Bir matemin ümitsizliği çöker içime sessizce.
Kırık dökük nağmeler ruhumu titretir,
Dindi sanma bu fırtına, geçmez bu keder;
Ruhum, yatağına sığmayan öfkeli bir nehir.
Hiçbir yaşa sığmadı benim o yorgun sol yanım,
Yarım kalan bütün sözler, bir yük gibi kalbimde.
Sanki cansız, soğuk bir kütle şimdi dudaklarım;
Sürgün yiyen gözlerim, hapsolmuş gözlerinde.
Konuşurum geceleri, lambanın o hafif ışığında,
Tütün dumanı gelir, sağır edercesine kulaklarımı tıkar.
Bütün hislerim boğulur bu zifiri karanlıkta;
Acılarım, sonu olmayan bir derinlikte sızlar.
Hayatımın o eski, silinmiş şekilleri geçer önümden,
Birer birer beynimden, damarlarıma süzülür.
Eskiden neşe saçan o deli kavak yelleri;
Artık gün be gün, benimle birlikte toprağa gömülür.
Ne bir limanım kaldı, ne tutunacak bir dalım,
Kendi karanlığında kaybolan, o meçhul masalım.
Anladım ki ey hayat; bu bitmek bilmez kederde,
Ben her gün biraz daha, kendi kendimin uzağıyım.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Bazı sürgünler şehirden değil, bir çift gözden yenir.
•Yarım kalmış bir hayat, tam bir hüzün eder.
•İnsan en çok kendi hayalinden kovulur.
•Kavak yelleri bittiğinde başlar asıl hesaplaşma.
20 Mayıs 2020 / Çarşamba / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 14.02.2025 16:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Zamanın her anı, seni içinde barındıran bir anı bırakır; unutmak, hatırlamak kadar zordur."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!