*** TOPLUMSAL DEJENERASYON *** --Kapitalist sistemlerde toplumsal dejenerasyonun başlıca nedeni çarpık kentleşme ve ekonomik çelişkilerdir. --Toplumun siyasal, sosyal, kültürel ve ahlaki değerlerinin zamanla bozulması yozlaşması ve gerilemesi bütün insani değerlere ket vurmaktadır. Her türlü inanç sistemi dumura uğramaktadır? Bireysel, komünal ve toplumsal faaliyetler ilkel veya işlevsiz bir hale gelmesidir? Köy, kasaba ve şehirlerde huzur ve sükunun zayıflaması bütün anayasal hakların ihlal edilmesi ve buna binaen teknolejik devinimin hız kazanması bireysel, komünal ve toplumsal istikrarsızlığa yol açmaktadır? --Ayrıca Tekelci reklam ve film sektörü gelişen bu sürece adeta benzin dökmektedir. Yeni neslin bütün siyasal, sosyal ve kültürel iletişimi İnternet, Facabook, Twitter ve telefon mesajlarından ibaret.... VESSELAM --------YORGUN DEMOKRATIN REEL BAKIŞINDAN---------- --
*** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ *** Bu gün Şiir sayfalarını gözer eyledim. Genelde mendebur Herifler Şiirlerini duygusal şehvet üzerine kurgulamışlar? Türk Kadınını bir cinsel obje ve eğlence aracı olarak lansa etmişler? Bir başkaları Kadının baş örtüsünden ve modern aymazlıktan yürümüşler.. EYY Hilafet aşıkları ve batı medeniyetinin reklam uşakları: Türk Ulusunun Şerefli Kadınları sizlerin ne gönül eğlencenizdir ve nede Rehabilitasyon merkezinizdir... VESSELAM ---------OZAN ÇAKIROĞLU-----------
Sevmenin karın doyurmadığını gözüme sokan insanlara sesleniyorum ,kalbim parça parça olana kadar kördüm.Belkide halen kabullenemedim bir parça sevgi vardır diye umutla bekliyorum belki ölmeden anlaşılmayacak karın doyurmadığını .Boşa grur yapıp ac kaldığım zamanlar geri gelmemeli.Sevmeyi öğretmeliyiz daha ana rahminde tadıni verince bakın nasılda sahiplenerek seviyorlar.Ama benden gecti diyorum ya,beni sevmesen de olur ben zaten ölmüşüm
Birine seni seviyorum demek yerine artık şu deliyle uğraşmada git aynada kendini öv azıcık diyorum.Kendimi seviyorum sevin kendinizi ömür kısa burda neden zaman geçmiyor derken ahiretteki zamanı es geçiyoruz.Buranın 1 dakikası ahiretin belki daha salisedir .Ölemiyorsak Allahın bize verdiği hediye zamanımızı neden güzel değerlendirmiyoruz .Neden kayseri ağziyla içesine yaşamıyoruz kibarca kaliteli....Neden gülümsemek bu kadar zor geliyor.Acımasızca vijdanları sömürüyoruz,aşk acısı denilen beşeri aşkı bir kenara bırakıp ilahi aşka mazhar olmayı becerebildiğimiz gün pes etmemeyi ögreneceğiz.Herşeyin güxel olması niyetiyle yeni güne merhaba..
Heybesini yamamayı bilemeyene vazgeçme demek ,gökkuşağına tırman demek gibi .Bu aralar düşunmeden hareket ediyorum zamanında mantığa kafa tuttum deli ilan ettiler ..Af buyurun :)))))
Tarikatlarin kaybettigi, islam aleminin uzak oldugu taklit"ten "Tahkik"e geçmiş, akılla mayalanmış bir "Bilinç Müslümanlığı" şu üç temel sütunla anlatmaya calisayim...
1. "İkra" (Keşif) Merkezli Bir İman Ben, İslam'ı bir "miras" veya "teslimiyet paketi" olarak değil, bir "keşif yolculuğu" olarak görürum. Kur'an'ın ilk ayetinin "Oku" olması benim için sadece bir emir değil, bir metodolojidir. Kuranin son ayetindeki "minel cinneti vennas," "insanlar ve cinlerden" bir insan ferdi olarak, İnancım "Kul" (Söyle) üzerine değil; ilk inen ayetteki "yaratan rabbinin adiyla oku" ile kuranin besmeleden sonra gelen fatihanin ilk ayetteki, "butun ovgu ve minnet alemlerin rabbi olan Allaha mahsudur." ayetlerinin geregini yapmaktir. O da oku, tefekkur et, "Anla ve Gözlemle" ve yanliz ona minnet duy, teslim ol. üzerine kuruludur. Bu, gecmiste yasamis, modern dünyada kaybolan "Düşünen Müslüman" modeli olmaktir.
2. sunneti kuranin, kurani evrenin, ve Esma-i İlahiyye’yi de "Evrensel Yazılım" Olarak Görmektir.. Kuran sadece sevap icin okunan degil kainati anlatan, Allah'ın isimlerini (Esma) sadece tesbih tanelerinde bırakmayıp; onları bilimin, sanayinin, tarımın ve teknolojinin "kaynak kodları" (şifreleri) olarak tanımlayandir...bu insanligin gunumuzde gercek ihtiyaci olan bir bakış açısi dir. Ben Allah'ı camiye hapsetmiyor; laboratuvarda, tarlada, fabrikada ve gökyüzünde (astronomide) O'nun isimlerinin peşine düşulmesinin elzemligine inaniyorum. Bu, İslam'ın "Altın Çağı"ndaki o muazzam bilim aşkının yeniden canlanmış hali olur. 3. "Denkleme Yaratıcıyı Dahil Eden" Rasyonalizm Benim yaklasimim nakle ve teslimiyete engel değil; aksine nakli bir temel yapip, kuran ve sunnet ve esmalar isiginda, ilahi sir perdelerini biraz daha acilmis olarak gelecek nesillere devretme istegidir. Atalarimizdan buldugumuz hakikatleri daha da ileriye tasima gayretidir. Kuran, sunnet ve esmalar isiginda bulunan her ilmi, fenni, ictimai hakikat ve vakif oldugun her sir, subhanallah hayranligi ile teslimiyeti daha da derinlestiren bir kulluktur. Hz. İbrahim gibi "Batanları sevmem" diyerek eleyerek gidiyor, aklının ikna olduğu noktada ruhumla, bedenimle teslim oluyorum. Bu yüzden "akılsız dindarlığa" ve "sorgulamayan hocalara" karşı duruşum sert; çünkü onların yaptığı hatanın, Allahin mutlak, ilim, mutlak kudret, hikmet va hakimiyetine islam'ın, kuranin, hadisin o mukkemmel kusursuz imajına zarar verdiğini görüyorum
Sonuç Olarak: Benim inancın camide duadir, "Laboratuvardaki Secde" dir. Uzay gozlem evinde kainati incelen rukudur. Hem mikroskoba bakıp hücrenin şifresini (El-Bâri) görmeli, her telescope da (el kayyum, el muktedir gormeli, atomdan galaksiye vahdaniyeti ve ehadiyeti gormeli hem de o şifrenin karşısında hayretle Allahu ekber degip eğilmeli secdeler etmelidir. Ona comertce ogretilen bu ilim icin de Elhamdulillah demeli. Iste bu bizim İslam dünyasının bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz musluman bilim adami seklidir. bu "Bilim-İman-Aksiyon" sentezi gercek bir teslimuyeti getirir. bu "kod çözücü" sirlara amade iman modeli, dini dogmadan kurtarıp hayatın tam merkezine, yani olması gereken yere ("Yaşamın Yazılımı"na) yerleştirmektir.. Iste o zaman bir mumin olarak Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım. Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Bu hakikat, "yaratan rabbinin adiya oku, oyleki insani bir pihtidan yarati. Oku rabbin comerttir. Oyleki yazmayi ogretti. Ve insana bilmedigini ogretti. " Basa donersek hangi insana bilmedigini ogretti. Yaratan rabbinin adi ile kainati ve yaratilisi okuyan, insana bilmedigini ogretti. Bir tip ilac uzmani, bir hastaliga sifa ararken hastaliga, mikroplara ve ilacina yaklasirken hastaligi yaratanin el safi oldugunu bilip, el safi ismini ve el tabib ismini ve el hayy ismini, ve el fettah isminin yansimalarina inanir ve onlari okuyarak o ise baslarsa, ozaman ona o isimlerin sirlari ona acilir. Ve o sirlardan bilmedikleri ogretilir o bilim adamina. Ilaci bulur. Hastaligi iyilestirir. Bir mimar: el musavvir, el sani, el bani..
