Evli olanları tebrik ediyorum çocuk büyütmek zor ve meşakkatli Allah aile huzuru ve sabır versin çocuk demek sorumluluk demek bu devirde evli ve çocuklu olanlara gercekten hayır diliyorum Allah yar ve yardımcıları olsun amin.
Nesiminin bu siirini ben de cok severim. Hallaci mansurun enal hak ifadesinin siirlesmis hali. Insan kainatin en guzel meyvesi. Tohumu Suphesiz biz insani en guzel sekilde yarattik. Insan kendisini sadece etten kemikten atomlardan ibaret degildir. Onun insan yapan, ruhu, vicdani, ve yaraticisindan aldigi ilahi yazilim Tipki telefon, demirden, kaucuktan camdan degerli metallerden ibaret olmadigi. Onun insandaki ilahi yazilima tekabul eden yazilmi, aplari olmadan hele ki insandaki vahye, ilhama takabul eden, imana tekabul eden internet agina bagliligi telfonu islevsel ve degerli kilar Insanda kendisini maddeden ibaret gorup telefondaki yazilim ve internete tekabul eden ilahi manayi inkar ederse bir avuc atomdan ibaret kalir. Hatta atomlarin iclerini bosaltsaniz butun gelmis gecmis insanlarin butun hacmi bir bilye kadar kalir. Internetten ve yazilimlardan kopan yada viruslu en gelismis telefonun cop durumuna dustugu gibi, mana ve haktan kopan insanda bir avuc tozdan ibarettir
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
Bir hurma cekirdegi, dese "ben bu bedene sigmazam, bende iki beden vardir. Dallarim vardir gok yuzune uzanir. Bende acar butun cicekler, koklerim vardir tasi delip gecer. Ben hem topraktanim hem gokteyim. Bende dir tonlarca meyve ben dendir butun hurnalar" Hurmaliktan cikmaz. Icinde tasidigi yazilimi manayi soyluyor. Ama o cekirdek kendi yazilimini inkar etmeyecek, yaziliminin gerektigi, gunesi, suyu, nemi, topragi, iklimi kabul edecek. Ancak ozaman inkisaf eder. Ben bendenim ben kendimi var ettim. O halde ben istedigim yerde yesillenirim Der. Kanadanin soguna gelirse, o hurma minnacik odun parcasindan oteye gidemez. Curumeye hic olmaya mahkum olur. Onun gibi manadan, yaradanjndan kopan insan kendini bir ufurukluk atom tozundan ibaret kilar. O yuzden bu siir derki, insan rabbiyle kurdugu, bag, ve ilahi hakikatlarin senkronizasyonudur. Butun insanligin bir bilye kadar bile bir hacim etmedigi yerde insanin degeri demekki madde ile degil icinde tasidigi mana ile dir. Ilahi bagla kurdugu rezonans kapasitesi, senkronjzasyonu insana zamansjz ve mekansiz bir deger katar. Bu dunyada dusecegi mezar bahcesinde yok olmaz yeni ve daha buyuk bir alem olarak acar. Tipki topraga ekilmis bir hurma gibi....
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam (İki cihan (dünya ve ahiret) benim içime sığar, ancak ben bu dünyaya sığmam. Mekansızlık cevheri bende, ben bu aleme sığmam.)
Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam (Bütün varlıklar ve mekan benim delilimdir. Başlangıcım varlık sahibi olan Zat'la başlar. Sen beni bu işaretle tanı, ama bil ki ben bu işarete de sığmam.)
Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam (Hiç kimse zanla, kuşkuyla Hakk'ı bilenlerden olmadı. Hakk'ı bilen bilir ki, ben zanna ve kuşkuya da sığmam.)
Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam (Dış görünüşe bakıp bu dış görünüş içinde gerçek manayı, iç görünüşü tanı. Çünkü beden de, ruh da benim. Ancak ben ruha da, bedene de sığmam.)
Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam (Hem inci kabuğu, hem de inciyim, yani hem dış hem iç. Mahşer meydanı ve Sırat. Bunca kumaş ve binek takımıyla ben bu dükkâna sığmam.)
Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam (İşte gizli hazine benim. Görünenin aynısı işte benim. Bu hazine kaynağının incisi de işte benim. Ancak ben ne denize, ne de kaynağa sığmam.)
Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam (Yeryüzü ile gökyüzü ve "kâf" ile "nun" gibi bütün herşey bende bulunduğu için, ey bana akıl vermeye kalkışan kişi sesini kes. Çünkü ben, sözlere ve açıklamalara sığmam.)
Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam (Gerçi her tarafı kaplayan ulu varlık benim, adım insan olduğu için, insanım. Mâlik olan da, "ol" denilince olan da benim, ben bu mekana da sığmam.)
Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam (Ruhla aynı cihanı paylaşan, âlemle aynı zamanı yaşayan benim. Ancak şu hoşluğa bak ki, ben ne bu âleme, ne de bu zamana sığarım.)
Encüm ile felek benim vahy ile melek benim Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam (Yıldızlarla felek benim. Vahiy de, melek de benim. Dilini tut ve konuşma, çünkü ben bu dile de sığmam.)
Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam (En küçük varlık da, güneş de benim. Dört (dört unsur: toprak, su, rüzgâr, ateş), beş (beş duyu) ile altı (altı yön: sağ, sol, ön, arka, üst, alt) da benim. Sözle anlatılan görünüşü gör, ancak ben anlatılana da sığmam.)
Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam (Sıfatımdan dolayı Zât ile birlikteyim, Berat'ım, imtiyazım nedeniyle Kadr içindeyim, itibardayım. Şeker kamışı sayesinde gül tatlısıyım. Kapalı ağızlara sığmam.)
Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam (Bal ile şeker benim Güneş benim, Ay benim. Herkese akıcı bir ruh bağışlarım, ancak kendim bu akıcı ruha sığmam.)
Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam (Ok benim, yay benim, yaşlı benim, genç benim, sonsuz devlet benim, mekana ve zamana sığmam.)
Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam (Yerle göğü düzenleyen benim, sonra dönüp bozan benim bütün yazıları yazan benim, ben bu divâna sığmam.)
Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam (Ateşten yanan ağaç benim, göğe çıkan taş benim. Bu ateşin alevini gör. Ben bu lügate sığmam.)
Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam (Gerçi bugün Nesimîyim, Hâşîmîyim Kureyşîyim ama menzilim bundan büyüktür, ben menzile ve şâna sığmam.)
Degerli hanimefendi, ben deger derken, Ben bir haci bektasi velinin degerlerinden,
"Bizim erkânımız; ahlâk-ı Muhammed’i ve edeb-i Ali’dir."
Pir sultan abdalin degerlerinden
"Pir Sultan Abdal’ım ölürüm deme, Kıl beş vakit namaz kazaya koma, Sakın bu dünyada kalırım deme, Tenim teneşirde, özüm saldadır."
"Hakk’ı Peygamber’i bilirsen candan, Korkma mahşer günü o ulu günden. Mahrum kalma La ilahe illallah'tan, Kılavuzun Muhammed Ali olmalıdır."
Yunus emrenin degerlerinden bahsediyorum.
Ayrica Bahsettigimiz Seytanlar sadece alevileri suistumal etmiyorki, bugun tarikat ve cemaatlarin ici mossad kayniyor. Onlar diyorki bizim icinde olmadigimiz tarikat cemaat yok... isidi, elkaideyi, kim kurdu, aleviler kurmadi elbet.
Ben tanidigim alevilerden yola cikarak kendi tespitlerimi paylastim. Tesbitim su, son yuz yilda alevi olmayanlarin alevi kiliginda alevileri kendi degerlerinden koparmaya calismislar Tipki bahsettiginiz Machiavellist sunni bir hukumet eliyle gunumuz genclerini islamdan kopardiklari gibi.
