Lan ataturkun baska dusmana ihtiyacimi var, milletin degerlerine kufrederek ataturku sevdirecegini sanan siz, ata sinekleri darken... lan siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Benim kutsalima soverekmi ataturku kutsallastirdiginizi saniyorsunuz. Sevdirdiginizi saniyorsunuz. Lan olmus gitmis adam. Dusun yakasindan ata sinekleri. Cevap ver lan ataturke cebberrut, katil, zorba deyince hosna godecekmi
Lan benim atam yavuz sultan selim han hz. Zorba ceberrut katiil, diyen ve bu sozlerin hakaret olmadigini soyleyen, sen soysuz it, simdi birak onca sahsima, ve yavuz sultan selime, osmanliya, attigin sirret bir mahalle yosmasi karektersizligi ile iftiralarini bir kenara biraktim simdilik, Ben senin atana ceberrut, katil, zorba, desem hos goruylemi karsilarsin. Bari buna cevap ver. Hadi bekluyorum. Beyni kalinbagirsaginda mahluk
Lan osmanli bir baba olsaydi, ataturk o baba nin, osmanlinin yetistirdigi evladi olurdu. Lan nankor kopek hic evlat babasini karalarmi. Sen babani karaliyormusun. Madem cumhuriyeti siz kurdunuz, sizin deyiminizle hadi nerde yetistirdiginiz ataturk. Bir ataturkte siz yetistirseydinjz ya. Lan ataturkun cocuklariyiz diyen ne kadar chp li ve ataturkcu varsa, hepsi sarlatan. Hadi osmanli ataturku yetistirdi. Cikardi. Hani ataturkun kurdugu cumhuriyetin yetistirdigi ataturk. Lan siz ne embesil varliklarsiniz. Bir evlat bagrindan ciktigi aileyi karalarmi. Sizin hangi gavurun tohumusunuz. Adi soysuz
Aynı “ben haklıyım, sen haksızsın” döngüsünün kimseye bir şey kazandırmadığı ortada. Her yeni cümle, meseleyi çözmek yerine sadece gerilimi büyütüyor. Bu şekilde devam etmenin kimseye faydası yok.
Bu kadar sert ve kırıcı bir dil buraya yakışmıyor. Farklı düşünebiliriz, bu çok normal; ama saygıyı kaybetmek zorunda değiliz. Unutmayalım ki üslup, en az fikir kadar önemlidir.
En sağlıklısı, bu noktada tartışmayı burada sonlandırmak. Herkes kendi görüşünü ifade etti, fazlası sadece gereksiz kırgınlık bırakacak. Konuyu uzatmak yerine, birbirimize saygıyı koruyarak noktalamak en doğrusu. Lütfen artık bu başlığı daha fazla germeyelim.
(Haddimi de bağışlayın lütfen.. huzursuzluğu sevmeyen bir kız kardeşinizin zerzenişi olarak görün.)
Kurani kerimde fetih suresinde " Muhammed Allah’ın Rasûlüdür. Beraberinde bulunan mü’minler kâfirlere karşı çok sert ve tavizsiz, kendi aralarında gâyet merhametlidirler. ...." buyurur. Cunku bu tur munafik serefsizler nezaketi, hosgoruyu, tahammulu, zayiflik olarak gorurler. Bu tur munafik alcaklarin anladigi dilden sert ve acimasiz konusacaksin. ALLAHIN EMRI BU
*** HAŞHAŞİ SOYTARISI *** O1-05-2026 saat 14i59 da sana ne yapacağını söyledim. Ya çıkar adam gibi önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarından ve bütün şerefli Türk Ulusundan özür dileyeceksin. Ya da Amerika'dan fino gibi ciyaklamaya devam edeceksin? SEÇİM SENİN
Ulan sadece bir ilde 70000 bine varan katliam rakamlarinin soylendigi bir katliami alevileri sunnilere karsi dusman etmek ve yaptiginiz bariz katliami unutturmak icin benim atama iftira atan adi serefsizlersiniz. Rahatladinmi simdi. Beni bukadar konusturmakla Serefisz bok ficisi. Susuyorsak cehaletimizden degil, gecmis gecmiste kaldi deyip unumuze bakip butunlesme birlik olma sevdamjzdan geliyor. Yoksa senin gibi soysuzlarin kokusmus covering, yedi ceddini biliyoruz,
"Mesela herkes tarafından bilinen biride Osmanlının yüz karsı katil, ceberrüt, zalim Yavuz Sultan Selim'dir. Safevi Devlet başkanın eşine aşık oluyor ve bu utanmaz zorba bu uğurda hiç acımadan 50 bin Alevi yurttaşını katlediyor" Yukaridaki iftirayi atan soysuz kahpe, Yavuz sultan selim hz iftira atan serefsiz sah Ismail dölu Dersim katliaminda bak neler olmus
Gayriresmi kaynaklar, yerel tanıklıklar ve bazı bağımsız araştırmacıların sunduğu veriler, can kaybı sayısını resmi rakamların çok üzerinde göstermektedir. Bu kaynaklardaki tahminler genellikle şu aralıklarda yoğunlaşır:
Yaygın Tahminler: Birçok bağımsız kaynak ve sivil toplum kuruluşlari (örneğin https://www.ihd.org.tr/dersim-soykirimi-ile-yuzlesmek, can kaybının 40.000 ile 70.000 arasında olduğunu öne sürmektedir.
Yerel Kaynaklar: Bölgedeki aşiretlerin sözlü tarihlerine ve yerel araştırmacıların (Nuri Dersimi gibi) iddialarına dayanan bazı anlatılarda bu sayının 70.000'i aştığı ifade edilir.
Nüfus Karşılaştırmaları: Bazı tarihçiler, 1927 ve 1945 nüfus sayımları arasındaki rasyonel olmayan düşüşe ve nüfus artış hızındaki sapmalara bakarak, "kayıp nüfusun" (ölüm ve sürgün toplamı) 45.000 ile 60.000 civarında olduğunu hesaplamaktadır.
Diğer Araştırmalar: Alman tarihçi Christian Gerlach gibi bazı yabancı akademisyenler ise katledilen Kürt sayısını yaklaşık 30.000 olarak rapor etmektedir.
Bu rakamlar arasındaki büyük uçurumun temel sebebi; o dönemde bölgenin uzun süre "yasak bölge" ilan edilmesi, nüfus kayıtlarının yetersizliği ve devlet arşivlerinin bu konuda hala tam kapasiteyle araştırmaya açılmamış olmasıdır. Olayların askeri boyutu veya Seyit Rıza'nın mahkeme süreci hakkında daha fazla detay öğrenmek ister misiniz?
https://en.wikipedia.org
Lan ucaklarla insan bombalamak ne? Lan sadece tuncelide olan katliam bu. Demekki benjm atam sultan selim han hz gibi butun iran siileri ile ugrassa yarim milyon katlederdi senin atanin Lan sen hangi tarihine guvenerek benim atama laf sayiyorsun. Tarihsiz talihsiz kopek Lan biz ses cikarmiyoruz diye gerizakalimi sandin. Soysuz kopek. Lan hain donme dolu. Lan hedef gozetmeksizin koyleri bombalamak ne. Sefesiz serefsizliginle kalsaydin, serefsizlik yazmasaydin ben senin atanla isim olurmuydu. Cahil kopek... Lan olum siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Lan koskoca sanli tarihimizi size yedirirmiyiz. Serefisz ecnebi dolleri. Munafik, kahpe kopek. Birde ben ozur dileyecekmisim. Kopek sen neyin kafasindasin
Lan milleti ataturk dusmani yapan senin gibi amonyak kafali iftiraci eski donme garnizon kopekleri... osmanliya kufretmekle ataturku yucelttiklerini sanan siz donme serefsizlersinjz. Osmanliya dil uzatan senin ve senin gibi sozlysuzlarin dili kopsun insallah
Birinci resim cagdasi amerikali yahudu ve yahudi kiyafetinde Rockefeller ve Rothschild var. Ikinci fotografta her nasilsa internet yok, televizyon yok, okyanus otesinden yahudi siyonistlerle pisti olmus mustafa kamal fotografi. Varmi lan ayni kilikta fevzi cakmagin, kazim karabekirin fotosu. Yok lan biz sizin butun seylerinizi sineye cekiyoruz. Ustune gitmiyoruz diye ne sandiniz. Lan sizin atanizi ovmek neden osmanliya kuftetmekten geciyor. Donme serefsizler. ,
Aciklayin latife hanimin mektuplarini, ne aciklayabjlirsiniz ne de koruma kanununu kaldirabilirsiniz. Cunku hayati yetimhanelerden 14 15 yaslarinda kiz cocuklarini igfal etmekle dolu. O mektuplarda olanlari neden sakliyorsunuz, bilmiyoruzmu lan. Lan serefisz sen baslattin, ben de devam ediyorum. Ulan atan degerliyse benim atama iftira atmayacaksin. Bok ficisi
Osmanlida kadinin hakki yoktu diyen iftiraci serefsiz. Cagdasi avrupayala karsilastirildiginda bak ne diyor Wikipedia.
Osmanlı'da kadınlar, İslam hukuku çerçevesinde mülkiyet edinme, miras alma, vakıf kurma ve mahkemede dava açma gibi haklara erken dönemden itibaren sahipti. Özellikle vakıfların %36'sını kadınlar kurmuş, 1858 Arazi Nizamnamesi ile mirasta eşit haklar kazanmışlardır. Eğitim ve çalışma hayatında 19. yüzyıldan itibaren (Tanzimat dönemi) iyileşmeler başlamış, 20. yüzyılda ise seçme-seçilme hakları için dernekler kurulmuştur.
Osmanlı'da Kadın Haklarının Temel Özellikleri: Ekonomik Haklar ve Mülkiyet: Kadınlar, evlendikten sonra da kendi mal varlıklarına (mehir, miras, kazanç) sahip çıkabiliyor, mülklerini satabiliyor veya vakıf kurabiliyorlardı.
