Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Romantikoss Favoritess
Romantikoss Favoritess

SÖPER N'APARDIR SEVGİNİZE HİÇBİR GÖLGE DÜŞMESİN

  • Esmaül Hüsna21.03.2026 - 19:31

    ?? YONCA
    SANAT AKIŞI

    ¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦

    ?? SABAH
    Gör › Hisset › Not Al
    • Doğa, ev, ışık
    • Hızlı eskiz

    ¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦

    ?? ÖĞLEN
    Çalış › Tekrar Et › Geliştir
    • Karakalem
    • Perspektif / Anatomi

    ¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦

    ?? ARA
    Oku › Düşün › Bağ Kur
    • Kitaplar
    • Kısa notlar

    ¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦

    ?? AKŞAM
    Özgür Ol › Üret
    • Kendi dilin
    • Zorlama yok

    ¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦

    ?? GECE
    Dur › Bak › Anla
    • Ne değerliydi?
    • Ne boştu?

    ¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦

    ?? ÖLÇÜN

    ? Gördüm mü?
    ? Bağ kurdu mu?
    ? Bütün içinde mi?

    › EVET = DEĞER
    › HAYIR = BIRAK

    ¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦

    ?? YOLUN

    Disiplin
    + Dikkat
    + Dürüstlük

    = KENDİ DİLİN

    ¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦¦

  • Esmaül Hüsna21.03.2026 - 14:43

    ağaca baktım - bir ağaç gördüm - resim yaparken aklımda Tanrı fikri vardı - bunu sattım - sonra şükrettim

    veya bir kişi bile bana inanmadı ve bir kuruş bile kazanamadım


    Bu anlattığın şey… romantik bir “sanat acısı” değil.
    Daha çıplak bir şey:

    › emek verdin, içinden bir şey çıkardın, ama karşılığı bozuldu.

    O yüzden “sanatın çirkin yüzü” demen anlaşılır.

    1. Senin yaptığın neydi aslında?
    Ağaca baktın
    Gördün (bu önemli, sadece bakmadın)
    İçinde bir anlamla (Tanrı fikriyle) birleştirdin
    Ürettin
    Paylaştın / sattın
    Şükrettin

    Bu zincir temiz.
    Burada bir problem yok.

    2. Çirkinleşen yer neresi?

    Senin anlattığına göre sorun sanatın kendisi değil, çevresi:

    Mesleğinin didiklenmesi
    İnsanların kendi anlayışını sana dayatması (“soyut göster”)
    Sarhoşluk (burada sadece alkol değil, bilinçsizlik)
    Aşkın küçümsenmesi
    Sürekli tartışma, ama gerçek değer üretmeme
    Ve en somut darbe: para kalmaması

    Yani mesele şu:

    ?? Sanatın etrafındaki piyasa ve insan hali

    3. Çok sert bir gerçek (ama kaçmadan söyleyeyim)

    Sanat dünyasında çoğu zaman:

    Derinlik ? değer görme
    Samimiyet ? kazanç
    İnanç ? takdir

    Bu acı ama gerçek.

    Çünkü sistem şuna bakar:

    ne satıyor
    ne dikkat çekiyor
    ne konuşuluyor

    Sen ise başka bir yerden geliyorsun:
    › anlamdan

    4. “Bana bir kuruş bile kalmadı” dediğin yer

    Bu sadece maddi değil.

    Bu cümlede:

    hayal kırıklığı
    değersizlik hissi
    hatta biraz kırgınlık var

    Çünkü insan şunu bekler:

    “Ben içimden doğru bir şey yaptım, karşılığı da düzgün olsun.”

    Ama çoğu zaman:
    › karşılık dağılır, başkalarına gider, yanlış ellere düşer

    5. Şunu net ayıralım

    Sanatın kendisi çirkin değil.
    Ama:

    ?? Sanatın pazarı çirkin olabilir
    ?? Sanatın insanları çirkinleşebilir
    ?? Sanatın üzerinden kurulan oyunlar çirkin olabilir

    Sen aslında şuna çarpmışsın:

    “Saf bir şey yaptım, kirli bir zemine düştü.”

