Kalabalıklar ortasında, bir başıma ve sessiz;
Kaldırımda yürüyorum, adımlarım belirsiz...
Hiç kimseye değmeden, hiçbir gölgeyi incitmeden;
Yalnızlığımla konuşuyorum, kimsesiz ve dertsiz.
Basıp geçiyorum insanların o kararmış yüzlerine;
Unutulmuş olmaya katlanamaz insan.
Bir söz söylemeye bile mecali kalmaz bu yüzden.
Yaşamaktan usanır; bir bunaltı kaplar içini,
Soluğu daralır durup dururken.
Günlerce kaskatı kesilir yüreğin.
Her zaman koyduğum yere,
Elim yavaşça uzanır, bu sefer temkinli.
Guguklu saat misali,
Ağır ağır yürürüm… kalp hâlâ kilitli.
Ne çok şey anlatıyor sorular;
Yüzüme bakıyor bir resmin,
Uzayıp giden raylarda,
Hiçbir yolculuk hiçbir yere taşımıyor beni,
Her dem artan bir hüznün iç yangınıyla şuramda.
Ne kara kışlar gördüm,
Ağustosta, kalbim üşür.
Kardan kelebek gibiyim.
Korkuyorum, ya yağmur yağarsa?
Kelebek ömrü kadar düşlerim.
Bir günde soldu renklerim,
Yol uzundur, azığın az;
Gurbet çöker, ağlar kardeş.
Bir selamın bile şaşmaz,
Bin yarayı dağlar kardeş.
Felek döner, devran döner;
İçimdeki yangınla dalıp gittim,
Dünyanın binbir türlü haline.
Gönül tellerimdeki nağmeler,
Uzun bir hasret türküsü tutturdu diline.
Bir türlü durduramıyorum
Bir matemin ümitsizliği çöker içime sessizce.
Kırık dökük nağmeler ruhumu titretir,
Dindi sanma bu fırtına, geçmez bu keder;
Ruhum, yatağına sığmayan öfkeli bir nehir.
Hiçbir yaşa sığmadı benim o yorgun sol yanım,
Ne çok hazindir ki aşk ile meşkin,
Yan yana durup da kavuşmaması.
İç içe geçse de kalpte gözlerin,
Bir ömür görüp de kavuşmaması.
Ne yandık ne söndük bu çile ile,
Anladım ki özlediğim,
Bambaşka bir hayat.
Ölümden öte ne var ki?
Bütün yolların sonu mukadderat.
Habire başımda dönen,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!