Hukuki Durum: Kadınlar, mahkemelerde kendi davalarını açabilir, avukat tutabilir ve şahitlik edebilirlerdi. Nikah sözleşmelerine (tevfiz-i talak) özel şartlar koyarak boşanma hakkını da elinde tutabiliyorlardı.
Eğitim ve Çalışma: Tanzimat döneminde kız rüştiyeleri (ortaokul) ve ardından inas darülfünunu (kadın üniversitesi) açıldı. Kadınlar tıp, ebelik ve öğretmenlik gibi alanlarda çalışmaya başladı.
Sosyal ve Siyasi Gelişim: 19. ve 20. yüzyılda Fatma Aliye Hanım gibi öncü kadın yazarlar yetişti. 1913'te Nezihe Muhittin tarafından kurulan derneklerle seçme ve seçilme hakları savunulmaya başlandı.
Sosyal Yardım: Devlet, yetim kalan veya ihtiyaç sahibi kadınlara maaş bağlama (terekeden) uygulamaları yapmıştır.
Dönemlere Göre Gelişim: Klasik Dönem: Kadınlar aile hayatında etkin, ticari hayatta var (vakıf sahipleri).
Tanzimat ve Sonrası: Eğitime erişim, iş hayatına katılım (fabrika ve kamu) arttı. Basında kadın hakları konuşulmaya başlandı.
Meşrutiyet Dönemi: Kadınlar dernekler kurdu (Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti), dergiler çıkardı (Kadınlar Dünyası) ve feminist akımlar belirdi.
Osmanlı'da kadın hakları, Batı'daki birçok muadiline göre özellikle mülkiyet konusunda daha erken dönemde yasal güvence altına alınmıştı.
Osmanlı ve çağdaşı Avrupa'daki kadın haklarını karşılaştırdığımızda, özellikle mülkiyet ve hukuki temsil konularında Osmanlı kadınlarının 19. yüzyıla kadar Avrupalı hemcinslerinden daha ileri haklara sahip olduğu görülmektedir.
Wikipedia
Temel Farklılıklar: Mülkiyet ve Finansal Haklar: Osmanlı'da kadınlar evlilikten bağımsız olarak kendi mülklerini yönetebilir, satabilir ve miras bırakabilirlerdi; evlilik bu hakları kısıtlamazdı. Buna karşın, İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde 1870'teki Married Women's Property Act düzenlemesine kadar evli bir kadının mal varlığı hukuken kocasına geçerdi.
Hukuki Statü ve Mahkeme: Osmanlı kadınları mahkemelerde bizzat dava açabilir, şahitlik yapabilir ve haklarını arayabilirlerdi; 17. yüzyıl sonu mahkeme kayıtlarının %8,4'ü kadınlara aittir. Avrupa'da ise kadınların kocalarının izni olmadan dava açması veya sözleşme yapması uzun süre mümkün olmamıştır.
Boşanma ve Aile Hayatı: İslam hukuku çerçevesinde Osmanlı kadınına tanınan tevfiz-i talak (boşanma hakkını nikah sözleşmesine ekleme) ve mehir (boşanma veya ölüm durumunda güvence) hakları, kadına ekonomik ve sosyal bir kalkan sağlıyordu. Avrupa'da boşanma, Katolik Kilisesi'nin etkisiyle yüzyıllarca yasaktı veya çok zor şartlara bağlıydı. Siyasi ve Kamusal Hayat: Her iki coğrafyada da kadınlar 20. yüzyıla kadar seçme ve seçilme hakkından yoksundu. Ancak Osmanlı'da Kadınlar Saltanatı olarak bilinen dönemde, saray kadınları devlet yönetiminde büyük siyasi güç kullanmışlardır. Wikipedia
Ahlaksiz, iftiraci, cahil, ulan soysuz herif, sen insan bile degilsin. Osmanliya iftira atmak senin atana ne kazandiriyor. Kopek. Onu yetistiren osmanli degilmi. Serefsiz. Adi kopek. Gozum ustunde amonyak kafali melun soysuz Ceddine tukureyim senin bok torbasi
Ceddime kufreden cedsiz, soysuz, senin tarihin mustafa kamal la baslamis olabilir. O senin soysuzlugun. Benim sadece kayitli tarihim selcukluya kadar gidiyor. Yavuz sultan selim en büyük osmanli sultanlarindan biridir. Benim de atamdir. Halifeligi getirendir. Osmanliyi islamin ve muslumanligin basi haline getirendir. Bugun dunyada hala turkiyeye islam devletlerinin basi olarak gorulup musluman turk milletine tekrar islam sancaktarligini eline almasi icin dunyanin her yerinde muslumanlar hala turkiyeye dua ve niyaz ediyorlarsa atam yavuz sultan selim han hzlerinin vesilesi iledir. 8 yillik bir saltanatta topraklarini 2.5 katina cikaran bir devlet adamini sadece, soysuz nasipsiz, hain kopekler karalar. -ipek yolu ve diger ticari yollari kontrulune geciren, Doneminde devlet hazinesi tarihin en yuksek seviyelerine getiren bir devlet adamindan ancak donme serefsizler kotuler.
Yavuz Sultan Selim, sadece bir asker değil, aynı zamanda Osmanlı tarihinin en entelektüel padişahlarından biriydi. Onun "Yavuz" (sert) imajının altında çok derin bir bilgi birikimi ve sanat tutkusu yatıyordu.İşte onun entelektüel kişiliğinin öne çıkan yönleri: Dil Dehası: Türkçe'nin yanı sıra Farsça, Arapça ve Tatarcayı çok iyi biliyordu. Özellikle Farsça konusundaki ustalığı, bu dilde koca bir Divan (şiir kitabı) yazacak kadar ileri düzeydeydi.
Kitap Tutkusu: Geceleri kitap okumaya olan düşkünlüğüyle bilinirdi. Öyle ki, Mısır Seferi gibi zorlu seferlere giderken yanında develer dolusu kitap taşıttığı ve mola yerlerinde okumaya devam ettiği anlatılır. Gözlerinin yorulmasına rağmen okumaktan vazgeçmediği söylenir.
Şair Kimliği: "Selimî" mahlasıyla şiirler yazmıştır. Şiirlerinde hem otoritesini hem de derin bir dervişane alçakgönüllülüğü yansıtır. En ünlü dizelerinden biri şöyledir: "Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş / Bir veliye bende olmak cümleden evla imiş." (Dünya padişahı olmak kuru bir kavgadan ibaretmiş; bir gönül dostuna, bir bilgeye dost olmak her şeyden üstünmüş.)
Alimlerle İlişkisi: Alimlere ve bilim insanlarına büyük saygı duyardı. Seferlerde bile onları yanında ayırmaz, devlet meselelerini onlarla istişare ederdi. Ünlü İslam alimi İbn Kemal ile olan yakınlığı ve onun atının ayağından sıçrayan çamurun kendi kaftanını kirletmesini "alimlerin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için şereftir" diyerek karşılaması bu saygının en bilinen örneğidir.
Bilim ve Sanat Hamiliği: Tebriz ve Kahire'yi fethettiğinde, oradaki sanatçıları, hattatları ve alimleri İstanbul'a davet ederek başkentin kültürel bir merkez haline gelmesini sağlamıştır. Piri Reis, dünya haritasını bizzat ona sunmuştur.
Ey boyle bir buyuk, asil bir insana dil uzatan adi soysuz. Ya tovbe eder. Ozur dilersin onun yuce ruhundan. Yada dilin kopar. Bir daha kimsenin kutsalina dil uzatamazsin insallah. Amin
Adi serefisz iftiraci cahil kopek, bir altin kural vardir. Kutsalini seviyorsan baskasinin kutsalina sovmezsin. Cunku onlara senin kutsalina sovme hakkini vermis olursun. Beyinsiz atani istedigin kadar ov. Kim ne doyebilir buna. Ama bu beyinsizlerin atalarini yuceltmek benim atami osmanliyi assagilamaktan geciyor. Ayni narsistlerin etrafindakileri asagilayarak kendilerini iyi hissetmeleri gibi. Ruh hastalari. Atanin meziyetlerini say. Benim atama ne diye kufrediyorsun serefisz. Ben kanuniyi, yavuzu, fatih sultan mehmeti overken ataturke kufrediyormuyum. Hain kopek. Benim yasadigim yerleri 1550 lerde gurculerden benim Oz be oz dedem almis. Ayrica kurtulus savasinda fevzi cakmak pasa, kazim karabekir pasa, ali fuat cebesoy pasa, refet pasa bunlarin hic mi payi yok. Mustafa kemalin Samsuna nasil ciktiginida biz biliyoruz. Ama yine de atani ov. Hatta tap. Tapin bana ne. Senin tapinman sana benim dinim bana. Sen kendi kutsalini baskasinin kutsalina sovmeden yuceltemiyormusun. Adi pislik. Soysuz kopek
Bir de solcular diyor millet bizi niye sevmiyor. Lan gece gunduz, osmanliya, kurana, sunnete, peygambere, dine kufreden, ilimden bilimden habersiz, okumak ogrenmekten nasipsiz, kulaktan dolma donmelerin iftiralarini ilim sanan bu gerizekali ne kadar sevimli ki sevesin Pislik herif.
Sizi tanımadan böyle bir genelleme yaptığım için o kısmıyla ilgili özrümü kabul etmenizi isterim. Ancak şunu da söylemek isterim: Mustafa Kemal Atatürk hakkında bu şekilde ithamlar kullanmak doğru değil. Herkesin sevdiği, saygı duyduğu değerler kendine aittir.
Ben de istersem sizin çok değer verdiğiniz bir geçmişe ya da bir şahsiyete söz söyleyebilirim. Ama bunun kimseye bir faydası yok. Aksine sadece huzursuzluk ve ayrışma getirir.
Bu kadar kutuplaşmanın içinde, birbirimize saygı göstermek zor olmamalı. Birlikte, bir olarak yaşamak bu kadar imkânsız olmamalı.
Bizler bu dili kullanırsak sonra çocuklar birbirine zarar verdiğinde neden şaşırıyoruz?