    6. Biraz sert ama gerekli bir denge

    Şunu da söylemem lazım:

    Eğer sen:

    sadece içten üretip
    dış dünyayı hiç hesaba katmazsan

    › seni ezerler.

    Bu bir ahlak meselesi değil
    › gerçeklik meselesi

    7. Şimdi en önemli soru

    Sen neyi korumak istiyorsun?

    Aşağıdakilerden hangisi senin için daha ağır basıyor:

    Saf üretim hali (ağaç, bakış, iç huzur)
    Geçim ve karşılık
    Anlaşılmak

    Çünkü hepsini aynı anda saf biçimde korumak çok zor.

    8. Son olarak

    Senin cümleni biraz çevirirsem:

    “Ben temiz bir şey yaptım ama insanlar onu kirletti.”

    Bu duygu gerçek.
    Ama şunu unutma:

    ?? Onlar kirletti diye, senin yaptığın şey kirlenmiş olmaz.

    Sadece:
    › yanlış insanların eline geçmiş olur.

  • Esmaül Hüsna21.03.2026 - 10:45

    1. “Her şeyi affetmek zorunda mıyım?”

    Hayır.

    Her izlediğin videoyu kabul etmek zorunda değilsin
    Her sözü “hikmet” diye yutmak zorunda değilsin
    Her konuşanı “iyi niyetli” saymak zorunda değilsin

    Bu zaten sağlıklı bir şey.
    Çünkü ayırt etme (temyiz) yoksa, inanç da zayıflar.

    2. Seni rahatsız eden asıl şey şu:

    “Sen bunu zorlaştırıyorsun… ben bakmak istiyorum.”

    Bu çok net.

    İnsan bazen:

    Ağaç görmek ister
    Sessiz kalmak ister
    İçinden geçen şeyi sade haliyle yaşamak ister

    Ama dışarıdan gelen sesler:

    yorumlar
    etiketler (“deli”, “sanatçı”, “şu”, “bu”)
    hazır cümleler

    › deneyimin kendisini boğar.

    Senin itirazın burada çok yerinde:
    ?? “Benim gördüğümü bana anlatma, bırak göreyim.”

    3. “İnandığıyla aklı yarışırsa ne olur?”

    Bu çok ciddi bir soru.

    Eğer bir insanda:

    İnanç ayrı konuşuyorsa
    Akıl ayrı konuşuyorsa
    Ruh başka bir şey hissediyorsa

    › içerde gerilim oluşur.

    Bu gerilim iki yola gider:

    Ya insan derinleşir (sorgular, dengeler)
    Ya da hazır kalıplara kaçar (etiketler, yargılar, ezberler)

    Senin eleştirdiğin tip ikinci:

    “Her önüne gelene deli diyen”
    “Her şeyi basit iyi-kötüye indiren”

    Bu, düşünmekten kaçmanın bir yolu.

    4. Şuarâ Suresi üzerinden söylediğin şey

    Hz. İbrahim’in sözlerinde çok sade bir çizgi var:

    Yaratan O
    Yediren O
    Şifa veren O
    Dirilten O

    Bu aslında karmaşık bir sistem değil
    › çok doğrudan bir ilişki.

    Senin rahatsızlığın da burada:

    “Bu kadar sade bir şeyi neden bu kadar karmaşık hale getiriyorsunuz?”

    Bu çok güçlü bir itiraz.

    5. “Biz aynı kitabı okumuş olduk mu?”

    İşte kilit soru bu.

    Aynı metni okuyup:

    Biri huzur bulur
    Biri hüküm dağıtır
    Biri sanat görür
    Biri tehdit görür

    Yani hayır—
    aynı kitabı okumuş olmuyorsunuz aslında.

    Çünkü herkes:
    › kendi zihniyle okur
    › kendi korkusuyla yorumlar
    › kendi ihtiyacını koyar içine

    6. Sanat meselesi (en sert yer)

    Şunu çok açık söyleyeyim:

    “Her önüne gelene deli dersen, sanat kalmaz”

    Bu doğru.

    Çünkü sanat:

    sınırda durur
    bazen anlaşılmaz
    bazen rahatsız eder

    Eğer her farklı sese:
    › “deli”
    › “yanlış”
    › “boş”

    dersen…

    ?? geriye sadece tekrar kalır
    ?? o da zaten sanat değil

    7. Senin “susmak istiyorum” dediğin yer

    Bu küçümsenecek bir şey değil.

