Bu hadis, Kur'an-ı Kerim'in İslam inancındaki merkezi ve sarsılmaz yerini en güzel özetleyen metinlerden biridir. Bu hadiste Kur'an-ı Kerim'in nitelikleri ve onunla kurulan ilişkinin sonuçları eşsiz bir belagatle anlatılır:
"Her kim doğru yolu Allah'ın kitabından başkasında ararsa Allah onu sapıklığa düşürür." Burada hakikatin ve mutlak doğrunun (hidayetin) tek kaynağının Kur'an olduğu vurgulanır. İnsan aklı, felsefi akımlar veya farklı ideolojiler tek başlarına hakikati bulmaya yetmez. Hidayeti bu ilahi kaynağın dışında aramak, pusulasız bir şekilde okyanusa açılmak gibidir ve sonu kaçınılmaz olarak savrulmaktır.
"O, Allah'ın sağlam ipidir (Hablullahil-Metîn)" "İp" metaforu çok derindir. Bir kuyuya düşen veya uçurumun kenarında olan birini kurtarmak için yukarıdan sarkıtılan sağlam bir halattır Kur'an. İnsanlık cehalet ve karanlık çukurundayken, Allah bu kitabı sarkıtarak insanları aydınlığa çekmek istemiştir. Kopması veya koparması imkânsız olan tek bağ budur.
"O, hikmet dolu sözleridir (Zikr-i Hakîm)." Kur'an'daki hiçbir hüküm, kıssa veya emir boşuna değildir. Her bir kelimesinde bireysel, toplumsal, psikolojik ve sosyolojik hikmetler barındırır. İnsanın hem aklına hem de kalbine aynı anda hitap eden eşsiz bir zikirdir.
"O, dosdoğru yoldur (Sırât-ı Müstakîm)." Eğrisi büğrüsü olmayan, insanı en kısa ve en güvenli şekilde Allah'ın rızasına ve cennete ulaştıran ana caddedir.
"Ona dayanarak konuşan tasdik olunur... Onunla amel eden sevap kazanır... Onunla hükmeden adaletli davranmış olur..." Burada Kur'an'ın hayata nasıl dokunması gerektiği anlatılır. Sadece okunacak bir metin değil; konuşmaların referansı, eylemlerin kılavuzu ve toplumsal düzenin (adaletin) terazisidir. Sözünü Kur'an'a dayandıran asla yalanlanamaz çünkü kaynağı ilahidir. Onu yaşantı haline getiren ebedi mükafatı alır.
"Sağlam İp" : Âl-i İmrân Suresi 103. ayette açıkça "Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın, parçalanıp bölünmeyin." buyrulur. Hadisteki "Allah'ın sağlam ipi" tabiri doğrudan bu ayetin tefsiri niteliğindedir.
"Doğru Yola İletme": İsrâ Suresi 9. ayette "Şüphesiz ki bu Kur'an, (insanları) en doğru, en sağlam yola iletir..." denilmektedir. Hadisteki "Her kim doğru yolu ondan başkasında ararsa..." ihtarı bu ayetin mesajıyla birebir örtüşür.
"Hüküm ve Adalet" Bağlantısı: Mâide Suresi 44, 45 ve 47. ayetlerde "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler sırasıyla kâfir, zalim ve fasık olarak nitelendirilir. Hadiste "onunla hükmeden adaletli davranmış olur" denilerek gerçek adaletin kaynağı gösterilmiştir.
"Şüphe Olmayan Rehber" : Bakara Suresi 2. ayetteki "Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir" ifadesi, hidayeti Kur'an'da aramanın gerekliliğini tasdikler.