Gulden hanim, siz buralarda yenisiniz galiba, ben o cocuk istismarlarni defaatle kinadim. Tarikatlari cemmaatleri defaatle elestirdim. Ben gunumuz tarikatlarin kesinlikle gercek anlamindak cok uzakta oldugunu, islama zarar verdigini defaatle elestirdim. Siyasal islamin islamda yeri olmadigini en basit ifadeyle bidat oldugunu hadislerle anlattim. Islama, yalan soyleyerek harac keserek, adaleti iflas ederek hjzmet edilemeyecegini defaatle anlattim. Siyasal islam kesinlikle islami bozmak ve bitirmek icin uretildigini defaatle dile getirdim. Cocuklara kuran kurslarinda tecavuz edenlerin degil musluman turk bile olmadiklarini dusunuyorum. Defalarca anadolunun ve turkiyenin gusulsuz imam, vaiz muftulerle dolu oldugunu gercek bir hikaye ile anlattim. Belki siz beni tanimadan bilmeden sucluyorsunuzdur
Osmanlı İmparatorluğu bu toprakların tarihinin büyük bir parçası. Mustafa Kemal Atatürk ise modern Türkiye’nin kurucusu. İkisini “ya o ya bu” diye karşı karşıya koymak yerine, tarihi kendi bağlamında anlamak daha sağlıklı. Aynı şekilde, kim olursa olsun kanıtsız ve ağır suçlamalar yapmak doğru değil; eleştiri yapılacaksa da saygı çerçevesinde yapılmalı.
Ve Ahmet Aranç bey;
Atatürk’e yönelik suçlamalar yapıyorsunuz ama insan ister istemez şunu soruyor: Türkiye’de yıllardır gündeme gelen bazı somut vakalar var. Karaman’daki vakıf evi skandalı, Kur’an kurslarında ortaya çıkan istismar olayları, kendini “dini lider” olarak tanıtan kişilerin karıştığı davalar… Bunlar mahkemelere yansımış, ceza verilmiş, toplumda büyük infial yaratmış gerçekler. Peki sen bu olaylar karşısında neredeydin? Bir çocuğa yapılan istismar, failin kimliğine göre mi anlam değiştiriyor? İstismarı yapan “dindar” diye susulacak bir şey mi oluyor? Yoksa mesele çocuk değil de, sadece ideolojik bir kavga mı? Eğer gerçekten çocukların hakkını savunuyorsan, bu hassasiyetin herkese eşit olmalı. Yok eğer sadece kendi dünya görüşüne dokunulduğunda ses çıkarıyorsan, bu adalet değil açık bir çifte standarttır. Çocuk istismarı üzerinden siyaset yapılmaz. Ama yapılan bir haksızlığa da, kim yaparsa yapsın sessiz kalınmaz.
Senin ataturkun benim umurumda degil. Sen benim ceddime kufreden soysuzsun. Ben ise daha mustafa kemale baslamadim bile. Senden yada kimseden cekindigim icin degil. Mustafa kemali sevenleri var. Kimsenin kutsalina karismam. Taki benim kutsalima karisana kadar. Sen mustafa kemale tapabilirsin. Andimizi amentu, genclige hitabeyi veda hutbesi, nutuku kuran, anitkabiri Kaben bilip tapabilirisn. Umurumda degil. Benim ceddime kufredemezsin. Edersen sopanin ustune yavuz sultan selim yazdirir. O sopayla doverim seni, dengesiz mahluk...
*ASLINDA* bu Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları kadar, bunlara sessiz kalan Cumhuriyetçiler, sosyal demokratlar, Realist Kemalistler, Atatürk'çü devrimciler, Vatansever milliyetçiler ve Ulusalcı yazarlarda suçludurlar. Geçen günlerde cesur yürek bir hanım efendi bir Atatürk düşmanına dava açtı, şerefsiz tutuklandı. Özellik bu sayfayı tamamen Fetocüler sabota ediyorlar...
Son günlerde bir moda oldu, eline kalemi alan Atatürk ve Cumhuriyete sataşıyor. Ulan bu Demokratik Laik, Sosyal, hukuk Devletin nimetlerinden beslenip dönüp nankörlük ve edepsizlik ediyorsunuz?
O iftirayı yazıp resm edenler senin gibi Cumhuriyet düşmanlarıdır. Olmadık, akla gelmedik iftiralar atıyorsunuz. Bu Ülke hal bu gün Mustafa Kemallerin kurduğu Anayasayla yönetiliyor. Sayın Cumhur Başkanımız ve bütün Palamenterler Laiklik ilkesi doğrultusunda kürsü yemini ediyorlar. ULAN İT sen kimsin ki yedi düvele kafa atmış, Osmanlının itibarını kurtarmış ve kos-koca Türkiye Cumhuriyetin kurmuş büyük Türk kahramanına ve ulusumuzun atasına iftira atıyorsun. Onun-bunun şebeği, fetö yalaması sen haddini bileceksin....
Sayin foseptik cukuru Yavuz sultan selimin hanin sah ismailin karisina asik oldugunu isbat edene kadar sen bir iftiraci serefsiz olarak kalacaksin. Ki oylesin zaten... Bak bu benim isbatim. Bahsettigim mustafa kemalin 15 yasinda emrindeki turk diplomatla evli kizla yaptigi zinanin isbati. Sen bir foseptik cukuru olarak, etrafa bk sacman normal. ?si=FowkrN0Rlxk3f1i0
1--İhsan Araç, katil Yavuz senin baban mıdır? Sen onun sulbünden misin? 2--Tam yüz yıldır Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun kurduğu Cumhuriyetle uğraşıyorsunuz. Bir kılına dahi dokunamadınız. Yüz yıldır o pis avucunuzu yaladınız. ilelebette yalamaya devam edeceksiniz. Çünkü bu hür ve kutlu Cumhuriyetimiz dim-dik ayakta duracaktır. 3--Yetersiz cahil-cühela ve onun bunun yalaması küfürbaz olurlar. Sen daha öncede bu sayfayı sabota etmiştin. Finonun görevi paçalara havlamaktır diye cevap vermemiştim. 4--Ben 15 yaşımdan beri hiç bir kimseye küfür etmedim. Her halde ilk küfürüm senin gibi yalakaya olacaktır. Çünkü senin gibi haysiyetsiz şerefsizler kaos ve kargaşadan beslenirler. Eğer ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e iftira atmasaydın, ben senin gibi şebeklere yine cevap vermezdim. Haddinizi bileceksiniz? 5--Ben sana Gazi Mustafa Kemal Paşa ile ilgili soru sormam, çünkü sen ve senin gibi işbirlikçi Vatan hainleri Kemalistlerin osuruğu olamazsınız? 6--Biz senin gibi hain şerefsizlerin 15 Temmuz da kıçınızı tekmelemedik mi? Tabanı yağlayıp arkanıza bakmadan Amerika'ya kaçmadınız mı? Baş Papazınız orada kuyruğu titretmedi mi, darısı diğer Papazların başına? 7-- Bu sayfada birilerine yalakalık yapmak için Yüce Dinimizi o pis şeytani nefsine alet ediyorsun, Müslümanım diyorsun, sıkıyı görünce her fırsatta gavur, kefere küffar dediğiniz millete sığınıyorsunuz. Sizi gidi iki yüzlü riyakârlar? 8--Ulu Önder Atamızla ilgili cümlenizi kopyaladım, bakalım ilgili mercilerde senin gibi düşünüyorlar mı? Bu Demokratik Laik Sosyal devlet sahipsiz değildir. 9--Onursuz-omurgasız şebekler yazmayı ve konuşmayı beceremezler. Şimdi istediğin kadar arkamdan havlayabilirsin. İstediğin kadar tarihimize iftira atıp küfürler dizebilirsin. Ulan kısır döngü şebek, Ulusundan-ailenden utamıyorsan Erzurum'un dadaşlarından utan it herif.....
Tarihsel kaynaklar, Şah İsmail'in özellikle Safevi Devleti'ni kurma ve Şiiliği yayma sürecinde Anadolu ve çevre bölgelerde ciddi askeri operasyonlar ve şiddet eylemleri gerçekleştirdiğini doğrulamaktadır. Bu döneme dair öne çıkan bazı bilgiler şunlardır:
* Sünni Nüfusa Yönelik Eylemler: Şah İsmail, Tebriz'i ele geçirdikten sonra Şiiliği resmi mezhep ilan etmiş ve Sünni kalmakta direnenlere yönelik sert politikalar izlemiştir. Bazı tarihi kaynaklarda, bu süreçte ve Tebriz, Bağdat gibi şehirlerin fethinde binlerce insanın katledildiği belirtilir. * Anadolu Faaliyetleri: Şah İsmail'in müritleri (Kızılbaşlar) aracılığıyla Anadolu'da yürüttüğü faaliyetler ve ayaklanmalar, Osmanlı yönetimi ile büyük gerilimlere yol açmıştır. Bu çatışmalar sırasında her iki tarafın da sivil ve askeri unsurlara karşı şiddet uyguladığı ifade edilir. * Mezhepsel Çatışma: Şah İsmail'in politikaları, bölgede Şiiliğin yayılmasını sağlarken, Sünni ulema ve halk üzerinde baskı kurduğu yönünde kaynaklarda detaylar mevcuttur. * Karşılıklı İddialar: Tarih anlatısında Şah İsmail'in Sünnilere yönelik katliamları sıklıkla dile getirilirken, karşı cephede Yavuz Sultan Selim'in de Çaldıran seferi öncesi Anadolu'da "Safevi yanlısı" olarak görülen 40 bin Türkmen/Kızılbaş'ı katlettiği iddiası da tartışma konusudur. Bazı modern tarihçiler ise bu sayıların mübalağalı olduğunu veya sistemli bir temizlikten ziyade isyan bastırma operasyonları olduğunu savunur.
Özetle, Şah İsmail'in iktidarını sağlamlaştırmak için Anadolu ve İran coğrafyasında sert askeri yöntemler kullandığı tarihçiler tarafından kabul edilen bir gerçektir.
