Hüzünlü çocukluğumu kaybettim,
Kanadım kırıldı, ömür eskidi.
Bir bir daraldı sayılı günlerim,
Yollar, ay yıl aldı, gurbet eskidi.
Gözlerimde o nisan yağmurları,
Canlanır eski hatıralar,
Gözlerimde birer birer.
Bir adım ötesi karanlık,
İnceden bir sızıya benzer.
Gelip geçer eskiyen şeyler,
Alışamadım ben şimdiki sevdalara;
Kimse görmesin bendeki seni.
Ömrüm seni sevmekle son bulacak;
Bu bir aşk yemini.
Ne hayaller geçer önümden,
Ölümün rengini söyleyebilir misin sen?
Bu dünyadan sonsuza giderken ebediyen…
Bembeyaz ve soğuktu ölüm, Sarıkamış'ta,
Beyazın esaretle geldiği o savaşta.
İçinizde bir sıcaklıkla gelirken ölüm,
Bedeninle hayallerin donar bölüm bölüm.
Kim susturdu seni böyle?..
Kim götürdü benden içeriye?
Hangi gece örttü üstünü karanlığın?
Mezar taşları bile küsmüş sanki dudağına,
Adın anılmıyor artık…
Har ile yandım ben dağlar içinde,
Ayrılık gönlümü hicran eyledi.
Tutuldum bir güzele bile bile,
Yazımı zamansız viran eyledi.
Ölürüm yolunda serden geçerek,
Gözümü yaşa bürüyüp,
Evimi sensiz eyleme.
Bağrımı yerimden söküp,
Yakını uzak eyleme.
Başımda kışım, baharım,
Bir hülyanın belirsizliğinde,
Eylül'ün tam da ortasıydı gidişin.
Hala kulaklarımda yankılanır o kelime,
Kalbimin duvarına vurur cehennemin.
Dün gece çöktün yine yalnızlığıma,
Eylül, bir sarı yeşil mevsim.
Belki de son hikâyenin hasat vakti.
Unutulan yorgun insanlar,
Bir fısıltı gibi yapraklarla gitti.
Bir şarkının sözlerine gizlendi,
Ey sevgili,
Bir düşümüz vardı seninle:
Sarmaşıklı bir ev,
Hem de bahçeli.
Bir ressamın tuvaline çizdiği
Bütün çiçekler güzeldi,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!