Haci betasi velinin, Pir sultan abdalin, Yunus emrenin degerlerine can feda. Seytanlar sadece alevilerle ugrasmiyor. Herkesle ugrasiyor. Ben Dun sadece malum seytanin alevi mesaisini dile getirdim. Zaman zaman sunni mesaisini dilebgetirdigim gibi Aleviler candir. Gercek aleviye Canim kurbandir
Bir hocamız bir yazısında şöyle demiş yıllar önce : "...Alevilerin Alevi olmaları yetmiyor mu? Bir de şeytanların onların dostları kılığına mı girmesi gerekiyor? Bu sözü Machiavelli hükümdarlar için söylemişti; “hükümdarların insan olmaları yetmiyor mu…..?” Kuşkusuz bunu söylerken Machiavelli özsel bir insan doğasına atıfta bulunuyor, böyle bir doğanın varlığını veri sayıyordu. Kuşku yokki bu doğa kötülük üzerineydi. Dolayısıyla hükümdardan kaynaklanan şu ya da bu eylem için, özel olarak, insan olmasının dışında ayrıca bir başka şeye gerek kalmıyordu. Fakat dün nasılki “insanlık” Machiavelli’nin hükümdarlara biçtiği “insanlığı” yeterli sayıp “şeytan arama ve cin çıkarma” arzusundan vazgeçmemişse, bugünde hemen hiç kimse Alevilerin Aleviliğini yeterli saymıyor; bir rezonansa geçebilmek için Aleviliğin ille de bir “şeytanla” kol kola sokulması gerekiyor. Aleviliğin yanında bir de şeytan arayan, aslında onun yanında bir şeytan inşa ediyor. Dolayısıyla bu şeytanların sayıları birden fazla, adları farklı farklı....."
Insan dusunmeden edemiyor. bir kimseyi yüzüne karşı aşırı, gerçeğe aykırı veya kişiyi kibre düşürecek şekilde övmenin tehlikesine dikkat çeken ve Buhâri ile Müslim başta olmak üzere muteber hadis kaynaklarında geçen çok bilinen bir hadiste "Yazık sana! Arkadaşının boynunu kopardın (veya kestin)." Buyurmus efendimiz s.a.v Gunumuzde arkadasinizda olan bir seyi takdir hissi ile getirmek olan ovgu cok masum kalir. Insanlari kendilerini olmadiklarindan farkli pazarlamaya calisarak sosyal medyada, dugunlerde, derneklerde kasanlari, ya da cikar amacli yalakalik olsun diye mudurune, ustune, liderine olmayan ovguleri gorseydi. Ozaman ne derdi, nasil tepki verirdi peygamber efendimiz s.a.v
Alevilik ile sunnilik arasinda pek bir fark olmadigini gormek isteyen, haci bektasi velinin makalatini okusun. Insani kamil olmaya 4 kapi Kirk makamla varliri kapilardan biri seriat kapisi 1 makam iman etmek 2 makam ilim ogrenmek 3 makam ibadetleri yerine getirmek, bunlar namaz, oruc, hac zekat gibi
Ama Malesef aleviler, bu cografyada yasayan ve icimize zehirini kusmak isteyen yahudiler iclerine kripto olarak sizmis. Bu kripto yahudiler tarafindan suistimal edilmektedir. Aleviligin icini bosaltarak, hem aleviligi islamdan uzaklastirmaya calismislardir. Hem de fitne cikarmis boluculuk yapmislardir. Sosyal medyada ve bir cok mecrada kendini alevi diye tanitan bir cok zatin yahudi oldugu o kadar belliki. Turkiyede ozellikle ilahiyat okuyup fitne ve kufur yayan okadar insan varki. Adam kusacagi zehiri yahudi kimligi altinda kusamadigi icin alevi kimligi altinda kusuyor. Bir tasla iki kus vuruyor. Hem alevi sunni catismasi cikariyor. Hem kurana sunnete peygambere saldiriyor. Ben aleviyim deyip te makalati dahi okumayan kac kisi tanidim. Alevilerin en bas ucu kitabi olan Makalati okumayan biri, sirf alevi ailede dogdu diye alevi olmus olmuyor. Tipki din ile bir alakasi olmayan biri sirf sunni bir ailede dogdu diye imusluman olmadigi gibi. Bir de Adam alevi, alevilikten haberi yok habire dine, hadise kurana kufrediyor. Sıkisinca yalan soyluyor, ben de muslumanim diyor. Iste tam bublar cogunlukla alevi kiliginda topluma kin ve nefret sacan, toplumu bolen kripto yahudi serefsizler. Allah islah etsin. Islahlari kabul degilse kahretsin
Sindirmek demişken bir başka serzenişe gark oldum.Ne zaman büyüyecek şiirlerim denemelerim ,ne zaman dinecek fırtına.Belli ki ruh bohçasını alıp yola çıkınca olacak.Bilmezmisin oldum demek pişene saygısızlık,hiç pismedimki desen ruhun teslim olurmu.
İlahi aşka dönüpte bir iki deneme becerememişken birde ümmet olamamanın narası koptu şuramda.Şura demenin ne demek olduğunu yeni sindirdim.Bi çare ruhuma merhem ararım ya bu bedene sığmayışımın cereyanında hasta oldum yada bir kul olamamanın acizliğinde....
En derinde koskoca bir boşluk var anlatsam belki iki cümleliktir ..Ama dudaklarımdan çıktıktan sonraki büyuklüğü kontrol edilemeyecek güce sahip.Anlayacak iyi karakter lazım önce ,analiz edicek ,süzgecten geçirip derinliğini ölçücek.Öyle "anladım "diyip "ay bumuydu ya sen bide şunu dinlesen var ya" gibi kalıplara tahammülüm yok.Evet size dar kalıp gelebilir ama belki o kalıp beni bunaltıyor.Bir beden büyüğü bol tam bedeni sıkiyor .Yani o boşluğu bir beden büyütecek duygularım kalmadı.Daraltacak kadar kapasitelide kaale alcak kimsem var.Belkii kaale kelimesinide yanlış yazmışımdır.Üzgünüm bilmiyorum nasıl yazıldıgini.Koca boşluğuma kimseyi çekmeden ayrılayım .İyi geceler antoloji ailem
Affetmek zorunda olmak ile affetmek arasında uçurum farkı var .Anlatmak istesem ağlarım söz yetmediği yerde.Kelimelerim gözyaşlarımdan dökülür. Kalp sıkışmalarımın ahını ahh kim nasıl verecek.Yazarken elim titrer nefesim kesilirde yağmur fırtınaya seslenir "Indir gökleri yere "..Fısıldar şimşek buğz ederim ahım verdiklerime.Toprak nasıl basacak bağrına.Günahıma ben pişmanım dediğimi sen duyma inşallahda ruhumun feryadıyla yan.Kor ateş tutmuş el olsaydın dilin ifrit olmazdı.Ah ki ne ah neden ağlar insan kana kana hepi topu bir "nasılsına".nasılsını(?) diye birde sorarsın "Nasılsın?" Hangisinde hüngür hüngür ağlar birde onun muhakemesini yapalım mı?Doğarsın ağlatırlar nefesin açılsın diye,evlendirirler ağlatırlar adetrir diye sonra güldürürler hayat boyu huzurlu olsun diye e bu millet böyle niye??