40 Bin Kişi İddiası: Tarihsel anlatıların çoğunda Yavuz'un, Safevi seferi (Çaldıran) öncesinde Anadolu'daki Safevi sempatizanı olduğu düşünülen yaklaşık 40 bin Kızılbaş'ı bir listeye dayanarak tespit ettirdiği ve öldürttüğü rivayet edilir. Akademik Eleştiriler: Modern tarihçilerin bir kısmı, bu "40 bin" rakamının o dönemki nüfus verileriyle uyuşmadığını ve mübalağalı olduğunu savunur. Örneğin, Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı arşivlerinde bu çapta bir toplu katliama dair resmi bir kayda rastlanmadığını, sadece isyan potansiyeli olan gruplara ve ajanlara yönelik takibat, sürgün ve yerel idam kararları bulunduğunu ifade etmektedir. İdeolojik ve Siyasi Nedenler: Yavuz'un bu sert politikası, genellikle "mezhep savaşı"ndan ziyade bir "beka meselesi" ve devlet güvenliği olarak görülür. Anadolu'daki Kızılbaşların Şah İsmail ile iş birliği yaparak Osmanlı'ya karşı ayaklanmasından çekinilmesi, bu operasyonların ana nedeni olarak gösterilir.
(Ciddiye alinir birtarafin yok. Ama iste pislik ortada olunca kokusu rahatsiz ediyor. Mudahele etmek lazim)
*** SOSYAL ve REEL BAKIŞ *** --AŞK NEDİR, bu gün Şiir sayfasında özetle yazdım, ancak ne demek istediğimi pek doğru anlayan olmamış. Ya da doğru anlayıp ta inadına muhalif olunmuştur? Ben AŞK ve SEVDA gerçeğini inkâr etmiyorum ki, ben Aşk'ın bir çeşit ruhsal bir hastalık olduğunu söylüyorum. --AŞIK olan kişi sadece kendi arzu ve benliğini koruyarak ve inadına doğruluğuna inanarak başka bir varlığa derin duygular beslediği ve zamanla ona iyice bağlandığı ve bunun karşılığında her türlü bedel ödemeye kendisini şartlandırma durumudur. İşte bunu adı psikiyatrik bir hastalıktır. Bu ruhsal saplantının tıpta tedavisi oldukça uzun zamanlıdır. Hatta bazı safhalarda tedavisi de mümkün değildir.? --Aşık ve Maşuklar, tüm psikiyetrik hastalara ait karakteri bünyesinde barındıran coşkunluk halidir. AŞK, depresif ve düzelmesi umut edilmeyen ruhsal bir saplantıdır. Aşık olan kişiler de siyasal, sosyal, kültürel ve her türlü toplumsal olay ve faaliyetler umurlarında olmaz. Hani derler ya *DÜNYA YANSA UMURUNDA DEĞİL* aynen bunun gibi artık duyarsız, umursuz, kuralsız, yetersiz ve oldukça sorumsuz bir vakaya dönüşmüştür. Ne kendine, ne ailesine ve ne de topluma bir faydaları olur. Bulundukları ortamda huzursuzluk, umutsuzluk ve karamsarlık eylemleri hiç eksik olmaz? --Böyle hasta ruhlu Aşık ve Maşukların tarihsel devinimde örnekleri sayılmayacak kadar çoktur. Örneğin, Kerem'le Aslı, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin. Yaralı Mahmut ile Gülüzar. Aşık Coşarı ile Mahizer. Aşık Deryami ile Gülperi. Aşık Kara ile Mahperi ve daha nice-niceleri? Bütün bu Aşık ve Maşukların hayatlarını bir inceleyin, hem kendilerine ve hem de yakınlarına deyim yerindeyse KAN kusturmuşlardır... --Bu Aşk hastalığı nice Hünkârları rezil-rüsva etmiştir. Yine nicelerini Tahtından düşürmüştür. Mesela herkes tarafından bilinen biride Osmanlının yüz karsı katil, ceberrüt, zalim Yavuz Sultan Selim'dir. Safevi Devlet başkanın eşine aşık oluyor ve bu utanmaz zorba bu uğurda hiç acımadan 50 bin Alevi yurttaşını katlediyor. Hala bu gün bu sadist zorbaya Fatihalar okuyanlar vardır? --Sevgi-sevmek, saygı-saymak, tebessüm-hürmet, hoşgörü ve barış olgularının AŞK ile uzaktan ve yakından hiç bir ilgisi yoktur. AŞK bir huzur bozan ve hatta can alan zehirli bir sarmaşıktır.... VESSELAM-----------OZAN ÇAKIROĞLU
Hidrojen; yildizlarin yakiti; yani benzin. Oksijen; yakici madde, yani ates. Ikisi bir araya gelince patlamasi lazim. Ama patlamiyor. Hatta Ikisi birlesiyor su oluyor. Hayat oluyor. Nasil oluyor peki, cunku BIR kun feyekün diyen var. Daha ilginci... su + 0°C dere ile + 100°C arasi sivi halde kaliyor
Suyu olusturan elementlerden Hidrojeni sivi hale getirmek ancak ( -253°C) derecede mumkun Bir diger elementlerden Oksojeni sivi hale getirmek ancak (-183°C ) de mumkun. Normalde mantiken ikisi birlesince sivi olabilmesi icin en az -183°C ve ya daha fazla bir sogukluk lazim. Ama oyle degil iste. Yasama elverisli 0°C ile 100°C iki Hidrojen le bir Oksijen birlesip sivi halde su oluyor. Nasil oluyor bu.? Cunku BIR kun feyekün diyen var
Bitmedi Tuz, sofra tuzu Sodium clorur Yani Sodium, patlayici metal Klor: zehirli gaz Ikisi birlesince ölümcul olmasi lazimken, sofralarimizin bas taci Nasil oluyor. Cunku BIR kun feyekün diyen var
Tuz ruhu Hidroklorik asit, guclu asindirici (kirec, pass sokmede, metal temizlemede kullanilir Ayni tuz ruhunun (Hidroklorik asit) midemizde dusuk yogunlukta yediklerimizi sindirmeyi sagladigini biliyormuydunuz Nasil oluyor? Cunku BIR kun feyekün diyen var.
Sulu karpuz kuru tarlada, kuru pirinc sulu tarlada yetisir. Nasil olur bu Cunku BIR kun feyekün diyen var
Butun agaclar ayni topragi, ayni suyu ayni havayi emer, ama biri karpuz biri elma, biri uzum, biri portakal, biri seftali olur. Hatta ayni agaca asilarsin. Bir dal tatli kiraz verir. Digeri eksi visne verir. Nasil oluyor? Cunku BIR kun feyekün diyen var Yasin 82: Bir şeyi istediğinde, O’nun buyruğu “ol!” demekten ibarettir; hemen oluverir. Ve Rabbim, zittiyla, ayniyla misliyle yaratir. Cunku cani nasil isterse oyle yapandir.
Daglara oyduklari ihtisamli evlerle ovunen salih peygamberin kavmini assagilar mayihette, dagin icinden canli kanli hamile kizil deve cikrandir. Hadi madem taslari yontmakta o kadar mahirsiniz. hadi gucunuz yetiyorsa bir kizil deve de siz cikarin dagdan diye assagilamistir salih peygamerin kavmini yuce rabbim. Misliyle yaratmistir. Sulu Karpuzu kuru toprakta kuru princi sulu toprakta zittiyla yaratmistir. Bugun ilim muslumanin yitik mali. ilmin ucu pustun elinde. ilim adina bile bile kufur nesrediyorlar.
Ümit yaşar ın da dediği gibi
En ağır işçi benim
,Gün 24 saat seni düşünüyorum...
İşçi bayramım kutlu olsun
Lan ataturkun baska dusmana ihtiyacimi var, milletin degerlerine kufrederek ataturku sevdirecegini sanan siz, ata sinekleri darken... lan siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Benim kutsalima soverekmi ataturku kutsallastirdiginizi saniyorsunuz. Sevdirdiginizi saniyorsunuz. Lan olmus gitmis adam. Dusun yakasindan ata sinekleri. Cevap ver lan ataturke cebberrut, katil, zorba deyince hosna godecekmi
Lan benim atam yavuz sultan selim han hz. Zorba ceberrut katiil, diyen ve bu sozlerin hakaret olmadigini soyleyen, sen soysuz it, simdi birak onca sahsima, ve yavuz sultan selime, osmanliya, attigin sirret bir mahalle yosmasi karektersizligi ile iftiralarini bir kenara biraktim simdilik,
Ben senin atana ceberrut, katil, zorba, desem hos goruylemi karsilarsin.
Bari buna cevap ver. Hadi bekluyorum. Beyni kalinbagirsaginda mahluk
Lan osmanli bir baba olsaydi, ataturk o baba nin, osmanlinin yetistirdigi evladi olurdu. Lan nankor kopek hic evlat babasini karalarmi. Sen babani karaliyormusun. Madem cumhuriyeti siz kurdunuz, sizin deyiminizle hadi nerde yetistirdiginiz ataturk. Bir ataturkte siz yetistirseydinjz ya. Lan ataturkun cocuklariyiz diyen ne kadar chp li ve ataturkcu varsa, hepsi sarlatan. Hadi osmanli ataturku yetistirdi. Cikardi. Hani ataturkun kurdugu cumhuriyetin yetistirdigi ataturk. Lan siz ne embesil varliklarsiniz. Bir evlat bagrindan ciktigi aileyi karalarmi. Sizin hangi gavurun tohumusunuz. Adi soysuz
Lan serefisz soysuz senin ataturku yuceltmen neden benim ceddime kufretmekten geciyor. Iftira atmaktan geciyor. Neden...?
Arkadaşlar, gerçekten yeter artık.
Aynı “ben haklıyım, sen haksızsın” döngüsünün kimseye bir şey kazandırmadığı ortada.
Her yeni cümle, meseleyi çözmek yerine sadece gerilimi büyütüyor. Bu şekilde devam etmenin kimseye faydası yok.
Bu kadar sert ve kırıcı bir dil buraya yakışmıyor.
Farklı düşünebiliriz, bu çok normal; ama saygıyı kaybetmek zorunda değiliz.
