Gönülden gönle köprüdür
Ömür verdiğim gözlerin.
Aşkın dilinde düğündür
Yürekten saran gözlerin.
Yaram var yârim üstünde,
Anıların sessiz serzenişinde,
Pullu vedalar vardı eskiden.
Yüreğini, yüreğinin içine koyup,
Gelinliğe sarılmış tabutla gelen.
Yorgun düşerdi gözler, iplik iplik.
Yokluk, mevsim gibi soğuktu.
Temmuzda kışı yaşıyordu gönül.
Gözlerimde hüzün rüzgârı,
Boğazımda düğüm düğüm kelimeler zül.
Beşinci mevsime hapsolmuştu umutlar,
Hüzünlü çocukluğumu kaybettim,
Kanadım kırıldı, ömür eskidi.
Bir bir daraldı sayılı günlerim,
Yollar, ay yıl aldı, gurbet eskidi.
Gözlerimde o nisan yağmurları,
Canlanır eski hatıralar,
Gözlerimde birer birer.
Bir adım ötesi karanlık,
İnceden bir sızıya benzer.
Gelip geçer eskiyen şeyler,
Alışamadım ben şimdiki sevdalara;
Kimse görmesin bendeki seni.
Ömrüm seni sevmekle son bulacak;
Bu bir aşk yemini.
Ne hayaller geçer önümden,
Adın yazılı alnıma,
Yârim yârim, esmer yârim.
Kor düştü kara bağrıma,
Yârim yârim, esmer yârim.
Gül ektim taşa toprağa,
Ölümün rengini söyleyebilir misin sen?
Bu dünyadan sonsuza giderken ebediyen…
Bembeyaz ve soğuktu ölüm, Sarıkamış'ta,
Beyazın esaretle geldiği o savaşta.
İçinizde bir sıcaklıkla gelirken ölüm,
Bedeninle hayallerin donar bölüm bölüm.
Kim susturdu seni böyle?..
Kim götürdü benden içeriye?
Hangi gece örttü üstünü karanlığın?
Mezar taşları bile küsmüş sanki dudağına,
Adın anılmıyor artık…
Har ile yandım ben dağlar içinde,
Ayrılık gönlümü hicran eyledi.
Tutuldum bir güzele bile bile,
Yazımı zamansız viran eyledi.
Ölürüm yolunda serden geçerek,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!