- Seni O’na (Allah'a) yaklaştıran her musibet aslında bir nimettir. Seni O’ndan uzaklaştıran her nimet veya rahatlık ise aslında bir musibettir." Bu baglamda bosandiktan sonra Allah a daha cok yaklastiysan senin icin bosanmak nimettir. Eger bosandiktan sonra ipini koparmis gibi gunaha yaklastiysan ozaman senin icin musibettir.
***
- cok acayip bir zamanda yasiyoruz. Ai ile bilgi o kadar ayaga dustuki artik bazi seylerde ogretmenler ogrencilerin gerisine dustu. Son zamanlarda okullarin cocuklara katkisini sorgulamaya basladim. 4 yasindan 18 yasina kadar kutuk gibi yetisiyorlar. Artik okulun cocuga verdigi her sey bir tik otede. Bilgiye ulasmak bu kadar anlik iken bence okul gunler azaltilmali. Cocuklar daha cok sahaya surulmeli ilgi duyduklari alanlarla alakali, az teori cok prarik. Eski ciraklik gibi
***
-Dikkat edin bakin, inandigi degerler icin basini orten insanlarin ortisuyle carsafiyla ugrasan serefsizler, Hic bir inanc degeri olmadigi icin kameralar karsisinda para icin, kendi onurundan vaz gectik, kendi cocugunun, ailesinin, onurunu ayaklar altina alarak hayvanlar belgeseli gibi ciftlesenleri ozgurluk baglaminda gorurler. Ote yandan inandigi deger icin, yaz kis demeden kapanan kadinlari assagilarlar, pornografiye ses cikarmayanlar...
Neden? Cunku iki turluler bu tipler Birincisi, bizden olup cagdasligi ciplaklik olarak goren beyni yikanmis beyinsizler Ikinci gorup bizden olmayip bizden mis gibi davranip bilincli islam ve turk islam ve hatta yahudiler disindaki butun toplumlarin altini oyan cripto yahudiler.
***
- namaz kilarken gereksiz acele edip namaz sonrasi duami uzattigimi fark ettim. Ne kadar salakmisim. Halbuki namazin icinde, okunan kuran, edilen zikir, istigfar, dua, hele ruku ve secdede yapilan zikir, istigfar ve dua ayetleri daha makbuldur. Dusunsene patron seni cagirmis, huzuruna cikmissin varmi bi derdin, soyle vereyim diyor. Sen soylemiyorsun. Sonra e mail atiyorsun patrona, yani bundan bile ahmakcaymis, namazi kisa tutup namaz sonrasi duayi uzatmak. En guzeli ikisinin de hakkini vermek. Namazda, ruku, secde, ve tahiyyatta okunacaklar; subbuhun Kuddüssün rabbuna ve rabbul melaiketi verruh Veyâ Ferdun hayyun kayyumun hakemin adlun kuddus Veya Rabbigfir verham ve ente hayrur rahimin Veya rabbena atina fid dunya hasanatan ve fil ahireti hasenatan ve gina azâben-nâr Veya Le ilahe ille ente Subhâneke inni kuntu minazzalimin Veya Rabbi inni lima anzeltu ileyye min hayrin fakir
Namazi uzatilarak namazin zikirligini, istigfarligini, dualigini artirmak daha cok kabule yakin dualar olur
Bir suru kuranda ve hadislerde bu tur dualar var okunabilecek.
Cennet annelerin ayaklari altindadir. Kimi anne gördüm, baş üstünde taç olur… Anne gördüm, cehennemde taş olur Bir kadın düşün… düşün ki, her şeydir… Bir kadın düşün ki her seyi varken hiçbir şeydir… Hersey kadinda gizlidir
Ya da düşünme. Rahminde rahmet taşırken bile acıyı içine gömen; sancıdan sızsa da susan, susarken yavrusunu okşayan… Anneni düşün.
Geceyi göğsünde uyutan, uykusuzluğu dua diye boynuna dolayan…
Anne… An ne? An annedir. Anne her andir Adında “an” var; an içinde zaman, zaman icinde aman var… Aman cocugum... aman can içinde cânân saklayan bir liman, anan
Hadisce uc kere anan Durduncu de baban
Kundakta kıvrılir düşler, Yuzunde hikmetten gulusler Koynunda en konforlu sığınak dilinde dizilmiş dualar… Sütünde sır saklıdır onun, her damlasında bin rahmet çağlar.
Kim anneliğe zincir derse kabrine incir diker Çünkü annelik yük değil, yükselişin en sessiz merdivenidir.
Bir anne, Evin içinde görünen bir melek gibidir. Dağılmış ruhları toplar Sofrada ekmek olur, Yüklükte yorgan Kendi kırılır da çocuğuna kalkan olur. Annelik melekliktir, kelekler anne olmamali
Gözlerinde göçler vardır; giden ama dönmeyen uykular… saçlarına sessiz sessiz kar gibi iner yıllar…
Anne… Kendi donsa bile yavrusunu üşütmeyen döştür Düştüğünde dizlerini değil, Çocuğunun gözünü silen sefkattir
Bazı kadınlar aynaya bakar da güzelliğini arar. Bazi kadinlar saçini degil cocugunu tarar Ve Onda kendini bulur, Rabbini anar
Ve bilirim: Bir evde annenin duası eksikse Duvar büyüsede yuva küçülür. Merhamet çekilirse bir ocaktan Saat işler… ama zaman çürür. Mekan dürülür,
Ey anneliğini hor gören nasipsiz Ayaginin altindaki makamdan habersiz Bir çocuk büyütmek, dünyayi büyütmektir. Bir cana sabırla eğilmek, Arşa doğru yürümektir
Çünkü anne; Toprak gibi örter, Gunes gibi besler Irmak gibi taşır, Gök gibi büyütür..
Ve bazı makamlar vardır ki Haza yakindir O nun bir yansımasıdır…
Adeta yoktan çocuk yapar anne rahiminde zerreye can verir Doğumunda nefes… yoktan süt gelir Sefkatten sabir Koruyup, kollayip buyutur Ne gonul koyar anne ne bir ah verir
O yuzdendir Annelerin ve rabbin hakki odenmez Anneyi anlatmaya kelimeler yetmez, hiçbir ölçü tartamaz, Gercek bir anne alkışi istemez, Annelik dünyayla olculmez
Zira anneler “Zâhir” isminin bir yansımasıdır… Her kadın isterse doğurur, Ve anne olur Ama anne kalmak her dogurana nasip olmaz. Cunku annelik bir lütufdur bir makam, bir onurdur. Ve o makama cennet adate bir terlik olur
Kalbin de arşivi var gerçekten. İnsan bazı şeyleri unuttuğunu sanıyor sadece. Bir şarkı çalıyor mesela, yıllardır uğramadığın bir duygu kapıyı içeriden açıyor.
Sanırım yıllarca sustuğun şeyler, aslında hâlâ içeride bir yerde yaşamaya devam ediyor.
Gokleri beton bir zirhla kusatan bu asirda, Ruhlar, camdan kafeslerin icinde koruk esir. Zamanin nabzi atmaz oldu bu tozlu satirda, Mekan bir veri yigini, zaman ise dilsiz tefsir.
