Gidiyorum yaşlar içinde,
Yine ahla bindi yollar yolum üstüne.
Güz yaprakları gibi düştüm,
Hatıralarım yağarken göz bebeklerine.
Bu koşuşturmaca hayatın içinde,
Hüznün tokadı savrulur her gece yüzümde,
Ağır gelir yorgun yüreğime dün, bugünden.
Sokaklarım sisli, karanlıklarım zamansız;
Her ekim, sessizce vazgeçerim ben kendimden.
Gözlerimden dökülür damlalar, kuru ve yapraksız,
Her sala sonrası bir kıvılcım,
Kocaman bir boşluk oluşur kafamda.
Herkes bir gün gider,
O fâni gençliğimden kalan çağımda.
Ateşe gönlümü attın da gittin,
Her şey için çok geç;
Deli bir âşık gibi bakma.
Uzaklara, çok uzaklara
Gitme isteği uyandırıyorsun sol tarafıma.
Kalp ritimlerim değişiyor;
Ak düşen gölgene dahi hasretim,
Ardından bakarken lal olur dilim.
Varlığından uzakta erir mazim,
Ah etsem de içimde kalanlara;
Zaman geçse de dinmez ki bu yara.
Bin bir çığlık içime çöktü birden,
Kalbimden yara düştü üstüne, hey.
Kurak kalbe her gece göçtü birden,
Neyden binlerce hece sessizce, hey.
Ezgiler düğümlendi boğazıma,
Nasıl da el sallıyor kapıdaki kış,
O kasvetli, o buz gibi soğuk yüzüyle...
Biliyorum, elbet bitecek bu gölge oyunu;
Tükenecek ömür, öyle veya böyle.
Dışarıda o bildik yağmur kokusu,
Bugün şubat ayında alelade bir pazar,
Dışarıda hafif rüzgâr savuruyor insanları.
Dalında kalan son yapraklar uçuşuyor havada;
Gözümden geçiyor sanki hayatın son anıları.
Elimde şekersiz, acımtırak bir bardak çay;
Zaman, en ürpertici nağmeleriyle,
Esiyor sonbahar akşamlarında.
Yaşanmamış hatıralar içimi sızlatır,
Kanatır nicedir söylenmemiş mısraları.
Esirgediğin acının izi var gözlerinde,
Pembe hülyalarda yarım kalmış bir aşkı anlatır.
Her şey bir hayal gibi geçti üzerimden,
Üç nefeslikmiş meğer bütün hayatım.
Biri dünde kaldı, gömüldü hatıralara;
Biri içimde, mahşere gider koşar adım.
Üç nefesin bütün hikâyesiymiş bu benlik,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!