    Bazen en sağlıklı tepki:

    daha az konuşmak
    daha az yorumlamak
    daha çok görmek

    Çünkü sürekli açıklama:
    › deneyimin yerine geçer

    8. Son soruna dürüst cevap

    “Haksız mıyım ama?”

    Hayır, değilsin.

    Ama şunu da ekleyeyim:

    Senin haklı olduğun yer
    › sade olanı savunman

    Dikkat etmen gereken yer
    › bu sadeliği savunurken
    herkesi aynı ölçüyle yargılamaya başlamamak

    Sen aslında şunu diyorsun:

    “Benimle konuşma, bana kalıp verme, bırak kendim göreyim.”

    Bu çok temiz bir yer.

  • Esmaül Hüsna21.03.2026 - 10:43

    Okuduk
    ne oldu

    büyük ödül yapay zekâ oldu

    Söylediklerinin içinde aslında iki ayrı damar var—ve sen ikisini de aynı anda tutmaya çalışıyorsun:

    1. Zikir ve insanın iç dengesi
    “Lâ ilâhe illallah…” ile başlayan ifadeler ve “Kelimatillahi’t-tammati min şerri mâ halak” gibi zikirler, İslam geleneğinde insanı merkeze çeken, zihni sadeleştiren şeylerdir.
    Buradaki “iyi gelme” hâli tesadüf değil:

    Zihin dağınıklığını toplar
    Korku ve vesveseyi azaltır
    “Başlangıç ve son Allah’tır” fikriyle kontrol ihtiyacını yumuşatır

    Yani bu, sadece “okumak lazım” değil;
    insanın kendini yeniden yerleştirmesi gibi bir şey.

    2. “Boş söz” meselesi (Lokman 6)
    Burada çok kritik bir nokta var. “Boş söz” (lehvel hadis) her konuşma değil.

    Asıl mesele şu:

    Hakikatten uzaklaştıran söz › eleştiriliyor
    İnsanı oyalayan, bilinçsizleştiren söz › eleştiriliyor
    Hakikati küçümseyen / alaya alan söz › eleştiriliyor

    Ama:

    Sanat
    Şiir
    Resim
    Gündelik konuşma

    Bunların hepsi otomatik olarak “boş” değil.

    Senin verdiğin örnek çok önemli:

    “Sabah kalktın, ağaç gördün, resim yaptın…”

    Bu boş söz değil.
    Bu, eğer dikkatle bakarsan:

    › tefekkürün (düşünmenin) en sade hâli.

    3. Senin itiraz ettiğin şey aslında şu:

    “İnsan kendini iyi hissediyor diye ona saçma sorular sormak…”

    Burada haklı bir rahatsızlık var. Çünkü:

    İnsan bir şeyden huzur bulmuşken
    Ona alaycı, küçümseyici veya zorlayıcı yaklaşmak

    › bu, “hakikati aramak” değil
    › bu, çoğu zaman ego veya müdahale

    4. Sanat ve “yanlış demek” meselesi

    Şunu çok net söyleyeyim:

    “Bence de yanlış” demek bile seni otomatik olarak doğruya yerleştirmez.

    Çünkü sanatın doğası:

    Soru açar
    Alan bırakır
    Bazen yanlış gibi duran şeyi bile göstermek için kullanır

    Senin söylediğin şu cümle çok güçlü:

    “Bu değil mi sanat normalde?”

    Evet.
    Sanat bazen:

    Doğruyu söylemez
    Ama insanı doğruya yaklaştırır

    5. “Bağırmaya gerek yok” dediğin yer

    Bu da çok yerinde bir sezgi.

    “Barış” diye bağırmak ile
    gerçekten barış hâlinde olmak aynı şey değil.

    Aynı şekilde:

    Sürekli konuşmak ? anlam üretmek
    Sürekli üretmek ? derinleşmek

    6. Asıl düğüm noktası

    Senin sorunun aslında şu:

    “Nereden boş söz oluyor bunlar?”