Ask tevaftir. Sevenin sevdiginin etrafinda sorgusuz sualsiz, donmesidir. Ayni galaksilerin donusu, yildizlarin galaksiler etrafinda donusu, dunya gibi gezegenlerin gunes etrafinda donusu, Ayin dunya etrafinda donusu gibi... Aslinda butun bu donus, masugun etrafinda donmek her seyi bir arada tutar. Donerken "O" harfi yazarsin. Bir de sifir yazarsin. Hatta arapca da "hu" o demek, yazarsin. Yani kendini sifirlarsin. O' nun etrafinda tevaf edersin. Maddenin en kucuk yapi tasi atomlarin cekirdeklerinin etrafinda donen electronlardan muzaazam buyuklukteki kainata kadar hersey donerek, tevaf ederek var olur. Tevaf dursa hersey bir anda yok olur. Hacilarin siyah kabe etrafinda bembeyaz elbisele donmesi galaksilerin gunes gibi beyaz yildizlarinin kara delik etrafinda donmelerinin bir similasyonudur. Adeta yildizlasirlar hacilar. Hatta hacilari kabede ayni ters saat yonunde doner, tipki gunesimiz de Sagittarius a karadeliginin etrafinda diger butun beyaz yildizlarla dondugu gibi Aslinda ibadetler donmektir. Yani tavafta dongude kâinattaki donguye katilmaktir. Namaz bir dongu degilde nedir. Her gun bes vakit ayni zaman diliminde 24 saat icinde bir tur atilan bir dongudur. Tavaftir. Insan namazda lailahe illah secdede muhammet haline burunerek Ayin dunyaya tabi olmasi gibi kul da muhammet s.a.v tabi bir sekilde rabbul alemin etrafinda doner. Namaz tavaftir. Yani donmektir. Yani asktir. Mevlevilerin, semazenlerin seyhlerini merkeze alip donmeleri, yani tavaflari, yani semalari da gunes sistemimizin etrafinda donen dunya ile birlikte diger gezegenlerin similasyonudur. Oruc ta ayni bir dongudur. Ay takvimine gore 35 senede bir tamamlanan bir dongudur. Oruc ta asktir. Zekatta sene de bir verilen dobgudur. Asktir. Aslinda ibadetler kendini o yuce kudretin huzurunda sifirlayip kainattaki donguye katilmak, entegre olmaktir. Sencornize olmaktir.
Ozaman Ask sorgusuz sualsiz, sevdigini merkeze alip kendini sifirlayip "o illa da o " demek halidir. onun etrafinda tavaf etmek halidir. Bu oyle bir donmek halidirki, iste her seyi doguran bu haldir.
**MUHTEREM ARKADAŞLAR** Mesaj sayfama yazmışsınız. Eyvallah çok sağ olun. Teşekkür ederim. Bu hadsizin ölümden döndüğünü söylüyorsunuz. Bizim kimsenin hastalık ve ölümüne bir şey dediğimiz yok. Ancak bu herif gene akıllanmamış. Yüce Dinimizi nefsani duygularına alet ediyor. Millete yaranmak için yalan söylüyor ve martaval atıyor. --Evet, bu küfürlü ve sokak jargonlu cümleler bana yakışmadı. Ancak bu hadsiz şebek Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına atmış olduğu iftiradan dolayı, çıkıp Şerefli Türk Ulusundan özür dilemedi? Sizlere saygımdan dolar her iki yazımı da kaldıracağım...
Vallahi bir insanin bu kadar kolay ve korkusuz iftira ve yalan atabilmesi kanimi donduruyor. Yine de Bu dafa sadece sahsima iftira ve yalan atmakla kalmissin. O yuzden seviyene dusmeyecegim. Zira butun antolojiyi degil butun dunyayi iftiralarina inandirsan kac para eder. Seni de beni de en iyi taniyan Allah var.
Hanim efendi ben ne haciyim, ne hocayim. Ben kuranin ilk inen bes ayetin oku emri isiginda rabbini tanimaya calisan, dinini yasamaya calisan, akil baligi olmakla baslayip amel defterini sagdan yada soldan Alana kadar devam eden din gunu yolculugunda gorduklarini duyduklarini yine ayni ayetlerde insana kalemi ogretti ayetinden ogrendigim kalemle gorduklerimi yazan bir yolcuyum. Ayrica Kendini okumaya devam etmen güzel. Ben de her okuduğum ayette ve hadiste önce kendimi görüyorum. Ama aynaya bakmak, güneşi inkâr etmeyi gerektirmez. Hakikat, onu söyleyenin kusurlarıyla değer kaybetmez; asıl mesele, hepimizin o hakikate yaklaşma gayretidir.
Ibrahim suresi 1. Ayet Meali: Elif, Lâm, Râ. Bu (Kur’an, öyle) bir Kitab’dır ki onu sana; insanları Rablerinin izniyle (her türlü kişisel ve toplumsal) karanlıklardan aydınlığa; eşsiz galip ve övgüye layık olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik.{2} Düşüncelerin değil; şehvetperestliğin, maddeperestliğin, erkek ve kadın pazarlamacılığının, içki, faiz ve tefeciliğin, çıkarcılık yarışının hâkim olduğu, kendilerine dokunulmazlık öngörülen/verilen kişi ve kral tanrıların hâkimiyet kurduğu devirlerin karanlıklarından aydınlığa çıkarmak için yüce Allah, bu Kur’an’ı indirmiştir. Böylece insanlığın asıl aydınlığa geçişi, toplumun nizamı, sosyal düzeni ve adaleti Kur’an’la olmuş ve toplumda ilâhî hâkimiyet de yine Kur’an’la sağlanmıştır. Çünkü Kur’an hayat nizamı, dünya ve âhiret saadeti için gelmiştir.{3} Kur’an hayata rehber oldukça bu aydınlık devam edecektir.
Bir dusunun, kuran gelmemis olsaydi, meydan Talmud kafali, kendinden olmayan her insani hayvan katagorisinde gorup bugun filistinde ve dunyada yaptiklari pislikler ortada olan ya yahudilere kalacakti, ya da hacli seferleri, ve ortacag karanligi ile bilinen hiristiyanlara kalacakti. Ikisinde de insanlik zulumle ve yok olusla karsi karsiya kalacakti.
Kuran insanligi bu karanliklardan aydinliga cikardi. Anneye, kadina, komsuya, yetime, fakir fukaraya hakkini verdi. Kotulukle savas emri verdi. Iyiligi yay emri verdi. Karanliktan dogru yola aziz ve hamid olan rabbin izniyle. Allah hidayeti diledigine verir. Verirken aziz ve hamid ismi ile verir. Yani insan aslinda ruhunda azizdir. Vakardir. Minnet duygusu empati duygusu gelismistir. Ama her nasilsa yolunu kaybetmis. Insanin icindeki aziz ve minnet tohumlari aziz ve hamid isminde aciyor. Ve hidayet nasip oluyor. Yani yanlis yolda bile olsa kalender insanlar dogru yola ulasir. Benim dikkat ettigim yahudilerde munafiklik, ikiyizluluk, cok yaygin. Kalenderlik yok denecek kadar az. O yuzden yahudilerden musluman olanlar cok az. Oysa yahudiler sirk kosmazlar. Islam inancina en yakin yahudi inancidir. Buna ragmen yahudiler aziz ve hamid ismine layik olmadiklari icin hidayete eremiyorlar. One yandan hiristiyanlar sirk kosmalarina ragmen, hatta putlastirmalarina ragmen hz isayi, onlara daha cok hidayet veriliyor. Cunku iclerinde kalender olanlari cok. Minnet duygusu cok. Ikiyizluluk daha az. Sonucta aziz davran, minnet duy, empati yap, basini dik tut. Menfaat budalasi olmaki icindeki aziz ve hamid tohumlari aziz ve hamid ismi celillerinde acsin. Ve hidayet bulasin...
Peygamber efendimizin zamaninda, sahabilerin arasina karismak isteyen hadis okusun. Hadisleri rivayet eden ravilerden okurken kendinizi rasulullahin huzurunda, olay anina sahit olurken buluyorsunuz. Onun gulusune, celaline, bakisina, her seye sahit oluyorsunuz. Sahabileri izliyorsun, o ruhu hissediyorsun... Allah ile konusmak isteyen kuran okusun, resulullah ile yasamak isteyen hadis okusun. Zaten bir musluman her gun nasil hasbihal etmezki kuran varken Rabbiyle ve nasil yasamazki hadis varken peygamberi ile.
