak,
Gönül gözüme gözüktü ecelim.
Hasretinden bedenim paramparça,
Düşünce yaprak kurur dal,
Hakikati basar efkâr.
Fısıltı gibi bir hayal,
Ecel vakti gelir bir gün.
Her kervan bir gün yorulur,
Vakit tamam,
Yine geldi gitme vakti.
Zaman ne getirir, belli olmaz.
Özlemle anacağım seni, Ege Denizi.
Ana kucağı gibi,
Kulak misafiri oldum,
Adımı duyunca aklını yitiriyormuş.
Derin bir iç geçirip,
Başından aşağı kaynar sular dökülüyormuş.
Üzüntüsüne tuz biber ekiyormuşum,
Saat gecenin üçü beşi,
Ne fark eder; yapayalnızsın yine.
Ansızın bir gün kalbin duruverecek,
Dişlerinin arasında o terane.
Doğarsın, sonra da ölürsün.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!