Fiber hatlar birer sarmasik gibi sardi kani Isik hizinda bir karanlik akar damarlarda. Unuttuk topragin o kadim, ana kucagi anini Gomuldu eski süsler, o pasli kodlamalarda
Gozbebeklerde donmus bir mavi safak cakar Yuzler birer maske, mimikler buzuldan bir heykel. Kalp dedigin artik sadece ritmik bir ayar, Duygularsa silik yada ucuz ve yapay piksel
Beton dislerin arasinda ogutulen gunes... Sokak, lambalarinin altinda can verir sahitsiz Herkes birbirine yabanci, herkes kendine es, Yalnizlik postu sosyal, sosyal medya mesnetsiz
Uydular, gokyuzunun bagrina saplanmis oklar, Yildizlar sonuk birer piksel, gok ise bir ekran. Hakikat, bu gurultulu boslukta kendini yoklar, Bir "tik" uzaginda yalanin, her saniye her an.
Binalar devlesirken insan kuculdukce kuculdu, Golgeler boyunu asti, boyunlar kutukle eslesti Mana, madde denizinde bir damla gibi suzuldu, Ruhun o soylu kavgasi, soysuzlarla ciftlesti
Aynalar yalan soyler, sırlar pazarlandi çoktan, Mahremiyet, bir vitrin caminda pazarlanan aygit Varligi var eden o Nur, haniydi miheng noktan Kalan ise sadece, gelecegine yakilan bir agit.
Sehirler birer labirent, cikisi olmayan rüya, Zihinler kodlarla orulu, birer kapali kutu. Bak da gor, ne hale geldi o mukaddes dunya, Insanlik denilen gemi, batirmakta son umudu.
Kablosuz bir kement vampir ruhuna dolandi, Nefes almak, bir tusun insafina kaldi, yandik Hakikatin berrak suyu, bulandikca bulandi, Cozulmesi imkansiz, bir kördugum oldu artik
Milyonluk sehirlerde, herkes birer issiz ada, Mesafeler kapandi lakin gonuller arasi ucurum. Hasbihal birer sinyal ki, yankilanmaz bu sahada, Hicranin en derini, bu sessiz ve hissiz durum.
Uyan metal uykudan ey ruh silkelen artik, Kir bu cam prangayi, vereceksen oze yön. Kara pus çökmus ufka, yollarsa kap karisik, Nurunu goklerden al, doneceksen hakka dön
Göklerden inen nurla, uydudan gelen sinyal, Biri sonsuz bir huzur, diğeri sahte hayal. Kır artık bu anteni, kalbinin sesini duy, Kurtulus vahyedilen o en kutlu yola uy!
Sana gelisim; tozlu bir kutuphane sessizliginde, Cumlelerin altini cizmeden, ruhunu okumak gibi. Yirmili yaslarin gurultulu, kor eden isigi degil bu, Ellili yaslarin huzunlu, ama bilge turuncusu.
Artik firtinalar istemiyorum denizlerinden Kiyina vuran o sakin mehtap yetiyor bana. Ask dedigin, bir sarabin yillanma sabriymis meger, Seninle susmak, baskalariyla konusmaktan daha derin.
Gozlerindeki çizgilerde kendi hikayemi buluyorum, Eskimis bir cilt gibi, ama her sayfasi kutsal. Seni sevmek; bir felsefe metnini cozmek degil, Zaten bildigim bir hakikate, nihayet teslim olmak.
Hangi ruzgar atti seni bu son bahar bahcesine bilmiyorum; Belki de en guzel seyler, beklemekten yoruldugumuzda gelir. Artik buyuk cumlelerin arkasina saklanmiyorum, Seni seviyorum demek, en yalin felsefem oldu simdi.
Gencken aski bir fetih sanirdim, oysa bir siginakmis; Kiliclari birakip, golgene uzanmanin o essiz hafifligi... Bizimkisi, iki yarim cumlenin birlesip bir anlam etmesi degil, Iki tam insanin, ayni bosluga gulumseyerek bakabilmesi.
Vakit daraliyor belki, saatler daha hizli donuyor, Ama senin yanindayken zamanin hukmu, bir kum saati kadar. Saclarindaki aklar, benim okudugum en gercek satirlar; Her biri, birlikte gecemedigimiz yillarin birer ozru gibi.
Arkamizda biraktigimiz kirik dokuk heveslerin hukmu yok artik, Hepsi bizi bu ana, bu bakisa hazirlayan birer provaymis. Iyi ki gec kalmisiz birbirimize, yoksa bu kadar iyi anlayamazdik, Sessizligin icindeki o kadim ve derin muzigi.
Simdi tum kitaplari kapatip, felsefeleri bir kenara birakiyorum, Senin elini tutmak, dunya uzerindeki en buyuk hakikatimdir. Gunes batarken vuran o son isik gibi; yorgun ve berrak, Burasi bizim nirvanamiz, zamanin disinda, kelimelerin otesinde.
Gencligim sana siirler biriktirmis bir eksiklikti Simdiki bu yasim, sana o siirleri okuyan bir tamlik Ve artik anliyorum; ask ne bir arayis, ne de bir varis, Elin elimdeyse; ben her seyin yerli yerinde olduguna inanirim.
Sen sevginin ve emegin ziyan olmus halisin. Merhamet bilmeyen kalbinden öpüyorum, benim seninle olan savaşım bitti. Artık gözlerin istediğine gülebilir... Hikaye bitti! Adam bir daha bulamayacağı sevgiyi kaybetti. Kadın da bir daha bu kadar çok sevmemeye yemin etti.
"Z e k a, şeyleri olduklarıgibiçözümlemektir./İ m g e l e m , şeyleri o l a b i l e c e k l e r i gibitasarlamaktır./A h l a k, şeyleri olmalarıgerektiğigibi d ü ş ü n m e k t i r./B ü y ü, şeyleri düşündüğünhale s o k m a k t ı r."
‘Hadi kalk, bir çay yapalım’ diyenlerle hayat daha katlanılır oluyor gerçekten… Çok içten, çok tanıdık bir duygu.. kalınası en güzel duygu sevgi olsa gerek ;) Hayırlı akşamlar size de.. Mutlu pazarlar size de ..
Birine ne iyi gelir biliyorsan sen seviyorsundur :)Her sevgi icinde aşk barındırmasın lutfen anti parantez açayım:)Üzgünken kalk cay yapalım bende yanına bişeyler hazırlıyım demek sevgiye dahildir.Yahut e ne duruyorsun gitmiyormuyuz bir sinemaya ,yürü bak ne güzel hava diyecek olanlarla arkadaş olun...Sevgiyle kalın hayırlı akşamlar:)))
Buyuk Sultan Yavuz Han hz anisina. Rabbim katindaki makamini yukseltsin
Kum denizinde bir ordu, sanki mahser provası, Sina denen o dehset, yigitlerin davası. Günes tepede cellat, su biter, nefes durur, Lakin Yavuzun kalbi, baska BIR ritim vurur.
Bir an durdu koca han, indi atından yere, Sastı kaldı vezirler, hayret etti leventler Hünkarım neden indin diye fısıldar sesler, Dudaklarda dualar, tutulmuştu nefesler.