Riyazussalihin, veya tac hadis kitaplarini tavsiye ederim.
Aklin ibadeti dusunmek ve sorgulamaktir. En ilkel zamanlardan beri kuslar yumurtadan cikiyor. Anneler bebek doguruyor. Bebeklerine bembeyaz sut veriyorlar. Delayisi ile bir yumurtadan kus nasil cikiyor. Anneden cocuk nasil cikiyor. Sut nasil oluyor. Sınırlari sorgulamak, sebepleri sorgulamak, capi sorgulamak, capsizlara takilip kalmamak...en capliya yonelmek... Herseyi yapan o an capliyi aramak.. aklin ibadetidir. Ustelik Sirf akil Allahi bulmaya yetebilirken Allah peygamberler gondermis kendini tanitmak icin... hemde sutun cikisi, civcivin bebegin olusu gibi hayret uyandiran mucizelerle desteklemis peygamberlerini Gozun ibadeti baktigini gormeye calismaktir. Varligin icindeki yaraticinin parmak izlerini, ayak izlerini aramaktir. yahu kil gibi agac kokler taslari delerek asagi dogru buyuyor, tonlarca yuke ragmen agac dallar yukari dogru buyuyor. Bunda bir hikmet var. Demek...
Dilin ibadeti tattigi seyler icin sukretmek, hamd etmek, Tuzlu denizde tuzsuz balik nasil olur. Rabbim sirf biz yiyebilelim diye yapmissin hamd olsun sukurler olsun Agzin ibadeti anlatmak, gordugunu, tattigini... elin ibadeti vermek..
Sen varya su sen, o gun anne rahmine dusen ortalama 200 milyon embriyodan secilenisin. Hatta o hafta butun dunyada anne rahmlerine dusen tum ebriyolarin içinde yaklasik bir trilyonda bir ihtimalden insanlik alemine secildin. Hele sen bir de nikahsiz beraberlikler gibi bosa akan embriyolari da hesaplarsan ihtimal de buyur. Hele o hafta icinde butun hayvanlar ve insanlar aleminden akan sperm havuzundan insan olarak cikman matamatik dahi yetnez ayri bir lutuf. Hele bir de, sen anne baba bir aileye geldiysen, hele bir de musluman dindar bir aileye geldiysen, hele bir de serefli bir soy, serefli bir nesil guzel bir ulkede geldiysen, butun bu seni secip secip bu lutuflari veren, seni maymun, balik, domuz, tilki, karga, yilan, essek olarak o hafta dusebilecekken, esrefi mahlukat insan olarak, serefli bir irktan, ilahi nimet musluman olarak, gelmis olmanin hangi sukrunu eda edebilirsin.
O yuzden bize verilen bu hayat cok degerli, onu har vurup Harman savurmamaliyiz. Bu hayati, bir tohum gibi ahiretin tarlasina ekip, cennette ebedilestirmeliyiz. Beni sece sece yaratan o yuce rabbim butun sukrum, hamdim, niyazim, duam, zikrim, fikrim, istiğfarim, tevbem, kiyamim, rukum, secdem, ibadetim, ovgum, kutsamam, tabi olmam yanliz ve yanliz sanadir.
Rotaya kilitlenmiş giderken narsist kimliklerin engellerine maruz kalıyorum.Hadi atlattık derken toksit ilişki,madur rolü oynayanlar felan filan.Ne yapcam savaşmayıp ,daha dün baş ağrısıyla kıvranıp yatağa kendimi zor atmışken sabah tekrar toksit ilişkinin tuzağı çekiyor kendine.Hani hedef medef kalmamıs ortalıkta ,konfor alanı dışına çıkmadıkça bu narsist ben rotayı hep yenilemek zorundayım.ROTA YENİLENİYOR...
Kime arkadaşım desem sonuna kadar gitmedi.Dostum demek istesem kendimi zarar gören duygularım yüzundendurduruyorum.Ne olacak benim sonum yalnız hissetmiyorum,eksik hissetmiyorum ama merhabalaştıklarımın hiçmi arkadaşın yok demesi beni düşundürmedi degil .Sahi benim arkadaşım varmı.Yaşayışıma bakıyorum evet ya şu ortama girince hiç çekinmiyorum şuraya gidince merhaba diyorum...Merhaba dediğim herkes arkadaşımdır oturup ben demeden kahve içtiğimse dostumdur diyorum.:))))Bunları okuyan herkes arkadaşım mesela burası benim arkadaş ortamım.Ama kim kahce icmek ister meselesini bilemem .Durduk yere ketumlaştım şimdi.Strese soktum kendimi....
Kanada da hamsi pisirirken dusundurdukleri ve rabbimin o engin merhameti, lutfu, kullarina karsi sefkati karsisinda icimde hissettigim hayranlik ve minnet.. Soyle ki Hadi diyelim, Sebzeler meyveler ve otlar tuzsuz toprakta yetisiyor, tuz ekip yiyoruz. Anladik Tuzsuz Sebzeleri Meyveleri ve otlari yiyen ciftlik hayvanlari da tuzsuz besinlerle besleniyor, onlari da tuzlayip yiyoruz etini, sutunu, yumurtasini onu da Anladik Ula ufacik hamsi baligi tuptuzlu denizde yetisiyor, istersen her hangi bir balik olsun, tuz dolu denizde yetisiyorlar, ama Allahin kullarina merhametinden, lutfundan sefkatinden, kullari baligi yiyebilsin diye tuzla dolu Denizin tuzu minnacik baligin vucuduna karismiyor. Oysa En buyuk olasilik tuzlu denizde yetisen herseyin tuzlu olmasi, tuzun baligin etine karisiyor olmasi olurdu. Ve o zaman hic kimse tuzlu balik yiyemezdi. Denizin tuzlu suyunu icebiliyormusun? Iste en olagan olmasi gerekeni, yani baliga denizin tuzunun karismasini kullarina rahmeti merhameti, lutfu, sefkati geregi yuce rabbimiz oldurmuyor. Dokayisi ile Tuz dolu denizden cikan minicik hamsi baligina ustelik tuz ekerek pisirip yiyorsun. Balik yiyen butun ataistleri Allah bildigi gibi yapsin. Allaha karsi inancsiz ve sukursuz olan insanlar ne kadar assagilik ve nankor olabiliyor, bir kucuk hamsi yerken bile anlasilabiliyor. Seftaliyi, armudu, portakali, cennnet hurmasinj, dutu, uzumu, inciri dalinda tam agzimiza layik olmasi icin, sulu tutan, icine agzimiz bal yemis gibi olmasi icin seker katan rabbime tesekkur etmeyip de ne yapacaksin be nankor insan. Elhamdülillahi hamden taammen sukren kesiren ya hamid ya sekur ya vehhâb ya vedud ya latif ya kerim
Saat sabahın beşi
bir ben ayaktayım bir de pastaneci
bir bayat poğaça ile oralet neyime yetmez ki.....
Herkese günaydın sabahları şerifiniz hayırlı olsun
Evli olanları tebrik ediyorum çocuk büyütmek zor ve meşakkatli Allah aile huzuru ve sabır versin çocuk demek sorumluluk demek bu devirde evli ve çocuklu olanlara gercekten hayır diliyorum Allah yar ve yardımcıları olsun amin.
Sabahın körü, akşamın zifiri demeden koşturup duruyoruz da, nereye yetişmeye çalıştığımızı kendimiz bile bilmiyoruz.