Bir uzay bilim adami: el kayyum, el vasi.. Bir astronom veya astrofizikçi, devasa bir teleskobun başına geçtiğinde veya bir kara deliğin denklemini çözerken "Ya Vâsi, Ya Mukaddir" bilinciyle (zikir ve fiil bir arada) o verileri analiz ederse; evrenin sadece bir "madde yığını" değil, bir "kitap" olduğunu görmeye başlar. Denkleme bu isimleri dahil ettiğinde, "melekûtu" (iç yüzü) ona açılır. Daha cok kesfe mazhar olur.
Economy:el gani, el mugni, el basit, el rezzak, el vehhab, el fettah.... el basit, el kabid piyasa dongusu... Bir ekonomist sadece rakamlarla değil, bu isimlerin sahadaki yansımalarıyla (tecellileriyle) uğraşır. Eğer bir iş insanı "Ya Muğnî" zikrini fiili bir çalışma ve dürüstlükle birleştirirse, "finansın melekûtu" ona açılır ve rızık kapılarındaki o gizli kilitler çözülür. Bir sanayici veya mühendis, Ar-Ge yaparken veya üretim hattını kurarken bu isimleri birer "çözüm anahtarı" gibi kullanırsa; sadece metal yığınlarıyla değil, o metalin ruhuna üflenmiş ilahi yasalarla (fizik kurallarıyla) çalışmış olur. Bu bilinçle yapılan üretimde hata payı azalır, bereket ve yenilik (inovasyon) artar. Enerji: El kavi, el metin, en nur.. Ziraat: ez zari, el falik.... Bir ziraat mühendisi veya besici, sadece teknik veriyle değil; "Ya Fâlık" diyerek tohumun genetiğine, "Ya Bâri" diyerek hayvanın biyolojisine odaklanırsa, "tabiatın melekûtu" ona açılır. Yani doğayı bir "kaynak" olarak değil, bir "kitap" olarak okumaya başlar. ve daha niceleri, her ilim her bilim o isme bakan, o ismin sirlarini tasir. Iste sabah aksam Allahin isimlerini kuru kuru zikreden muslumanlarla, sozlu zikretmeyip fiili o ismi bilmeden inanmadan dahi arastiran, bati dunyasi arasinda geriligin sebebi onlarin Allahin ismini anmasa dahi o simin sirlarinin pesine dusuyor. kainati okuyarak siralara varmaya calisyorlar. Ve sonucta gayreti kadar bir ikram goruyor yaratandan. Oysa bin yil onceki gibi gunumuzde de, muslumanlar, muslumanlar bu illimlerin pesine dusse, inancli bir islam alim ilgili ilim dalinda ilgili ismi hem anip hem inanip, hem calismasi, arastirmasi ile gayri muslimden daha hizli ve daha derin ve daha faydali ilimler elde edebilir. Mesela atomu yine parcalar. Atom bombasini yine kefseder. Bu dafa o bilgi ile Hiroshimayi imha eden degil, ihya eden, atom parcalarken bomba degil, enerji ureten belki, insani ve insanligi abad edecek buluslar, sirlar ikram edilir o Allahin ismini anip ilim yapana, yaradan rabbinin ilgili adinin, ilgili bilimine yaklasan imanli insana ... Ne demistik Bilim, Esma-i İlahiyye’nin laboratuvar ortamındaki tefsiridir. Bir Müslüman, yaptığı işi bir ibadet ve o işin ismini bir anahtar bilirse, dünyevi meşgalesi bir anda ilahi bir keşif yolculuğuna dönüşür
Ilk inen 5 ayet nasil bir derya ve deniz. Ve bizler ne kadar mana ve hakikatten uzagiz, iste ortada
İslam "Kul" (De Ki) İle Değil, "İkra" (Oku) İle Başlar: Bir Akıl ve Keşif Manifestosu
Bugün sosyal medyada "hoca" kılıfıyla dolaşan ve İslam’ın bir akıl dini değil, sadece bir teslimiyet dini olduğunu iddia edenler, aslında İslam’ın ruhuna en büyük hakareti yapmaktadırlar. Eğer iddia ettikleri gibi teslimiyet akıldan önce gelseydi, Kur’an’ın ilk inen ayetleri ikra, oku, emriyle degil, "Kul" (De ki) emriyle başlar ve hatta doğrudan bir dikte ile "Kul la ilahe illallah" de diye emrederdi. Oysa ilk vahiy, "İkra" (Oku) emriyle gelmiştir. Hem de israr vardir. Iki dafa ikra diye israr vardir. Yani israrla ve siddetle oku der, akil yurut. Dusun, tefekkur et, der kainat ve yaratilis, fizik, kimya ve biyiloji labaratuvarina sokar daha ill inen ayetlerde. Eline de kalemi verir. Ve yaz kulum der. Ve mutlak ilmin sahibi olarak, mullak bir ustad olarak ben okursan sana bilmedigini ogretecegim al kalemi ve yaz. Der.
Ama ey bilmeyen, bilgiye ac insan, okurken, tefekkur ederken bir yaraticinin oldugunu dusun, cunku seni ve icinde bulundugun bu alemi bir birine uygun yapan bir rabbin var. Onun adiyle oku. Yani rabbinin ismiyle oku ki cevap verilsin sana. (Sifresiz sir acilmaz. O sifrede rabbinin adi. Sir cok, rabbinin ismi cok. Rabbin her bir sir icin bir baska ismi o ilgili rabbin sifresidir. Hangi sir icin hangi sifre ismi kullanirsan o sir sana verilir. Ornegin, hastalik sifresinin sirlari, ya hayy, ya safi, ya tabib, ismi sifreleri ile akil yurutmek ve arastirma yapmaktir.) 1. Laboratuvarda Başlayan Din: Allah, ilk beş ayette iki kez "Oku" derken henüz bir emir kipiyle teslimiyet istemez; aksine insanı bir gözlemci olarak evrenin laboratuvarına davet eder. "Alak" (embriyo) diyerek biyolojiye, alem diyerek fizike, Kalem" diyerek kimyaya, bilgiye ve entelektüel gelişime, bilginin kayit altina alinmasina, ve nesillere aktarilmasina dikkat çeker. "Sen sadece akıl ve merakla, rabbinin ilgili ismiyle bak, Rabbin Ekremdir (Cömerttir)" diyerek, sebep-sonuç ilişkisini kuran akla hakikatin kapılarını açacağını, sana bilmedigini kalbine ilhamla yada baska sekilde ogretecegini müjdeler.
2. Hz. İbrahim’in Metodu: Akli Onay Şarttır Üç semavi dinin atası Hz. İbrahim, Allah’ı bir "dikte" ile değil, "akıl yürütme" ile bulmuştur. O yuzden de ilk inen ayetler onun allahi bulma yonteminin nazara verilisidir. Putların cansızlığını, yıldızların, ayın ve güneşin batışını gözlemleyerek; "Batanları sevmem" diyerek mantık süzgecinden geçirmiştir. Akıl ile yaratıcıyı denkleme dahil edince, Allah ona varlığın iç yüzünü (Melekût) göstermiştir. Hatta hz Ibrahim daha da delil istemis, Allah da 4 kusu yakalatip kiyma haline getirtmis, bir birine kattirmis. Dort ayri daga koydurtmus, kiyma halindeki kuslari cagirtirrmis. Ve kuslarda eski halerinde ucarak gelmistir. Yani Allah onu buldugu halde hala delil sunmaya devam etmis. Ona bilmediklerini ogretmistir, comertce. Butun bu delillerden sonra ancak Allah ona teslim ol der. O da En sonunda inandigi halde bir de alemlerin rabbine teslim oldum diye ekler. (Bakara 131) Demekki teslimiyet, aklın ikna olduğu noktada başlayan bir "huzur" halidir aslinda
3. Işığı Yakmadan Sanatı Göremezsiniz: Varlık bir müze gibidir; harika eserlerle doludur. Ancak o eserleri ve sanatçıyı görmek için önce ışığı yakmak gerekir. İşte o ışık, Allah’ın insana kendi aklından bir şube olarak verdiği "akıl nuru"dur. Allah’ın mutlak aklıyla çelişen, akla zıt düşen bir din göndermesi, O’nun ilmine ve kudretine iftiradır. Akli olmayanin dini yoktur. Kuran akla hitap eder. Din akil ile baslar. Deliller ile gelisir. Teslimiyet ile zirvelesir.