Gözleri dolu Yavuz, titreyen bir sesle der Önümüzde yürüyor o Şanlı Peygamber Serveri kainatın yürüdügü bu yerde, At üstünde duramam, düşerim bin bir derde.
Peygamber rehber olmuş, sultan ardında piyade, Cölün yakan sıcağı, rahmet oldu ziyade. On üç günde geçildi, geçilemez denilen, Manevi bir fetihti, arşa karşı eğilen.
Kılıç değil, teslimiyet yarıp geçti çölleri, Hak yoluna bağladı, o mübarek illeri. Sekiz yıla bir asrı sığdıran o büyük can, Sina'da tarih yazdı, her adımında iman.
Yolların ıslaklığıyla tutturdum bir ıslık...Araçların göletlere hızlı girip çıkmalarıyla çıkan seslerin şenliğine kanmıs olmalıyım ki bende çıktım dısarı ayaklarım göletlere basmak istesede malumdur ıslanmak benden uzak dursun ..:))))))
Hava olağan yağmurlu,kelimelerimse bir o kadar devrik hep kıpır kıpır olan kalbimi dindirdim sonunda .Biraz da sözlerim olmı degilmi.Nasılsınız herşeyin en güzelinin olması dilegiyle mutlu pazarlar:)))
19.01.2026 - 13:05 ***OSMANLI DA KADIN*** --Osmanlı da Kadının *ADI* yoktu, Evi yoktu, hürriyeti yoktu, Nikâhı yoktu, mülkiyet ve imtiyaz hakkı yoktu, miras ve söz hakkı yoktu. Nüfustan sayılmaz ve soyadı yoktu?
Lan yalanci iftiraci serefsiz bilgi caginda yasiyoruz, sen neyin kafasini yasiyorsun. Osmanlida kadini paylastim. Bir daha paylasiyorum Avrupa'da kadınların mülkiyet ve hukuki hakları uzun süre kısıtlı kalmış ve 19. yüzyıldan itibaren büyük değişimler yaşamıştır.Osmanlı'da Kadın Hakları (İslam Hukuku Çerçevesinde)Mülkiyet Hakkı: Osmanlı kadını, İslam hukukuna göre kendine ait mülk (ev, toprak, para) edinme, bu malları yönetme, satma veya vakfetme hakkına sahipti. Evlendiğinde kocası, kadının malı üzerinde tasarruf hakkına sahip değildi.Hukuki Haklar: Kadınlar mahkemeye doğrudan başvurabilir, dava açabilir ve kendi adlarına sözleşmeler yapabilirdi.Miras Hakkı: Mirastan pay alma hakkı vardı, ancak bu pay genellikle erkeğin payının yarısı kadardı.Evlilik ve Boşanma: Kadınların evliliğe zorlanmaması esastı. "Tevfiz-i talak" ile boşanma hakkını sözleşme ile alabilirlerdi.Eğitim ve Çalışma: Tanzimat dönemiyle birlikte kadınların eğitimi (kız rüştiyeleri) önem kazandı ve çalışma hayatına (terzilik, öğretmenlik, memurluk) girişleri 19. yüzyıl sonunda hızlandı.Zamanın Avrupa'sında Kadın HaklarıMülkiyet ve Hukuki Statü: 19. yüzyıla kadar pek çok Avrupa ülkesinde evli kadınların mülkiyet hakkı yoktu; evlendiklerinde malları kocalarının mülkiyetine geçerdi. İngiltere'de kadınlara mülkiyet hakkı ve akid serbestliği 1870'ten sonra verilmeye başlandı.Eğitim: Avrupa'da kadınların yükseköğrenime erişimi Osmanlı'daki benzer reformlarla benzer zamanlarda (19. yüzyıl sonu) gerçekleşti.Oy Hakkı: Avrupa'da kadınların seçme ve seçilme hakkı mücadelesi 20. yüzyılın başlarına kadar sürmüş ve pek çok ülkede 1. Dünya Savaşı sonrasında kazanılmıştır.Karşılaştırmalı ÖzetEkonomik Haklar: Osmanlı kadını, mülkiyet hakkı konusunda erken dönem Avrupa'daki hemcinslerinden daha avantajlı durumdaydı.Siyasi ve Sosyal Haklar: 19. ve 20. yüzyıl başlarında Avrupa'daki kadın hareketleri, Osmanlı'daki kadınların toplumsal hayata katılımını etkilemiştir. Osmanlı'da kadın dergileri ve örgütlenmeleri bu dönemde artmıştır.
Lan sen hangi dunyada yasiyorsun. Ne tur bir mahluksun, nasil bu denli iftira ve pislik atiyorsun inananlara. Asagilik donme. Inanci minanci biraktik lan sen insanda mi degilsin bunca iftira karalama yapiyorsun. Serefsiz soysuz kopek
Asagida %90 iftira dolu, geri kalani da hadislere pislik atma olan paylasimindan, sadece birini ele alacsgim. "Yemek yerken kaşığı sağ el ile tutunuz?" Lan pislik herif, sen gotunu yikadigin ayni elinle, kasigi, ekmegi boklu elinle agzina sokup boklanadinda biz birseymi dedik serefsjz. Biz gotumuzu sol elle yikadigimiz icin kasigi ekmegi sag elle tutariz Pislik herif sen intersen kasigi mabadina sok oradan zikkimlan. Pislik herif
HURAFİ BAKIŞ *** --Suyu sağ el ile içiniz. Sol el ile içmek mekruhtur? --Yemek yerken kaşığı sağ el ile tutunuz? --Kenefe sol ayakla giriniz, sağ ayakla çıkınız? --Kenef kapılarının Kıbleye doğru açılması günahtır? --Gece tırnak kesmek ve sakız çiğnemek Şeytan çağırmaktır? --Deprem, zelzele ve her türlü doğasal afetlere lanet okumak günahların en büyüğüdür? --Cami ve mescitlere sağ ayakla giriniz? --Sağına eğilmek sevaptır, Sol cenaha selam vermek günahtır? --Kadınların, Cuma ve Bayram namazı kılması caiz değildir? --Kadınların, sokak, çarşı pazarda Eşiyle kol-kola dolaşması caiz değildir? --Kadınların, özel (regl) günlerinde ekmek pişirmesi ve yemek yapması mekruhtur? --Kadınların, ardışık olarak üç kız doğurması günahların en büyüğüdür? --Makyajlı kadınla konuşmak ve selamlaşmak asla caiz değildir? --Kadınların, mendebur kocalarının yanında çocuk emzirmesi caiz değil ve saygısızlıktır? --Gelinlerin, kayın-kaynatadan izin almadan oturması caiz değildir? --Kadınların, yalnız başına çarşı-pazara gitmesi caiz değil ve saygısızlıktır? --Kadınların, ticaretle uğraşması caiz değildir? --Kız-erkek karma eğitim günahların en büyüğüdür? --Kadınların, Muhtar, aza ve bekçi olmaları ahir-şer belirtisidir? --Kadınların, ürettiği teknoloji haramdır? --Kadınların, eşlerine cinsel birliktelik teklif etmesi caiz değil ve günahtır? --Kadınların, banyoda anadan üryan banyo yapmaları caiz değildir? --Kadınların, yüksek sesle konuşması ve gülmesi ayıp ve caiz değildir? --Kadınların, pantolon giymesi caiz değildir? --Kadınların, Deniz, göl ve havuzlara girmesi caiz değildir? --Kadınların, kafe ve benzeri yerlerde çay vb. şeyler içmesi caiz değildir? --Kadınların, toy-düğünlerde erkeklerle aynı mahalde bulunmaları günah ve caiz değildir? **Daha böyle yüzlerce hurafi usülleri saymakla bitmez...