Nesiminin bu siirini ben de cok severim. Hallaci mansurun enal hak ifadesinin siirlesmis hali.
Insan kainatin en guzel meyvesi. Tohumu
Suphesiz biz insani en guzel sekilde yarattik.
Insan kendisini sadece etten kemikten atomlardan ibaret degildir. Onun insan yapan, ruhu, vicdani, ve yaraticisindan aldigi ilahi yazilim
Tipki telefon, demirden, kaucuktan camdan degerli metallerden ibaret olmadigi. Onun insandaki ilahi yazilima tekabul eden yazilmi, aplari olmadan hele ki insandaki vahye, ilhama takabul eden, imana tekabul eden internet agina bagliligi telfonu islevsel ve degerli kilar
Insanda kendisini maddeden ibaret gorup telefondaki yazilim ve internete tekabul eden ilahi manayi inkar ederse bir avuc atomdan ibaret kalir. Hatta atomlarin iclerini bosaltsaniz butun gelmis gecmis insanlarin butun hacmi bir bilye kadar kalir.
Internetten ve yazilimlardan kopan yada viruslu en gelismis telefonun cop durumuna dustugu gibi, mana ve haktan kopan insanda bir avuc tozdan ibarettir
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
Bir hurma cekirdegi, dese "ben bu bedene sigmazam, bende iki beden vardir. Dallarim vardir gok yuzune uzanir. Bende acar butun cicekler, koklerim vardir tasi delip gecer. Ben hem topraktanim hem gokteyim. Bende dir tonlarca meyve ben dendir butun hurnalar"
Hurmaliktan cikmaz. Icinde tasidigi yazilimi manayi soyluyor.
Ama o cekirdek kendi yazilimini inkar etmeyecek, yaziliminin gerektigi, gunesi, suyu, nemi, topragi, iklimi kabul edecek. Ancak ozaman inkisaf eder. Ben bendenim ben kendimi var ettim. O halde ben istedigim yerde yesillenirim Der. Kanadanin soguna gelirse, o hurma minnacik odun parcasindan oteye gidemez. Curumeye hic olmaya mahkum olur.
Onun gibi manadan, yaradanjndan kopan insan kendini bir ufurukluk atom tozundan ibaret kilar.
O yuzden bu siir derki, insan rabbiyle kurdugu, bag, ve ilahi hakikatlarin senkronizasyonudur.
Butun insanligin bir bilye kadar bile bir hacim etmedigi yerde insanin degeri demekki madde ile degil icinde tasidigi mana ile dir. Ilahi bagla kurdugu rezonans kapasitesi, senkronjzasyonu insana zamansjz ve mekansiz bir deger katar. Bu dunyada dusecegi mezar bahcesinde yok olmaz yeni ve daha buyuk bir alem olarak acar.
Tipki topraga ekilmis bir hurma gibi....
Then who is the Angel of Şam?
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
(İki cihan (dünya ve ahiret) benim içime sığar, ancak ben bu dünyaya sığmam. Mekansızlık cevheri bende, ben bu aleme sığmam.)
Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim
Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam
(Bütün varlıklar ve mekan benim delilimdir. Başlangıcım varlık sahibi
olan Zat'la başlar. Sen beni bu işaretle tanı, ama bil ki ben bu
işarete de sığmam.)
Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş
Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam
(Hiç kimse zanla, kuşkuyla Hakk'ı bilenlerden olmadı.
Hakk'ı bilen bilir ki, ben zanna ve kuşkuya da sığmam.)
Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim
Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam
(Dış görünüşe bakıp bu dış görünüş içinde gerçek manayı, iç görünüşü tanı.
Çünkü beden de, ruh da benim. Ancak ben ruha da, bedene de sığmam.)
Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât
Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam
(Hem inci kabuğu, hem de inciyim, yani hem dış hem iç. Mahşer meydanı
ve Sırat. Bunca kumaş ve binek takımıyla ben bu dükkâna sığmam.)
Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş
Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam
(İşte gizli hazine benim. Görünenin aynısı işte benim. Bu hazine kaynağının
incisi de işte benim. Ancak ben ne denize, ne de kaynağa sığmam.)
Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam
(Yeryüzü ile gökyüzü ve "kâf" ile "nun" gibi bütün herşey bende bulunduğu
için, ey bana akıl vermeye kalkışan kişi sesini kes. Çünkü ben, sözlere
ve açıklamalara sığmam.)
Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim
Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam
(Gerçi her tarafı kaplayan ulu varlık benim, adım insan olduğu için, insanım.
Mâlik olan da, "ol" denilince olan da benim, ben bu mekana da sığmam.)
Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim
Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam
(Ruhla aynı cihanı paylaşan, âlemle aynı zamanı yaşayan benim. Ancak şu
hoşluğa bak ki, ben ne bu âleme, ne de bu zamana sığarım.)
Encüm ile felek benim vahy ile melek benim
Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam
(Yıldızlarla felek benim. Vahiy de, melek de benim. Dilini tut ve konuşma,
çünkü ben bu dile de sığmam.)
Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam
(En küçük varlık da, güneş de benim. Dört (dört unsur: toprak, su, rüzgâr,
ateş), beş (beş duyu) ile altı (altı yön: sağ, sol, ön, arka, üst, alt) da
benim. Sözle anlatılan görünüşü gör, ancak ben anlatılana da sığmam.)
Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile
Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam
(Sıfatımdan dolayı Zât ile birlikteyim, Berat'ım, imtiyazım nedeniyle
Kadr içindeyim, itibardayım. Şeker kamışı sayesinde gül tatlısıyım.
Kapalı ağızlara sığmam.)
Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim
Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam
(Bal ile şeker benim Güneş benim, Ay benim. Herkese akıcı bir ruh
bağışlarım, ancak kendim bu akıcı ruha sığmam.)
Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam
(Ok benim, yay benim, yaşlı benim, genç benim, sonsuz devlet benim,
mekana ve zamana sığmam.)
Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim
Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam
(Yerle göğü düzenleyen benim, sonra dönüp bozan benim bütün yazıları
yazan benim, ben bu divâna sığmam.)
Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim
Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam
(Ateşten yanan ağaç benim, göğe çıkan taş benim. Bu ateşin alevini gör.
Ben bu lügate sığmam.)
Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim
Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam
(Gerçi bugün Nesimîyim, Hâşîmîyim Kureyşîyim ama menzilim bundan
büyüktür, ben menzile ve şâna sığmam.)
Degerli hanimefendi, ben deger derken,
Ben bir haci bektasi velinin degerlerinden,
"Bizim erkânımız; ahlâk-ı Muhammed’i ve edeb-i Ali’dir."
Pir sultan abdalin degerlerinden
"Pir Sultan Abdal’ım ölürüm deme,
Kıl beş vakit namaz kazaya koma,
Sakın bu dünyada kalırım deme,
Tenim teneşirde, özüm saldadır."
"Hakk’ı Peygamber’i bilirsen candan,
Korkma mahşer günü o ulu günden.
Mahrum kalma La ilahe illallah'tan,
Kılavuzun Muhammed Ali olmalıdır."
Yunus emrenin degerlerinden bahsediyorum.
Ayrica Bahsettigimiz Seytanlar sadece alevileri suistumal etmiyorki,
bugun tarikat ve cemaatlarin ici mossad kayniyor.
Onlar diyorki bizim icinde olmadigimiz tarikat cemaat yok...
isidi, elkaideyi, kim kurdu, aleviler kurmadi elbet.
Ben tanidigim alevilerden yola cikarak kendi tespitlerimi paylastim.
Tesbitim su, son yuz yilda alevi olmayanlarin alevi kiliginda alevileri kendi degerlerinden koparmaya calismislar
Tipki bahsettiginiz Machiavellist sunni bir hukumet eliyle gunumuz genclerini islamdan kopardiklari gibi.
