Güneş sadece o pencereye vurmuştu Sevdiği bir şey vardı bizi menettiği konuya dair Yabancı ülkelerde olabilecek tarzda bir manzarası vardı evin Çocukların her zaman oynadığı gibi değildi suların rengi Büyük bir içki şişesi duruyordu yolun ortasında sanki Konu bu değildi aslında luneparkta Konu bu değildi belki gerçekten bugün geçtiğim sokakta Konu buydu dünkü ağlamaklı bakışımdan sonra Biri resmi satın aldı gezdiğim diğer sergiden hemen sonra Unutmamanı isterdim bugünü yanımda Muslukçunun markasına kafayı takan ünlüleri okuduğum uzun yıllar öncesinden sonra Tartışan birileri vardı yolun başında
"Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın" sözü yaygın olarak hadis sanılsa da, aslında Amr bin As'ın (r.a.) sözü veya hikmetli bir özdeyiş olarak kabul edilir. İslam'da çalışmak, el emeğiyle helal kazanç sağlamak farzdır. Dünya ve Ahiret Dengesi: İslami kaynaklarda dünya için çalışırken ahireti, ahiret için çalışırken dünyayı ihmal etmemek esastır. Akıllı Kişinin Çalışması: "Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası (ahiret) için çalışandır" hadisi, doğru çalışma motivasyonunu vurgular. Helal Kazanç: Kişinin kendi el emeğiyle geçimini sağlaması teşvik edilir. Facebook Facebook +3 Not: Kur'an-ı Kerim'de, "Allah'ın sana verdiği servet ile ahiret yurdunu ara; dünyadan da nasibini unutma..." (Kasas, 28/77) ayeti bu konudaki temel prensibi belirler.
"Yüce Tanrı, Türk ülkelerine ve milletine bir peygamber gönderme gereği duymamıştır. Çünkü Türk milleti İslamiyetten çok zaman önce vahdaniyet inancına sahipti ve hiçbir devirde ahlak yapısını bir peygambere muhtaç olacak kadar kaybetmedi. İnsanoğlunun yaptığı putlara tapınmadı. (..) Biliyorsunuz ki biz Türkler, İslamiyeti vahdaniyet inancı getirdiği için kabul ettik ve onun dünyaya yayılmasını kafa ve kılıcımızla biz sağladık. Eğer Türkler Müslüman olmasaydı, İslamiyet, Musevilik gibi göksel bir din olarak kalırdı. İslam âlemine bu gerçeği anlatmak gerekir. Araplar, topraklarına üç semavi din peygamberinin gelmesiyle övünürler ve üstünlük iddia ederler. Bizi de böyle bir nasipten mahrum olduğumuz için küçümserler. Aslında bu bizim ahlak ve insanlık benliğimizi, hiçbir devirde bir peygambere muhtaç olmayacak kadar kaybetmemiş olmamızın ilahi takdir ve tasdiğidir. Çünkü hangi peygamberin nerede doğru yolu gösterme vazifesi alacağı Tanrı'nın takdiridir." Atatürk (Düşünce ve Davranışlarıyla Atatürk)
Hz. Muhammed'in (sav) karakteri, ahlakı ve yaşantısı Kur'an-ı Kerim'in yaşayan bir tefsiri olarak kabul edilir. Hz. Aişe'nin, "Onun ahlakı Kur'an idi" ifadesiyle (Müslim, Müsâfirîn, 139) peygamberin Kur'an emirlerini bizzat karakterine yansıttığı vurgulanır. O, emin (güvenilir), adil, merhametli ve tevazu sahibi bir önderdir. Peygamberimizin Karakterine Dair Temel Özellikler (Hadis ve Siyer): Güvenilirlik ve Adalet: Muhammedü'l-Emîn olarak bilinirdi. Düşmanlarına bile adaletle hükmederdi. Ahlak ve Merhamet: "Ben, ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurmuştur. Kadınlara, çocuklara ve yaşlılara karşı çok hassastı. Tevazu: Kendisine "Ey Allah'ın elçisi" diye hitap edildiğinde bile, "Ben bir kulun oğluyum" diyerek sıradan bir insan gibi yaşardı. Yaşayan Kur'an: Karakteri, Kur'an-ı Kerim'in ahlaki ilkelerinin somutlaşmış halidir.