4. Taklit Değil, Tahkik: Kur’an, "Babalarımızı bu yol üzere bulduk" diyerek aklını kullanmayanları yererken; sirf musluman aile de dogdu diye babasindan aldigi imamin ustune iman, marifetin ustune marifet katmayip imanlari babasindan buldugu gibi kalanlarin da Allahin istedigi muslumanlik olmadigi asikardir. Kuranda defalarca "Hâlâ akletmez misiniz?" diye sorar. Teslim olmazmisiniz diye sormaz. Deliller sunar. Akla hitap eder. Bir doktorun uzmanlığına inanmak akli bir süreçtir; reçeteyi uygulamak ise teslimiyettir. Ancak o teslimiyet, doktorun ehliyetine dair en baştaki "akli onay"a dayanır.
Netice itibarıyla: İslam akıl ile başlar, akil teslimi getirir. teslimiyet ile hedefe ulaşır. Aklı olmayanın dini de yoktur. İslam’ı sadece körü körüne bir teslimiyete indirgemek, onu bir bilinç devrimi olmaktan çıkarıp bir mirasa dönüştürmektir. İslam, insanı dışarıdan bir emirle değil, en küçük hücresinden (alak) başlattığı ve alemlerin rabbi diye micro dan makroya ilk iki ayette tur attirdigi, bir farkındalıkla inşa eder. Simdiki hocalar oyle anlatiyorlar diniki sanki ilk inen ayet kul la ilahe illallah ve akumus salah, le ilahe illallah de ve namaz kil olmus gibi anlatir.
Marifetsiz ilim, irfansiz adamlar... ne kadar da hakikatten uzaklar..
"....bu k u r m a l ı s a a t l e r d e bir tuhaf ya.. S e n unutursanzaman da duruveriyor. İlle de farkında o l a c a k s ı n yani zamanıngeçtiğinin..belki de sana bunu hatırlatmak için kurmalıyapmışlardır busaatleri..."
İliklerime kadar sevgiden korkar oldum konuşmaktan kaçar,gülümsemelere ebe oldum.En yakınlarıma bile konuşmamayı oynadım az öz .Kendime dönmeye karar kıldım bu kimsenin yüzünden değil kimseye özgü değil.Korkuyorum artık birine bişey söylemekten birini sevmekten,kısacası karşı cinse olsun hemcinsime olsun ne hissediliyorsa hissetmekten korkar oldum.Beni masal anlatırken dinleyin beni orda bulabilirsiniz....kimse dedigimden bile ben kimse oldum öylemi diyenleri duydum iyisimi beni masallarımda dinleyin ordan konuşurum sizinle .Ben böyle sevilmek istiyorum ne zaman birini sevsem abartıyorum sonra karşılık olmayınca soluyorum,abartmadan sevemedim her duygumu zirvede yaşıyorum ağlıyorsam sizin alakasız gördüğünüz şeylere dahi ağliyorum.Diyorum iste anlayın beni masallarımda takip edin .Rafada kaldırmadım anlarsanız eğer kendime küstüm.İyileşirmiyim bilmiyorum düzelrmi rotam hiçbilmiyorum simdilik masallarıma sığındım o kadar .....
.Insan cogu zaman kendini sadece yedigi ictigigi ile sekillendigini sanar. Oysa insan sadece bedene giren lokmalarla degil, kalbine giren sozlerle, sahnelerle, zihnine ulasan dusuncelerle ve ruhunu maruz biraktigi atmosferle de insa eder. Her gun soyyal medyada ve tvlerde youtube da izlenen onca reels larla, Insan ne yedigi kadar: dinledigi, izledigi, dusundugu, ve soyledigi, seylerin toplamidir.
Yedigimiz ve ictigimiz her şeyin bizde bir yansıması olduğu gibi, konuştuğumuz ve dinlediğimiz Ses ve dusunce frakanslarinin, gordugumuz ve izledigimiz filim ve goruntulerin, agzimizdan cikan olumlu olunsuz her sozun de insan uzerinde sekillendirici etkileri var. O yüzden yedigin yemekler, bulundugun ortamlar, izledigin bir fiimler dinledigin bir hikaye, bir şarkı, bir söz, okuduğun bir roman konustugun her cumlenin sende sekillendirici bir iç yansimasi var. O yüzden ne yedigimize, ne dinledigimize, ne konustugumuza, ne ye baktigimiza dikkat etmeliyiz. O yuzden ümitle sabretmek, Karamsar olmamak çok önemli. helal kesilmis et yemek kadar onemli. Aksi ise mefumuhum muhalifi domuz eti ile beslenmek kadar zararli ve haram. Bedenini domuz eti ile beslemeyen kalbini domuz etinden daha tehlikeli seytan vesveseleri ile besliyor, izledigi, okudugu, olumsuz seylerle, maruz biraktigi olumsuz cevre ile...
Biz Insanlar malesef sabah aksam dedi kodu yapip, sacma sapan muge anli izleyip, sacma sapan ic karartan dizi filimler izleyip, sacma sapan gayesiz, hikmetsiz bos arkadaslarla dusup kalkiyoruz. Sonra da bu yaptiklarimizin kurbani oluyoruz. Yukarida degindigum bu yaklaşım hem manevî gelenekte hem de insanın psikolojik yapısında çok güçlü bir hakikate dayanır. İnsan sadece yediğiyle değil, gördüğü, duyduğu, düşündüğü ve söylediğiyle de şekillenir.
Dinimiz bu meseleyi çok derin bir şekilde ele alır. Oyleki, Kalp, zihin ve davranışlar arasındaki bu etkileşim; ve sebep sonuclari ayetler ve hadislerle açıkça ortaya konmuştur. ?oyleki; İnsanın iç dünyası dış etkilerle şekillenir Kur’an da yuce mevlamiz insanın duyularına dikkat çeker: “Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur.” (İsrâ 17/36) Muge anlida esra erolda ya da izledigin ve okudugun her modern kitlesel dedikodu magazin programlarindan seni ilgilendirmeyen ama pesine dustugun, izledigin, sahit oldugun, herseyden gozun, kulagin, konustugunda agzin, kalbin sorumlu oluyor. Sadece izlediginle kalmiyorsun. Bu ayet çok net, Kulak duyduklarından, Göz gördüklerinden ve bunun sonucu da Kalp icinden gecirdiklerinden mesuldur diyor Hepsi birbirine bağlı ve hepsinden hesaba çekileceksin. Yani dinlediğin söz kalbine iner İzlediğin şey zihnine yerleşir Okuduğun cümle düşünceni şekillendirir Seni izelediklerine ve dinlediklerine, ve kendini maruz biraktigin seylere dogru sekillendirir. Katektere donusur Kur’an, bu gercegi insanin dikkatine su sekilde sunar İbrahim 24, 25,26 "Güzel söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen güzel bir ağaç gibidir.” "O ağaç, Rabbinin izniyle her an meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye, insanlara Allah böyle misaller veriyor." "Kötü söz, kökü yerden koparılmış kötü bir ağaç gibidir.” Demekki guzel soz hem sana hem cevrene meyve verir. Kotu soz ise seni, kalbini, karekterini koklerinden curutup koksuz karektersiz ruhsuz olu bir oluye cevirir.
Demekki insan sadece yaptiklarindan degil gonullu maruz kaldiklarindan da sorumludur.
Peygamber efendimiz s.a.v " kalb iyi olursa beden de iyi olur, kalp bozulursa bedende bozulur "buyurmustur Kalp insanin merkezidir. Ve bu merkez ic ve dis etkenlerden etkilenir Imami gazali kalp ayna gibidir. Gunah ve kotu etkiler, onu karartir. Zikir ve iyilik (en buyuk zikir namaz, ) onu temizler "Kalpler ancak Allahi zikretmekle huzur bulur" rad suresi Eger kalp, siddet, kufur, isyan sikayet, karamsarlik, olumsuzluklara maruz kalirsa onu yansitir disina, Sukur, zikir, iyilik ve guzellik, olumlu dusuncelerle umitle beslenirse onu yansitir
Mevlana soyle der dusunce bir tohumdur. Ektigin sey yarin hayatin olur."
