Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam (İki cihan (dünya ve ahiret) benim içime sığar, ancak ben bu dünyaya sığmam. Mekansızlık cevheri bende, ben bu aleme sığmam.)
Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam (Bütün varlıklar ve mekan benim delilimdir. Başlangıcım varlık sahibi olan Zat'la başlar. Sen beni bu işaretle tanı, ama bil ki ben bu işarete de sığmam.)
Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam (Hiç kimse zanla, kuşkuyla Hakk'ı bilenlerden olmadı. Hakk'ı bilen bilir ki, ben zanna ve kuşkuya da sığmam.)
Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam (Dış görünüşe bakıp bu dış görünüş içinde gerçek manayı, iç görünüşü tanı. Çünkü beden de, ruh da benim. Ancak ben ruha da, bedene de sığmam.)
Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam (Hem inci kabuğu, hem de inciyim, yani hem dış hem iç. Mahşer meydanı ve Sırat. Bunca kumaş ve binek takımıyla ben bu dükkâna sığmam.)
Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam (İşte gizli hazine benim. Görünenin aynısı işte benim. Bu hazine kaynağının incisi de işte benim. Ancak ben ne denize, ne de kaynağa sığmam.)
Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam (Yeryüzü ile gökyüzü ve "kâf" ile "nun" gibi bütün herşey bende bulunduğu için, ey bana akıl vermeye kalkışan kişi sesini kes. Çünkü ben, sözlere ve açıklamalara sığmam.)
Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam (Gerçi her tarafı kaplayan ulu varlık benim, adım insan olduğu için, insanım. Mâlik olan da, "ol" denilince olan da benim, ben bu mekana da sığmam.)
Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam (Ruhla aynı cihanı paylaşan, âlemle aynı zamanı yaşayan benim. Ancak şu hoşluğa bak ki, ben ne bu âleme, ne de bu zamana sığarım.)
Encüm ile felek benim vahy ile melek benim Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam (Yıldızlarla felek benim. Vahiy de, melek de benim. Dilini tut ve konuşma, çünkü ben bu dile de sığmam.)
Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam (En küçük varlık da, güneş de benim. Dört (dört unsur: toprak, su, rüzgâr, ateş), beş (beş duyu) ile altı (altı yön: sağ, sol, ön, arka, üst, alt) da benim. Sözle anlatılan görünüşü gör, ancak ben anlatılana da sığmam.)
Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam (Sıfatımdan dolayı Zât ile birlikteyim, Berat'ım, imtiyazım nedeniyle Kadr içindeyim, itibardayım. Şeker kamışı sayesinde gül tatlısıyım. Kapalı ağızlara sığmam.)
Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam (Bal ile şeker benim Güneş benim, Ay benim. Herkese akıcı bir ruh bağışlarım, ancak kendim bu akıcı ruha sığmam.)
Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam (Ok benim, yay benim, yaşlı benim, genç benim, sonsuz devlet benim, mekana ve zamana sığmam.)
Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam (Yerle göğü düzenleyen benim, sonra dönüp bozan benim bütün yazıları yazan benim, ben bu divâna sığmam.)
Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam (Ateşten yanan ağaç benim, göğe çıkan taş benim. Bu ateşin alevini gör. Ben bu lügate sığmam.)
Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam (Gerçi bugün Nesimîyim, Hâşîmîyim Kureyşîyim ama menzilim bundan büyüktür, ben menzile ve şâna sığmam.)
"Bize hep sabretmeyi öğrettiler. Baharın geleceğini, çiçeklerin açacağını, adaletin eninde sonunda yerini bulacağını söylediler. Ama kimse o bekleyişin ortasında çürüyen ömürlerden bahsetmedi.
Beklemek, eğer içinde bir eylem, bir direniş barındırmıyorsa, sadece yavaşlatılmış bir ölümdür. Biz sadece bekleyenler değil, o baharı elleriyle söke söke getirenlerin safında olmalıyız. Çünkü gökyüzü, kendi kendine aydınlanmaz."