Haci betasi velinin, Pir sultan abdalin, Yunus emrenin degerlerine can feda.
Seytanlar sadece alevilerle ugrasmiyor. Herkesle ugrasiyor.
Ben Dun sadece malum seytanin alevi mesaisini dile getirdim.
Zaman zaman sunni mesaisini dilebgetirdigim gibi
Aleviler candir. Gercek aleviye Canim kurbandir
Bir hocamız bir yazısında şöyle demiş yıllar önce :
"...Alevilerin Alevi olmaları yetmiyor mu? Bir de şeytanların onların dostları kılığına mı girmesi gerekiyor? Bu sözü Machiavelli hükümdarlar için söylemişti; “hükümdarların insan olmaları yetmiyor mu…..?” Kuşkusuz bunu söylerken Machiavelli özsel bir insan doğasına atıfta bulunuyor, böyle bir doğanın varlığını veri sayıyordu. Kuşku yokki bu doğa kötülük üzerineydi. Dolayısıyla hükümdardan kaynaklanan şu ya da bu eylem için, özel olarak, insan olmasının dışında ayrıca bir başka şeye gerek kalmıyordu. Fakat dün nasılki “insanlık” Machiavelli’nin hükümdarlara biçtiği “insanlığı” yeterli sayıp “şeytan arama ve cin çıkarma” arzusundan vazgeçmemişse, bugünde hemen hiç kimse Alevilerin Aleviliğini yeterli saymıyor; bir rezonansa geçebilmek için Aleviliğin ille de bir “şeytanla” kol kola sokulması gerekiyor. Aleviliğin yanında bir de şeytan arayan, aslında onun yanında bir şeytan inşa ediyor. Dolayısıyla bu şeytanların sayıları birden fazla, adları farklı farklı....."
Insan dusunmeden edemiyor.
bir kimseyi yüzüne karşı aşırı, gerçeğe aykırı veya kişiyi kibre düşürecek şekilde övmenin tehlikesine dikkat çeken ve Buhâri ile Müslim başta olmak üzere muteber hadis kaynaklarında geçen çok bilinen bir hadiste
"Yazık sana! Arkadaşının boynunu kopardın (veya kestin)." Buyurmus efendimiz s.a.v
Gunumuzde arkadasinizda olan bir seyi takdir hissi ile getirmek olan ovgu cok masum kalir.
Insanlari kendilerini olmadiklarindan farkli pazarlamaya calisarak sosyal medyada, dugunlerde, derneklerde kasanlari, ya da cikar amacli yalakalik olsun diye mudurune, ustune, liderine olmayan ovguleri gorseydi. Ozaman ne derdi, nasil tepki verirdi peygamber efendimiz s.a.v
Aynı fikirdeyim:)
Tam bir Şam şeytanı..!
Alevilik ile sunnilik arasinda pek bir fark olmadigini gormek isteyen, haci bektasi velinin makalatini okusun.
Insani kamil olmaya 4 kapi Kirk makamla varliri kapilardan biri
seriat kapisi
1 makam iman etmek
2 makam ilim ogrenmek
3 makam ibadetleri yerine getirmek, bunlar namaz, oruc, hac zekat gibi
Ama Malesef aleviler, bu cografyada yasayan ve icimize zehirini kusmak isteyen yahudiler iclerine kripto olarak sizmis. Bu kripto yahudiler tarafindan suistimal edilmektedir. Aleviligin icini bosaltarak, hem aleviligi islamdan uzaklastirmaya calismislardir. Hem de fitne cikarmis boluculuk yapmislardir. Sosyal medyada ve bir cok mecrada kendini alevi diye tanitan bir cok zatin yahudi oldugu o kadar belliki. Turkiyede ozellikle ilahiyat okuyup fitne ve kufur yayan okadar insan varki. Adam kusacagi zehiri yahudi kimligi altinda kusamadigi icin alevi kimligi altinda kusuyor. Bir tasla iki kus vuruyor. Hem alevi sunni catismasi cikariyor. Hem kurana sunnete peygambere saldiriyor.
Ben aleviyim deyip te makalati dahi okumayan kac kisi tanidim. Alevilerin en bas ucu kitabi olan Makalati okumayan biri, sirf alevi ailede dogdu diye alevi olmus olmuyor. Tipki din ile bir alakasi olmayan biri sirf sunni bir ailede dogdu diye imusluman olmadigi gibi.
Bir de Adam alevi, alevilikten haberi yok habire dine, hadise kurana kufrediyor. Sıkisinca yalan soyluyor, ben de muslumanim diyor. Iste tam bublar cogunlukla alevi kiliginda topluma kin ve nefret sacan, toplumu bolen kripto yahudi serefsizler. Allah islah etsin. Islahlari kabul degilse kahretsin
Sindirmek demişken bir başka serzenişe gark oldum.Ne zaman büyüyecek şiirlerim denemelerim ,ne zaman dinecek fırtına.Belli ki ruh bohçasını alıp yola çıkınca olacak.Bilmezmisin oldum demek pişene saygısızlık,hiç pismedimki desen ruhun teslim olurmu.
İlahi aşka dönüpte bir iki deneme becerememişken birde ümmet olamamanın narası koptu şuramda.Şura demenin ne demek olduğunu yeni sindirdim.Bi çare ruhuma merhem ararım ya bu bedene sığmayışımın cereyanında hasta oldum yada bir kul olamamanın acizliğinde....
En derinde koskoca bir boşluk var anlatsam belki iki cümleliktir ..Ama dudaklarımdan çıktıktan sonraki büyuklüğü kontrol edilemeyecek güce sahip.Anlayacak iyi karakter lazım önce ,analiz edicek ,süzgecten geçirip derinliğini ölçücek.Öyle "anladım "diyip "ay bumuydu ya sen bide şunu dinlesen var ya" gibi kalıplara tahammülüm yok.Evet size dar kalıp gelebilir ama belki o kalıp beni bunaltıyor.Bir beden büyüğü bol tam bedeni sıkiyor .Yani o boşluğu bir beden büyütecek duygularım kalmadı.Daraltacak kadar kapasitelide kaale alcak kimsem var.Belkii kaale kelimesinide yanlış yazmışımdır.Üzgünüm bilmiyorum nasıl yazıldıgini.Koca boşluğuma kimseyi çekmeden ayrılayım .İyi geceler antoloji ailem
Affetmek zorunda olmak ile affetmek arasında uçurum farkı var .Anlatmak istesem ağlarım söz yetmediği yerde.Kelimelerim gözyaşlarımdan dökülür. Kalp sıkışmalarımın ahını ahh kim nasıl verecek.Yazarken elim titrer nefesim kesilirde yağmur fırtınaya seslenir "Indir gökleri yere "..Fısıldar şimşek buğz ederim ahım verdiklerime.Toprak nasıl basacak bağrına.Günahıma ben pişmanım dediğimi sen duyma inşallahda ruhumun feryadıyla yan.Kor ateş tutmuş el olsaydın dilin ifrit olmazdı.Ah ki ne ah neden ağlar insan kana kana hepi topu bir "nasılsına".nasılsını(?) diye birde sorarsın "Nasılsın?"
Hangisinde hüngür hüngür ağlar birde onun muhakemesini yapalım mı?Doğarsın ağlatırlar nefesin açılsın diye,evlendirirler ağlatırlar adetrir diye sonra güldürürler hayat boyu huzurlu olsun diye e bu millet böyle niye??
Gece Esti İşte Uymayın Siz Bu Deliye
Ask tevaftir. Sevenin sevdiginin etrafinda sorgusuz sualsiz, donmesidir. Ayni galaksilerin donusu, yildizlarin galaksiler etrafinda donusu, dunya gibi gezegenlerin gunes etrafinda donusu, Ayin dunya etrafinda donusu gibi...