Ülkemizde faaliyet gösteren 100 den fazla Tarikat fraksiyonu vardır. Bunların hepsi aynen yazdığım gibi düşünüyorlar. Ve cahil-cühelayı böyle saçma-sapan din dışı eylemlerle kandırıyorlar. Bunlar her zaman kaos-kargaşa ve cehaletten beslenirler. Ülkemize bir PKK kadar zarar vermektedirler? --Bu tarikatların tamamı Türk Ulusal milletini bölüp, ayrıştırıp ve parçalamak için her zaman ve her yerde ısrarla ve inadına hep Kadınlar üzerinden mücadele vermişlerdir? Hala bu gün bu amansız eylemlerine son sürat devam ediyorlar... --Eyy Türk Ulusal gençliği, bu tarikatlar, asitane dergâhları, tekke ve zaviyeler, bazı dini vakıf ve dernekler faaliyetlerine devam ettiği müddetçe DEMOKRASİDEN bahsedilemez... VESSELAM --------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN---------
Lan ataturkun baska dusmana ihtiyacimi var, milletin degerlerine kufrederek ataturku sevdirecegini sanan siz, ata sinekleri darken... lan siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Benim kutsalima soverekmi ataturku kutsallastirdiginizi saniyorsunuz. Sevdirdiginizi saniyorsunuz. Lan olmus gitmis adam. Dusun yakasindan ata sinekleri. Cevap ver lan ataturke cebberrut, katil, zorba deyince hosna godecekmi
Lan benim atam yavuz sultan selim han hz. Zorba ceberrut katiil, diyen ve bu sozlerin hakaret olmadigini soyleyen, sen soysuz it, simdi birak onca sahsima, ve yavuz sultan selime, osmanliya, attigin sirret bir mahalle yosmasi karektersizligi ile iftiralarini bir kenara biraktim simdilik, Ben senin atana ceberrut, katil, zorba, desem hos goruylemi karsilarsin. Bari buna cevap ver. Hadi bekluyorum. Beyni kalinbagirsaginda mahluk
Lan osmanli bir baba olsaydi, ataturk o baba nin, osmanlinin yetistirdigi evladi olurdu. Lan nankor kopek hic evlat babasini karalarmi. Sen babani karaliyormusun. Madem cumhuriyeti siz kurdunuz, sizin deyiminizle hadi nerde yetistirdiginiz ataturk. Bir ataturkte siz yetistirseydinjz ya. Lan ataturkun cocuklariyiz diyen ne kadar chp li ve ataturkcu varsa, hepsi sarlatan. Hadi osmanli ataturku yetistirdi. Cikardi. Hani ataturkun kurdugu cumhuriyetin yetistirdigi ataturk. Lan siz ne embesil varliklarsiniz. Bir evlat bagrindan ciktigi aileyi karalarmi. Sizin hangi gavurun tohumusunuz. Adi soysuz
Aynı “ben haklıyım, sen haksızsın” döngüsünün kimseye bir şey kazandırmadığı ortada. Her yeni cümle, meseleyi çözmek yerine sadece gerilimi büyütüyor. Bu şekilde devam etmenin kimseye faydası yok.
Bu kadar sert ve kırıcı bir dil buraya yakışmıyor. Farklı düşünebiliriz, bu çok normal; ama saygıyı kaybetmek zorunda değiliz. Unutmayalım ki üslup, en az fikir kadar önemlidir.
En sağlıklısı, bu noktada tartışmayı burada sonlandırmak. Herkes kendi görüşünü ifade etti, fazlası sadece gereksiz kırgınlık bırakacak. Konuyu uzatmak yerine, birbirimize saygıyı koruyarak noktalamak en doğrusu. Lütfen artık bu başlığı daha fazla germeyelim.
(Haddimi de bağışlayın lütfen.. huzursuzluğu sevmeyen bir kız kardeşinizin zerzenişi olarak görün.)
Kurani kerimde fetih suresinde " Muhammed Allah’ın Rasûlüdür. Beraberinde bulunan mü’minler kâfirlere karşı çok sert ve tavizsiz, kendi aralarında gâyet merhametlidirler. ...." buyurur. Cunku bu tur munafik serefsizler nezaketi, hosgoruyu, tahammulu, zayiflik olarak gorurler. Bu tur munafik alcaklarin anladigi dilden sert ve acimasiz konusacaksin. ALLAHIN EMRI BU
madem bir yudum nefessin
her zerreyi taşır yüreğime
salınır gezer bahar çiçeklerinde
arıca sarıca ey bebek cilvesi
bilemem ki suskun nedir nedendir
cana can katsan bir nebze gülse
masum benliğim...
efes//35
YAPAY ZEKA ŞİİR DEĞERLENDİRME UYGULAMASI YAPTIM
yeniozanlar.vercel.app/
Merhaba arkadaşlar. Şiirlerinizi yapay zekanın değerlendirip yorum yapacağı bir webb uygulaması yaptım. Ücretsiz kullanabilirsiniz.
Şimdiden herkesin kurban bayramı mübarek olsun hayırlı tatiller dilerim.
Kisa, kisa
- Seni O’na (Allah'a) yaklaştıran her musibet aslında bir nimettir.
Seni O’ndan uzaklaştıran her nimet veya rahatlık ise aslında bir musibettir."
Bu baglamda bosandiktan sonra Allah a daha cok yaklastiysan senin icin bosanmak nimettir.
Eger bosandiktan sonra ipini koparmis gibi gunaha yaklastiysan ozaman senin icin musibettir.
***
- cok acayip bir zamanda yasiyoruz. Ai ile bilgi o kadar ayaga dustuki artik bazi seylerde ogretmenler ogrencilerin gerisine dustu. Son zamanlarda okullarin cocuklara katkisini sorgulamaya basladim. 4 yasindan 18 yasina kadar kutuk gibi yetisiyorlar. Artik okulun cocuga verdigi her sey bir tik otede. Bilgiye ulasmak bu kadar anlik iken bence okul gunler azaltilmali. Cocuklar daha cok sahaya surulmeli ilgi duyduklari alanlarla alakali, az teori cok prarik. Eski ciraklik gibi
***
-Dikkat edin bakin, inandigi degerler icin basini orten insanlarin ortisuyle carsafiyla ugrasan serefsizler,
Hic bir inanc degeri olmadigi icin kameralar karsisinda para icin, kendi onurundan vaz gectik, kendi cocugunun, ailesinin, onurunu ayaklar altina alarak hayvanlar belgeseli gibi ciftlesenleri ozgurluk baglaminda gorurler.
Ote yandan inandigi deger icin, yaz kis demeden kapanan kadinlari assagilarlar, pornografiye ses cikarmayanlar...
Neden?