Rasulullah (sav) Kur'an hakkında şöyle buyurur; Allah'ın kitabı Kuran'a uyanı Allah'ın kitabı Kur'an sapıklıktan kurtardığı gibi, kıyamet günü onu kötü hesaptan da korur. Taberani 12/48
Kuran'ı öğrenin, onu okuyun ve okutun. Kuran'ı öğrenen, okuyan ve gereğini yapan kimse, her tarafa koku yayan misk dolu bir kaba benzer. Kuran'ı öğrendiği hâlde (onu okumayan ve okutmayan) yatıp uyuyan kimse ise ağzı bağlı bir misk kabına benzer. Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 2
Kuran okuyan mümin turunç gibidir; kokusu da güzeldir tadı da güzeldir. Kuran okumayan mümin hurma gibidir; kokusu yoktur ama tadı güzeldir. Kuran okuyan münafık reyhan otu gibidir; kokusu güzeldir ama tadı acıdır. Kuran okumayan münafık ise Ebucehil karpuzuna benzer; kokusu olmadığı gibi tadı da acıdır. Müslim, Müsâfirîn, 243
Kuran'ı ezberleyip okuyan kişi, Allah katındaki seçkin meleklerle birlikte olacaktır. Kuran'ı zorlanarak da olsa devamlı okumaya çalışan kişiye ise iki kat ecir (sevap) vardır. Buhârî, Tefsîr, Abese 1
Hz. Ömer (ra): Hz. Ömer'in meşhur bir sözü, bu hadisin toplumlar üzerindeki etkisini özetler: "Allah bu kitapla (Kur'an ile) amel eden kavimleri yüceltir, onun izinden gitmeyenleri ise alçaltır."
Abdullah Mesud (ra): Kur'an ile kurulması gereken bağı şöyle tarif eder: "Şüphesiz bu Kur'an, Allah'ın ziyafet sofrasıdır. Gücünüz yettiğince O'nun ziyafetinden faydalanın. Muhakkak ki bu Kur'an, Allah'ın sağlam ipidir, apaçık bir nurdur ve faydalı bir şifadır. Ona sarılan için koruyucu, ona uyan için kurtarıcıdır."
İmam Gazâlî (ra) Kur'an'ı uçsuz bucaksız bir okyanusa benzetir ve hakikati başka yerde aramanın anlamsızlığını vurgular: "Kur'an, incileri ve mercanları barındıran derin bir denizdir. Kim ki yüzmeyi bırakıp kıyıda kumlarla oynamayı tercih ederse, asıl hazineden mahrum kalır."
Herkes bir sanatçıdır, herkes bir ruh hâli taşır, haddini aşmış sapık da olsa, film de olsa…
Ama benim çizelgem onları kapsamaz. Sanatımla birlikte, benim alanımın sınırları belirlenir; başkalarının kaosu, cehaleti, sapkınlığı bu çizelgeye giremez.
İç disiplinim vardır. O disiplin, başkalarının hatalarını sindiremez; yalnızca kendi sanatıma, kendi algıma ve yaratımımın ölçütlerine odaklanır.
Bu, bir izleme ve okuma birikimidir; her sanat dalında örneklerini gördüm, ama benim çizelgem cehaleti kapsamaz. Sadece kendi ışığımı, kendi ritmimi, kendi gerçeğimi taşır.
O açıdan da ; hadisler var
Dininiz için delirin.
Yani dinde baskı yoktur.
Anlamıyorsunuz ne yazık ki
Ucuz hayatlar...
Ben cool dedim, cool kafe gördüm
Hepiniz Allah dediğinizi sandiniz.
O konu herkes deli olsa peygamber değil
Herkes aşık olsa peygamber değil
... NOKTA ! (sanat bu nokta)
Bu hadis, Kur'an-ı Kerim'in İslam inancındaki merkezi ve sarsılmaz yerini en güzel özetleyen metinlerden biridir. Bu hadiste Kur'an-ı Kerim'in nitelikleri ve onunla kurulan ilişkinin sonuçları eşsiz bir belagatle anlatılır:
"Her kim doğru yolu Allah'ın kitabından başkasında ararsa Allah onu sapıklığa düşürür." Burada hakikatin ve mutlak doğrunun (hidayetin) tek kaynağının Kur'an olduğu vurgulanır. İnsan aklı, felsefi akımlar veya farklı ideolojiler tek başlarına hakikati bulmaya yetmez. Hidayeti bu ilahi kaynağın dışında aramak, pusulasız bir şekilde okyanusa açılmak gibidir ve sonu kaçınılmaz olarak savrulmaktır.