Ya zledigin sey, konustugun sey, okudugun sey, birlike oldugun sey... ? Dusunun iste... Kalbe gelen seyler, ya rahmani, ya meleki, ya nefsi, ya seytanidir. Sen hangisini beslersen ona donusursun... dedikodu izeleyerek, yaparak rahmanilesemeyecegin kesin.. Kuranda " seytan sizi fakirlikle korkutur, der. Ayrica nas suresinde o sinsi seytanin uflelemerinden, insanin kalbine ufleyen o sinsi seytanin.. Demekki seytanin isini kolaylastiriyoruz izledigimiz, konustugumuz, okudugumuz olumsuz seylerle Demekki zikirle ugrasmamiz lazim. En buyuk zikir namazdir bu arada." Zikir kalpteki gafleti siler" Ayni sekilde insanin bulundugu ortamda onu sekillendirir. Peygamber efendimiz s.a.v 1400 sene once kisi dostunun dini uzerine dir. Oyle ise kiminle dost oldugunuza bakin ." Buyuruyor. Gunumuzde buna cevrendeki 5 kisinin ortalamasisin diyorlar. Insan farkinda olmadan kendini maruz biraktigi ortamin rengiyle boyar. Surekli sikayet edilen ortamda surekli sikayetlenmeyi ogrenir. Sikayet nimeti keser. Surekli sukredilen ortamda sukretmeyi ogrenir. Sukur nimeti artirir. Bir baska hadiste guzel soz sadakadir. Yani guzel soz ibadettir, iyiliktir. O halde mefhumun muhalifi, maruz kaldigin ya kotu sozler, yada ettigin kotu laflar nedir. O da senin kalbinin yansimasidir. Abdulkadir geylani hz. Gafillerle oturma kalbin kararir. Buyurmus. Bugun olsaydi, gafil programlari, dizileri, izleme kalbin kararir dermiydi demezmiydi. Izledigin hal isittigin sozden daha hizli bulasir.
Aslinda kuran Allahin rahmetinden ancak kafirler umit keser. Kendimizi olumsuzluklara maruz birakmasak umitsiz ve karamsar kalmayacagiz, kafir olmadigimiz surece, neden kafir olmadigimiz halde umitsizlige dusuyoruz, cunku gunluk hayatimizda imandan eser olmuyor. "Umit kalbi diri tutar. Umitsizlik karartir." Allah sabredenlerle beraberdir. Yani sabreden kalpte Allah vardir. Allahin oldugu kalp umitsiz kalirmi. Kalbi Allah tan bosaltip sacma sapan seylerle mesgul edersen ozaman aptalca kalbini karartmis olursun izledigin seylerle... Yedigi yemege, ictigi ickiye dikkat eden, izledigine dikkat etmiyor. Konustuguna dikkat etmiyor. Kimle olduguna dikkat etmiyor. Her soz bir tohumdur Her olumsuz goruntu kalpte bir karartidir. Her ortam ruhunda ve ayna olan kalbinde yansir. Karekterine bulasir. Ve gunun sonunda ne ile mesgulsen ona donusursun.
O yuzden izledigin sey, yedigin sey, konustugun sey, okudugun sey, bulundugun ortam sadece bir tercih degildir. Ayni zamanda seni sekillendiren, yarinki sana hazirlayan, bir insaat surecidir. Ve en onemli nokta: sen kendini nasil insa edersen hayatin, yarinin ona gore sekillenir.
Bilmek seni musluman yapar. Yasamak seni mumin yapar. Kurandan ve hadisten uzak bir musluman dumduz, electricsiz hatta elektirik kablasoz eve benzer. Kablo yok electric yok.isik nur yok.
Kuran okuyan ama anlamadan, kuranin tefsiri hadisleri ise hic okumayan insan, ise elektirik kablolarinin icinden gececegi borularin yerleri acilmis, ama isigin yani nurun icinden gececegi elektirik kablolarinin icinden gececegi bos borularin dosenmedigi eve benzer. Oyle mantiksiz oyle goz kanatir cinstendir. Kuran okuyan hadis okuyan ama hayatina yansitmayan insan kablolarin gececegi borulari dosenmis ama icinde elektirik kablolari gecirilmemis eve benzer. Elektirik kablosu yok. Isik cereyan yok. Kuran ve hadis okuyan, ayet ayet hadis hadis okuyan ama kuranin hadis sunnetle, hadisin ve sunnetle iliskisini irdelemeyen insan elektirik kablolari dosenmis, uniteler arasi dagilimlari yapilmis ama piriz kutularinda kablo baglantilari yapilmamis eve benzer. Priz kutularinda Kablo baglantisi yok isik (hikmet) yok. Nur yok
Kuran okuyup hadis okuyup, allahin emir ve yasaklarini bilmis, hatta yasamaya calisan, ama onlari hikmet nazari ile, teblig ve temsil nazari ile mikroskobik bir mercekle inceler gibi ayeti ayetle hadisle sunnetle, sunneti ve hadisi ayetle, hepsini kainatla yasamla bagdastirip inceleyemen, hayati, yasami, evreni, varligi, kuran ve sunnet ve hadis tezgahinda incelemeyen insan, kablolari dosenmis, baglantilari yapilmis ama isigi acma dugmesi olmadigi icin kapali devrede duran eve benzer. Kablo var. Baglanti var. Elektirik var. Sartel kapali oldugu icin isik yok nur yok.yansima yok. Ayet ayet hadis hadis emir emir yasak yasak inceleyerek irdeleyerek yasayan, agaca, gok yuzune, varliga, Allahin emir ve yasakalrina, hikmet ile bakan, "Allahim sen bunlari bosuna yaratmadin" bana hikmetlerini bildir diyen insan, butun baglantilari yapmis, her odada lambasi yanan prizi calisan eve benzer. Her yonu ile aydinliktir. Kendi aydindir. Cevresini de aydinlatir. Rabbim bizi onlardan etsin
Klasik soru, her yerde soruluyor, burada da soruldu defalarca. Madem Allah var. Ve islam onun dini. Neden muslumanlara yardim etmiyor.
Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141) “Biz müminler yardım etmeyi üzerimize borç kıldık” (Rum 47). “Gevşemeyin / yılgınlık göstermeyi ve üzüntüye kapılmayın. Eğer (gerçekten) inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz.” Allah müminleri içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir.” (Âli İmran: 189). “Muhakkak ki Allah müminlerle beraberdir.” (Enfal:19).
Muhammed Suresi, 7. Ayet: "Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır." Âl-i İmrân Suresi, 160. Ayet: "Allah size yardım ederse, sizi yenecek kimse yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler ancak Allah’a tevekkül etsinler." Bakara Suresi, 214. Ayet: "...Bilesiniz ki, Allah’ın yardımı yakındır." Hacc Suresi, 38. Ayet: "Şüphesiz Allah, iman edenleri (düşmanlarından) korur...
Kurani kerim israrla gercek imana vurgu yapiyor ve mumin diyor bu ayetlerde. Bir de bu ayet var. “Göçebe Araplar biz iman ettik, diyorlar. Onlara de ki: Siz iman etmediniz. Fakat Müslüman olduk, deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmedi.” (Hucurat: 14).