Unutmayalım ki üslup, en az fikir kadar önemlidir.
En sağlıklısı, bu noktada tartışmayı burada sonlandırmak.
Herkes kendi görüşünü ifade etti, fazlası sadece gereksiz kırgınlık bırakacak.
Konuyu uzatmak yerine, birbirimize saygıyı koruyarak noktalamak en doğrusu.
Lütfen artık bu başlığı daha fazla germeyelim.
(Haddimi de bağışlayın lütfen.. huzursuzluğu sevmeyen bir kız kardeşinizin zerzenişi olarak görün.)
Kur'an'da kâfirler, münafıklar ve müşrikler için kullanılan aşağılayıcı ve yerici ifadelerin listesi şöyledir:
* Hayvan (En’âm / Davar) benzetmesi: "Hayvandan daha sapkın" (A'râf 179, Furkân 44)
* Bel'am / Köpek benzetmesi: "Dilini sarkıtıp soluyan köpek" (A'râf 176)
* Eşek (Himâr) benzetmesi: "Kitap yüklü eşekler" (Cuma 5) veya "arslandan kaçan yabani eşekler" (Müddessir 50)
* Şerru’l-Beriyye: "Yaratılmışların en kötüsü" (Beyyine 6)
* Şerru’d-Devâbb: "Canlıların en şerlisi" (Enfâl 55)
* Necis: "Pislik / Murdar" (Tevbe 28)
* Esfel-i Sâfilîn: "Aşağıların aşağısı" (Tîn 5)
* Summun, Bukmun, Umyun: "Sağır, dilsiz ve körler" (Bakara 18, 171)
* Hasibe / Odun: "Cehennem odunu / yakıtı" (Enbiyâ 98, Cin 15)
* Mel’un: "Lanetlenmiş" (Ahzâb 61)
* Huzeybü’l-Kevâlih: "Yüzleri kapkara kesilmiş, sırıtıp kalmış kimseler" (Mü'minûn 104)
* Ke’ennehum Huşubun Musennede: "Sıralanmış keresteler" (Münafıklar için - Münâfikûn 4)
* Fe-Suhkan: "Yerin dibine batsınlar / Allah'ın rahmetinden uzak olsunlar" (Mülk 11)
* Dericâtun min’el-Esfel: "Cehennemin en alt tabakasındakiler" (Münafıklar için - Nisâ 145)
Kurani kerimde fetih suresinde
" Muhammed Allah’ın Rasûlüdür. Beraberinde bulunan mü’minler kâfirlere karşı çok sert ve tavizsiz, kendi aralarında gâyet merhametlidirler. ...." buyurur.
Cunku bu tur munafik serefsizler nezaketi, hosgoruyu, tahammulu, zayiflik olarak gorurler. Bu tur munafik alcaklarin anladigi dilden sert ve acimasiz konusacaksin. ALLAHIN EMRI BU
*** HAŞHAŞİ SOYTARISI ***
O1-05-2026 saat 14i59 da sana ne yapacağını söyledim.
Ya çıkar adam gibi önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve
silah arkadaşlarından ve bütün şerefli Türk Ulusundan
özür dileyeceksin. Ya da Amerika'dan fino gibi ciyaklamaya
devam edeceksin? SEÇİM SENİN
Ulan sadece bir ilde 70000 bine varan katliam rakamlarinin soylendigi bir katliami alevileri sunnilere karsi dusman etmek ve yaptiginiz bariz katliami unutturmak icin benim atama iftira atan adi serefsizlersiniz.
Rahatladinmi simdi. Beni bukadar konusturmakla Serefisz bok ficisi. Susuyorsak cehaletimizden degil, gecmis gecmiste kaldi deyip unumuze bakip butunlesme birlik olma sevdamjzdan geliyor. Yoksa senin gibi soysuzlarin kokusmus covering, yedi ceddini biliyoruz,
"Mesela herkes tarafından bilinen biride Osmanlının yüz karsı katil, ceberrüt, zalim Yavuz
Sultan Selim'dir. Safevi Devlet başkanın eşine aşık oluyor ve bu utanmaz zorba bu uğurda
hiç acımadan 50 bin Alevi yurttaşını katlediyor"
Yukaridaki iftirayi atan soysuz kahpe,
Yavuz sultan selim hz iftira atan serefsiz sah Ismail dölu
Dersim katliaminda bak neler olmus
Gayriresmi kaynaklar, yerel tanıklıklar ve bazı bağımsız araştırmacıların sunduğu veriler, can kaybı sayısını resmi rakamların çok üzerinde göstermektedir. Bu kaynaklardaki tahminler genellikle şu aralıklarda yoğunlaşır:
Yaygın Tahminler: Birçok bağımsız kaynak ve sivil toplum kuruluşlari (örneğin https://www.ihd.org.tr/dersim-soykirimi-ile-yuzlesmek, can kaybının 40.000 ile 70.000 arasında olduğunu öne sürmektedir.
Yerel Kaynaklar: Bölgedeki aşiretlerin sözlü tarihlerine ve yerel araştırmacıların (Nuri Dersimi gibi) iddialarına dayanan bazı anlatılarda bu sayının 70.000'i aştığı ifade edilir.
Nüfus Karşılaştırmaları: Bazı tarihçiler, 1927 ve 1945 nüfus sayımları arasındaki rasyonel olmayan düşüşe ve nüfus artış hızındaki sapmalara bakarak, "kayıp nüfusun" (ölüm ve sürgün toplamı) 45.000 ile 60.000 civarında olduğunu hesaplamaktadır.
Diğer Araştırmalar: Alman tarihçi Christian Gerlach gibi bazı yabancı akademisyenler ise katledilen Kürt sayısını yaklaşık 30.000 olarak rapor etmektedir.
Bu rakamlar arasındaki büyük uçurumun temel sebebi; o dönemde bölgenin uzun süre "yasak bölge" ilan edilmesi, nüfus kayıtlarının yetersizliği ve devlet arşivlerinin bu konuda hala tam kapasiteyle araştırmaya açılmamış olmasıdır.
Olayların askeri boyutu veya Seyit Rıza'nın mahkeme süreci hakkında daha fazla detay öğrenmek ister misiniz?
https://en.wikipedia.org
Lan ucaklarla insan bombalamak ne? Lan sadece tuncelide olan katliam bu. Demekki benjm atam sultan selim han hz gibi butun iran siileri ile ugrassa yarim milyon katlederdi senin atanin
Lan sen hangi tarihine guvenerek benim atama laf sayiyorsun. Tarihsiz talihsiz kopek
Lan biz ses cikarmiyoruz diye gerizakalimi sandin. Soysuz kopek.
Lan hain donme dolu.
Lan hedef gozetmeksizin koyleri bombalamak ne.
Sefesiz serefsizliginle kalsaydin, serefsizlik yazmasaydin ben senin atanla isim olurmuydu. Cahil kopek...
Lan olum siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Lan koskoca sanli tarihimizi size yedirirmiyiz. Serefisz ecnebi dolleri. Munafik, kahpe kopek.
Birde ben ozur dileyecekmisim. Kopek sen neyin kafasindasin
Lan milleti ataturk dusmani yapan senin gibi amonyak kafali iftiraci eski donme garnizon kopekleri... osmanliya kufretmekle ataturku yucelttiklerini sanan siz donme serefsizlersinjz. Osmanliya dil uzatan senin ve senin gibi sozlysuzlarin dili kopsun insallah
Birinci resim cagdasi amerikali yahudu ve yahudi kiyafetinde Rockefeller ve Rothschild var. Ikinci fotografta her nasilsa internet yok, televizyon yok, okyanus otesinden yahudi siyonistlerle pisti olmus mustafa kamal fotografi. Varmi lan ayni kilikta fevzi cakmagin, kazim karabekirin fotosu. Yok lan biz sizin butun seylerinizi sineye cekiyoruz. Ustune gitmiyoruz diye ne sandiniz. Lan sizin atanizi ovmek neden osmanliya kuftetmekten geciyor. Donme serefsizler. ,
1) https://www.google.com/search?q=rockefeller+1920&client=ms-android-telus-ca-rvc3&hs=Fv8U&sca_esv=644c3fc578f491ed&udm=2&biw=360&bih=647&sxsrf=ANbL-n4i2i8_Wxc5SJXX-6UUq_dSsefbLw%3A1777639938341&ei=AqL0aZG7FNOb0PEPp5qG2AU&oq=Rockefeller&gs_lp=EhJtb2JpbGUtZ3dzLXdpei1pbWciC1JvY2tlZmVsbGVyKgIIADIHECMYJxjJAjIHECMYJxjJAjINEC4YgAQYsQMYQxiKBTIGEAAYBxgeMgYQABgHGB5ItAhQAFgAcAB4AJABAJgBXKABXKoBATG4AQHIAQCYAgGgAmWYAwCIBgGSBwMwLjGgB5QHsgcDMC4xuAdlwgcDMi0xyAcHgAgA&sclient=mobile-gws-wiz-img#sv=CAMSVxoyKhBlLVFlWi02Yy1HQ2N2NFFNMg5RZVotNmMtR0NjdjRRTToOcjE4SGZHeWRSZzZEc00gBCoXCgFzEhBlLVFlWi02Yy1HQ2N2NFFNGAEwAUoECAEQAhgHIIO9xrECSggQAhgBIAIoAQ
2) https://www.google.com/search?client=ms-android-telus-ca-rvc3&hs=Ab8U&sca_esv=6ec4181ccdb48170&sxsrf=ANbL-n5wjA8mKRCPlzRr9U7AEZlpdOzNEA:1777565251216&udm=2&fbs=ADc_l-byipRaccqV0jmfPhi1DgzPtklXGmVkws8Z_lBff884vwWzYGOXmwhR8m6ZBpcqcPIqddKEOjVMB89MzS34w78SObdwpjBdtsEzsM8BLkWZRQ7kJhbS__viXV-HzNt54nzOAz1iRtGLRA4bjXJsl_xD982IqbcbVrLtx3Xapw4WggkFFraUODQkGA2ncAzwjbwB5nHCZwvho0i1aKT8f8tQJ8rY_ucqhB_zVWE-7kdcU0HyvYw&q=ataturk&sa=X&sqi=2&ved=2ahUKEwiXhPTK-pWUAxWZITQIHfg7I1AQtKgLegQIERAB&biw=360&bih=647&dpr=4#sv=CAMSPhoyKhBlLWozak9fS1JXMmtZLWxNMg5qM2pPX0tSVzJrWS1sTToOdmFla1phZ014UVoxeU0gBDgASgQIARACGAcgtcr_6whKCBACGAEgAigB
Aciklayin latife hanimin mektuplarini, ne aciklayabjlirsiniz ne de koruma kanununu kaldirabilirsiniz. Cunku hayati yetimhanelerden 14 15 yaslarinda kiz cocuklarini igfal etmekle dolu. O mektuplarda olanlari neden sakliyorsunuz, bilmiyoruzmu lan. Lan serefisz sen baslattin, ben de devam ediyorum. Ulan atan degerliyse benim atama iftira atmayacaksin. Bok ficisi
Osmanlida kadinin hakki yoktu diyen iftiraci serefsiz. Cagdasi avrupayala karsilastirildiginda bak ne diyor
Wikipedia.