Aslinda butun bu donus, masugun etrafinda donmek her seyi bir arada tutar.
Donerken "O" harfi yazarsin. Bir de sifir yazarsin. Hatta arapca da "hu" o demek, yazarsin. Yani kendini sifirlarsin. O' nun etrafinda tevaf edersin.
Maddenin en kucuk yapi tasi atomlarin cekirdeklerinin etrafinda donen electronlardan muzaazam buyuklukteki kainata kadar hersey donerek, tevaf ederek var olur. Tevaf dursa hersey bir anda yok olur.
Hacilarin siyah kabe etrafinda bembeyaz elbisele donmesi galaksilerin gunes gibi beyaz yildizlarinin kara delik etrafinda donmelerinin bir similasyonudur. Adeta yildizlasirlar hacilar. Hatta hacilari kabede ayni ters saat yonunde doner, tipki gunesimiz de Sagittarius a karadeliginin etrafinda diger butun beyaz yildizlarla dondugu gibi
Aslinda ibadetler donmektir. Yani tavafta dongude kâinattaki donguye katilmaktir.
Namaz bir dongu degilde nedir. Her gun bes vakit ayni zaman diliminde 24 saat icinde bir tur atilan bir dongudur. Tavaftir. Insan namazda lailahe illah secdede muhammet haline burunerek Ayin dunyaya tabi olmasi gibi kul da muhammet s.a.v tabi bir sekilde rabbul alemin etrafinda doner. Namaz tavaftir. Yani donmektir. Yani asktir.
Mevlevilerin, semazenlerin seyhlerini merkeze alip donmeleri, yani tavaflari, yani semalari da gunes sistemimizin etrafinda donen dunya ile birlikte diger gezegenlerin similasyonudur.
Oruc ta ayni bir dongudur. Ay takvimine gore 35 senede bir tamamlanan bir dongudur. Oruc ta asktir. Zekatta sene de bir verilen dobgudur. Asktir. Aslinda ibadetler kendini o yuce kudretin huzurunda sifirlayip kainattaki donguye katilmak, entegre olmaktir. Sencornize olmaktir.
Ozaman Ask sorgusuz sualsiz, sevdigini merkeze alip kendini sifirlayip "o illa da o " demek halidir. onun etrafinda tavaf etmek halidir. Bu oyle bir donmek halidirki, iste her seyi doguran bu haldir.
**MUHTEREM ARKADAŞLAR**
Mesaj sayfama yazmışsınız. Eyvallah çok sağ olun. Teşekkür ederim.
Bu hadsizin ölümden döndüğünü söylüyorsunuz. Bizim kimsenin
hastalık ve ölümüne bir şey dediğimiz yok. Ancak bu herif gene
akıllanmamış. Yüce Dinimizi nefsani duygularına alet ediyor. Millete
yaranmak için yalan söylüyor ve martaval atıyor.
--Evet, bu küfürlü ve sokak jargonlu cümleler bana yakışmadı. Ancak
bu hadsiz şebek Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına
atmış olduğu iftiradan dolayı, çıkıp Şerefli Türk Ulusundan özür dilemedi?
Sizlere saygımdan dolar her iki yazımı da kaldıracağım...
Vallahi bir insanin bu kadar kolay ve korkusuz iftira ve yalan atabilmesi kanimi donduruyor. Yine de Bu dafa sadece sahsima iftira ve yalan atmakla kalmissin. O yuzden seviyene dusmeyecegim. Zira butun antolojiyi degil butun dunyayi iftiralarina inandirsan kac para eder. Seni de beni de en iyi taniyan Allah var.
Alıştır kendini her şey biter ve gömülür;
"Ve nice yazlardan Kuğu da ölür ..
Metin Altıok..
Hanim efendi ben ne haciyim, ne hocayim. Ben kuranin ilk inen bes ayetin oku emri isiginda rabbini tanimaya calisan, dinini yasamaya calisan, akil baligi olmakla baslayip amel defterini sagdan yada soldan Alana kadar devam eden din gunu yolculugunda gorduklarini duyduklarini yine ayni ayetlerde insana kalemi ogretti ayetinden ogrendigim kalemle gorduklerimi yazan bir yolcuyum.
Ayrica
Kendini okumaya devam etmen güzel. Ben de her okuduğum ayette ve hadiste önce kendimi görüyorum. Ama aynaya bakmak, güneşi inkâr etmeyi gerektirmez. Hakikat, onu söyleyenin kusurlarıyla değer kaybetmez; asıl mesele, hepimizin o hakikate yaklaşma gayretidir.
Ibrahim suresi 1. Ayet
Meali: Elif, Lâm, Râ. Bu (Kur’an, öyle) bir Kitab’dır ki onu sana; insanları Rablerinin izniyle (her türlü kişisel ve toplumsal) karanlıklardan aydınlığa; eşsiz galip ve övgüye layık olan (Allah’)ın yoluna çıkarman için indirdik.{2}
Düşüncelerin değil; şehvetperestliğin, maddeperestliğin, erkek ve kadın pazarlamacılığının, içki, faiz ve tefeciliğin, çıkarcılık yarışının hâkim olduğu, kendilerine dokunulmazlık öngörülen/verilen kişi ve kral tanrıların hâkimiyet kurduğu devirlerin karanlıklarından aydınlığa çıkarmak için yüce Allah, bu Kur’an’ı indirmiştir. Böylece insanlığın asıl aydınlığa geçişi, toplumun nizamı, sosyal düzeni ve adaleti Kur’an’la olmuş ve toplumda ilâhî hâkimiyet de yine Kur’an’la sağlanmıştır. Çünkü Kur’an hayat nizamı, dünya ve âhiret saadeti için gelmiştir.{3} Kur’an hayata rehber oldukça bu aydınlık devam edecektir.
Bir dusunun, kuran gelmemis olsaydi, meydan Talmud kafali, kendinden olmayan her insani hayvan katagorisinde gorup bugun filistinde ve dunyada yaptiklari pislikler ortada olan ya yahudilere kalacakti, ya da hacli seferleri, ve ortacag karanligi ile bilinen hiristiyanlara kalacakti. Ikisinde de insanlik zulumle ve yok olusla karsi karsiya kalacakti.
Kuran insanligi bu karanliklardan aydinliga cikardi. Anneye, kadina, komsuya, yetime, fakir fukaraya hakkini verdi. Kotulukle savas emri verdi. Iyiligi yay emri verdi.
Karanliktan dogru yola aziz ve hamid olan rabbin izniyle.
Allah hidayeti diledigine verir. Verirken aziz ve hamid ismi ile verir. Yani insan aslinda ruhunda azizdir. Vakardir. Minnet duygusu empati duygusu gelismistir. Ama her nasilsa yolunu kaybetmis. Insanin icindeki aziz ve minnet tohumlari aziz ve hamid isminde aciyor. Ve hidayet nasip oluyor. Yani yanlis yolda bile olsa kalender insanlar dogru yola ulasir.
Benim dikkat ettigim yahudilerde munafiklik, ikiyizluluk, cok yaygin. Kalenderlik yok denecek kadar az. O yuzden yahudilerden musluman olanlar cok az. Oysa yahudiler sirk kosmazlar. Islam inancina en yakin yahudi inancidir. Buna ragmen yahudiler aziz ve hamid ismine layik olmadiklari icin hidayete eremiyorlar.
One yandan hiristiyanlar sirk kosmalarina ragmen, hatta putlastirmalarina ragmen hz isayi, onlara daha cok hidayet veriliyor. Cunku iclerinde kalender olanlari cok. Minnet duygusu cok. Ikiyizluluk daha az.
Sonucta aziz davran, minnet duy, empati yap, basini dik tut. Menfaat budalasi olmaki icindeki aziz ve hamid tohumlari aziz ve hamid ismi celillerinde acsin. Ve hidayet bulasin...