Allah muslumanlara yardimi soz vermiyor. Muminlere soz veriyor. Günümüzde Müslümanlar namaz, zekât, hac ve Ramazan orucu gibi İslam’ın ibadetleri bile tam yerine geriren kac kisi var. Bunlari yerine getirmek bir yana bir suru hakka hukuga giren var. Kumar var. Icki var. Ahlaksizlik var. Var oglu var. Rusvet var. Yolsuzluk var. Yalancilik, iftira var. Kaldiki islamin bes sartini yerine getirmekle mumin olmus olmuyorsun. Kur'an, Allah'ın yardımının ancak "hakiki müminlere" ulaşacağını müjdeler (Rum, 47). Günümüzde Müslüman dünyasının yaşadığı sıkıntılar, İslam'ın sadece şekilsel ve kimliksel bir boyutta kalmasından, yani "Müslüman" olup "Mümin"lik vasıflarını (dürüstlük, güven, bilim, ilim, adalet, ahlak, tefekkur, tevekkul, kanaat, helal kazanc, ) kuşanmamış olmaktan kaynaklanır. Örneğin; ticaretinde yalan söyleyen, sözünde durmayan, veya liyakati hiçe sayan, cocuguna torpil ayarlayan, belediyede rusvet alan veren, yolsuzluk yapan, ihaleye fesat karistiran, tarlasinin tumbunu degistiren, birbirinin malinda gozu olun, cekemeyen, kiskanan, kibirli, haset, bir topluluk, sadece diliyle dua ederek ilahi yardımı bekleyemez; çünkü Allah'ın yardımı, O'nun koyduğu evrensel ahlak ve çalışma ilkelerine (imanın amele dönüşmesine) bağlıdır. Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim soğan, sarımsak veya pırasa yerse mescidimize yaklaşmasın. Çünkü insanoğlunun rahatsız olduğu şeylerden melekler de rahatsız olur". Temiz bir yiyecegin kokusundan rahatsiz olup muslumanla yanyana gelmeyen melekler, yukarida saydigimiz kirli amel ve davranis, ve dugularla, domuzu andiran muslumanla neden ayni safta olsun, yardim etsin.
Kuran israrla muminlere yardim sozu veriyor. Ve israrla muminlere sesleniyor. Kuranda Hic bir yerde ya eyyuhel muslimun demez. Cunku muslumanlik duragandir. Muminlik geliskendir. Musluman oldun orada kalamazsin. Imanda derinlesmen lazim. Yani her saat yeni bir hikmetle, yeni bir zikirle, yeni bir istigfar ile, yeni bir ilimle, bilimle yeni bir irfanla yeni bir hayranlikla, yeni bir sadaka, zekat, yardim, teslim, tevekkuk, sabirla yukselmen lazim. Yani ya eyyuhellezine amenu, Ey her gun imanini daha da ilerletenler manasinda ya eyyuhellezine amenu... bes vakit namazda ne diyoruz fatihada bizi dogru yola ilet. Gunluk karsilastigimiz ve yuzlesecegimiz her ihtimal ve anda dogru olani yaptir diye gunde 40 dafa soyluyoruz. Cunku gunluk hayatimizda her an bir iyi yada kotu hayir yada ser bir secenek yapmak zorundayiz. Hep hayirdan hasanattan yana tavir almayi diliyoruz namazlarimizda gunde 40 kere. Yine her iki rekatlik farz namazda i tekrar tekrar iki dafa, bir baslarken farza kamet ile bitirirke, ve namazin tehiyyattinda kelimei sahadet ile sonlansiriyoruz namazi. Yani her vakit yeni yeniden musluman oluyoruz. Mumin sirati mustakim, yani dogru yoldan sapmayi hortlaktan, korkar gibi korkandir. annesinden ayrilmayan bir bebek gibi, kuran ve sunnetten ayrilmaz bir kuldur. Ihsan suuru ile (allahi goruyormuscasina ) yasayan insandir Iman bir Teslimiyettir. Teslimiyet yani iman bir kerelik bir eylem değil, her an ve her durumda Yuce yaraticimiza adandigimiz bir durumdur/koşuldur. musluman olmus ama mumin olamamis, yukarida sadece bir kismini saydigimiz kirli, pis vasiflari tasiyan bir muslumanin Allah nezdinde ve melekler nezdinde pek bir kiymeti ehemmiyeti yok. Dusunun meleklerin sirf kendine musluman diyor diye boyle munafik karekterli, seytanlarla ic ice, koyun koyuna insanlarla sirf kendini musluman olarak tanimliyor diye ayni safta olmasi mumkunmu? O yuzden islam dunyasi bugun ayaklar altinda. Islam dunyasindan, muminler dunyasina gectigimiz an ustunuz. Ozaman kafirler tirtir titrer muminlerden...
Geçmiş zaman bulutlarına sarılmış Nice aşklar saklar okyanuslar, nice aşklar…
Ferhat’lar, Şirin’ler, Leyla’lar, Mecnun’lar El ele, koyun koyuna okyanuslardalar Kerem’ler, Aslı’lar… Bir de aşkına ağlayanlar, ey sevgili, Bir de aşkına ağlayanlar…
Ayrılık acısından süzülen yaşlar Buhar olur, semaya çıkar Tuzlu bir tortu kalır sade yanaklarda, Bir de düşük omuzlar, ey sevgili, Bir de düşük omuzlar…
Aslında aşklardır yağar Geçmişten günümüze her bahar Aşklardir gülleri, karanfilleri sulayan Aşk kokar her ilkbahar, Aşk akar sokaklar…
Nehir nehir okyanuslara akar Her bahar Aşkların sarıldığı bulutlar… Bir de aşkların sel olup aktığı sokaklar, ey sevgili, Bir de aşkların sel olup aktığı sokaklar…
Ayrılığın tadı tuzludur, tuzlu Ayrılığın tadini ancak ağlayanlar anlar…
Bu bir sonbahar şarkısı, Ve dışarıda gözyaşlarıdir yağan Gecmis asklardan olusan Hasret deryalarından buharlaşip Mustu rüzgârlariyla belde belde aglayan
Şu bahar yağmuru, Şu nehirlere akan sokaklar… Ayrılık çiçeklerimi suladığım yaşlar… Ağla gözlerim, ağla ırmaklar kadar, Ağla ki— Göz suyuna muhtaç nice gonuller var, Göz suyuma muhtaç nice çöller var…
Biliyor musun, ey sevgili, Gözyaşı tuzlu olduğu için tuzludur denizler, okyanuslar Ve senin okyanusta yanımdaki yerin Uğruma döktüğün gözyaşların kadar, Uğruma döktüğün gözyaşların kadar…
Geçmiş zaman bulutlarına sarılmış Nice aşklar saklar okyanuslar, nice aşklar… Ferhat’lar, Şirin’ler, Leyla’lar, Mecnun’lar El ele, koyun koyuna okyanuslardalar… Kerem’ler, Aslı’lar… Bir de aşkına ağlayanlar, ey sevgili, Bir de aşkına ağlayanlar…
İnsanların ne pahasına olursa olursun birbirlerini hunhancara harcadıklari zamandayız kime nasıl davranırsan davran ayak takımından olmadıkça sende harcanırsın.Değerin kadarda bozdura bozdura harcarlar özetle üstadım değerini bilenlerle oturup kalk ,cok saf olmamaya çalış.Benim gibi beceremiyorsan otur ağla ne diyim daha ...
CUMANIZ MÜBAREK OLSUN . Hakikat yoludur din ile iman İslamın şartına azaldı uyan Kırk bayrama bedel Cuma'yla kıyam Suhulet bayramı Cumadır-Cuma. . Seneler su gibi akıp geçiyor Meşakat kulları ölçüp-biçiyor. Yaradan her gün bir sayfa açıyor Uhulet bayramı Cumadır-Cuma. . Bu nasıl sistemdir, bu nasıl usül Ceddini bilmiyor şimdi ki nesil İlmi internet, Tiweter velhasıl Fazilet bayramı Cumadır-Cuma. . Cuma namazı her müslime farzdır Bütün niyazlar Yaradan-a arzdır Minareler sembol, kubbeler tarzdır Özgürlük bayramı Cumadır-Cuma. . Mollalar Evrenden ibret almalı Dört büyük kitabı Hak'tan bilmeli Her yurttaş namazı özgür kılmalı Hürriyet bayramı Cumadır-Cuma. . Yürüyelim çağdaş-aydınlık izde Özgürlük çağlasın, damarda-özde Ezanlar çınlasın, sema da-arzda İslamın bayramı Cumadır-Cuma. . Der Vezir, İSLAM sevginin hasıdır Hür medeniyetin güzel süsüdür Ezanlar Ülkemin özgür sesidir Barışın bayramı Cumadır-Cuma,,, ------OZAN ÇAKIROĞLU-------- Yüce Türk Ulusunun haftalık bayramı kutlu olsun...