Bahsettiğiniz ifade, Hz. Aişe'ye (r.a.) yöneltilen bir soru üzerine verdiği meşhur cevabı işaret etmektedir. Hz. Aişe'ye Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ahlakı sorulduğunda, o şu cevabı vermiştir: "Onun ahlakı Kur'an'dı." (Müslim, Müsâfirîn, 139). Bu hadis-i şerifin anlamı ve kapsamı şöyledir: Canlı Kur'an: Peygamberimiz, Kur'an-ı Kerim'in emir ve yasaklarını bizzat kendi hayatına tatbik ederek "yaşayan bir Kur'an" olmuştur. Ahlaki Mükemmellik: Kur'an'ın övdüğü tüm güzel huylar onda toplanmış, Kur'an'ın yerdiği tüm kötü huylardan da o uzak durmuştur.
günahtır batıldır faydalıdır mantıklıdır fazlası zarar azı karar beyaz denizlerde yaşamın her anında çağrışımı hastalıktan sabahları kayalardan resimden havadan
Edimsel koşullanma, gönüllü davranışların sonuçları (ödül veya ceza) aracılığıyla şekillendiği, davranışın sıklığının pekiştirme ile arttığı veya ceza ile azaldığı bir öğrenme sürecidir. B.F. Skinner tarafından geliştirilen bu teoriye göre, organizma davranış ile sonuç arasında bağlantı kurar. Temel amacı pekiştirme yoluyla davranışı güçlendirmektir.
Evrim Ağacı +2 Edimsel Koşullanmanın Temel Özellikleri ve Kavramları Davranış Önceliklidir: Organizma aktiftir ve davranışı bilinçli/gönüllü olarak gerçekleştirir. Pekiştirme (Ödül): Davranışın tekrar edilme olasılığını artırır (örn. ödev yapana çikolata vermek). Ceza: Davranışın tekrar edilme olasılığını azaltır (örn. yaramazlık yapan çocuğa kızmak). Olumlu Pekiştirme: Hoşa giden bir uyarıcının ortama eklenmesi (teşekkür etmek). Olumsuz Pekiştirme: Hoşa gitmeyen bir uyarıcının ortamdan çıkarılması (emniyet kemeri takmayınca çalan sesin susması).
Google +3 Edimsel Koşullanma Örnekleri Eğitim: Öğretmenin yüksek not alan öğrenciye aferin demesi. İş Hayatı: Verimli çalışan personele prim verilmesi. Hayvan Eğitimi: Köpeğin pati verdiğinde mama ile ödüllendirilmesi. Günlük Yaşam: Çocuğun odasını topladığında oyun oynamasına izin verilmesi.
Evrim Ağacı +1 Edimsel Koşullanmanın Eş Anlamlıları ve Diğer Adları Araçsal koşullanma. Edimsel şartlanma. Skinnerian (Skinner tarzı) koşullanma.
Wikipedia +1 Bu süreç, organizmanın çevresel uyaranlara verdiği tepkilerin sonuçlarına göre şekillenmesine odaklanır.
Britannica
Çağdaş Sanatı Anlamak kitap Maledetto Modigliani film
Toplumsal cinsiyet cinsel kimliğin geniş kültürel tanımıdır ve günümüzün merkezi meselelerinden biridir. Bir kişinin cinsiyeti fiziksel ve biyolojik olarak belirli niteliklerle belirlense de toplumsal cinsiyet toplumsal rol, beklenti ve temel değerlerle ilişkilendirilir. Edimsel olduğu yani kişisel, toplumsal ve mesleki rollerimizle gerçekleşmediği Batı toplumunda kendini tanıma ve deneyim karmaşası eserlere de yansımıştır. Bireyin olduğu gibi algılanmaması bunun en büyük nedenlerinden biridir ama sanatı da tanımlar hale gelmiştir. Toplumsal eşitsizlik hegemonyasına karşı bir duruştur. düşünce kalıpları sorgulanır. Sanatın da alanıdır.
