Karanlıklar, güneşli günler içinde,
Son kırıntılar… belki de son gün.
Kapkara bulutlar çökmüş üzerimize,
Dışımız, içimize sürgün.
Her gün biraz daha kan…
Elbet doğar gökkuşağı saçlarında.
Varsın düşmezse düşmesin ölüm;
Nasılsa çürürüz bir mezarda.
Kokun sinmiş bir kefenlik elbiseye,
Gönül demliğinde kalır nefesin.
Şurama batan o keskin bıçak,
Parçalar göğsümü gözlerin.
Ateşe düşen yanar elbet;
Hasret gibi yüreğe iner ismin.
Kim yazdı, hangi kitapta, hangi kalemde?
Kör bir kuyuda son… ayırt etmeksizin.
📍Şair Notu: Bu şiir, aslında benim değil, sizin kalbinizde saklı olan bir çığlığın yankısıdır. Hepimiz bir gün, gözlerimizi kapatıp içimize döndüğümüzde, karşımıza çıkar o “kör kuyu.” Kimi için bir yalnızlık, kimi için bir aşk, kimi içinse ölümün gölgesidir. Okur dostum… Belki siz de bu dizeleri okurken, kendi içinizdeki karanlıkla yüzleşeceksiniz. Çünkü herkesin hayatında bir gün, nefesini kesen bir bıçak, içine sığmayan bir özlem, göğsüne çöken bir bulut olmuştur. Ben sadece o acının adını koymaya çalıştım. Şiir bittiğinde, içinizde hâlâ bir sancı kalıyorsa bilin ki, bu şiir aslında sizin için yazılmıştır.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Gözler, bazen bir bıçak kadar keskin, bir mezar kadar derindir.
•İnsanın en karanlık yalnızlığı, kalabalıkların ortasında başlar.
•Bir gökkuşağına kavuşmak için önce selin altında yanmak gerekir.
11 Mayıs 2021 / Salı / Ankara
Halil KumcuKayıt Tarihi : 19.02.2025 14:54:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Kör bir kuyu, yalnızca karanlığın değil, içsel acının da sessiz yansımasıdır; her yara, zamanın biriktirdiği hüzünle derinleşir."




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!