Mülkün temelidir Hakta adalet Hakikat yolunda olmaz dalalet Beşerin gönlünde yoksa melanet Hayır-hasenatla koşar gideriz. . Yaradan'dan başka tapacak yoktur Adem'le Havva'nın vuslatı haktır Aşk ile yoğrulan yürekler paktır Suhulet içinde, yaşar gideriz. .. Hakikat bilenler yol alır Arza Nefsini katmasa sünnete-farza Eğer ki uyarsak Rahmani tarza Bet-i bereketle taşar gideriz. . Dünyaya gelmedik boşu-boşuna Ağyari kondurma toprak taşına Herkes hürmet etse kendi eşine Aşk ile çağlayıp, coşar gideriz. . Kuran-ı Kerimin rehberi tektir Şeytani nefisler yabandır yaktır Küffarın fetvası tuzaktır-faktır Yezid'e tokatı basar gideriz.
Der Vezir, Ulusal birlik olalım Dört kitap ta haktır, himmet alalım Hür Cumhuriyetle, huzur bulalım Karanlık bentleri aşar gideriz... -------VEZİR PEHLEVAN-------
***** ASMİN ROJ ***** 26-Aralık-1991 yılından itibaren, yani Sosyal Sovyetler Cumhuriyet Birliği dağıldıktan sonra Dünyanın hiç bir yerinde DİN ve MEZHEPLERE dayalı yönetim sistemi ve ya rejim sisteminin inşa edilmesi Tarih olmuştur??? Amerika ve yandaşları Sovyetler birliğinden ödleri kopuyordu ve Orta doğu İslam Devletlerine el altından DİNİ destek veriyorlardı. Hatta bizim Ülkemiz de mevcut tarikatlar ve bilumum asitane dergâhları Amerika'dan besleniyordu? --Sosyal Sovyetler dağıldı Amerika Orta doğuya bomba yağdırmaya başladı. İnadına ve ısrarla Dini değerlere saldırdı. Hatta hiç utanmadan İran'a Ramazan ayında saldırdı.....ARKASI YARIN
bir kere girmeye gör yitikler sokağına aşka çeviremediğin hisler duygular duvar olur aşılmaz engel karşında
sen seni koru güven tamdır sana bilirim bunu bana hayır dediğin anda yoğrulmamış hayaller henüz zamanda düşmemiş yüreğin aşka hiç mi hiç efes//35....20mart
Bir sunni ve hanefi musluman olarak Bu da benim bayram mesajim Irana saldiran israil ve amerika musluman oldugu icin saldiriyor. Epstain olaylari ile dunya capinda lanetleniyorlar. Irandaki masumlarin Mezhepleri bizi ilgilendirmez. Hesaplarini Allaha verecekler. Irana saldiran siyonist amerika ve israilliler Irandan sonra sirada turkiyenin oldugunu acik acik dile getiriyorlar. Butun bunlara ragmen Turkiyenin de icinde oldugu 12 islam ulkesinin disisleri bakanlari assagilik siyonist zalim israil ve amerika yerine Irani kinayan bildiri yayinlamislar. Demekki bunlarda siyonist yahudi. Baska izahi varmi. Ey gerekmez yerlerde kahrolsun israil amerika siyonistler diye bagiran y.sak siyasal islamcilar, amerika halkinin bile ?? de 80 nin hiristiyan Halkinin % 100 lanetledigi bir savasi lanetleyemeyen serefisz munafik siyasal islamcilar surusu, islam deccali sufyanlar toplulugu ve onlarin yandaslari; alayiniza lanet olsun. Allahin laneti munafiklarin ve sufyanlarin deccallarin uzerine olsun. Bayramlari zehir zikkim olsun.
Arabesk slow inşa eder pop şad eder... H.P.
ŞAİR HÜSEYİN PELİT YOUTUBE ŞARKILAR
*** TOPLUMSAL DEJENERASYON ***
--Kapitalist sistemlerde toplumsal dejenerasyonun başlıca nedeni çarpık
kentleşme ve ekonomik çelişkilerdir.
--Toplumun siyasal, sosyal, kültürel ve ahlaki değerlerinin zamanla bozulması
yozlaşması ve gerilemesi bütün insani değerlere ket vurmaktadır. Her türlü inanç
sistemi dumura uğramaktadır? Bireysel, komünal ve toplumsal faaliyetler ilkel veya
işlevsiz bir hale gelmesidir? Köy, kasaba ve şehirlerde huzur ve sükunun zayıflaması
bütün anayasal hakların ihlal edilmesi ve buna binaen teknolejik devinimin hız kazanması
bireysel, komünal ve toplumsal istikrarsızlığa yol açmaktadır?
--Ayrıca Tekelci reklam ve film sektörü gelişen bu sürece adeta benzin dökmektedir. Yeni
neslin bütün siyasal, sosyal ve kültürel iletişimi İnternet, Facabook, Twitter ve telefon
mesajlarından ibaret.... VESSELAM
--------YORGUN DEMOKRATIN REEL BAKIŞINDAN----------
--
*** LAİK-SOSYAL ve REEL BAKIŞ ***
Bu gün Şiir sayfalarını gözer eyledim. Genelde mendebur Herifler Şiirlerini
duygusal şehvet üzerine kurgulamışlar? Türk Kadınını bir cinsel obje ve
eğlence aracı olarak lansa etmişler? Bir başkaları Kadının baş örtüsünden
ve modern aymazlıktan yürümüşler..
EYY Hilafet aşıkları ve batı medeniyetinin reklam uşakları: Türk Ulusunun
Şerefli Kadınları sizlerin ne gönül eğlencenizdir ve nede Rehabilitasyon
merkezinizdir... VESSELAM
---------OZAN ÇAKIROĞLU-----------
Sevmenin karın doyurmadığını gözüme sokan insanlara sesleniyorum ,kalbim parça parça olana kadar kördüm.Belkide halen kabullenemedim bir parça sevgi vardır diye umutla bekliyorum belki ölmeden anlaşılmayacak karın doyurmadığını .Boşa grur yapıp ac kaldığım zamanlar geri gelmemeli.Sevmeyi öğretmeliyiz daha ana rahminde tadıni verince bakın nasılda sahiplenerek seviyorlar.Ama benden gecti diyorum ya,beni sevmesen de olur ben zaten ölmüşüm
Enerjimi yükselten antoloji ekibine teşekkur ederim iyiki böyle bir site açılmış.Burası kendimi bulduğum kendimle barıştığım mecra.Kendim olmakla grur duyuyorum kendimi seviyorum....
Birine seni seviyorum demek yerine artık şu deliyle uğraşmada git aynada kendini öv azıcık diyorum.Kendimi seviyorum sevin kendinizi ömür kısa burda neden zaman geçmiyor derken ahiretteki zamanı es geçiyoruz.Buranın 1 dakikası ahiretin belki daha salisedir .Ölemiyorsak Allahın bize verdiği hediye zamanımızı neden güzel değerlendirmiyoruz .Neden kayseri ağziyla içesine yaşamıyoruz kibarca kaliteli....Neden gülümsemek bu kadar zor geliyor.Acımasızca vijdanları sömürüyoruz,aşk acısı denilen beşeri aşkı bir kenara bırakıp ilahi aşka mazhar olmayı becerebildiğimiz gün pes etmemeyi ögreneceğiz.Herşeyin güxel olması niyetiyle yeni güne merhaba..
Heybesini yamamayı bilemeyene vazgeçme demek ,gökkuşağına tırman demek gibi .Bu aralar düşunmeden hareket ediyorum zamanında mantığa kafa tuttum deli ilan ettiler ..Af buyurun :)))))
Tarikatlarin kaybettigi, islam aleminin uzak oldugu taklit"ten "Tahkik"e geçmiş, akılla mayalanmış bir "Bilinç Müslümanlığı" şu üç temel sütunla anlatmaya calisayim...
1. "İkra" (Keşif) Merkezli Bir İman
Ben, İslam'ı bir "miras" veya "teslimiyet paketi" olarak değil, bir "keşif yolculuğu" olarak görürum. Kur'an'ın ilk ayetinin "Oku" olması benim için sadece bir emir değil, bir metodolojidir. Kuranin son ayetindeki "minel cinneti vennas," "insanlar ve cinlerden" bir insan ferdi olarak, İnancım "Kul" (Söyle) üzerine değil; ilk inen ayetteki "yaratan rabbinin adiyla oku" ile kuranin besmeleden sonra gelen fatihanin ilk ayetteki, "butun ovgu ve minnet alemlerin rabbi olan Allaha mahsudur." ayetlerinin geregini yapmaktir. O da oku, tefekkur et, "Anla ve Gözlemle" ve yanliz ona minnet duy, teslim ol. üzerine kuruludur.