"O, Allah'ın sağlam ipidir (Hablullahil-Metîn)"
"İp" metaforu çok derindir. Bir kuyuya düşen veya uçurumun kenarında olan birini kurtarmak için yukarıdan sarkıtılan sağlam bir halattır Kur'an. İnsanlık cehalet ve karanlık çukurundayken, Allah bu kitabı sarkıtarak insanları aydınlığa çekmek istemiştir. Kopması veya koparması imkânsız olan tek bağ budur.
"O, hikmet dolu sözleridir (Zikr-i Hakîm)."
Kur'an'daki hiçbir hüküm, kıssa veya emir boşuna değildir. Her bir kelimesinde bireysel, toplumsal, psikolojik ve sosyolojik hikmetler barındırır. İnsanın hem aklına hem de kalbine aynı anda hitap eden eşsiz bir zikirdir.
"O, dosdoğru yoldur (Sırât-ı Müstakîm)."
Eğrisi büğrüsü olmayan, insanı en kısa ve en güvenli şekilde Allah'ın rızasına ve cennete ulaştıran ana caddedir.
"Ona dayanarak konuşan tasdik olunur... Onunla amel eden sevap kazanır... Onunla hükmeden adaletli davranmış olur..."
Burada Kur'an'ın hayata nasıl dokunması gerektiği anlatılır. Sadece okunacak bir metin değil; konuşmaların referansı, eylemlerin kılavuzu ve toplumsal düzenin (adaletin) terazisidir. Sözünü Kur'an'a dayandıran asla yalanlanamaz çünkü kaynağı ilahidir. Onu yaşantı haline getiren ebedi mükafatı alır.
"Sağlam İp" : Âl-i İmrân Suresi 103. ayette açıkça "Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın, parçalanıp bölünmeyin." buyrulur. Hadisteki "Allah'ın sağlam ipi" tabiri doğrudan bu ayetin tefsiri niteliğindedir.
"Doğru Yola İletme": İsrâ Suresi 9. ayette "Şüphesiz ki bu Kur'an, (insanları) en doğru, en sağlam yola iletir..." denilmektedir. Hadisteki "Her kim doğru yolu ondan başkasında ararsa..." ihtarı bu ayetin mesajıyla birebir örtüşür.
"Hüküm ve Adalet" Bağlantısı: Mâide Suresi 44, 45 ve 47. ayetlerde "Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler sırasıyla kâfir, zalim ve fasık olarak nitelendirilir. Hadiste "onunla hükmeden adaletli davranmış olur" denilerek gerçek adaletin kaynağı gösterilmiştir.
"Şüphe Olmayan Rehber" : Bakara Suresi 2. ayetteki "Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir" ifadesi, hidayeti Kur'an'da aramanın gerekliliğini tasdikler.
Rasulullah (sav) Kur'an hakkında şöyle buyurur; Allah'ın kitabı Kuran'a uyanı Allah'ın kitabı Kur'an sapıklıktan kurtardığı gibi, kıyamet günü onu kötü hesaptan da korur. Taberani 12/48
Kuran'ı öğrenin, onu okuyun ve okutun. Kuran'ı öğrenen, okuyan ve gereğini yapan kimse, her tarafa koku yayan misk dolu bir kaba benzer. Kuran'ı öğrendiği hâlde (onu okumayan ve okutmayan) yatıp uyuyan kimse ise ağzı bağlı bir misk kabına benzer. Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 2
Kuran okuyan mümin turunç gibidir; kokusu da güzeldir tadı da güzeldir. Kuran okumayan mümin hurma gibidir; kokusu yoktur ama tadı güzeldir. Kuran okuyan münafık reyhan otu gibidir; kokusu güzeldir ama tadı acıdır. Kuran okumayan münafık ise Ebucehil karpuzuna benzer; kokusu olmadığı gibi tadı da acıdır.