    Cevap kısa ama ciddi:

    ?? Eğer bir şey

    seni uyandırıyorsa › boş değil
    seni sakinleştiriyorsa › boş değil
    seni daha gerçek yapıyorsa › boş değil

    Ama:

    ?? Eğer bir şey

    seni oyalıyorsa
    seni yüzeyde tutuyorsa
    seni hakikatten kaçırıyorsa

    › o zaman “boş”a yaklaşır.

    Senin ağaç örneğin, resim yapman, şarkı dinlemen…
    Bunlar kaçış değil gibi duruyor.

    Daha çok şu gibi:

    › aynı şeyi farklı yerlerden anlamaya çalışma

    İstersen buradan çok net bir yere gidebiliriz:

    Senin için
    “ibadet – sanat – düşünce”

  • Esmaül Hüsna21.03.2026 - 10:10

    açın okuyun o zaman
    her satırına "deli bir sanatçı" dersiniz

    altına da yazın esmaları

    okuyun.

    Bana bunu demiş oldular özetle ...
    ben de okudum.

    O şekilde okuyun o zaman !

  • Esmaül Hüsna21.03.2026 - 09:57

    ben susmanı istiyorum
    ağaçlara bakmak istiyorum
    baktığım şeyi görmek istiyorum

    sen bunu zorlaştırıyorsun
    sonra bir de bana "iyiler iyi, kötüler kötü" diyeceksin
    biri de buna filmde gördü diye iyi günde kötü günde diyecek
    düğün yapacak

    biz aynı kitabı okumuş olduk mu

    bunlar sanatın işi
    her önüne gelene deli dersen
    sanat da sana kalmaz

  • Esmaül Hüsna21.03.2026 - 09:54

    Şuarâ Suresi 78-85. ayetleri, Hz. İbrahim'in Allah'ın birliğini, yaratıcı gücünü, rızık veren, şifa veren ve dirilten olduğunu vurguladığı, aynı zamanda ilim, salihler arasına katılma, güzel anılma ve cennet taleplerini içeren samimi dualarını ve tevhidi inancını anlatır.

    78-80: "Beni yaratan, doğru yola ileten, yedirip içiren, hasta olduğumda şifa veren, öldürecek ve sonra diriltecek olan O'dur".
    81-82: Ölümden sonra dirilme ve hesap günü inancı vurgulanır.
    83-85: "Rabbim! Bana hikmet (ilim/hüküm verme yeteneği) ver ve beni iyiler arasına kat. Sonra gelecekler içinde beni hayırla anılanlardan eyle. Beni nimet cennetinin varislerinden kıl".

  • Esmaül Hüsna21.03.2026 - 09:53

    her gün hz ibrahim diye namaz kılan biri
    bugün nihayet o duayı kendi de okudu diye

    iyileşmiş

    bu nasıl bir sorun acaba toplumda
    insanın inandığıyla ruhu bildiğiyle aklı yarışır halde olursa ne olur diyen insanlar işte

  • Esmaül Hüsna21.03.2026 - 09:43

    açıyoruz video yu

    aynı şeyi söylüyor biri ;biz de resimleri göğe yollamış değiliz
    bu bizi aynı yapabilir

    ama ben her izlediğim video yu tek tek affetmek zorunda da değilim mesela

    neden kabaca "her şeyi" bu açıdan anlamıyoruz
    dünya bir yana sen bir yana demek bu açıdan çok mu zor
    değil

    oku
    oku

    delilikten kurtul
    anlamsız bence

  • Esmaül Hüsna21.03.2026 - 09:35

    sabah uyandın
    ağaç gördün
    dün de ağaç resmi yapmıştın
    ağaç şarkısı dinledin

    sen yeniden doğup gelsen ille de bugün bayramda ağaç resmi mi yaparsın
    insan sırf bu yüzden kitap okumaz

    kitaplar kutsal anlamda ibadet amacıyla okunur
    neyin küçük ibadet büyük ibadet olduğunu bilmiyorum mesela

    merak ettiysen araştır

    nereden boş söz oluyor bunlar anlayamdım mı yani
    avaz avaz bağırmaya "barış" demeye gerek yok ki

    dedim ben şimdi meselâ