Kalabalıklar ortasında, bir başıma ve sessiz;
Kaldırımda yürüyorum, adımlarım belirsiz...
Hiç kimseye değmeden, hiçbir gölgeyi incitmeden;
Yalnızlığımla konuşuyorum, kimsesiz ve dertsiz.
Basıp geçiyorum insanların o kararmış yüzlerine;
Aldırmıyorum artık bu bitmek bilmeyen hüzne.
Parçalanmış yüreğimden haber ver ey yabancı;
Aynadaki o darmadağın, o yorgun suretine.
Vakit imsak... İçimde bir ses beni çağırıyor;
Kaldırımların ardından, derinden bir ses yankılanıyor.
Gecenin o son ve en soğuk nefesiyle beraber;
Kaldırımla beni, sessizce yerle bir ediyor.
Kalmadı artık bu taşlarda insanların o şen ayak sesleri;
Ne bir dilencinin el açışı kaldı, ne de o eski ezgileri...
Seyyar satıcıların o kutsal alın teri bile çekildi;
Sokaklar şimdi yorgun, sokaklar şimdi çok geri.
Çoktan göç etti bu şehirden o narin ateş böcekleri;
Gece karanlık artık, gece alabildiğine ıssız...
Sokak lambaları boynunu bükmüş, onlar da yapayalnız;
Bir ben varım kaldırımlarda, bir de birkaç evsiz barksız.
Hayatla ölümün mesafesi, biliyorum bir kurşun atımı;
Duyuyorum artık arkamdan gelen o kaçınılmaz adımı.
İşte gidiyorum kaldırımlar, bırakıyorum bu şehri;
Gidiyorum... Karşımdadır şimdi o en büyük yol ayrımı.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Kalabalık dediğin şey, insanın yalnızlığını çoğaltır sadece.
•Kimseye değmeden yürürsün… ama hayat gelip tam kalbine çarpar.
•Aynadaki suret dost değildir; bazen en büyük tanık odur.
•İmsak vakti, gecenin bittiği değil; insanın dağıldığı saattir.
•Dilencinin sesi kesilince, şehir zenginleşmez… sadece vicdan fakirleşir.
4 Eylül 2018 / Salı / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 11.02.2025 13:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Zaman, en derin yaraları bile iyileştirir; ama izleri, ruhumuzda bırakır."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!