Bir insan kaç kere ölür bu dünyada?
Bir kalp kaç parçaya bölünebilir ki?
Neden çalmaz bu telefon, neden?
Ya o mesajın hani, nerede kaldı ki?
Zavallı gözlerim, zavallı kalbim,
Gel artık, eskidi yüzün yüzümde,
Bir sen kaldın, sökülmeyen yara gibi içimde.
Ne gece huzur verir, ne gün doğumu teselli,
Kaybolmuş bir rüya gibi uzaktasın yine.
Seninle başlayan sabahlar,
Yüreğim tutuşur, közünde külüm,
Tutsağım aşkına, sar da geleyim.
Sustukça göğsümde büyür her ölüm;
Hele bir dön bana, bak da geleyim.
Duvarlar şahidim, içimden taşar,
Şu yüce dağlarda hâlâ izlerin,
Gözlerim yollarda kaldı, gel gayrı.
Benliğimde yitti son gülüşlerin,
Gözlerim yollarda kaldı, gel gayrı.
Kapımdan gidenim dönmedi geri,
Her gün bir gemi kalkar yüreğimden;
Ayrılık kapımızı çaldı, uzaklar çağırıyor.
Aşılmaz dalgalar, uzak diyarlar benim;
Ne zaman düşse gözlerin gözlerime, hıçkıra hıçkıra ağlıyor.
Çoktan alabora olup karaya vurmuşum;
Bir yudum şaraptı gençlik;
Aklın ateşini tutamadım elimde.
Şimdi hatıralarda yaşıyorum,
Ölürken gül yaprakların yüreğimde.
Savruldum rüzgârın önünde;
Gençlik aşkım,
Nisan yağmuru gibi,
Gelip geçersin sandım.
İçime bir yağdın,
Deldin ama hiç geçmedin.
Suskun, yorgun ve kederli,
Başımı alır giderim.
Ya unutmak ya kaybolmak,
Selamı keser giderim.
Kimselere söylemeden,
Sarı sıcak bir şeyler oturur sineme.
Yara bere içinde kaldı dizlerim ardından.
Ayrı yollarda çiğ tanesi düşlerimizi üşütür,
Adını koyamadığım boğazımı acıtır konuşursam.
Resimlerde hem varım, hem yokum;
Yük olmadan yola, göz arkada,
Her şeyden vazgeçip gidiyorum.
Hüzün ayaklanır o sırada,
Ardıma bakmadan gidiyorum.
Nereye olduğunu bilmeden,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!