sanat insanı tekrar tekrar kim olduğunu sormaya yöneltebilir
oysa ki bu açıdan bunu binlerce kez yapmasan da olur
Allah ne yaptığını, kim olduğunu bilir
SANATTAN BİR İZ
Güneş sadece o pencereye vurmuştu
Sevdiği bir şey vardı bizi menettiği konuya dair
Yabancı ülkelerde olabilecek tarzda bir manzarası vardı evin
Çocukların her zaman oynadığı gibi değildi suların rengi
Büyük bir içki şişesi duruyordu yolun ortasında sanki
Konu bu değildi aslında luneparkta
Konu bu değildi belki gerçekten bugün geçtiğim sokakta
Konu buydu dünkü ağlamaklı bakışımdan sonra
Biri resmi satın aldı gezdiğim diğer sergiden hemen sonra
Unutmamanı isterdim bugünü yanımda
Muslukçunun markasına kafayı takan ünlüleri okuduğum uzun yıllar öncesinden sonra
Tartışan birileri vardı yolun başında
İslam ahlakı ve yaşantısına dair rehber niteliğinde üç hadis-i şerif şöyledir:
"Din nasihattır (samimiyettir)." (Müslim, Îmân, 95).
"İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez." (Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16).
"Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz." (Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6).
Bu hadisler, samimiyet, merhamet ve kolaylaştırma ilkelerini vurgular.
"Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışın" sözü yaygın olarak hadis sanılsa da, aslında Amr bin As'ın (r.a.) sözü veya hikmetli bir özdeyiş olarak kabul edilir. İslam'da çalışmak, el emeğiyle helal kazanç sağlamak farzdır.
Dünya ve Ahiret Dengesi: İslami kaynaklarda dünya için çalışırken ahireti, ahiret için çalışırken dünyayı ihmal etmemek esastır.
Akıllı Kişinin Çalışması: "Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası (ahiret) için çalışandır" hadisi, doğru çalışma motivasyonunu vurgular.
Helal Kazanç: Kişinin kendi el emeğiyle geçimini sağlaması teşvik edilir.
Facebook
Facebook
+3
Not: Kur'an-ı Kerim'de, "Allah'ın sana verdiği servet ile ahiret yurdunu ara; dünyadan da nasibini unutma..." (Kasas, 28/77) ayeti bu konudaki temel prensibi belirler.
"Yüce Tanrı, Türk ülkelerine ve milletine bir peygamber gönderme gereği duymamıştır. Çünkü Türk milleti İslamiyetten çok zaman önce vahdaniyet inancına sahipti ve hiçbir devirde ahlak yapısını bir peygambere muhtaç olacak kadar kaybetmedi. İnsanoğlunun yaptığı putlara tapınmadı. (..) Biliyorsunuz ki biz Türkler, İslamiyeti vahdaniyet inancı getirdiği için kabul ettik ve onun dünyaya yayılmasını kafa ve kılıcımızla biz sağladık. Eğer Türkler Müslüman olmasaydı, İslamiyet, Musevilik gibi göksel bir din olarak kalırdı. İslam âlemine bu gerçeği anlatmak gerekir. Araplar, topraklarına üç semavi din peygamberinin gelmesiyle övünürler ve üstünlük iddia ederler. Bizi de böyle bir nasipten mahrum olduğumuz için küçümserler. Aslında bu bizim ahlak ve insanlık benliğimizi, hiçbir devirde bir peygambere muhtaç olmayacak kadar kaybetmemiş olmamızın ilahi takdir ve tasdiğidir. Çünkü hangi peygamberin nerede doğru yolu gösterme vazifesi alacağı Tanrı'nın takdiridir."
Atatürk (Düşünce ve Davranışlarıyla Atatürk)
Hz. Muhammed'in (sav) karakteri, ahlakı ve yaşantısı Kur'an-ı Kerim'in yaşayan bir tefsiri olarak kabul edilir. Hz. Aişe'nin, "Onun ahlakı Kur'an idi" ifadesiyle (Müslim, Müsâfirîn, 139) peygamberin Kur'an emirlerini bizzat karakterine yansıttığı vurgulanır. O, emin (güvenilir), adil, merhametli ve tevazu sahibi bir önderdir.
Peygamberimizin Karakterine Dair Temel Özellikler (Hadis ve Siyer):
Güvenilirlik ve Adalet: Muhammedü'l-Emîn olarak bilinirdi. Düşmanlarına bile adaletle hükmederdi.
Ahlak ve Merhamet: "Ben, ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim" buyurmuştur. Kadınlara, çocuklara ve yaşlılara karşı çok hassastı.
Tevazu: Kendisine "Ey Allah'ın elçisi" diye hitap edildiğinde bile, "Ben bir kulun oğluyum" diyerek sıradan bir insan gibi yaşardı.
Yaşayan Kur'an: Karakteri, Kur'an-ı Kerim'in ahlaki ilkelerinin somutlaşmış halidir.
