Ne Kaldı Şiiri - Halil Kumcu

Halil Kumcu
675

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Ne Kaldı

Ne bahar bekledim, ne güldüm güle;
Kuru bir yapraktan öte ne kaldı?
Yel vurdu hasreti, savurdu sele;
Zalim felek, senden öte ne kaldı?

Sevdanın yolları; taşlı, dikenli,
Yüreğim yamalı, bahtım kefenli.
Başım boranlıdır, gözümse nemli;
İki damla yaştan öte ne kaldı?

Gurbet ellerinde geçirdim ömrü,
Bağrıma bastırdım ateşi, közü.
Zülfün teli dertle söyletir sözü;
Emektar bir sazdan öte ne kaldı?

Dost bildiğim yüzler döndü yabana,
Kimse merhem sürmez derin yarama.
Teselli kâr etmez kara bahtıma;
Dilimde duadan öte ne kaldı?

Gönül bir çeşmeydi; aktı, kurudu,
Bahçemde güllerim sarardı, soldu.
Hayat sillesini hep bana vurdu;
Yorgun bir bedenden öte ne kaldı?

Dağlar gibi sustum, feryadım bitmez;
Yandı garip bağrım, dumanı tütmez.
Yâre haber saldım, yine de gelmez;
Bir hoşça sadâdan öte ne kaldı?

Halilî, dünya biter bir gün elbet;
Kalmaz ne saltanat, ne şan, ne şöhret.
İnsan baki değil, sonu bir ibret;
Bir avuç topraktan öte ne kaldı?

📍Şairden Okuruna: Ey benim canım kardeşim, dert ortağım... Hele bir otur şöyle karşıma, şu yaralı gönlümden dökülenlere bir kulak ver. Bakma böyle kâğıda kaleme sarıldığıma; aslında ben bu dertleri mısra mısra değil, her gece uykumu bölen o ince sızıyla yazdım. Hani Mahzuni Baba diyor ya, "İşte gidiyorum çeşm-i siyahım" diye; biz de o hesap, heybemizde hüzün, dilimizde bir acı türküyle bu dünya yolunun yolcusuyuz işte. Sana burada sadece kafiye dizmedim ben; gurbetin ayazını, dostun vefasızlığını, o hiç dinmeyen gönül boranını bir bir anlattım. "Öte ne kaldı?" diye her sorduğumda, aslında senin de kalbindeki o boşluğa dokunmak istedim. Sen de bilirsin ki dostum; saraylar, hanlar, o yere göğe sığmayan şanlar bir gün gelir, bir kuru yaprak gibi savrulur gider. İnsandan geriye bir kırık saz, bir de içten edilmiş bir dua kalırsa ne mutlu bize. Şimdi bu şiiri okurken, sanma ki sadece Halilî yanıyor. Yüreği yamalı olan kim varsa, gurbeti içinde taşıyan her kimse, bu feryat onundur. Biz bu dünyaya gülmeye değil, yanıp da tütmeye gelmişiz belli ki. Ama olsun; ateşi olmayan gönülde nur olmazmış. Gönül pınarından içtiğin her damlada beni hatırla, dertlerimizi bir kadeh gam gibi beraber içelim. Sen de buralardan geçersen, bir selamınla merhem ol şu derin yarama. Selam olsun yüreğinde hâlâ insanlık taşıyanlara...

Şiirden geriye kalan satırlar:

•Sazın teli zülfün teline değdiğinden beri, dert bizim dilimizde bal olmuştur.
•İnsan dediğin bir ibretlik aynadır; kırıldıkça kendini, bittikçe aslındaki Mevla’yı bulur.
•Hal ehli olmayana derdini açma; yarana merhem değil, tuz olurlar.
•Ömür dediğin bir nefestir; aldın bitti, verdin gitti. Bize kalan sadece gönüldeki o ince sızıdır.
•Dünya dediğin bir han, insan dediğin bir misafir; ne senden öte bir sen kalır, ne benden öte bir ben.

21 Nisan 2026 / Salı / Bartın

Halil Kumcu
Kayıt Tarihi : 20.04.2026 12:26:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!