Tükenmez sandığım o koca yıllar,
Nasıl da uçup gitti yelkovandan...
Meğer hepsi hayalden ibaretmiş;
Koşsam, yetişebilir miydim ardından?
Gençliğimdeki o yakıcı kuvvet,
Yaşımdan önce ağarttı saçlarımı.
Yokuşta durabilirim sandım beyhude;
Söyle, hiç aktan kara kalkar mı?
Rüzgâra karşı savurduğum sözlerimi,
O soğuk, demirden eller kesti.
Bıçak izi tebessümlerim ise;
Ölü mevsimlerde, bir başına bitti.
Yetim kalan o yaralı duygularımı,
Sessiz bir testere biçti birer birer...
Her yağmur damlası, bu şehre değil;
Yüreğime donuk, ölü renkler eker.
Dipsiz kuyuların o karanlığında,
En zıt duygulara teslim oldum.
Yosunsuz, ıssız sahiller boyu;
Geçmişimi aradım, aradım durdum.
Şimdi bir enkaz gibi kaldım geride,
Ne bir ses gelir eski günlerden, ne bir iz.
Geçmiş; kapıları kilitli bir mabet,
Biz ise o kapıda bekleyen, iki kimsesiz...
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Geçmiş dediğin şey, avuçtan kayan bir kül gibi… tutamazsın.
•Rüzgâra söylenen sözler boşa değil; insanın içine geri döner.
•Her tebessüm bir iz taşır; bazıları bıçakla çizilmiştir.
•Hayat testere gibidir; sessiz keser, gürültüsünü sonra duyarsın.
13 Kasım 2018 / Salı / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 15:13:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Geçmiş, bir zamanlar avuçlarımızda tuttuğumuz hayalleri geride bırakarak, göçüp giden yılların sükunetinde kaybolur."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!