Her zaman koyduğum yere,
Elim yavaşça uzanır, bu sefer temkinli.
Guguklu saat misali,
Ağır ağır yürürüm… kalp hâlâ kilitli.
Ne çok şey anlatıyor sorular;
Bu çalan alarm çanları da neyin nesi?
Lisanlar bile yabancı olmuş benliğime;
Bulutlar kadar geçici her birisi…
Yeniden, sıfırdan başlıyor,
Gittikçe artan yalnızlığım.
Elli yıl sonra açtığım gözlerimde,
Yine o annemin karnındaki zavallılığım.
Geçmeyi ne çok isterdim,
Hoş bir seda gibi bu dünyadan.
Zihnimin yorgunluğu,
Gözüme vuruyor… bu sonsuz vedadan.
Penceremden görünmüyor,
Cevabını bir türlü bulamadığım sorular.
Boş laflarla tükenen her nefeste,
Kitaplar gibi… kapanmıyor yaralar.
Bir mektup bıraktım rüzgâra okunmaz,
Satır satır silinmiş tüm cümlelerim.
Ne bir iz kaldı avuçlarımda senden,
Ne de inanacak gücüm var kendime, benim.
Ve şimdi… susuyorum sonsuzluğa karşı;
Ne bağırabiliyorum ne de sevebiliyorum artık.
Kapanmıyor yaralar… alıştım kanamaya;
Ölüm bile geç kalıyor… yaşamak kadar anlık…
Halil Kumcu
📍Şair Notu: Bu şiir, insanın kendi içine dönüp baktığında karşılaştığı en büyük suskunluğun; zamanla, hafızayla ve eksik kalmış sevgilerle çatışmasının bir yansımasıdır. "Kapanmayan yaralar", yalnızca fiziksel değil, ruhsal izlerin ve bitmeyen iç hesaplaşmaların metaforudur. Her satırda geçmişe bir dokunuş, geleceğe bir susuş vardır. Bazen bir soru kadar ağır, bazen bir sessizlik kadar keskindir duygular. Bu şiir, bir vedanın tam ortasında, kalabalıklar içinde büyüyen bir yalnızlığın şiiridir.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Yalnızlık, insanın kendi yorgunluğuna sığınmasıdır.
•Söylenmeyen sözler en çok kalbi yorar.
13 Temmuz 2023 / Perşembe / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 24.02.2025 09:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Yaralar, zamanla kapanmak yerine derinleşir; her geçen an, içsel yalnızlığımızın yankısını ve yanıtını bulamadığımız soruların ağırlığını taşır."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!