Bir hocamız bir yazısında şöyle demiş yıllar önce : "...Alevilerin Alevi olmaları yetmiyor mu? Bir de şeytanların onların dostları kılığına mı girmesi gerekiyor? Bu sözü Machiavelli hükümdarlar için söylemişti; “hükümdarların insan olmaları yetmiyor mu…..?” Kuşkusuz bunu söylerken Machiavelli özsel bir insan doğasına atıfta bulunuyor, böyle bir doğanın varlığını veri sayıyordu. Kuşku yokki bu doğa kötülük üzerineydi. Dolayısıyla hükümdardan kaynaklanan şu ya da bu eylem için, özel olarak, insan olmasının dışında ayrıca bir başka şeye gerek kalmıyordu. Fakat dün nasılki “insanlık” Machiavelli’nin hükümdarlara biçtiği “insanlığı” yeterli sayıp “şeytan arama ve cin çıkarma” arzusundan vazgeçmemişse, bugünde hemen hiç kimse Alevilerin Aleviliğini yeterli saymıyor; bir rezonansa geçebilmek için Aleviliğin ille de bir “şeytanla” kol kola sokulması gerekiyor. Aleviliğin yanında bir de şeytan arayan, aslında onun yanında bir şeytan inşa ediyor. Dolayısıyla bu şeytanların sayıları birden fazla, adları farklı farklı....."
"Nihayetinde elimizde kalan, yaşayamadığımız hayatların, zamanında atamadığımız adımların muazzam bir koleksiyonudur. Her erteleme, gelecekteki kendimize fırlattığımız zehirli bir oktur.
Henüz vakit varken denilmeyen her şey, vakit geçtikten sonra içimizde bir çığlığa dönüşür ama o çığlığı artık kendimizden başka kimse duyamaz. Hayat, geç kalmışların hiçbir mazeretini kabul etmeyen acımasız bir mahkemedir." ?
"Z e k a, şeyleri olduklarıgibiçözümlemektir./İ m g e l e m , şeyleri o l a b i l e c e k l e r i gibitasarlamaktır./A h l a k, şeyleri olmalarıgerektiğigibi d ü ş ü n m e k t i r./B ü y ü, şeyleri düşündüğünhale s o k m a k t ı r."
Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam
(İki cihan (dünya ve ahiret) benim içime sığar, ancak ben bu dünyaya sığmam. Mekansızlık cevheri bende, ben bu aleme sığmam.)
Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim
Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam
(Bütün varlıklar ve mekan benim delilimdir. Başlangıcım varlık sahibi
olan Zat'la başlar. Sen beni bu işaretle tanı, ama bil ki ben bu
işarete de sığmam.)
Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş
Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam
(Hiç kimse zanla, kuşkuyla Hakk'ı bilenlerden olmadı.
Hakk'ı bilen bilir ki, ben zanna ve kuşkuya da sığmam.)
Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim
Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam
(Dış görünüşe bakıp bu dış görünüş içinde gerçek manayı, iç görünüşü tanı.
Çünkü beden de, ruh da benim. Ancak ben ruha da, bedene de sığmam.)
Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât
Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam
(Hem inci kabuğu, hem de inciyim, yani hem dış hem iç. Mahşer meydanı
ve Sırat. Bunca kumaş ve binek takımıyla ben bu dükkâna sığmam.)
Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş
Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam
(İşte gizli hazine benim. Görünenin aynısı işte benim. Bu hazine kaynağının
incisi de işte benim. Ancak ben ne denize, ne de kaynağa sığmam.)
Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam
(Yeryüzü ile gökyüzü ve "kâf" ile "nun" gibi bütün herşey bende bulunduğu
için, ey bana akıl vermeye kalkışan kişi sesini kes. Çünkü ben, sözlere
ve açıklamalara sığmam.)
Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim
Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam
(Gerçi her tarafı kaplayan ulu varlık benim, adım insan olduğu için, insanım.
Mâlik olan da, "ol" denilince olan da benim, ben bu mekana da sığmam.)
Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim
Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam
(Ruhla aynı cihanı paylaşan, âlemle aynı zamanı yaşayan benim. Ancak şu
hoşluğa bak ki, ben ne bu âleme, ne de bu zamana sığarım.)
Encüm ile felek benim vahy ile melek benim
Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam
(Yıldızlarla felek benim. Vahiy de, melek de benim. Dilini tut ve konuşma,
çünkü ben bu dile de sığmam.)
Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam
(En küçük varlık da, güneş de benim. Dört (dört unsur: toprak, su, rüzgâr,
ateş), beş (beş duyu) ile altı (altı yön: sağ, sol, ön, arka, üst, alt) da
benim. Sözle anlatılan görünüşü gör, ancak ben anlatılana da sığmam.)
Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile
Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam
(Sıfatımdan dolayı Zât ile birlikteyim, Berat'ım, imtiyazım nedeniyle
Kadr içindeyim, itibardayım. Şeker kamışı sayesinde gül tatlısıyım.
Kapalı ağızlara sığmam.)
Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim
Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam
(Bal ile şeker benim Güneş benim, Ay benim. Herkese akıcı bir ruh
bağışlarım, ancak kendim bu akıcı ruha sığmam.)
Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam
(Ok benim, yay benim, yaşlı benim, genç benim, sonsuz devlet benim,
mekana ve zamana sığmam.)
Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim
Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam
(Yerle göğü düzenleyen benim, sonra dönüp bozan benim bütün yazıları
yazan benim, ben bu divâna sığmam.)
Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim
Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam
(Ateşten yanan ağaç benim, göğe çıkan taş benim. Bu ateşin alevini gör.
Ben bu lügate sığmam.)
Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim
Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam
(Gerçi bugün Nesimîyim, Hâşîmîyim Kureyşîyim ama menzilim bundan
büyüktür, ben menzile ve şâna sığmam.)
"Bize hep sabretmeyi öğrettiler. Baharın geleceğini, çiçeklerin açacağını, adaletin eninde sonunda yerini bulacağını söylediler. Ama kimse o bekleyişin ortasında çürüyen ömürlerden bahsetmedi.
Beklemek, eğer içinde bir eylem, bir direniş barındırmıyorsa, sadece yavaşlatılmış bir ölümdür. Biz sadece bekleyenler değil, o baharı elleriyle söke söke getirenlerin safında olmalıyız. Çünkü gökyüzü, kendi kendine aydınlanmaz."
Bir hocamız bir yazısında şöyle demiş yıllar önce :
"...Alevilerin Alevi olmaları yetmiyor mu? Bir de şeytanların onların dostları kılığına mı girmesi gerekiyor? Bu sözü Machiavelli hükümdarlar için söylemişti; “hükümdarların insan olmaları yetmiyor mu…..?” Kuşkusuz bunu söylerken Machiavelli özsel bir insan doğasına atıfta bulunuyor, böyle bir doğanın varlığını veri sayıyordu. Kuşku yokki bu doğa kötülük üzerineydi. Dolayısıyla hükümdardan kaynaklanan şu ya da bu eylem için, özel olarak, insan olmasının dışında ayrıca bir başka şeye gerek kalmıyordu. Fakat dün nasılki “insanlık” Machiavelli’nin hükümdarlara biçtiği “insanlığı” yeterli sayıp “şeytan arama ve cin çıkarma” arzusundan vazgeçmemişse, bugünde hemen hiç kimse Alevilerin Aleviliğini yeterli saymıyor; bir rezonansa geçebilmek için Aleviliğin ille de bir “şeytanla” kol kola sokulması gerekiyor. Aleviliğin yanında bir de şeytan arayan, aslında onun yanında bir şeytan inşa ediyor. Dolayısıyla bu şeytanların sayıları birden fazla, adları farklı farklı....."
"Nihayetinde elimizde kalan, yaşayamadığımız hayatların, zamanında atamadığımız adımların muazzam bir koleksiyonudur. Her erteleme, gelecekteki kendimize fırlattığımız zehirli bir oktur.
Henüz vakit varken denilmeyen her şey, vakit geçtikten sonra içimizde bir çığlığa dönüşür ama o çığlığı artık kendimizden başka kimse duyamaz. Hayat, geç kalmışların hiçbir mazeretini kabul etmeyen acımasız bir mahkemedir."
?
Nazar değdi işte başlamadan bitti...@Delirdim Ama Bisor Niye Delirdim
Aaaaa mızıkçı gelmişşşşş @mızıkacıçocuk.....
"Z e k a, şeyleri olduklarıgibiçözümlemektir./İ m g e l e m , şeyleri o l a b i l e c e k l e r i gibitasarlamaktır./A h l a k, şeyleri olmalarıgerektiğigibi d ü ş ü n m e k t i r./B ü y ü, şeyleri düşündüğünhale s o k m a k t ı r."
BKNZ: Tekno Feodalizm
"....B e n budünyaya birileri beni birşeylere z o r l a s ı n diyegelmedim. Kendi ü s l u b u m l a nefesalacağım...."H.D.T
"....Z a m a n ı n karşısına oturdum veonasordum: Seninle n e y a p a c a ğ ı m?
Zamanbanacevapverdi: Yaşaveben y o k m u ş u m gibi davran...."