Bu yazdığın şey bir “kedi” meselesi değil aslında. Zihnin nasıl çalıştığını tarif etmişsin — çok net.
Aynı şeyi farklı yerlerde görmek (evde, kitapta, internette, sokakta) zihinde birikiyor… sonra o parçalar kendi kendine birleşiyor. Bir nevi içsel “anlam kurma” refleksi. Ama senin söylediğin kritik nokta şu:
Plan yapılabiliyor… ama bütün gelecek bir anda görünür gibi olunca, o plan hafiflemiyor — ağırlaşıyor.
Bu çok önemli bir ayrım.
Çünkü çoğu insan plan yapınca rahatlar. Ama senin tarif ettiğin zihin tipi, plan yaparken olasılıkları çoğaltıyor. Ve her yeni ihtimal › yeni bir soru.
Sonunda şu oluyor:
Bir kedi › iki kedi fikri Bir fikir › onun başka versiyonları Bir görüntü › başka bağlamlarla çoğalıyor
Ve zihnin şöyle çalışıyor:
“Bu da olabilir… bu da… peki ya bu?”
Bu aslında yaratıcı zihin + yüksek bağlantı kurma kapasitesi. Ama yan etkisi şu: ?? Netlik yerine çoğulluk getiriyor ?? Huzur yerine “bir soru daha” getiriyor
Senin son cümlen çok keskin:
“Puzzle gibi bir araya getirince bana bir soru daha fazla gelir”
Evet. Çünkü sen cevap odaklı değil, bağlantı odaklı düşünüyorsun.
Şimdi burada önemli bir şey söyleyeyim, biraz ters gelebilir ama net:
Bu durum çözülmesi gereken bir problem değil tamamen. Ama yönetilmesi gereken bir ritim.
Çünkü:
Bu zihinle yazı çıkar ?? Bu zihinle sanat çıkar ?? Ama bu zihinle karar vermek zorlaşır ??
Küçük bir ayrım yapalım:
1. Görmek (doğal) Kediyi her yerde görmek › normal Zihin eşleştirir
2. Birleştirmek (senin gücün) Hepsini puzzle gibi yapmak › senin tarzın
3. Fazla ileri gitmek (yoran kısım) “Bir kedi daha almalı mıyım, bu neye dönüşür, ileride ne olur…” › burada zihin geleceği simüle etmeye başlıyor
Belki sana daha iyi gelecek bakış şu olabilir:
Her bağlantıyı bir karara dönüştürmek zorunda değilsin.
Bazı şeyler sadece:
fark edilir geçer kalmaz
Bir de çok ince bir şey var yazında:
“Her zaman şart değildir belki de”
Bu cümle aslında çıkış kapısı.
Yani sen zaten fark etmişsin: Her düşünce › eylem olmak zorunda değil Her olasılık › plan olmak zorunda değil
İstersen bunu çok basit bir cümleye indirelim, senin diline yakın:
“Gördüm, bağladım… ama yapmak zorunda değilim.”
İstersen sana bu zihin yapısına uygun, yormayan bir “karar verme filtresi” kurabiliriz. Yani hangi düşünceyi bırakacaksın, hangisini tutacaksın — çok pratik bir sistem.
n'olur ki kediyi alsan eve aynısından resim sanat kitabında görsen bir diğer kitapta da görsen internette de görsen sonra sokakta aklına gelse sonra bir kedin daha olsun istesen
bir plan yapmak bu açıdan mümkünse de zihninde bütün geleceğin görünürken kolay olmaz sadece
her zaman şart değildir belki de
ama sen kafamın içinde bütün bunları puzzle gibi biraraya getirdiğinde bana bir soru daha fazla gelir
bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana bilmem olur mu kalbinde sızlayan küçük bir yara seni unutmam demiştim gelir mi bu hiç aklına bir gün inanır mısın paylaştıklarımıza uzun zaman oldu ne bir sen verdin bana sensizlikten başka ne de öldürdürdün bu benliği boğuyordum aşkımız öyle güçlüymüş çırpınıyor hala
şeytanın da Allah ile konuşması bu kutsal kitaplarda ben de şarkı söylerken inancımı korumayı biliyorum kendimi ifade etmek istediğim her şeyi bu şekilde zaten anlatabilmişimdir
ama "kitaptaki şeytanın konuşmasını" üstelik de "ya şeytan sana şarkı okuyorsa belki diye dinlemek istemem şahsen"
Zümer Suresi 8-9. ayetler, sıkıntıda Allah'a yönelip nimet anında nankörlük edenle, gece ibadetle (secde/kıyam) Allah'a sığınan samimi kulun farkını vurgular. "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" sorusuyla, bu manevi gerçekleri ancak akıl sahiplerinin anlayıp öğüt alacağı belirtilir. Bu kişiler, ahiretten korkup rahmeti umarlar. Diyanet Kur'an-ı Kerim Diyanet Kur'an-ı Kerim +2 Zümer Suresi 8-9. Ayetlerin Meali (Diyanet Vakfı) 8: "İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah ona kendinden bir nimet verince, daha önce O’na yalvarmadığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortaklar koşmaya kalkar. De ki: İnkârcılığınla biraz zevklenedur! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin." 9: "Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, âhiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse gibi olur mu? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar." Ayette Geçen "Akıl Sahipleri" (Ulu'l-Elbab) ile İlgili Tefsir Detayları Derin Düşünme: Bu gerçekleri, olayların perde arkasını görebilen, aklını selim kullananlar anlayabilir. İbret Alma: Sadece akıl sahipleri, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını idrak eder ve hayatlarını buna göre düzenler. İlim ve Korku: Bilenler, Allah'tan gerektiği gibi korkan ve ilmiyle amel edenlerdir. Kur'an ve Meali Kur'an ve Meali +3 Temel Mesaj: İman ile inkar, samimiyet ile nankörlük, bilgi ile cehalet bir değildir; bu hakikati ancak aklını doğru kullananlar (akıl sahipleri) anlayabilir.
