Gözlerine düştüm düşeli bir kor gibi,
Eksik cümlelerin yorgun öznesi oldum.
Hiçbir yüzde anlatamam, sığdıramam seni;
Yamacında, kendi ateşlerime savruldum.
Yaram yalnızlığımdır, yaram kimsesizliğim,
Bir sevda ki konargöçer,
Ne dağ dinler ne de geçer.
Köz olur, yanmayı seçer;
Dermanını bilen sevsin.
Yaralı gönlüm kâh inler,
Ömür boyu süren hasretler vardır,
Ne yaparsan yap olmaz.
Nasıl yaşarsan yaşa,
O eksik tarafın hiçbir zaman dolmaz.
Dersin ki günün birinde öleceğiz,
Bencileyin bir dert çöktü omuzlarıma,
Gönlümde dinmeyen, yanık bir ses yankılanıyor.
Artık ne bir gül açar burada, ne de bülbül öter;
Uğrunda her nefes, biraz daha sararıp soluyor.
Kaynar şimdi içimde o kimsesiz ocak,
Zehirli dil yıkıcı bir rüzgârdır,
Yarayı sıkıştırır mengeneye.
Zihinde benzersiz bir kasırgadır,
Düşlerin tortusu düşer sineye.
Kara hayaller birbirine geçer,
Eski keçe kunduralarda çıplak ayakların,
Kor alevle gönlümde oynaşıyor.
Yüreğimde eskiyen prangalar,
Ağır bir isyan duygusuna dönüşüyor.
Dilimde tüy bitti seni seviyorum demekten,
Gurbet elde kaldım naçar,
Beni gören aşktan kaçar.
Aşkın içte bir gül açar;
Dilo'm, gel gönlüme, aman!
Ateş düştü, yaktı özü,
Bir çeşme akar üç dağ eteğinden,
Yine vuslat görünmüyor, Dilruba.
Bir hüzün vurur yüzüme derinden,
Artık yaram sarılmıyor, Dilruba.
Bir yanım seni çağırır geceden,
İçimdeki yarasın,
Şu göğsümü deşen hançer.
Dinmeyen sızın,
Sol yanağımdan süzülür, ta derine iner.
Sinemin en derin yerine,
Özlem, çocuksu bir hüzündür içimde büyüyen,
Gönül, o karanlık hiçlik içinde çırpınır o sırada.
Son kapı, o ağır kapı son kez kapanınca yüzüne;
Anlarsın ki bu bir vazgeçiştir aynı zamanda.
Olduğun yer darmadağındır, sığınamazsın hiçbir gölgeye,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!