Cunku iki turluler bu tipler
Birincisi, bizden olup cagdasligi ciplaklik olarak goren beyni yikanmis beyinsizler
Ikinci gorup bizden olmayip bizden mis gibi davranip bilincli islam ve turk islam ve hatta yahudiler disindaki butun toplumlarin altini oyan cripto yahudiler.
***
- namaz kilarken gereksiz acele edip namaz sonrasi duami uzattigimi fark ettim. Ne kadar salakmisim.
Halbuki namazin icinde, okunan kuran, edilen zikir, istigfar, dua, hele ruku ve secdede yapilan zikir, istigfar ve dua ayetleri daha makbuldur.
Dusunsene patron seni cagirmis, huzuruna cikmissin varmi bi derdin, soyle vereyim diyor. Sen soylemiyorsun. Sonra e mail atiyorsun patrona, yani bundan bile ahmakcaymis, namazi kisa tutup namaz sonrasi duayi uzatmak. En guzeli ikisinin de hakkini vermek.
Namazda, ruku, secde, ve tahiyyatta okunacaklar;
subbuhun Kuddüssün rabbuna ve rabbul melaiketi verruh
Veyâ
Ferdun hayyun kayyumun hakemin adlun kuddus
Veya
Rabbigfir verham ve ente hayrur rahimin
Veya
rabbena atina fid dunya hasanatan ve fil ahireti hasenatan ve gina azâben-nâr
Veya
Le ilahe ille ente Subhâneke inni kuntu minazzalimin
Veya
Rabbi inni lima anzeltu ileyye min hayrin fakir
Namazi uzatilarak namazin zikirligini, istigfarligini, dualigini artirmak daha cok kabule yakin dualar olur
Bir suru kuranda ve hadislerde bu tur dualar var okunabilecek.
Cennet annelerin ayaklari altindadir.
Kimi anne gördüm, baş üstünde taç olur…
Anne gördüm, cehennemde taş olur
Bir kadın düşün…
düşün ki, her şeydir…
Bir kadın düşün ki her seyi varken hiçbir şeydir…
Hersey kadinda gizlidir
Ya da düşünme.
Rahminde rahmet taşırken bile
acıyı içine gömen;
sancıdan sızsa da susan,
susarken yavrusunu okşayan…
Anneni düşün.
Geceyi göğsünde uyutan,
uykusuzluğu dua diye boynuna dolayan…
Anne…
An ne?
An annedir. Anne her andir
Adında “an” var;
an içinde zaman, zaman icinde aman var…
Aman cocugum... aman
can içinde cânân saklayan bir liman, anan
Hadisce uc kere anan
Durduncu de baban
Kundakta kıvrılir düşler,
Yuzunde hikmetten gulusler
Koynunda en konforlu sığınak
dilinde dizilmiş dualar…
Sütünde sır saklıdır onun,
her damlasında bin rahmet çağlar.
Kim anneliğe zincir derse
kabrine incir diker
Çünkü annelik yük değil,
yükselişin en sessiz merdivenidir.
Bir anne,
Evin içinde görünen bir melek gibidir.
Dağılmış ruhları toplar
Sofrada ekmek olur,
Yüklükte yorgan
Kendi kırılır da çocuğuna kalkan olur.
Annelik melekliktir,
kelekler anne olmamali
Gözlerinde göçler vardır;
giden ama dönmeyen uykular…
saçlarına sessiz sessiz
kar gibi iner yıllar…
Anne…
Kendi donsa bile yavrusunu üşütmeyen döştür
Düştüğünde dizlerini değil,
Çocuğunun gözünü silen sefkattir
Bazı kadınlar aynaya bakar da güzelliğini arar. Bazi kadinlar saçini degil cocugunu tarar
Ve Onda kendini bulur, Rabbini anar
Ve bilirim:
Bir evde annenin duası eksikse
Duvar büyüsede yuva küçülür.
Merhamet çekilirse bir ocaktan
Saat işler… ama zaman çürür.
Mekan dürülür,
Ey anneliğini hor gören nasipsiz
Ayaginin altindaki makamdan habersiz
Bir çocuk büyütmek, dünyayi büyütmektir.
Bir cana sabırla eğilmek,
Arşa doğru yürümektir
Çünkü anne;
Toprak gibi örter,
Gunes gibi besler
Irmak gibi taşır,
Gök gibi büyütür..
Ve bazı makamlar vardır ki
Haza yakindir
O nun bir yansımasıdır…
Adeta yoktan çocuk yapar anne
rahiminde zerreye can verir
Doğumunda nefes…
yoktan süt gelir
Sefkatten sabir
Koruyup, kollayip buyutur
Ne gonul koyar anne
ne bir ah verir
O yuzdendir
Annelerin ve rabbin hakki odenmez
Anneyi anlatmaya kelimeler yetmez,
hiçbir ölçü tartamaz,
Gercek bir anne alkışi istemez,
Annelik dünyayla olculmez
Zira anneler
“Zâhir” isminin bir yansımasıdır…
Her kadın isterse doğurur,
Ve anne olur
Ama anne kalmak
her dogurana nasip olmaz.
Cunku annelik bir lütufdur
bir makam, bir onurdur.
Ve o makama cennet
adate bir terlik olur
annenin sitemi cehennem
gulusu ibadettir
anneler peygamber doğurur,
sultanlari büyütür…
Kolelerdir, koleleri dogurur
Anneler evlatlarini sevdikce
Yucelir
Yuce anneliğe “kölelik” diyen
rahmeti yük sanacak kadar cucedir
zinciri boynunda değil, kalbindedir.
Cennet annelerin ayaklari altindadir.
Kimi anne gördüm, cehennemde taş olur
Kimi anne gördüm, baş üstünde taç olur…
Kalbin de arşivi var gerçekten. İnsan bazı şeyleri unuttuğunu sanıyor sadece. Bir şarkı çalıyor mesela, yıllardır uğramadığın bir duygu kapıyı içeriden açıyor.
Sanırım yıllarca sustuğun şeyler, aslında hâlâ içeride bir yerde yaşamaya devam ediyor.
Gokleri beton bir zirhla kusatan bu asirda,
Ruhlar, camdan kafeslerin icinde koruk esir.
Zamanin nabzi atmaz oldu bu tozlu satirda,
Mekan bir veri yigini, zaman ise dilsiz tefsir.
Fiber hatlar birer sarmasik gibi sardi kani
Isik hizinda bir karanlik akar damarlarda.
Unuttuk topragin o kadim, ana kucagi anini
Gomuldu eski süsler, o pasli kodlamalarda
Gozbebeklerde donmus bir mavi safak cakar
Yuzler birer maske, mimikler buzuldan bir heykel.
Kalp dedigin artik sadece ritmik bir ayar,
Duygularsa silik yada ucuz ve yapay piksel
Beton dislerin arasinda ogutulen gunes...
Sokak, lambalarinin altinda can verir sahitsiz
Herkes birbirine yabanci, herkes kendine es,
Yalnizlik postu sosyal, sosyal medya mesnetsiz
Uydular, gokyuzunun bagrina saplanmis oklar,
Yildizlar sonuk birer piksel, gok ise bir ekran.
Hakikat, bu gurultulu boslukta kendini yoklar,
Bir "tik" uzaginda yalanin, her saniye her an.
