Ölüm Kokusu Şiiri - Halil Kumcu

Halil Kumcu
677

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Ölüm Kokusu

Ankara’da ekimin o son günleri...
Naif bir ağrı dolanıyor damarlarımda.
Sol dizimde, sol yanımda inceden bir sızı,
Beklemek zor, bu soğuk demir kapılarda.

Meşhurdur bu diyarın ayazı, kışı;
Neylersin, kaderdir; yaşayıp göreceğim.
Her mevsim ayrı bir renk sürse de yüzüme;
Ben bu gece yüreğime o beyaz kefeni giydireceğim.

Varsın dövsün rüzgâr yüzümü, ne çıkar?
Varsın sadece üşüyen ellerim olsun...
Sokarım ceplerime, gizlerim yalnızlığımı;
Kurusun varsın ağzım, yüzüm, her yanım kurusun.

Ya kalbim... Kalbim üşürse ne yaparım?
Hangi yabancı gönle sığdırırım onu?
Yol yorgun artık, yolcu bin yıllık yorgun;
Ha kör kurşun gelmiş, ha o mukadder son kurşun...
Beyaza boyadım artık, o keskin ölüm kokusunu.

Işıklar söner, bir Ankara ayazı kalır geride,
Ne bir ses duyulur, ne de yarım kalmış bir hece.
Gidiyorum, adımı rüzgâra emanet ederek;
En beyaz uykuma dalıyorum bu gece.

Şiirden geriye kalan satırlar:

•Üşüyen elleri cebine sokarsın… ama üşüyen kalbi nereye saklayacaksın?
•Kör kurşunla son kurşun aynı yere değer: umut denen yere.
•Üşüyen elleri ısıtırsın da üşüyen kalbin çaresi yoktur.
•Kuru dudaklar susuzluktan değil, söyleyemediklerinden çatlar.
•Gecenin en soğuk yeri sokak değil; insanın içidir.

25 Ekim 2018 / Perşembe / Ankara

Halil Kumcu
Kayıt Tarihi : 11.02.2025 15:12:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


"Yolun sonunda yorgun bir kalp varsa, her adım bir sonbahar gibi solur."

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!