Bir gün sabah gelir mi, bilmem...
İnanmıyor sol yanım.
Hüsran denen illete kapıldım,
Çoktan başladı geri sayım.
Yüreğimin kapılarını kapattım,
Alıp başımı gitsem bu şehirden,
Ah, bir gidebilsem senin olmadığın yerlere,
Duvarlara başımı vurup vurup ağlasam,
Gözyaşımla doldursam, sel olup taşsam gittiğim yerde.
Mehtabı seyrederken seni beklesem öylece,
Yalancı yüzden kovuldum,
Nasılsın diye yazma yâr.
Aşk başında sızlar solum,
Kırılmaktan usandım yâr.
Çatlayacak kadar seven,
Gözlerin seraptı çöl aynasında,
Uzanırdım sana; değmezdi elim.
Gülüşün vardı hayal yamacımda;
Hem yakardı yüreğin... Ben neyleyim?
Geceler boyu andım adını da,
Feleğin elinde savruldum düne,
Kor, kısık ateşte kalan ben oldum.
Çare aradıkça düştüm derine,
Gözleri yaş ile dolan ben oldum.
Yıllarım boşuna geçti saydıkça,
Ben seni sevdim, sevdim, bak işte.
Kalıp gibi duruyor hatıralar.
Ne zaman dönüp baksam geçmişime,
Seni görüyorum, eski yaralar.
Ben seni sevdim, sevdim, hem de.
Sabah perdesinden sızan solgun ışık,
Odamda kalkmamış bir yalnızlık durur.
Kahvemi karıştırırken düşersin dalga dalga,
Dudaklarımın ucunda bekleyen bir şarkı kurtulur,
Her yudumda seni hatırlatır usulca.
Yemin üzerine yemin olsun ki,
Vicdanımın bu sesi sağır edecek seni.
Cellat kılıncım gibi tepende,
Katıla katıla ağlatacak kalan son resmini.
Yüzünden okunuyor,
Bir yağmur tanesi çarpar,
Fani ömür savrulur hazanda.
Kuruyan yapraklarım dökülür bir bir,
Kalbime diken diken batarsın anında.
Kirpiklerimden süzülür sevdan,
Şimdi eski bir düş,
Çocukluğumdaki hayallerim.
Ne kaldı sonbahara?
Titreyecek, buruşacak ellerim.
Ne kadar da değiştim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!