Peygamber efendimizin zamaninda, sahabilerin arasina karismak isteyen hadis okusun. Hadisleri rivayet eden ravilerden okurken kendinizi rasulullahin huzurunda, olay anina sahit olurken buluyorsunuz. Onun gulusune, celaline, bakisina, her seye sahit oluyorsunuz. Sahabileri izliyorsun, o ruhu hissediyorsun...
Allah ile konusmak isteyen kuran okusun, resulullah ile yasamak isteyen hadis okusun.
Zaten bir musluman her gun nasil hasbihal etmezki kuran varken Rabbiyle ve nasil yasamazki hadis varken peygamberi ile.
Riyazussalihin, veya tac hadis kitaplarini tavsiye ederim.
Aklin ibadeti dusunmek ve sorgulamaktir. En ilkel zamanlardan beri kuslar yumurtadan cikiyor. Anneler bebek doguruyor. Bebeklerine bembeyaz sut veriyorlar. Delayisi ile bir yumurtadan kus nasil cikiyor. Anneden cocuk nasil cikiyor. Sut nasil oluyor. Sınırlari sorgulamak, sebepleri sorgulamak, capi sorgulamak, capsizlara takilip kalmamak...en capliya yonelmek...
Herseyi yapan o an capliyi aramak.. aklin ibadetidir.
Ustelik Sirf akil Allahi bulmaya yetebilirken Allah peygamberler gondermis kendini tanitmak icin... hemde sutun cikisi, civcivin bebegin olusu gibi hayret uyandiran mucizelerle desteklemis peygamberlerini
Gozun ibadeti baktigini gormeye calismaktir. Varligin icindeki yaraticinin parmak izlerini, ayak izlerini aramaktir.
yahu kil gibi agac kokler taslari delerek asagi dogru buyuyor, tonlarca yuke ragmen agac dallar yukari dogru buyuyor. Bunda bir hikmet var. Demek...
Dilin ibadeti tattigi seyler icin sukretmek, hamd etmek, Tuzlu denizde tuzsuz balik nasil olur. Rabbim sirf biz yiyebilelim diye yapmissin hamd olsun sukurler olsun
Agzin ibadeti anlatmak, gordugunu, tattigini... elin ibadeti vermek..
Sen varya su sen, o gun anne rahmine dusen ortalama 200 milyon embriyodan secilenisin. Hatta o hafta butun dunyada anne rahmlerine dusen tum ebriyolarin içinde yaklasik bir trilyonda bir ihtimalden insanlik alemine secildin. Hele sen bir de nikahsiz beraberlikler gibi bosa akan embriyolari da hesaplarsan ihtimal de buyur. Hele o hafta icinde butun hayvanlar ve insanlar aleminden akan sperm havuzundan insan olarak cikman matamatik dahi yetnez ayri bir lutuf.
Hele bir de, sen anne baba bir aileye geldiysen, hele bir de musluman dindar bir aileye geldiysen, hele bir de serefli bir soy, serefli bir nesil guzel bir ulkede geldiysen, butun bu seni secip secip bu lutuflari veren, seni maymun, balik, domuz, tilki, karga, yilan, essek olarak o hafta dusebilecekken, esrefi mahlukat insan olarak, serefli bir irktan, ilahi nimet musluman olarak, gelmis olmanin hangi sukrunu eda edebilirsin.
O yuzden bize verilen bu hayat cok degerli, onu har vurup Harman savurmamaliyiz. Bu hayati, bir tohum gibi ahiretin tarlasina ekip, cennette ebedilestirmeliyiz.
Beni sece sece yaratan o yuce rabbim butun sukrum, hamdim, niyazim, duam, zikrim, fikrim, istiğfarim, tevbem, kiyamim, rukum, secdem, ibadetim, ovgum, kutsamam, tabi olmam yanliz ve yanliz sanadir.
Rotaya kilitlenmiş giderken narsist kimliklerin engellerine maruz kalıyorum.Hadi atlattık derken toksit ilişki,madur rolü oynayanlar felan filan.Ne yapcam savaşmayıp ,daha dün baş ağrısıyla kıvranıp yatağa kendimi zor atmışken sabah tekrar toksit ilişkinin tuzağı çekiyor kendine.Hani hedef medef kalmamıs ortalıkta ,konfor alanı dışına çıkmadıkça bu narsist ben rotayı hep yenilemek zorundayım.ROTA YENİLENİYOR...
Kime arkadaşım desem sonuna kadar gitmedi.Dostum demek istesem kendimi zarar gören duygularım yüzundendurduruyorum.Ne olacak benim sonum yalnız hissetmiyorum,eksik hissetmiyorum ama merhabalaştıklarımın hiçmi arkadaşın yok demesi beni düşundürmedi degil .Sahi benim arkadaşım varmı.Yaşayışıma bakıyorum evet ya şu ortama girince hiç çekinmiyorum şuraya gidince merhaba diyorum...Merhaba dediğim herkes arkadaşımdır oturup ben demeden kahve içtiğimse dostumdur diyorum.:))))Bunları okuyan herkes arkadaşım mesela burası benim arkadaş ortamım.Ama kim kahce icmek ister meselesini bilemem .Durduk yere ketumlaştım şimdi.Strese soktum kendimi....
Bana kim beddua etti?
Ben neden ölüyorum?
Karanlık bir kuyudayım
Kovam boş
Su çekmiyor çıkrığım
Yaralı bir ömrün ortasında
Kanıyor şiirim ve yurdum.
Atilla Aşur..
Kanada da hamsi pisirirken dusundurdukleri ve rabbimin o engin merhameti, lutfu, kullarina karsi sefkati karsisinda icimde hissettigim hayranlik ve minnet..
Soyle ki
Hadi diyelim, Sebzeler meyveler ve otlar tuzsuz toprakta yetisiyor, tuz ekip yiyoruz. Anladik
Tuzsuz Sebzeleri Meyveleri ve otlari yiyen ciftlik hayvanlari da tuzsuz besinlerle besleniyor, onlari da tuzlayip yiyoruz etini, sutunu, yumurtasini onu da Anladik
Ula ufacik hamsi baligi tuptuzlu denizde yetisiyor, istersen her hangi bir balik olsun, tuz dolu denizde yetisiyorlar, ama Allahin kullarina merhametinden, lutfundan sefkatinden, kullari baligi yiyebilsin diye tuzla dolu Denizin tuzu minnacik baligin vucuduna karismiyor. Oysa En buyuk olasilik tuzlu denizde yetisen herseyin tuzlu olmasi, tuzun baligin etine karisiyor olmasi olurdu. Ve o zaman hic kimse tuzlu balik yiyemezdi. Denizin tuzlu suyunu icebiliyormusun?
Iste en olagan olmasi gerekeni, yani baliga denizin tuzunun karismasini kullarina rahmeti merhameti, lutfu, sefkati geregi yuce rabbimiz oldurmuyor. Dokayisi ile Tuz dolu denizden cikan minicik hamsi baligina ustelik tuz ekerek pisirip yiyorsun.
Balik yiyen butun ataistleri Allah bildigi gibi yapsin.
Allaha karsi inancsiz ve sukursuz olan insanlar ne kadar assagilik ve nankor olabiliyor, bir kucuk hamsi yerken bile anlasilabiliyor.
Seftaliyi, armudu, portakali, cennnet hurmasinj, dutu, uzumu, inciri dalinda tam agzimiza layik olmasi icin, sulu tutan, icine agzimiz bal yemis gibi olmasi icin seker katan rabbime tesekkur etmeyip de ne yapacaksin be nankor insan.
Elhamdülillahi hamden taammen sukren kesiren ya hamid ya sekur ya vehhâb ya vedud ya latif ya kerim