Bu, gecmiste yasamis, modern dünyada kaybolan "Düşünen Müslüman" modeli olmaktir.
2. sunneti kuranin, kurani evrenin, ve Esma-i İlahiyye’yi de "Evrensel Yazılım" Olarak Görmektir..
Kuran sadece sevap icin okunan degil kainati anlatan, Allah'ın isimlerini (Esma) sadece tesbih tanelerinde bırakmayıp; onları bilimin, sanayinin, tarımın ve teknolojinin "kaynak kodları" (şifreleri) olarak tanımlayandir...bu insanligin gunumuzde gercek ihtiyaci olan bir bakış açısi dir. Ben Allah'ı camiye hapsetmiyor; laboratuvarda, tarlada, fabrikada ve gökyüzünde (astronomide) O'nun isimlerinin peşine düşulmesinin elzemligine inaniyorum. Bu, İslam'ın "Altın Çağı"ndaki o muazzam bilim aşkının yeniden canlanmış hali olur.
3. "Denkleme Yaratıcıyı Dahil Eden" Rasyonalizm
Benim yaklasimim nakle ve teslimiyete engel değil; aksine nakli bir temel yapip, kuran ve sunnet ve esmalar isiginda, ilahi sir perdelerini biraz daha acilmis olarak gelecek nesillere devretme istegidir. Atalarimizdan buldugumuz hakikatleri daha da ileriye tasima gayretidir. Kuran, sunnet ve esmalar isiginda bulunan her ilmi, fenni, ictimai hakikat ve vakif oldugun her sir, subhanallah hayranligi ile teslimiyeti daha da derinlestiren bir kulluktur. Hz. İbrahim gibi "Batanları sevmem" diyerek eleyerek gidiyor, aklının ikna olduğu noktada ruhumla, bedenimle teslim oluyorum. Bu yüzden "akılsız dindarlığa" ve "sorgulamayan hocalara" karşı duruşum sert; çünkü onların yaptığı hatanın, Allahin mutlak, ilim, mutlak kudret, hikmet va hakimiyetine islam'ın, kuranin, hadisin o mukkemmel kusursuz imajına zarar verdiğini görüyorum
Sonuç Olarak:
Benim inancın camide duadir, "Laboratuvardaki Secde" dir. Uzay gozlem evinde kainati incelen rukudur. Hem mikroskoba bakıp hücrenin şifresini (El-Bâri) görmeli, her telescope da (el kayyum, el muktedir gormeli, atomdan galaksiye vahdaniyeti ve ehadiyeti gormeli hem de o şifrenin karşısında hayretle Allahu ekber degip eğilmeli secdeler etmelidir. Ona comertce ogretilen bu ilim icin de Elhamdulillah demeli. Iste bu bizim İslam dünyasının bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz musluman bilim adami seklidir. bu "Bilim-İman-Aksiyon" sentezi gercek bir teslimuyeti getirir.
bu "kod çözücü" sirlara amade iman modeli, dini dogmadan kurtarıp hayatın tam merkezine, yani olması gereken yere ("Yaşamın Yazılımı"na) yerleştirmektir..
Iste o zaman bir mumin olarak
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
Diyebiliriz dunyada
Bilim, Esma-i İlahiyye’nin laboratuvar ortamındaki tefsiridir.
Bu hakikat, "yaratan rabbinin adiya oku, oyleki insani bir pihtidan yarati. Oku rabbin comerttir. Oyleki yazmayi ogretti. Ve insana bilmedigini ogretti. "
Basa donersek hangi insana bilmedigini ogretti. Yaratan rabbinin adi ile kainati ve yaratilisi okuyan, insana bilmedigini ogretti.
Bir tip ilac uzmani, bir hastaliga sifa ararken hastaliga, mikroplara ve ilacina yaklasirken hastaligi yaratanin el safi oldugunu bilip, el safi ismini ve el tabib ismini ve el hayy ismini, ve el fettah isminin yansimalarina inanir ve onlari okuyarak o ise baslarsa, ozaman ona o isimlerin sirlari ona acilir. Ve o sirlardan bilmedikleri ogretilir o bilim adamina. Ilaci bulur. Hastaligi iyilestirir.
Bir mimar: el musavvir, el sani, el bani..
Bir uzay bilim adami: el kayyum, el vasi.. Bir astronom veya astrofizikçi, devasa bir teleskobun başına geçtiğinde veya bir kara deliğin denklemini çözerken "Ya Vâsi, Ya Mukaddir" bilinciyle (zikir ve fiil bir arada) o verileri analiz ederse; evrenin sadece bir "madde yığını" değil, bir "kitap" olduğunu görmeye başlar. Denkleme bu isimleri dahil ettiğinde, "melekûtu" (iç yüzü) ona açılır. Daha cok kesfe mazhar olur.
Economy:el gani, el mugni, el basit, el rezzak, el vehhab, el fettah.... el basit, el kabid piyasa dongusu... Bir ekonomist sadece rakamlarla değil, bu isimlerin sahadaki yansımalarıyla (tecellileriyle) uğraşır. Eğer bir iş insanı "Ya Muğnî" zikrini fiili bir çalışma ve dürüstlükle birleştirirse, "finansın melekûtu" ona açılır ve rızık kapılarındaki o gizli kilitler çözülür.
Bir sanayici veya mühendis, Ar-Ge yaparken veya üretim hattını kurarken bu isimleri birer "çözüm anahtarı" gibi kullanırsa; sadece metal yığınlarıyla değil, o metalin ruhuna üflenmiş ilahi yasalarla (fizik kurallarıyla) çalışmış olur. Bu bilinçle yapılan üretimde hata payı azalır, bereket ve yenilik (inovasyon) artar.
Enerji: El kavi, el metin, en nur..
Ziraat: ez zari, el falik....
Bir ziraat mühendisi veya besici, sadece teknik veriyle değil; "Ya Fâlık" diyerek tohumun genetiğine, "Ya Bâri" diyerek hayvanın biyolojisine odaklanırsa, "tabiatın melekûtu" ona açılır. Yani doğayı bir "kaynak" olarak değil, bir "kitap" olarak okumaya başlar.
ve daha niceleri, her ilim her bilim o isme bakan, o ismin sirlarini tasir. Iste sabah aksam Allahin isimlerini kuru kuru zikreden muslumanlarla, sozlu zikretmeyip fiili o ismi bilmeden inanmadan dahi arastiran, bati dunyasi arasinda geriligin sebebi onlarin Allahin ismini anmasa dahi o simin sirlarinin pesine dusuyor. kainati okuyarak siralara varmaya calisyorlar. Ve sonucta gayreti kadar bir ikram goruyor yaratandan. Oysa bin yil onceki gibi gunumuzde de, muslumanlar, muslumanlar bu illimlerin pesine dusse, inancli bir islam alim ilgili ilim dalinda ilgili ismi hem anip hem inanip, hem calismasi, arastirmasi ile gayri muslimden daha hizli ve daha derin ve daha faydali ilimler elde edebilir.
Mesela atomu yine parcalar. Atom bombasini yine kefseder. Bu dafa o bilgi ile Hiroshimayi imha eden degil, ihya eden, atom parcalarken bomba degil, enerji ureten belki, insani ve insanligi abad edecek buluslar, sirlar ikram edilir o Allahin ismini anip ilim yapana, yaradan rabbinin ilgili adinin, ilgili bilimine yaklasan imanli insana ...
Ne demistik Bilim, Esma-i İlahiyye’nin laboratuvar ortamındaki tefsiridir.