yani aramıza vakit girmez sen beni boşa ağlatmazsın benim için bu şarkı sadece aslında biri dinlemiştir belki herkes sevmiştir şarkının sırası değildir bi kuruş etmez mi ki
şeytan sadece allah ile konuşur kitapta insanlara hitap etmez ama insanlar hakkında konuşur
ama şarkı olunca şeytan konusunda konu sadece dua okumak oluyor zaten
ama şeytan şarkı konusunda olunca ortada bir şarkı da kalmıyor yine de sanat da kitapta oku diye hemen her konuda açıklandığı gibi bu konuda da açıklanmıştı
bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana bilmem olur mu kalbinde sızlayan küçük bir yara seni unutmam demiştim gelir mi bu hiç aklına bir gün inanır mısın paylaştıklarımıza uzun zaman oldu ne bir sen verdin bana sensizlikten başka ne de öldürdürdün bu benliği boğuyordum aşkımız öyle güçlüymüş çırpınıyor hala
ben bir bütün kitabı anladım bu açıdan bu da şarkı oldu
ama "şeytanı" şarkı açısından diyemiyoruz o nedenle bütün insanoğlu şarkı diye anlamak veya kendi hayatımı sadece bir şarkıyla planlamak istemezdim
Ne meselesi ?
Ahlâk :))
Bu yazdığın şey bir “kedi” meselesi değil aslında. Zihnin nasıl çalıştığını tarif etmişsin — çok net.
Aynı şeyi farklı yerlerde görmek (evde, kitapta, internette, sokakta) zihinde birikiyor… sonra o parçalar kendi kendine birleşiyor. Bir nevi içsel “anlam kurma” refleksi. Ama senin söylediğin kritik nokta şu:
Plan yapılabiliyor… ama bütün gelecek bir anda görünür gibi olunca, o plan hafiflemiyor — ağırlaşıyor.
Bu çok önemli bir ayrım.
Çünkü çoğu insan plan yapınca rahatlar.
Ama senin tarif ettiğin zihin tipi, plan yaparken olasılıkları çoğaltıyor.
Ve her yeni ihtimal › yeni bir soru.
Sonunda şu oluyor:
Bir kedi › iki kedi fikri
Bir fikir › onun başka versiyonları
Bir görüntü › başka bağlamlarla çoğalıyor
Ve zihnin şöyle çalışıyor:
“Bu da olabilir… bu da… peki ya bu?”
Bu aslında yaratıcı zihin + yüksek bağlantı kurma kapasitesi.
Ama yan etkisi şu:
?? Netlik yerine çoğulluk getiriyor
?? Huzur yerine “bir soru daha” getiriyor
Senin son cümlen çok keskin:
“Puzzle gibi bir araya getirince bana bir soru daha fazla gelir”
Evet. Çünkü sen cevap odaklı değil, bağlantı odaklı düşünüyorsun.
Şimdi burada önemli bir şey söyleyeyim, biraz ters gelebilir ama net:
Bu durum çözülmesi gereken bir problem değil tamamen.
Ama yönetilmesi gereken bir ritim.
Çünkü:
Bu zihinle yazı çıkar ??
Bu zihinle sanat çıkar ??
Ama bu zihinle karar vermek zorlaşır ??
Küçük bir ayrım yapalım:
1. Görmek (doğal)
Kediyi her yerde görmek › normal
Zihin eşleştirir
2. Birleştirmek (senin gücün)
Hepsini puzzle gibi yapmak › senin tarzın
3. Fazla ileri gitmek (yoran kısım)
“Bir kedi daha almalı mıyım, bu neye dönüşür, ileride ne olur…”
› burada zihin geleceği simüle etmeye başlıyor
Belki sana daha iyi gelecek bakış şu olabilir:
Her bağlantıyı bir karara dönüştürmek zorunda değilsin.
Bazı şeyler sadece:
fark edilir
geçer
kalmaz
Bir de çok ince bir şey var yazında:
“Her zaman şart değildir belki de”
Bu cümle aslında çıkış kapısı.