Osmanlı'da kadınlar, İslam hukuku çerçevesinde mülkiyet edinme, miras alma, vakıf kurma ve mahkemede dava açma gibi haklara erken dönemden itibaren sahipti. Özellikle vakıfların %36'sını kadınlar kurmuş, 1858 Arazi Nizamnamesi ile mirasta eşit haklar kazanmışlardır. Eğitim ve çalışma hayatında 19. yüzyıldan itibaren (Tanzimat dönemi) iyileşmeler başlamış, 20. yüzyılda ise seçme-seçilme hakları için dernekler kurulmuştur.
Osmanlı'da Kadın Haklarının Temel Özellikleri:
Ekonomik Haklar ve Mülkiyet: Kadınlar, evlendikten sonra da kendi mal varlıklarına (mehir, miras, kazanç) sahip çıkabiliyor, mülklerini satabiliyor veya vakıf kurabiliyorlardı.
Hukuki Durum: Kadınlar, mahkemelerde kendi davalarını açabilir, avukat tutabilir ve şahitlik edebilirlerdi. Nikah sözleşmelerine (tevfiz-i talak) özel şartlar koyarak boşanma hakkını da elinde tutabiliyorlardı.
Eğitim ve Çalışma: Tanzimat döneminde kız rüştiyeleri (ortaokul) ve ardından inas darülfünunu (kadın üniversitesi) açıldı. Kadınlar tıp, ebelik ve öğretmenlik gibi alanlarda çalışmaya başladı.
Sosyal ve Siyasi Gelişim: 19. ve 20. yüzyılda Fatma Aliye Hanım gibi öncü kadın yazarlar yetişti. 1913'te Nezihe Muhittin tarafından kurulan derneklerle seçme ve seçilme hakları savunulmaya başlandı.
Sosyal Yardım: Devlet, yetim kalan veya ihtiyaç sahibi kadınlara maaş bağlama (terekeden) uygulamaları yapmıştır.
Dönemlere Göre Gelişim:
Klasik Dönem: Kadınlar aile hayatında etkin, ticari hayatta var (vakıf sahipleri).
Tanzimat ve Sonrası: Eğitime erişim, iş hayatına katılım (fabrika ve kamu) arttı. Basında kadın hakları konuşulmaya başlandı.
Meşrutiyet Dönemi: Kadınlar dernekler kurdu (Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti), dergiler çıkardı (Kadınlar Dünyası) ve feminist akımlar belirdi.
Osmanlı'da kadın hakları, Batı'daki birçok muadiline göre özellikle mülkiyet konusunda daha erken dönemde yasal güvence altına alınmıştı.
Osmanlı ve çağdaşı Avrupa'daki kadın haklarını karşılaştırdığımızda, özellikle mülkiyet ve hukuki temsil konularında Osmanlı kadınlarının 19. yüzyıla kadar Avrupalı hemcinslerinden daha ileri haklara sahip olduğu görülmektedir.
Wikipedia
Temel Farklılıklar:
Mülkiyet ve Finansal Haklar: Osmanlı'da kadınlar evlilikten bağımsız olarak kendi mülklerini yönetebilir, satabilir ve miras bırakabilirlerdi; evlilik bu hakları kısıtlamazdı. Buna karşın, İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde 1870'teki Married Women's Property Act düzenlemesine kadar evli bir kadının mal varlığı hukuken kocasına geçerdi.
Hukuki Statü ve Mahkeme: Osmanlı kadınları mahkemelerde bizzat dava açabilir, şahitlik yapabilir ve haklarını arayabilirlerdi; 17. yüzyıl sonu mahkeme kayıtlarının %8,4'ü kadınlara aittir. Avrupa'da ise kadınların kocalarının izni olmadan dava açması veya sözleşme yapması uzun süre mümkün olmamıştır.
Boşanma ve Aile Hayatı: İslam hukuku çerçevesinde Osmanlı kadınına tanınan tevfiz-i talak (boşanma hakkını nikah sözleşmesine ekleme) ve mehir (boşanma veya ölüm durumunda güvence) hakları, kadına ekonomik ve sosyal bir kalkan sağlıyordu. Avrupa'da boşanma, Katolik Kilisesi'nin etkisiyle yüzyıllarca yasaktı veya çok zor şartlara bağlıydı.
Siyasi ve Kamusal Hayat: Her iki coğrafyada da kadınlar 20. yüzyıla kadar seçme ve seçilme hakkından yoksundu. Ancak Osmanlı'da Kadınlar Saltanatı olarak bilinen dönemde, saray kadınları devlet yönetiminde büyük siyasi güç kullanmışlardır.
Wikipedia
Ahlaksiz, iftiraci, cahil, ulan soysuz herif, sen insan bile degilsin. Osmanliya iftira atmak senin atana ne kazandiriyor. Kopek. Onu yetistiren osmanli degilmi. Serefsiz. Adi kopek. Gozum ustunde amonyak kafali melun soysuz
Ceddine tukureyim senin bok torbasi
Ceddime kufreden cedsiz, soysuz, senin tarihin mustafa kamal la baslamis olabilir. O senin soysuzlugun. Benim sadece kayitli tarihim selcukluya kadar gidiyor. Yavuz sultan selim en büyük osmanli sultanlarindan biridir. Benim de atamdir. Halifeligi getirendir. Osmanliyi islamin ve muslumanligin basi haline getirendir. Bugun dunyada hala turkiyeye islam devletlerinin basi olarak gorulup musluman turk milletine tekrar islam sancaktarligini eline almasi icin dunyanin her yerinde muslumanlar hala turkiyeye dua ve niyaz ediyorlarsa atam yavuz sultan selim han hzlerinin vesilesi iledir.
8 yillik bir saltanatta topraklarini 2.5 katina cikaran bir devlet adamini sadece, soysuz nasipsiz, hain kopekler karalar.
-ipek yolu ve diger ticari yollari kontrulune geciren, Doneminde devlet hazinesi tarihin en yuksek seviyelerine getiren bir devlet adamindan ancak donme serefsizler kotuler.
Yavuz Sultan Selim, sadece bir asker değil, aynı zamanda Osmanlı tarihinin en entelektüel padişahlarından biriydi. Onun "Yavuz" (sert) imajının altında çok derin bir bilgi birikimi ve sanat tutkusu yatıyordu.İşte onun entelektüel kişiliğinin öne çıkan yönleri:
Dil Dehası: Türkçe'nin yanı sıra Farsça, Arapça ve Tatarcayı çok iyi biliyordu. Özellikle Farsça konusundaki ustalığı, bu dilde koca bir Divan (şiir kitabı) yazacak kadar ileri düzeydeydi.
Kitap Tutkusu: Geceleri kitap okumaya olan düşkünlüğüyle bilinirdi. Öyle ki, Mısır Seferi gibi zorlu seferlere giderken yanında develer dolusu kitap taşıttığı ve mola yerlerinde okumaya devam ettiği anlatılır. Gözlerinin yorulmasına rağmen okumaktan vazgeçmediği söylenir.
Şair Kimliği: "Selimî" mahlasıyla şiirler yazmıştır. Şiirlerinde hem otoritesini hem de derin bir dervişane alçakgönüllülüğü yansıtır. En ünlü dizelerinden biri şöyledir: "Padişah-ı alem olmak bir kuru kavga imiş / Bir veliye bende olmak cümleden evla imiş." (Dünya padişahı olmak kuru bir kavgadan ibaretmiş; bir gönül dostuna, bir bilgeye dost olmak her şeyden üstünmüş.)
Alimlerle İlişkisi: Alimlere ve bilim insanlarına büyük saygı duyardı. Seferlerde bile onları yanında ayırmaz, devlet meselelerini onlarla istişare ederdi. Ünlü İslam alimi İbn Kemal ile olan yakınlığı ve onun atının ayağından sıçrayan çamurun kendi kaftanını kirletmesini "alimlerin atının ayağından sıçrayan çamur bizim için şereftir" diyerek karşılaması bu saygının en bilinen örneğidir.
Bilim ve Sanat Hamiliği: Tebriz ve Kahire'yi fethettiğinde, oradaki sanatçıları, hattatları ve alimleri İstanbul'a davet ederek başkentin kültürel bir merkez haline gelmesini sağlamıştır. Piri Reis, dünya haritasını bizzat ona sunmuştur.
Ey boyle bir buyuk, asil bir insana dil uzatan adi soysuz. Ya tovbe eder. Ozur dilersin onun yuce ruhundan. Yada dilin kopar. Bir daha kimsenin kutsalina dil uzatamazsin insallah. Amin
Adi serefisz iftiraci cahil kopek, bir altin kural vardir. Kutsalini seviyorsan baskasinin kutsalina sovmezsin. Cunku onlara senin kutsalina sovme hakkini vermis olursun.