Binalar devlesirken insan kuculdukce kuculdu,
Golgeler boyunu asti, boyunlar kutukle eslesti
Mana, madde denizinde bir damla gibi suzuldu,
Ruhun o soylu kavgasi, soysuzlarla ciftlesti
Aynalar yalan soyler, sırlar pazarlandi çoktan,
Mahremiyet, bir vitrin caminda pazarlanan aygit
Varligi var eden o Nur, haniydi miheng noktan
Kalan ise sadece, gelecegine yakilan bir agit.
Sehirler birer labirent, cikisi olmayan rüya,
Zihinler kodlarla orulu, birer kapali kutu.
Bak da gor, ne hale geldi o mukaddes dunya,
Insanlik denilen gemi, batirmakta son umudu.
Kablosuz bir kement vampir ruhuna dolandi,
Nefes almak, bir tusun insafina kaldi, yandik
Hakikatin berrak suyu, bulandikca bulandi,
Cozulmesi imkansiz, bir kördugum oldu artik
Milyonluk sehirlerde, herkes birer issiz ada,
Mesafeler kapandi lakin gonuller arasi ucurum.
Hasbihal birer sinyal ki, yankilanmaz bu sahada,
Hicranin en derini, bu sessiz ve hissiz durum.
Uyan metal uykudan ey ruh silkelen artik,
Kir bu cam prangayi, vereceksen oze yön.
Kara pus çökmus ufka, yollarsa kap karisik,
Nurunu goklerden al, doneceksen hakka dön
Göklerden inen nurla, uydudan gelen sinyal,
Biri sonsuz bir huzur, diğeri sahte hayal.
Kır artık bu anteni, kalbinin sesini duy,
Kurtulus vahyedilen o en kutlu yola uy!
kulak verip dinledim yıldızları
biz diye bir tartışmaya tutuşmuşlar
birden doğum gününü hatırladım
böylesine yalnız ve sensiz anlar
yaz başı kar yağdı herkes dertli
bir ben olağan üstü haldeyim
ben ezelden üşütmüş yüreği
ısınmaz bir türlü mevsimsiz
bir sen ısıttın ruh ateşe düştü
yürek heyecanla fırıldak ..
geldiğin an ruha dokunuşun
bin muhteşemlik ile mutlu
e f e s // 35...doğumgünü
Ellili asklar
Sana gelisim; tozlu bir kutuphane sessizliginde,
Cumlelerin altini cizmeden, ruhunu okumak gibi.
Yirmili yaslarin gurultulu, kor eden isigi degil bu,
Ellili yaslarin huzunlu, ama bilge turuncusu.
Artik firtinalar istemiyorum denizlerinden
Kiyina vuran o sakin mehtap yetiyor bana.
Ask dedigin, bir sarabin yillanma sabriymis meger,
Seninle susmak, baskalariyla konusmaktan daha derin.
Gozlerindeki çizgilerde kendi hikayemi buluyorum,
Eskimis bir cilt gibi, ama her sayfasi kutsal.
Seni sevmek; bir felsefe metnini cozmek degil,
Zaten bildigim bir hakikate, nihayet teslim olmak.
Hangi ruzgar atti seni bu son bahar bahcesine bilmiyorum;
Belki de en guzel seyler, beklemekten yoruldugumuzda gelir.
Artik buyuk cumlelerin arkasina saklanmiyorum,
Seni seviyorum demek, en yalin felsefem oldu simdi.
Gencken aski bir fetih sanirdim, oysa bir siginakmis;
Kiliclari birakip, golgene uzanmanin o essiz
hafifligi...
Bizimkisi, iki yarim cumlenin birlesip bir anlam etmesi degil,
Iki tam insanin, ayni bosluga gulumseyerek bakabilmesi.
Vakit daraliyor belki, saatler daha hizli donuyor,
Ama senin yanindayken zamanin hukmu, bir kum saati kadar.
Saclarindaki aklar, benim okudugum en gercek satirlar;
Her biri, birlikte gecemedigimiz yillarin birer ozru gibi.
Arkamizda biraktigimiz kirik dokuk heveslerin hukmu yok artik,
Hepsi bizi bu ana, bu bakisa hazirlayan birer provaymis.
Iyi ki gec kalmisiz birbirimize, yoksa bu kadar iyi anlayamazdik,
Sessizligin icindeki o kadim ve derin muzigi.
Simdi tum kitaplari kapatip, felsefeleri bir kenara birakiyorum,
Senin elini tutmak, dunya uzerindeki en buyuk hakikatimdir.
Gunes batarken vuran o son isik gibi; yorgun ve berrak,
Burasi bizim nirvanamiz, zamanin disinda, kelimelerin otesinde.
Gencligim sana siirler biriktirmis bir eksiklikti
Simdiki bu yasim, sana o siirleri okuyan bir tamlik
Ve artik anliyorum; ask ne bir arayis, ne de bir varis,
Elin elimdeyse; ben her seyin yerli yerinde olduguna inanirim.
Sen sevginin ve emegin ziyan olmus halisin.
Merhamet bilmeyen kalbinden öpüyorum, benim seninle olan savaşım bitti.
Artık gözlerin istediğine gülebilir...
Hikaye bitti!
Adam bir daha bulamayacağı sevgiyi kaybetti.
Kadın da bir daha bu kadar çok sevmemeye yemin etti.
"Z e k a, şeyleri olduklarıgibiçözümlemektir./İ m g e l e m , şeyleri o l a b i l e c e k l e r i gibitasarlamaktır./A h l a k, şeyleri olmalarıgerektiğigibi d ü ş ü n m e k t i r./B ü y ü, şeyleri düşündüğünhale s o k m a k t ı r."
Sizin;
kötü biri oldugunuzu bağıracaklar ki!
Kendi hataları duyulmasın!!!!
‘Hadi kalk, bir çay yapalım’ diyenlerle hayat daha katlanılır oluyor gerçekten… Çok içten, çok tanıdık bir duygu.. kalınası en güzel duygu sevgi olsa gerek ;)
Hayırlı akşamlar size de..
Mutlu pazarlar size de ..
Ayın seyyahı...
.
Birine ne iyi gelir biliyorsan sen seviyorsundur :)Her sevgi icinde aşk barındırmasın lutfen anti parantez açayım:)Üzgünken kalk cay yapalım bende yanına bişeyler hazırlıyım demek sevgiye dahildir.Yahut e ne duruyorsun gitmiyormuyuz bir sinemaya ,yürü bak ne güzel hava diyecek olanlarla arkadaş olun...Sevgiyle kalın hayırlı akşamlar:)))
Buyuk Sultan Yavuz Han hz anisina.
Rabbim katindaki makamini yukseltsin
Kum denizinde bir ordu, sanki mahser provası,
Sina denen o dehset, yigitlerin davası.
Günes tepede cellat, su biter, nefes durur,
Lakin Yavuzun kalbi, baska BIR ritim vurur.
Bir an durdu koca han, indi atından yere,
Sastı kaldı vezirler, hayret etti leventler
Hünkarım neden indin diye fısıldar sesler,
Dudaklarda dualar, tutulmuştu nefesler.
