Kara bulutlar var üstümde,
Mısralar boğazımda düğümlendi.
Tel tel dökülen saçlarım,
Akşamında hüzünlendi.
Çok mu şey istedim senden,
Gönlüme oturdu hüzünler,
İçime ise koskoca bir ağlamak.
Farkındayım, az az ölüyorum;
Zormuş kalbim ondayken yaşamak.
Keşke, diyorum bazen, vuslat,
El ayak çekilince şurama,
Yarım kalmak acısı saplanır.
Ömrümün hazin günleri,
Gitmekle kalmak arasına sıkışır.
Her daim geç kalmıştır gidenler.
İnsanın yüreği de sinesi de,
Bu kadar mı yanar, bu kadar mı kavrulur?
Eğer seni yaralayan öz yareninse;
O yara daha derin sızlar, daha çok kanar...
Kabuk bağlamaz yarenin açtığı o yara,
Acı çektikçe çürür mü insanın vicdanı?
Hayat hiç bu kadar içten kanar mı, acır mı?
Parmaklarımın arasından kayıp gittiğin gün,
Kopardın bir yanımı, kanattın yaralarımı.
Söyleyemediklerimi sustuğum dilime yükledim,
Bilmezdim içine düşmeden önce,
Sevmenin, sevilmenin bu kadar yaktığını.
Ne unutabilirsin, ne de vazgeçebilirsin,
İliklerine işleyen o gözlerin çırpınışını.
Ayağında prangalarla çarmıha gererler,
En derininden özlemek neymiş…
Can yanarken, sol yanından üşürsün.
Sanki bir tabutun içine hapsolur,
Nasır tutmuş bir yürekle çürürsün.
Gözüne Azrail’in silueti ilişir,
Yıllardır bekliyor bir yanım,
Sanki gelecekmişsin gibi…
Her sabah ezanla çöker içime,
Birlikte kurduğumuz hayaller, ya Rabbi…
Yürüdüğüm sokaklar eskidi artık,
Gafil gezme, dünya bir düş yoludur,
Ne var ise hepsi sana yâr olmaz.
Yel eser, devranın dönüş yoludur,
Taht kursan da gönle yine yâr olmaz.
Köşkler yapsan altın ile gümüşten,
Koskoca bir hayatın heba olduğunu
Yaş aldıkça yalnızlaşınca anladım
Yalnızlaştıkça yaşlandım
Gözden göze hayır yok imiş yanar da buna yanarım
Birkaç kırışıklığın lafını bile etmiyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!