Müslim, Müsâfirîn, 243
Kuran'ı ezberleyip okuyan kişi, Allah katındaki seçkin meleklerle birlikte olacaktır. Kuran'ı zorlanarak da olsa devamlı okumaya çalışan kişiye ise iki kat ecir (sevap) vardır. Buhârî, Tefsîr, Abese 1
Hz. Ömer (ra): Hz. Ömer'in meşhur bir sözü, bu hadisin toplumlar üzerindeki etkisini özetler: "Allah bu kitapla (Kur'an ile) amel eden kavimleri yüceltir, onun izinden gitmeyenleri ise alçaltır."
Abdullah Mesud (ra): Kur'an ile kurulması gereken bağı şöyle tarif eder: "Şüphesiz bu Kur'an, Allah'ın ziyafet sofrasıdır. Gücünüz yettiğince O'nun ziyafetinden faydalanın. Muhakkak ki bu Kur'an, Allah'ın sağlam ipidir, apaçık bir nurdur ve faydalı bir şifadır. Ona sarılan için koruyucu, ona uyan için kurtarıcıdır."
İmam Gazâlî (ra) Kur'an'ı uçsuz bucaksız bir okyanusa benzetir ve hakikati başka yerde aramanın anlamsızlığını vurgular: "Kur'an, incileri ve mercanları barındıran derin bir denizdir. Kim ki yüzmeyi bırakıp kıyıda kumlarla oynamayı tercih ederse, asıl hazineden mahrum kalır."
Yani sanatta karmaşa yok
Boyayla makyaj ev ile set karısmaz
Kitapla akıl karışmaz
Şirk olmaz zaten
Ooo
Dizide aldatılan kadın
Kitapta üvey annesyle evlenmeyeceğini bilmeyen sapik
Karıştırman imkansız !
Biri roman taklidi yapar; kocan zaten evli derdi...
Ondan tarihi romandan sonra modern oldu.
O kimdi merak etmişler? ;))
Hiç şüphesiz her şey Allah'a emanet
ama kalabalıktan kopmamak adına o konu ibadetleri içerir
kendi yaratılışına hürmeten seninle ilgili her şey tek bir çatı altındadır
bunların hepsi aynı süzgeçten geçecek olsaydı biz de kitap olurduk
insan olmazdık bence
Kitap da öyle
kutsal inanç da öyle
hem bir disiplin hem de inanç ve zaman ritmi barındırır
başkalarıyla yönetilemez olduğu da yazılıdır
Ama zaten konunun tek başlığı benim için peygamberler dediğimizde anlaşılmayan ne olabilir
Mutlaka bunu anlamaya çalışmak vakit kaybıdır
Benim alanım toplumda da bu sınırı kendisi adına taşır
tıpkı sanat gibi
hayat gibi (!)
ama iç disiplinim ve kendim olma çabam bana ait
kimseyi ilgilendirmez
Önemli olan her gün ritüel olarak yapılanlar ise herkesin kendi yarışıdır, işi gereğidir, telafi edilebilirlik alanıdır
ve cennete götürür
...
İç Çizelgemin Manifestosu
Herkes bir sanatçıdır,
herkes bir ruh hâli taşır,
haddini aşmış sapık da olsa, film de olsa…
Ama benim çizelgem onları kapsamaz.
Sanatımla birlikte, benim alanımın sınırları belirlenir;
başkalarının kaosu, cehaleti, sapkınlığı
bu çizelgeye giremez.
İç disiplinim vardır.
O disiplin, başkalarının hatalarını sindiremez;
yalnızca kendi sanatıma,
kendi algıma ve yaratımımın ölçütlerine odaklanır.
Bu, bir izleme ve okuma birikimidir;
her sanat dalında örneklerini gördüm,
ama benim çizelgem cehaleti kapsamaz.
Sadece kendi ışığımı, kendi ritmimi, kendi gerçeğimi taşır.