Beyinsiz atani istedigin kadar ov. Kim ne doyebilir buna. Ama bu beyinsizlerin atalarini yuceltmek benim atami osmanliyi assagilamaktan geciyor. Ayni narsistlerin etrafindakileri asagilayarak kendilerini iyi hissetmeleri gibi. Ruh hastalari. Atanin meziyetlerini say. Benim atama ne diye kufrediyorsun serefisz. Ben kanuniyi, yavuzu, fatih sultan mehmeti overken ataturke kufrediyormuyum. Hain kopek. Benim yasadigim yerleri 1550 lerde gurculerden benim Oz be oz dedem almis. Ayrica kurtulus savasinda fevzi cakmak pasa, kazim karabekir pasa, ali fuat cebesoy pasa, refet pasa bunlarin hic mi payi yok. Mustafa kemalin Samsuna nasil ciktiginida biz biliyoruz.
Ama yine de atani ov. Hatta tap. Tapin bana ne. Senin tapinman sana benim dinim bana.
Sen kendi kutsalini baskasinin kutsalina sovmeden yuceltemiyormusun. Adi pislik. Soysuz kopek
Bir de solcular diyor millet bizi niye sevmiyor. Lan gece gunduz, osmanliya, kurana, sunnete, peygambere, dine kufreden, ilimden bilimden habersiz, okumak ogrenmekten nasipsiz, kulaktan dolma donmelerin iftiralarini ilim sanan bu gerizekali ne kadar sevimli ki sevesin
Pislik herif.
Sizi tanımadan böyle bir genelleme yaptığım için o kısmıyla ilgili özrümü kabul etmenizi isterim.
Ancak şunu da söylemek isterim: Mustafa Kemal Atatürk hakkında bu şekilde ithamlar kullanmak doğru değil. Herkesin sevdiği, saygı duyduğu değerler kendine aittir.
Ben de istersem sizin çok değer verdiğiniz bir geçmişe ya da bir şahsiyete söz söyleyebilirim. Ama bunun kimseye bir faydası yok. Aksine sadece huzursuzluk ve ayrışma getirir.
Bu kadar kutuplaşmanın içinde, birbirimize saygı göstermek zor olmamalı.
Birlikte, bir olarak yaşamak bu kadar imkânsız olmamalı.
Bizler bu dili kullanırsak sonra çocuklar birbirine zarar verdiğinde neden şaşırıyoruz?
Gulden hanim, siz buralarda yenisiniz galiba, ben o cocuk istismarlarni defaatle kinadim. Tarikatlari cemmaatleri defaatle elestirdim.
Ben gunumuz tarikatlarin kesinlikle gercek anlamindak cok uzakta oldugunu, islama zarar verdigini defaatle elestirdim. Siyasal islamin islamda yeri olmadigini en basit ifadeyle bidat oldugunu hadislerle anlattim. Islama, yalan soyleyerek harac keserek, adaleti iflas ederek hjzmet edilemeyecegini defaatle anlattim. Siyasal islam kesinlikle islami bozmak ve bitirmek icin uretildigini defaatle dile getirdim.
Cocuklara kuran kurslarinda tecavuz edenlerin degil musluman turk bile olmadiklarini dusunuyorum. Defalarca anadolunun ve turkiyenin gusulsuz imam, vaiz muftulerle dolu oldugunu gercek bir hikaye ile anlattim.
Belki siz beni tanimadan bilmeden sucluyorsunuzdur
Osmanlı İmparatorluğu bu toprakların tarihinin büyük bir parçası.
Mustafa Kemal Atatürk ise modern Türkiye’nin kurucusu.
İkisini “ya o ya bu” diye karşı karşıya koymak yerine, tarihi kendi bağlamında anlamak daha sağlıklı.
Aynı şekilde, kim olursa olsun kanıtsız ve ağır suçlamalar yapmak doğru değil; eleştiri yapılacaksa da saygı çerçevesinde yapılmalı.
Ve Ahmet Aranç bey;
Atatürk’e yönelik suçlamalar yapıyorsunuz ama insan ister istemez şunu soruyor:
Türkiye’de yıllardır gündeme gelen bazı somut vakalar var.
Karaman’daki vakıf evi skandalı, Kur’an kurslarında ortaya çıkan istismar olayları, kendini “dini lider” olarak tanıtan kişilerin karıştığı davalar… Bunlar mahkemelere yansımış, ceza verilmiş, toplumda büyük infial yaratmış gerçekler.
Peki sen bu olaylar karşısında neredeydin?
Bir çocuğa yapılan istismar, failin kimliğine göre mi anlam değiştiriyor?
İstismarı yapan “dindar” diye susulacak bir şey mi oluyor?
Yoksa mesele çocuk değil de, sadece ideolojik bir kavga mı?
Eğer gerçekten çocukların hakkını savunuyorsan, bu hassasiyetin herkese eşit olmalı.
Yok eğer sadece kendi dünya görüşüne dokunulduğunda ses çıkarıyorsan, bu adalet değil açık bir çifte standarttır.
Çocuk istismarı üzerinden siyaset yapılmaz.
Ama yapılan bir haksızlığa da, kim yaparsa yapsın sessiz kalınmaz.
Senin ataturkun benim umurumda degil. Sen benim ceddime kufreden soysuzsun.
Ben ise daha mustafa kemale baslamadim bile. Senden yada kimseden cekindigim icin degil. Mustafa kemali sevenleri var. Kimsenin kutsalina karismam. Taki benim kutsalima karisana kadar. Sen mustafa kemale tapabilirsin. Andimizi amentu, genclige hitabeyi veda hutbesi, nutuku kuran, anitkabiri Kaben bilip tapabilirisn. Umurumda degil. Benim ceddime kufredemezsin. Edersen sopanin ustune yavuz sultan selim yazdirir. O sopayla doverim seni, dengesiz mahluk...
*ASLINDA* bu Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları kadar, bunlara sessiz kalan
Cumhuriyetçiler, sosyal demokratlar, Realist Kemalistler, Atatürk'çü devrimciler,
Vatansever milliyetçiler ve Ulusalcı yazarlarda suçludurlar. Geçen günlerde
cesur yürek bir hanım efendi bir Atatürk düşmanına dava açtı, şerefsiz
tutuklandı. Özellik bu sayfayı tamamen Fetocüler sabota ediyorlar...
Son günlerde bir moda oldu, eline kalemi alan Atatürk ve Cumhuriyete
sataşıyor. Ulan bu Demokratik Laik, Sosyal, hukuk Devletin nimetlerinden
beslenip dönüp nankörlük ve edepsizlik ediyorsunuz?
O iftirayı yazıp resm edenler senin gibi Cumhuriyet düşmanlarıdır.
Olmadık, akla gelmedik iftiralar atıyorsunuz. Bu Ülke hal bu gün
Mustafa Kemallerin kurduğu Anayasayla yönetiliyor. Sayın Cumhur
Başkanımız ve bütün Palamenterler Laiklik ilkesi doğrultusunda
kürsü yemini ediyorlar.
ULAN İT sen kimsin ki yedi düvele kafa atmış, Osmanlının itibarını
kurtarmış ve kos-koca Türkiye Cumhuriyetin kurmuş büyük Türk
kahramanına ve ulusumuzun atasına iftira atıyorsun. Onun-bunun
şebeği, fetö yalaması sen haddini bileceksin....
Sayin foseptik cukuru
Yavuz sultan selimin hanin sah ismailin karisina asik oldugunu isbat edene kadar sen bir iftiraci serefsiz olarak kalacaksin. Ki oylesin zaten...
Bak bu benim isbatim.
Bahsettigim mustafa kemalin 15 yasinda emrindeki turk diplomatla evli kizla yaptigi zinanin isbati.
Sen bir foseptik cukuru olarak, etrafa bk sacman normal.
?si=FowkrN0Rlxk3f1i0
1--İhsan Araç, katil Yavuz senin baban mıdır? Sen onun sulbünden misin?
2--Tam yüz yıldır Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve onun kurduğu Cumhuriyetle
uğraşıyorsunuz. Bir kılına dahi dokunamadınız. Yüz yıldır o pis avucunuzu yaladınız.
ilelebette yalamaya devam edeceksiniz. Çünkü bu hür ve kutlu Cumhuriyetimiz
dim-dik ayakta duracaktır.
3--Yetersiz cahil-cühela ve onun bunun yalaması küfürbaz olurlar. Sen daha öncede
bu sayfayı sabota etmiştin. Finonun görevi paçalara havlamaktır diye cevap vermemiştim.
4--Ben 15 yaşımdan beri hiç bir kimseye küfür etmedim. Her halde ilk küfürüm senin gibi
yalakaya olacaktır. Çünkü senin gibi haysiyetsiz şerefsizler kaos ve kargaşadan beslenirler.
Eğer ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e iftira atmasaydın, ben senin gibi şebeklere yine cevap
vermezdim. Haddinizi bileceksiniz?
5--Ben sana Gazi Mustafa Kemal Paşa ile ilgili soru sormam, çünkü sen ve senin gibi
işbirlikçi Vatan hainleri Kemalistlerin osuruğu olamazsınız?
6--Biz senin gibi hain şerefsizlerin 15 Temmuz da kıçınızı tekmelemedik mi? Tabanı
yağlayıp arkanıza bakmadan Amerika'ya kaçmadınız mı? Baş Papazınız orada kuyruğu
titretmedi mi, darısı diğer Papazların başına?
7-- Bu sayfada birilerine yalakalık yapmak için Yüce Dinimizi o pis şeytani nefsine
alet ediyorsun, Müslümanım diyorsun, sıkıyı görünce her fırsatta gavur, kefere
küffar dediğiniz millete sığınıyorsunuz. Sizi gidi iki yüzlü riyakârlar?
8--Ulu Önder Atamızla ilgili cümlenizi kopyaladım, bakalım ilgili mercilerde senin
gibi düşünüyorlar mı? Bu Demokratik Laik Sosyal devlet sahipsiz değildir.