Gözleri dolu Yavuz, titreyen bir sesle der
Önümüzde yürüyor o Şanlı Peygamber
Serveri kainatın yürüdügü bu yerde,
At üstünde duramam, düşerim bin bir derde.
Peygamber rehber olmuş, sultan ardında piyade,
Cölün yakan sıcağı, rahmet oldu ziyade.
On üç günde geçildi, geçilemez denilen,
Manevi bir fetihti, arşa karşı eğilen.
Kılıç değil, teslimiyet yarıp geçti çölleri,
Hak yoluna bağladı, o mübarek illeri.
Sekiz yıla bir asrı sığdıran o büyük can,
Sina'da tarih yazdı, her adımında iman.
Yolların ıslaklığıyla tutturdum bir ıslık...Araçların göletlere hızlı girip çıkmalarıyla çıkan seslerin şenliğine kanmıs olmalıyım ki bende çıktım dısarı ayaklarım göletlere basmak istesede malumdur ıslanmak benden uzak dursun ..:))))))
Hava olağan yağmurlu,kelimelerimse bir o kadar devrik hep kıpır kıpır olan kalbimi dindirdim sonunda .Biraz da sözlerim olmı degilmi.Nasılsınız herşeyin en güzelinin olması dilegiyle mutlu pazarlar:)))
Aynaya bakmaya korkan gözlerin,
Sırrını örtecek bir günah arar.
Diline dolanan elin kiridir,
Kendi karasını akla bağlar.
19.01.2026 - 13:05
***OSMANLI DA KADIN***
--Osmanlı da Kadının *ADI* yoktu, Evi yoktu, hürriyeti yoktu, Nikâhı yoktu, mülkiyet ve imtiyaz hakkı yoktu, miras ve söz hakkı yoktu. Nüfustan sayılmaz ve soyadı yoktu?
Lan yalanci iftiraci serefsiz bilgi caginda yasiyoruz, sen neyin kafasini yasiyorsun. Osmanlida kadini paylastim. Bir daha paylasiyorum
Avrupa'da kadınların mülkiyet ve hukuki hakları uzun süre kısıtlı kalmış ve 19. yüzyıldan itibaren büyük değişimler yaşamıştır.Osmanlı'da Kadın Hakları (İslam Hukuku Çerçevesinde)Mülkiyet Hakkı: Osmanlı kadını, İslam hukukuna göre kendine ait mülk (ev, toprak, para) edinme, bu malları yönetme, satma veya vakfetme hakkına sahipti. Evlendiğinde kocası, kadının malı üzerinde tasarruf hakkına sahip değildi.Hukuki Haklar: Kadınlar mahkemeye doğrudan başvurabilir, dava açabilir ve kendi adlarına sözleşmeler yapabilirdi.Miras Hakkı: Mirastan pay alma hakkı vardı, ancak bu pay genellikle erkeğin payının yarısı kadardı.Evlilik ve Boşanma: Kadınların evliliğe zorlanmaması esastı. "Tevfiz-i talak" ile boşanma hakkını sözleşme ile alabilirlerdi.Eğitim ve Çalışma: Tanzimat dönemiyle birlikte kadınların eğitimi (kız rüştiyeleri) önem kazandı ve çalışma hayatına (terzilik, öğretmenlik, memurluk) girişleri 19. yüzyıl sonunda hızlandı.Zamanın Avrupa'sında Kadın HaklarıMülkiyet ve Hukuki Statü: 19. yüzyıla kadar pek çok Avrupa ülkesinde evli kadınların mülkiyet hakkı yoktu; evlendiklerinde malları kocalarının mülkiyetine geçerdi. İngiltere'de kadınlara mülkiyet hakkı ve akid serbestliği 1870'ten sonra verilmeye başlandı.Eğitim: Avrupa'da kadınların yükseköğrenime erişimi Osmanlı'daki benzer reformlarla benzer zamanlarda (19. yüzyıl sonu) gerçekleşti.Oy Hakkı: Avrupa'da kadınların seçme ve seçilme hakkı mücadelesi 20. yüzyılın başlarına kadar sürmüş ve pek çok ülkede 1. Dünya Savaşı sonrasında kazanılmıştır.Karşılaştırmalı ÖzetEkonomik Haklar: Osmanlı kadını, mülkiyet hakkı konusunda erken dönem Avrupa'daki hemcinslerinden daha avantajlı durumdaydı.Siyasi ve Sosyal Haklar: 19. ve 20. yüzyıl başlarında Avrupa'daki kadın hareketleri, Osmanlı'daki kadınların toplumsal hayata katılımını etkilemiştir. Osmanlı'da kadın dergileri ve örgütlenmeleri bu dönemde artmıştır.
Lan sen hangi dunyada yasiyorsun. Ne tur bir mahluksun, nasil bu denli iftira ve pislik atiyorsun inananlara. Asagilik donme. Inanci minanci biraktik lan sen insanda mi degilsin bunca iftira karalama yapiyorsun. Serefsiz soysuz kopek
Asagida %90 iftira dolu, geri kalani da hadislere pislik atma olan paylasimindan, sadece birini ele alacsgim.
"Yemek yerken kaşığı sağ el ile tutunuz?"
Lan pislik herif, sen gotunu yikadigin ayni elinle, kasigi, ekmegi boklu elinle agzina sokup boklanadinda biz birseymi dedik serefsjz.
Biz gotumuzu sol elle yikadigimiz icin kasigi ekmegi sag elle tutariz
Pislik herif sen intersen kasigi mabadina sok oradan zikkimlan.
Pislik herif
HURAFİ BAKIŞ ***
--Suyu sağ el ile içiniz. Sol el ile içmek mekruhtur?
--Yemek yerken kaşığı sağ el ile tutunuz?
--Kenefe sol ayakla giriniz, sağ ayakla çıkınız?
--Kenef kapılarının Kıbleye doğru açılması günahtır?
--Gece tırnak kesmek ve sakız çiğnemek Şeytan çağırmaktır?
--Deprem, zelzele ve her türlü doğasal afetlere lanet okumak günahların en büyüğüdür?
--Cami ve mescitlere sağ ayakla giriniz?
--Sağına eğilmek sevaptır, Sol cenaha selam vermek günahtır?
--Kadınların, Cuma ve Bayram namazı kılması caiz değildir?
--Kadınların, sokak, çarşı pazarda Eşiyle kol-kola dolaşması caiz değildir?
--Kadınların, özel (regl) günlerinde ekmek pişirmesi ve yemek yapması mekruhtur?
--Kadınların, ardışık olarak üç kız doğurması günahların en büyüğüdür?
--Makyajlı kadınla konuşmak ve selamlaşmak asla caiz değildir?
--Kadınların, mendebur kocalarının yanında çocuk emzirmesi caiz değil ve saygısızlıktır?
--Gelinlerin, kayın-kaynatadan izin almadan oturması caiz değildir?
--Kadınların, yalnız başına çarşı-pazara gitmesi caiz değil ve saygısızlıktır?
--Kadınların, ticaretle uğraşması caiz değildir?
--Kız-erkek karma eğitim günahların en büyüğüdür?
--Kadınların, Muhtar, aza ve bekçi olmaları ahir-şer belirtisidir?
--Kadınların, ürettiği teknoloji haramdır?