Bahsettiğiniz ifade, Hz. Aişe'ye (r.a.) yöneltilen bir soru üzerine verdiği meşhur cevabı işaret etmektedir.
Hz. Aişe'ye Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) ahlakı sorulduğunda, o şu cevabı vermiştir:
"Onun ahlakı Kur'an'dı." (Müslim, Müsâfirîn, 139).
Bu hadis-i şerifin anlamı ve kapsamı şöyledir:
Canlı Kur'an: Peygamberimiz, Kur'an-ı Kerim'in emir ve yasaklarını bizzat kendi hayatına tatbik ederek "yaşayan bir Kur'an" olmuştur.
Ahlaki Mükemmellik: Kur'an'ın övdüğü tüm güzel huylar onda toplanmış, Kur'an'ın yerdiği tüm kötü huylardan da o uzak durmuştur.
TUZ NEDİR ?
(!)
günahtır
batıldır
faydalıdır
mantıklıdır
fazlası zarar
azı karar
beyaz
denizlerde
yaşamın her anında
çağrışımı
hastalıktan
sabahları
kayalardan
resimden
havadan
COOL buna mı dedin bilmiyormuşuz artık :)
insan bütün ramazan oruç tutup
bayramda tuzlu kahve yapıp
buna gülüp
hatasını telafi edip
bir de film izlese
edimsel koşullanma mı olur yani ?
Edimsel koşullanma, gönüllü davranışların sonuçları (ödül veya ceza) aracılığıyla şekillendiği, davranışın sıklığının pekiştirme ile arttığı veya ceza ile azaldığı bir öğrenme sürecidir. B.F. Skinner tarafından geliştirilen bu teoriye göre, organizma davranış ile sonuç arasında bağlantı kurar. Temel amacı pekiştirme yoluyla davranışı güçlendirmektir.
Evrim Ağacı
+2
Edimsel Koşullanmanın Temel Özellikleri ve Kavramları
Davranış Önceliklidir: Organizma aktiftir ve davranışı bilinçli/gönüllü olarak gerçekleştirir.
Pekiştirme (Ödül): Davranışın tekrar edilme olasılığını artırır (örn. ödev yapana çikolata vermek).
Ceza: Davranışın tekrar edilme olasılığını azaltır (örn. yaramazlık yapan çocuğa kızmak).
Olumlu Pekiştirme: Hoşa giden bir uyarıcının ortama eklenmesi (teşekkür etmek).
Olumsuz Pekiştirme: Hoşa gitmeyen bir uyarıcının ortamdan çıkarılması (emniyet kemeri takmayınca çalan sesin susması).
Google
+3
Edimsel Koşullanma Örnekleri
Eğitim: Öğretmenin yüksek not alan öğrenciye aferin demesi.
İş Hayatı: Verimli çalışan personele prim verilmesi.
Hayvan Eğitimi: Köpeğin pati verdiğinde mama ile ödüllendirilmesi.
Günlük Yaşam: Çocuğun odasını topladığında oyun oynamasına izin verilmesi.
Evrim Ağacı
+1
Edimsel Koşullanmanın Eş Anlamlıları ve Diğer Adları
Araçsal koşullanma.
Edimsel şartlanma.
Skinnerian (Skinner tarzı) koşullanma.
Wikipedia
+1
Bu süreç, organizmanın çevresel uyaranlara verdiği tepkilerin sonuçlarına göre şekillenmesine odaklanır.
Britannica
Çağdaş Sanatı Anlamak kitap
Maledetto Modigliani film
Vs Vs
Toplumsal cinsiyet cinsel kimliğin geniş kültürel tanımıdır ve günümüzün merkezi meselelerinden biridir. Bir kişinin cinsiyeti fiziksel ve biyolojik olarak belirli niteliklerle belirlense de toplumsal cinsiyet toplumsal rol, beklenti ve temel değerlerle ilişkilendirilir. Edimsel olduğu yani kişisel, toplumsal ve mesleki rollerimizle gerçekleşmediği Batı toplumunda kendini tanıma ve deneyim karmaşası eserlere de yansımıştır. Bireyin olduğu gibi algılanmaması bunun en büyük nedenlerinden biridir ama sanatı da tanımlar hale gelmiştir. Toplumsal eşitsizlik hegemonyasına karşı bir duruştur. düşünce kalıpları sorgulanır. Sanatın da alanıdır.