9--Onursuz-omurgasız şebekler yazmayı ve konuşmayı beceremezler. Şimdi
istediğin kadar arkamdan havlayabilirsin. İstediğin kadar tarihimize iftira atıp
küfürler dizebilirsin. Ulan kısır döngü şebek, Ulusundan-ailenden utamıyorsan
Erzurum'un dadaşlarından utan it herif.....
Tarihsel kaynaklar, Şah İsmail'in özellikle Safevi Devleti'ni kurma ve Şiiliği yayma sürecinde Anadolu ve çevre bölgelerde ciddi askeri operasyonlar ve şiddet eylemleri gerçekleştirdiğini doğrulamaktadır.
Bu döneme dair öne çıkan bazı bilgiler şunlardır:
* Sünni Nüfusa Yönelik Eylemler: Şah İsmail, Tebriz'i ele geçirdikten sonra Şiiliği resmi mezhep ilan etmiş ve Sünni kalmakta direnenlere yönelik sert politikalar izlemiştir. Bazı tarihi kaynaklarda, bu süreçte ve Tebriz, Bağdat gibi şehirlerin fethinde binlerce insanın katledildiği belirtilir.
* Anadolu Faaliyetleri: Şah İsmail'in müritleri (Kızılbaşlar) aracılığıyla Anadolu'da yürüttüğü faaliyetler ve ayaklanmalar, Osmanlı yönetimi ile büyük gerilimlere yol açmıştır. Bu çatışmalar sırasında her iki tarafın da sivil ve askeri unsurlara karşı şiddet uyguladığı ifade edilir.
* Mezhepsel Çatışma: Şah İsmail'in politikaları, bölgede Şiiliğin yayılmasını sağlarken, Sünni ulema ve halk üzerinde baskı kurduğu yönünde kaynaklarda detaylar mevcuttur.
* Karşılıklı İddialar: Tarih anlatısında Şah İsmail'in Sünnilere yönelik katliamları sıklıkla dile getirilirken, karşı cephede Yavuz Sultan Selim'in de Çaldıran seferi öncesi Anadolu'da "Safevi yanlısı" olarak görülen 40 bin Türkmen/Kızılbaş'ı katlettiği iddiası da tartışma konusudur. Bazı modern tarihçiler ise bu sayıların mübalağalı olduğunu veya sistemli bir temizlikten ziyade isyan bastırma operasyonları olduğunu savunur.
Özetle, Şah İsmail'in iktidarını sağlamlaştırmak için Anadolu ve İran coğrafyasında sert askeri yöntemler kullandığı tarihçiler tarafından kabul edilen bir gerçektir.
40 Bin Kişi İddiası: Tarihsel anlatıların çoğunda Yavuz'un, Safevi seferi (Çaldıran) öncesinde Anadolu'daki Safevi sempatizanı olduğu düşünülen yaklaşık 40 bin Kızılbaş'ı bir listeye dayanarak tespit ettirdiği ve öldürttüğü rivayet edilir.
Akademik Eleştiriler: Modern tarihçilerin bir kısmı, bu "40 bin" rakamının o dönemki nüfus verileriyle uyuşmadığını ve mübalağalı olduğunu savunur. Örneğin, Prof. Dr. Feridun Emecen, Osmanlı arşivlerinde bu çapta bir toplu katliama dair resmi bir kayda rastlanmadığını, sadece isyan potansiyeli olan gruplara ve ajanlara yönelik takibat, sürgün ve yerel idam kararları bulunduğunu ifade etmektedir.
İdeolojik ve Siyasi Nedenler: Yavuz'un bu sert politikası, genellikle "mezhep savaşı"ndan ziyade bir "beka meselesi" ve devlet güvenliği olarak görülür. Anadolu'daki Kızılbaşların Şah İsmail ile iş birliği yaparak Osmanlı'ya karşı ayaklanmasından çekinilmesi, bu operasyonların ana nedeni olarak gösterilir.
(Ciddiye alinir birtarafin yok. Ama iste pislik ortada olunca kokusu rahatsiz ediyor. Mudahele etmek lazim)
*** SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
--AŞK NEDİR, bu gün Şiir sayfasında özetle yazdım, ancak ne demek istediğimi
pek doğru anlayan olmamış. Ya da doğru anlayıp ta inadına muhalif olunmuştur?
Ben AŞK ve SEVDA gerçeğini inkâr etmiyorum ki, ben Aşk'ın bir çeşit ruhsal
bir hastalık olduğunu söylüyorum.
--AŞIK olan kişi sadece kendi arzu ve benliğini koruyarak ve inadına doğruluğuna
inanarak başka bir varlığa derin duygular beslediği ve zamanla ona iyice bağlandığı
ve bunun karşılığında her türlü bedel ödemeye kendisini şartlandırma durumudur.
İşte bunu adı psikiyatrik bir hastalıktır. Bu ruhsal saplantının tıpta tedavisi oldukça
uzun zamanlıdır. Hatta bazı safhalarda tedavisi de mümkün değildir.?
--Aşık ve Maşuklar, tüm psikiyetrik hastalara ait karakteri bünyesinde barındıran
coşkunluk halidir. AŞK, depresif ve düzelmesi umut edilmeyen ruhsal bir saplantıdır.
Aşık olan kişiler de siyasal, sosyal, kültürel ve her türlü toplumsal olay ve faaliyetler
umurlarında olmaz. Hani derler ya *DÜNYA YANSA UMURUNDA DEĞİL* aynen
bunun gibi artık duyarsız, umursuz, kuralsız, yetersiz ve oldukça sorumsuz bir vakaya
dönüşmüştür. Ne kendine, ne ailesine ve ne de topluma bir faydaları olur. Bulundukları
ortamda huzursuzluk, umutsuzluk ve karamsarlık eylemleri hiç eksik olmaz?
--Böyle hasta ruhlu Aşık ve Maşukların tarihsel devinimde örnekleri sayılmayacak kadar
çoktur. Örneğin, Kerem'le Aslı, Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin. Yaralı Mahmut ile Gülüzar.
Aşık Coşarı ile Mahizer. Aşık Deryami ile Gülperi. Aşık Kara ile Mahperi ve daha nice-niceleri?
Bütün bu Aşık ve Maşukların hayatlarını bir inceleyin, hem kendilerine ve hem de yakınlarına
deyim yerindeyse KAN kusturmuşlardır...
--Bu Aşk hastalığı nice Hünkârları rezil-rüsva etmiştir. Yine nicelerini Tahtından düşürmüştür.
Mesela herkes tarafından bilinen biride Osmanlının yüz karsı katil, ceberrüt, zalim Yavuz
Sultan Selim'dir. Safevi Devlet başkanın eşine aşık oluyor ve bu utanmaz zorba bu uğurda
hiç acımadan 50 bin Alevi yurttaşını katlediyor. Hala bu gün bu sadist zorbaya Fatihalar
okuyanlar vardır?
--Sevgi-sevmek, saygı-saymak, tebessüm-hürmet, hoşgörü ve barış olgularının AŞK ile
uzaktan ve yakından hiç bir ilgisi yoktur. AŞK bir huzur bozan ve hatta can alan zehirli
bir sarmaşıktır.... VESSELAM-----------OZAN ÇAKIROĞLU
H2O; yani su
Hidrojen; yildizlarin yakiti; yani benzin.
Oksijen; yakici madde, yani ates.
Ikisi bir araya gelince patlamasi lazim. Ama patlamiyor.
Hatta
Ikisi birlesiyor su oluyor. Hayat oluyor.
Nasil oluyor peki, cunku BIR kun feyekün diyen var.
Daha ilginci... su + 0°C dere ile + 100°C arasi sivi halde kaliyor
Suyu olusturan elementlerden Hidrojeni sivi hale getirmek ancak ( -253°C) derecede mumkun
Bir diger elementlerden Oksojeni sivi hale getirmek ancak (-183°C ) de mumkun.
Normalde mantiken ikisi birlesince sivi olabilmesi icin en az -183°C ve ya daha fazla bir sogukluk lazim.
Ama oyle degil iste. Yasama elverisli 0°C ile 100°C iki Hidrojen le bir Oksijen birlesip sivi halde su oluyor. Nasil oluyor bu.?
Cunku BIR kun feyekün diyen var
Bitmedi
Tuz, sofra tuzu
Sodium clorur
Yani Sodium, patlayici metal
Klor: zehirli gaz
Ikisi birlesince ölümcul olmasi lazimken, sofralarimizin bas taci
Nasil oluyor. Cunku BIR kun feyekün diyen var
Tuz ruhu
Hidroklorik asit, guclu asindirici (kirec, pass sokmede, metal temizlemede kullanilir
Ayni tuz ruhunun (Hidroklorik asit) midemizde dusuk yogunlukta yediklerimizi sindirmeyi sagladigini biliyormuydunuz
Nasil oluyor? Cunku BIR kun feyekün diyen var.
Sulu karpuz kuru tarlada, kuru pirinc sulu tarlada yetisir. Nasil olur bu
Cunku BIR kun feyekün diyen var
Butun agaclar ayni topragi, ayni suyu ayni havayi emer, ama biri karpuz biri elma, biri uzum, biri portakal, biri seftali olur. Hatta ayni agaca asilarsin. Bir dal tatli kiraz verir. Digeri eksi visne verir. Nasil oluyor?
Cunku BIR kun feyekün diyen var
Yasin 82: Bir şeyi istediğinde, O’nun buyruğu “ol!” demekten ibarettir; hemen oluverir.
Ve Rabbim, zittiyla, ayniyla misliyle yaratir. Cunku cani nasil isterse oyle yapandir.
Daglara oyduklari ihtisamli evlerle ovunen salih peygamberin kavmini assagilar mayihette, dagin icinden canli kanli hamile kizil deve cikrandir. Hadi madem taslari yontmakta o kadar mahirsiniz. hadi gucunuz yetiyorsa bir kizil deve de siz cikarin dagdan diye assagilamistir salih peygamerin kavmini yuce rabbim. Misliyle yaratmistir. Sulu Karpuzu kuru toprakta kuru princi sulu toprakta zittiyla yaratmistir.
Bugun ilim muslumanin yitik mali.
ilmin ucu pustun elinde.
ilim adina bile bile kufur nesrediyorlar.