--Kadınların, eşlerine cinsel birliktelik teklif etmesi caiz değil ve günahtır?
--Kadınların, banyoda anadan üryan banyo yapmaları caiz değildir?
--Kadınların, yüksek sesle konuşması ve gülmesi ayıp ve caiz değildir?
--Kadınların, pantolon giymesi caiz değildir?
--Kadınların, Deniz, göl ve havuzlara girmesi caiz değildir?
--Kadınların, kafe ve benzeri yerlerde çay vb. şeyler içmesi caiz değildir?
--Kadınların, toy-düğünlerde erkeklerle aynı mahalde bulunmaları günah ve caiz değildir?
**Daha böyle yüzlerce hurafi usülleri saymakla bitmez...Ülkemizde faaliyet gösteren 100 den
fazla Tarikat fraksiyonu vardır. Bunların hepsi aynen yazdığım gibi düşünüyorlar. Ve cahil-cühelayı
böyle saçma-sapan din dışı eylemlerle kandırıyorlar. Bunlar her zaman kaos-kargaşa ve cehaletten
beslenirler. Ülkemize bir PKK kadar zarar vermektedirler?
--Bu tarikatların tamamı Türk Ulusal milletini bölüp, ayrıştırıp ve parçalamak için her zaman ve her
yerde ısrarla ve inadına hep Kadınlar üzerinden mücadele vermişlerdir? Hala bu gün bu amansız
eylemlerine son sürat devam ediyorlar...
--Eyy Türk Ulusal gençliği, bu tarikatlar, asitane dergâhları, tekke ve zaviyeler, bazı dini vakıf ve
dernekler faaliyetlerine devam ettiği müddetçe DEMOKRASİDEN bahsedilemez... VESSELAM
--------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN---------
Ümit yaşar ın da dediği gibi
En ağır işçi benim
,Gün 24 saat seni düşünüyorum...
İşçi bayramım kutlu olsun
Lan ataturkun baska dusmana ihtiyacimi var, milletin degerlerine kufrederek ataturku sevdirecegini sanan siz, ata sinekleri darken... lan siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Benim kutsalima soverekmi ataturku kutsallastirdiginizi saniyorsunuz. Sevdirdiginizi saniyorsunuz. Lan olmus gitmis adam. Dusun yakasindan ata sinekleri. Cevap ver lan ataturke cebberrut, katil, zorba deyince hosna godecekmi
Lan benim atam yavuz sultan selim han hz. Zorba ceberrut katiil, diyen ve bu sozlerin hakaret olmadigini soyleyen, sen soysuz it, simdi birak onca sahsima, ve yavuz sultan selime, osmanliya, attigin sirret bir mahalle yosmasi karektersizligi ile iftiralarini bir kenara biraktim simdilik,
Ben senin atana ceberrut, katil, zorba, desem hos goruylemi karsilarsin.
Bari buna cevap ver. Hadi bekluyorum. Beyni kalinbagirsaginda mahluk
Lan osmanli bir baba olsaydi, ataturk o baba nin, osmanlinin yetistirdigi evladi olurdu. Lan nankor kopek hic evlat babasini karalarmi. Sen babani karaliyormusun. Madem cumhuriyeti siz kurdunuz, sizin deyiminizle hadi nerde yetistirdiginiz ataturk. Bir ataturkte siz yetistirseydinjz ya. Lan ataturkun cocuklariyiz diyen ne kadar chp li ve ataturkcu varsa, hepsi sarlatan. Hadi osmanli ataturku yetistirdi. Cikardi. Hani ataturkun kurdugu cumhuriyetin yetistirdigi ataturk. Lan siz ne embesil varliklarsiniz. Bir evlat bagrindan ciktigi aileyi karalarmi. Sizin hangi gavurun tohumusunuz. Adi soysuz
Lan serefisz soysuz senin ataturku yuceltmen neden benim ceddime kufretmekten geciyor. Iftira atmaktan geciyor. Neden...?
Arkadaşlar, gerçekten yeter artık.
Aynı “ben haklıyım, sen haksızsın” döngüsünün kimseye bir şey kazandırmadığı ortada.
Her yeni cümle, meseleyi çözmek yerine sadece gerilimi büyütüyor. Bu şekilde devam etmenin kimseye faydası yok.
Bu kadar sert ve kırıcı bir dil buraya yakışmıyor.
Farklı düşünebiliriz, bu çok normal; ama saygıyı kaybetmek zorunda değiliz.
Unutmayalım ki üslup, en az fikir kadar önemlidir.
En sağlıklısı, bu noktada tartışmayı burada sonlandırmak.
Herkes kendi görüşünü ifade etti, fazlası sadece gereksiz kırgınlık bırakacak.
Konuyu uzatmak yerine, birbirimize saygıyı koruyarak noktalamak en doğrusu.
Lütfen artık bu başlığı daha fazla germeyelim.
(Haddimi de bağışlayın lütfen.. huzursuzluğu sevmeyen bir kız kardeşinizin zerzenişi olarak görün.)
Kur'an'da kâfirler, münafıklar ve müşrikler için kullanılan aşağılayıcı ve yerici ifadelerin listesi şöyledir:
* Hayvan (En’âm / Davar) benzetmesi: "Hayvandan daha sapkın" (A'râf 179, Furkân 44)
* Bel'am / Köpek benzetmesi: "Dilini sarkıtıp soluyan köpek" (A'râf 176)
* Eşek (Himâr) benzetmesi: "Kitap yüklü eşekler" (Cuma 5) veya "arslandan kaçan yabani eşekler" (Müddessir 50)
* Şerru’l-Beriyye: "Yaratılmışların en kötüsü" (Beyyine 6)
* Şerru’d-Devâbb: "Canlıların en şerlisi" (Enfâl 55)
* Necis: "Pislik / Murdar" (Tevbe 28)
* Esfel-i Sâfilîn: "Aşağıların aşağısı" (Tîn 5)
* Summun, Bukmun, Umyun: "Sağır, dilsiz ve körler" (Bakara 18, 171)
* Hasibe / Odun: "Cehennem odunu / yakıtı" (Enbiyâ 98, Cin 15)
* Mel’un: "Lanetlenmiş" (Ahzâb 61)
* Huzeybü’l-Kevâlih: "Yüzleri kapkara kesilmiş, sırıtıp kalmış kimseler" (Mü'minûn 104)
* Ke’ennehum Huşubun Musennede: "Sıralanmış keresteler" (Münafıklar için - Münâfikûn 4)
* Fe-Suhkan: "Yerin dibine batsınlar / Allah'ın rahmetinden uzak olsunlar" (Mülk 11)
* Dericâtun min’el-Esfel: "Cehennemin en alt tabakasındakiler" (Münafıklar için - Nisâ 145)
Kurani kerimde fetih suresinde
" Muhammed Allah’ın Rasûlüdür. Beraberinde bulunan mü’minler kâfirlere karşı çok sert ve tavizsiz, kendi aralarında gâyet merhametlidirler. ...." buyurur.
Cunku bu tur munafik serefsizler nezaketi, hosgoruyu, tahammulu, zayiflik olarak gorurler. Bu tur munafik alcaklarin anladigi dilden sert ve acimasiz konusacaksin. ALLAHIN EMRI BU