Yani sen zaten fark etmişsin:
Her düşünce › eylem olmak zorunda değil
Her olasılık › plan olmak zorunda değil
İstersen bunu çok basit bir cümleye indirelim, senin diline yakın:
“Gördüm, bağladım… ama yapmak zorunda değilim.”
İstersen sana bu zihin yapısına uygun, yormayan bir “karar verme filtresi” kurabiliriz.
Yani hangi düşünceyi bırakacaksın, hangisini tutacaksın — çok pratik bir sistem.
n'olur ki kediyi alsan eve
aynısından resim sanat kitabında görsen
bir diğer kitapta da görsen
internette de görsen
sonra sokakta aklına gelse
sonra bir kedin daha olsun istesen
bir plan yapmak bu açıdan mümkünse de
zihninde bütün geleceğin görünürken kolay olmaz sadece
her zaman şart değildir belki de
ama sen kafamın içinde bütün bunları puzzle gibi biraraya getirdiğinde bana bir soru daha fazla gelir
ne çok tesadüf var gerçekten :))
bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana
bilmem olur mu kalbinde sızlayan küçük bir yara
seni unutmam demiştim gelir mi bu hiç aklına
bir gün inanır mısın paylaştıklarımıza
uzun zaman oldu
ne bir sen verdin bana
sensizlikten başka
ne de öldürdürdün bu benliği
boğuyordum aşkımız
öyle güçlüymüş çırpınıyor hala
şeytanın da Allah ile konuşması bu kutsal kitaplarda
ben de şarkı söylerken inancımı korumayı biliyorum
kendimi ifade etmek istediğim her şeyi bu şekilde zaten anlatabilmişimdir
ama "kitaptaki şeytanın konuşmasını" üstelik de "ya şeytan sana şarkı okuyorsa belki diye dinlemek istemem şahsen"
bu şarkı insanlar için
cennet diyecek olursan da onu sen bilirsin
Zümer Suresi 8-9. ayetler, sıkıntıda Allah'a yönelip nimet anında nankörlük edenle, gece ibadetle (secde/kıyam) Allah'a sığınan samimi kulun farkını vurgular. "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" sorusuyla, bu manevi gerçekleri ancak akıl sahiplerinin anlayıp öğüt alacağı belirtilir. Bu kişiler, ahiretten korkup rahmeti umarlar.
Diyanet Kur'an-ı Kerim
Diyanet Kur'an-ı Kerim
+2
Zümer Suresi 8-9. Ayetlerin Meali (Diyanet Vakfı)
8: "İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O’na yalvarır. Sonra Allah ona kendinden bir nimet verince, daha önce O’na yalvarmadığını unutur ve Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortaklar koşmaya kalkar. De ki: İnkârcılığınla biraz zevklenedur! Şüphesiz sen cehennemliklerdensin."
9: "Yoksa o, gece saatlerinde secde ederek ve kıyamda durarak ibadet eden, âhiretten çekinen ve Rabbinin rahmetini dileyen kimse gibi olur mu? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar."
Ayette Geçen "Akıl Sahipleri" (Ulu'l-Elbab) ile İlgili Tefsir Detayları
Derin Düşünme: Bu gerçekleri, olayların perde arkasını görebilen, aklını selim kullananlar anlayabilir.
İbret Alma: Sadece akıl sahipleri, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını idrak eder ve hayatlarını buna göre düzenler.
İlim ve Korku: Bilenler, Allah'tan gerektiği gibi korkan ve ilmiyle amel edenlerdir.
Kur'an ve Meali
Kur'an ve Meali
+3
Temel Mesaj: İman ile inkar, samimiyet ile nankörlük, bilgi ile cehalet bir değildir; bu hakikati ancak aklını doğru kullananlar (akıl sahipleri) anlayabilir.
bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana
yani aramıza vakit girmez
sen beni boşa ağlatmazsın
benim için bu şarkı sadece
aslında biri dinlemiştir
belki herkes sevmiştir
şarkının sırası değildir
bi kuruş etmez mi ki
falan yani bu sadece :)
şeytan sadece allah ile konuşur kitapta
insanlara hitap etmez ama insanlar hakkında konuşur
ama şarkı olunca şeytan konusunda konu sadece dua okumak oluyor zaten
ama şeytan şarkı konusunda olunca ortada bir şarkı da kalmıyor
yine de sanat da kitapta oku diye hemen her konuda açıklandığı gibi bu konuda da açıklanmıştı
Okudum :))
bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana
bilmem olur mu kalbinde sızlayan küçük bir yara
seni unutmam demiştim gelir mi bu hiç aklına
bir gün inanır mısın paylaştıklarımıza
uzun zaman oldu
ne bir sen verdin bana
sensizlikten başka
ne de öldürdürdün bu benliği
boğuyordum aşkımız
öyle güçlüymüş çırpınıyor hala
ben bir bütün kitabı anladım bu açıdan
bu da şarkı oldu
ama "şeytanı" şarkı açısından diyemiyoruz
o nedenle bütün insanoğlu şarkı diye anlamak veya kendi hayatımı sadece bir şarkıyla planlamak istemezdim