Her gün ölmek var ya,
Yokluk kapısında hiç olmak,
Her damla yaşla süzülürken sala,
Mevsimin yalnızlığına gem vurmak.
Geç kalmışlığın pişmanlığı içinde,
Boğazım satır satır düğümlenir.
Yüreğimin varamadığı dipsiz kuyular,
Eksik kalan yanımdan seslenir.
İnsan insanın aynası,
Bu da bir rüya,
En aldatıcı olanından.
Ömrümün kışına çiçek açtıramadım, ağlaya ağlaya.
Beyhude ümitlerle,
Seni andım en derinden yine dün gece.
Geçtim gönül bahçenden,
Sen yalancı omuzlarda gölgelenirken gizlice.
Dünya fani, bense ölümlüyüm,
Kabre girmeden kurtlandı naaş.
Kâbe’mi yıkmaya gelen Ebreh’e,
Hâlâ durur şuramda kuşların bıraktığı o son taş.
Hazanda her yer karanlık, güneşsizim,
Mahkûm ettin idama bir ip, bir sehpa.
Bir tekme vur ki iliklerime kadar titresin,
Ağır geliyor gırtlağıma kalbimdeki bu çıpa.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Yokluk kapısı aralanınca aynadaki yüz bile yabancılaşır.
•Gözyaşı, idam fermanının ıslak imzasıdır.
•Aynaya baktım; cellâdım bana benziyordu.
•Bir tekme değil, bir bakış yetti devrilmeme.
•Kalbimdeki çıpa, deniz görmemiş bir gemi gibi ağır.
23 Haziran 2020 / Çarşamba / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 14.02.2025 16:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"İçindeki boşlukları, dışındaki seslerle değil, kalbinin yankılarıyla doldur."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!