Zehirli dil yıkıcı bir rüzgârdır,
Yarayı sıkıştırır mengeneye.
Zihinde benzersiz bir kasırgadır,
Düşlerin tortusu düşer sineye.
Kara hayaller birbirine geçer,
Eski keçe kunduralarda çıplak ayakların,
Kor alevle gönlümde oynaşıyor.
Yüreğimde eskiyen prangalar,
Ağır bir isyan duygusuna dönüşüyor.
Dilimde tüy bitti seni seviyorum demekten,
Bir çeşme akar üç dağ eteğinden,
Yine vuslat görünmüyor, Dilruba.
Bir hüzün vurur yüzüme derinden,
Artık yaram sarılmıyor, Dilruba.
Bir yanım seni çağırır geceden,
İçimdeki yarasın,
Şu göğsümü deşen hançer.
Dinmeyen sızın,
Sol yanağımdan süzülür, ta derine iner.
Sinemin en derin yerine,
Özlem, çocuksu bir hüzündür içimde büyüyen,
Gönül, o karanlık hiçlik içinde çırpınır o sırada.
Son kapı, o ağır kapı son kez kapanınca yüzüne;
Anlarsın ki bu bir vazgeçiştir aynı zamanda.
Olduğun yer darmadağındır, sığınamazsın hiçbir gölgeye,
Sevdiğim yanarken, ben de bu yerde;
Gözlerim yollarda, “Gel artık,” demiş.
Özlemin içimi dağladı hem de,
Nem kaldı vuslata, “Dön artık,” demiş.
Kör gurbetin kahrı, taşlı dolambaç;
Bir gün dön de al emanetini,
Kan ağlıyor gözlerim kurşuni.
Daraldı tende vaktimiz, dön gel.
Gel al diyorum kalbimdekini.
Harcandı ömür, geçti boş yere;
Hep geç kalırım gitmelere,
Aklım kalır, gönlüm kalır.
Gün gün eksilirim dünden,
İplik iplik taş gibi boğaza takılır.
Kalbime ağır gelen anılar kalır,
Yine aynı hikâye, bildik ima;
Bir bakışla aklımı çeldi gitti.
Ne zaman, nasıl gitti diye sorma,
Yalancı bir gülüşle yaktı gitti.
Seneler oldu, bir türlü dönmedi;
Dilsiz acılar yüklemiştim kardan kelebeklere,
Sonra hepsini gönül zindanıma hapsettim.
Bir zehir düştü ki en derinden,
Yanan ciğerimi ellerimle seyrettim.
Vakit gece... Zifiri bir karanlıkta ömrüm,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!