Acılar omzumda, uzun uzun ağlar;
Kırgınlıklar, kızgınlıklar üstümde yük.
İçime bir damla gözyaşı dökülür,
Yaralar deşilir, kan damlayarak çürür;
Kesif toprak kokusu gelir, bölük pörçük.
Dönsem çürüyeceğim, gitsem tükeneceğim.
Çaresiz, toprağa düşen can tenden vazgeçti.
Çökertti yüzümü, gazap atı ağarttı saçlarımı;
Kalbimin derinliklerine sessiz çığlıklarımı,
Sisli düşünceler, kül ve yanık odun kokusu ekti.
Hayat, avudan acı dolu nefeslerden ibaret;
Ucu görünmeyen karanlık tüneller içindeyim.
Ölüme yatar gibi yatıyorum her gece,
Umutlar yabancı, birer birer söndü sinsice;
Avuçlarımdan düştü birkaç anı, birkaç resim.
Hikâyemin düğmeleri derin kuyularda,
Yaralı çocukluğum yargılıyor tüm geçmişimi.
Ruhumun kuytu köşelerine saklandılar,
Bağırıyor yerinden, avazı çıktığı kadar;
Çakır ayaz soğuğun bağrında kuruttu dilimi.
Kelimeler suskun; dil kılıçtan keskin.
Anamın karnında bulduğum huzur…
Tükendi sayılı günlerim, sayı hesabıyla;
Geçtim dünya üzerinden, yıkıla yakıla;
Kâh kavurgan güneş, kâh çakır ayaz olur.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Kırgınlık, kalbin küflenmiş kapısıdır; açsan acı, kapasan yalnızlık dolar.
•Hayat dediğin, birkaç resim ve bir avuç pişmanlıktan ibaret kalır.
•Geçtim dünya üzerinden… yıkıla yakıla değil, eksile eksile.
9 Nisan 2019 / Salı / Ankara
Kayıt Tarihi : 11.02.2025 15:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Geçmişin izleri, geleceğin karanlığında kaybolur; ama her adım, ölüme doğru atılan bir yaşam parçasıdır."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!