Bir Müslüman, yaptığı işi bir ibadet ve o işin ismini bir anahtar bilirse, dünyevi meşgalesi bir anda ilahi bir keşif yolculuğuna dönüşür
Ilk inen 5 ayet nasil bir derya ve deniz. Ve bizler ne kadar mana ve hakikatten uzagiz, iste ortada
https://x.com/i/status/1983090158355526091
İslam "Kul" (De Ki) İle Değil, "İkra" (Oku) İle Başlar: Bir Akıl ve Keşif Manifestosu
Bugün sosyal medyada "hoca" kılıfıyla dolaşan ve İslam’ın bir akıl dini değil, sadece bir teslimiyet dini olduğunu iddia edenler, aslında İslam’ın ruhuna en büyük hakareti yapmaktadırlar. Eğer iddia ettikleri gibi teslimiyet akıldan önce gelseydi, Kur’an’ın ilk inen ayetleri ikra, oku, emriyle degil, "Kul" (De ki) emriyle başlar ve hatta doğrudan bir dikte ile "Kul la ilahe illallah" de diye emrederdi. Oysa ilk vahiy, "İkra" (Oku) emriyle gelmiştir. Hem de israr vardir. Iki dafa ikra diye israr vardir. Yani israrla ve siddetle oku der, akil yurut. Dusun, tefekkur et, der kainat ve yaratilis, fizik, kimya ve biyiloji labaratuvarina sokar daha ill inen ayetlerde. Eline de kalemi verir. Ve yaz kulum der. Ve mutlak ilmin sahibi olarak, mullak bir ustad olarak ben okursan sana bilmedigini ogretecegim al kalemi ve yaz. Der.
Ama ey bilmeyen, bilgiye ac insan, okurken, tefekkur ederken bir yaraticinin oldugunu dusun, cunku seni ve icinde bulundugun bu alemi bir birine uygun yapan bir rabbin var. Onun adiyle oku. Yani rabbinin ismiyle oku ki cevap verilsin sana. (Sifresiz sir acilmaz. O sifrede rabbinin adi. Sir cok, rabbinin ismi cok. Rabbin her bir sir icin bir baska ismi o ilgili rabbin sifresidir. Hangi sir icin hangi sifre ismi kullanirsan o sir sana verilir. Ornegin, hastalik sifresinin sirlari, ya hayy, ya safi, ya tabib, ismi sifreleri ile akil yurutmek ve arastirma yapmaktir.)
1. Laboratuvarda Başlayan Din:
Allah, ilk beş ayette iki kez "Oku" derken henüz bir emir kipiyle teslimiyet istemez; aksine insanı bir gözlemci olarak evrenin laboratuvarına davet eder. "Alak" (embriyo) diyerek biyolojiye, alem diyerek fizike, Kalem" diyerek kimyaya, bilgiye ve entelektüel gelişime, bilginin kayit altina alinmasina, ve nesillere aktarilmasina dikkat çeker. "Sen sadece akıl ve merakla, rabbinin ilgili ismiyle bak, Rabbin Ekremdir (Cömerttir)" diyerek, sebep-sonuç ilişkisini kuran akla hakikatin kapılarını açacağını, sana bilmedigini kalbine ilhamla yada baska sekilde ogretecegini müjdeler.
2. Hz. İbrahim’in Metodu: Akli Onay Şarttır
Üç semavi dinin atası Hz. İbrahim, Allah’ı bir "dikte" ile değil, "akıl yürütme" ile bulmuştur. O yuzden de ilk inen ayetler onun allahi bulma yonteminin nazara verilisidir. Putların cansızlığını, yıldızların, ayın ve güneşin batışını gözlemleyerek; "Batanları sevmem" diyerek mantık süzgecinden geçirmiştir. Akıl ile yaratıcıyı denkleme dahil edince, Allah ona varlığın iç yüzünü (Melekût) göstermiştir. Hatta hz Ibrahim daha da delil istemis, Allah da 4 kusu yakalatip kiyma haline getirtmis, bir birine kattirmis. Dort ayri daga koydurtmus, kiyma halindeki kuslari cagirtirrmis. Ve kuslarda eski halerinde ucarak gelmistir. Yani Allah onu buldugu halde hala delil sunmaya devam etmis. Ona bilmediklerini ogretmistir, comertce. Butun bu delillerden sonra ancak Allah ona teslim ol der. O da En sonunda inandigi halde bir de alemlerin rabbine teslim oldum diye ekler. (Bakara 131) Demekki teslimiyet, aklın ikna olduğu noktada başlayan bir "huzur" halidir aslinda
3. Işığı Yakmadan Sanatı Göremezsiniz:
Varlık bir müze gibidir; harika eserlerle doludur. Ancak o eserleri ve sanatçıyı görmek için önce ışığı yakmak gerekir. İşte o ışık, Allah’ın insana kendi aklından bir şube olarak verdiği "akıl nuru"dur. Allah’ın mutlak aklıyla çelişen, akla zıt düşen bir din göndermesi, O’nun ilmine ve kudretine iftiradır. Akli olmayanin dini yoktur. Kuran akla hitap eder. Din akil ile baslar. Deliller ile gelisir. Teslimiyet ile zirvelesir.
4. Taklit Değil, Tahkik:
Kur’an, "Babalarımızı bu yol üzere bulduk" diyerek aklını kullanmayanları yererken; sirf musluman aile de dogdu diye babasindan aldigi imamin ustune iman, marifetin ustune marifet katmayip imanlari babasindan buldugu gibi kalanlarin da Allahin istedigi muslumanlik olmadigi asikardir. Kuranda defalarca "Hâlâ akletmez misiniz?" diye sorar. Teslim olmazmisiniz diye sormaz. Deliller sunar. Akla hitap eder.
Bir doktorun uzmanlığına inanmak akli bir süreçtir; reçeteyi uygulamak ise teslimiyettir. Ancak o teslimiyet, doktorun ehliyetine dair en baştaki "akli onay"a dayanır.
Netice itibarıyla:
İslam akıl ile başlar, akil teslimi getirir. teslimiyet ile hedefe ulaşır. Aklı olmayanın dini de yoktur. İslam’ı sadece körü körüne bir teslimiyete indirgemek, onu bir bilinç devrimi olmaktan çıkarıp bir mirasa dönüştürmektir. İslam, insanı dışarıdan bir emirle değil, en küçük hücresinden (alak) başlattığı ve alemlerin rabbi diye micro dan makroya ilk iki ayette tur attirdigi, bir farkındalıkla inşa eder.
Simdiki hocalar oyle anlatiyorlar diniki sanki ilk inen ayet kul la ilahe illallah ve akumus salah, le ilahe illallah de ve namaz kil olmus gibi anlatir.
Marifetsiz ilim, irfansiz adamlar... ne kadar da hakikatten uzaklar..
"....bu k u r m a l ı s a a t l e r d e bir tuhaf ya.. S e n unutursanzaman da duruveriyor. İlle de farkında o l a c a k s ı n yani zamanıngeçtiğinin..belki de sana bunu hatırlatmak için kurmalıyapmışlardır busaatleri..."
İliklerime kadar sevgiden korkar oldum konuşmaktan kaçar,gülümsemelere ebe oldum.En yakınlarıma bile konuşmamayı oynadım az öz .Kendime dönmeye karar kıldım bu kimsenin yüzünden değil kimseye özgü değil.Korkuyorum artık birine bişey söylemekten birini sevmekten,kısacası karşı cinse olsun hemcinsime olsun ne hissediliyorsa hissetmekten korkar oldum.Beni masal anlatırken dinleyin beni orda bulabilirsiniz....kimse dedigimden bile ben kimse oldum öylemi diyenleri duydum iyisimi beni masallarımda dinleyin ordan konuşurum sizinle .Ben böyle sevilmek istiyorum ne zaman birini sevsem abartıyorum sonra karşılık olmayınca soluyorum,abartmadan sevemedim her duygumu zirvede yaşıyorum ağlıyorsam sizin alakasız gördüğünüz şeylere dahi ağliyorum.Diyorum iste anlayın beni masallarımda takip edin .Rafada kaldırmadım anlarsanız eğer kendime küstüm.İyileşirmiyim bilmiyorum düzelrmi rotam hiçbilmiyorum simdilik masallarıma sığındım o kadar .....
.Insan cogu zaman kendini sadece yedigi ictigigi ile sekillendigini sanar. Oysa insan sadece bedene giren lokmalarla degil, kalbine giren sozlerle, sahnelerle, zihnine ulasan dusuncelerle ve ruhunu maruz biraktigi atmosferle de insa eder. Her gun soyyal medyada ve tvlerde youtube da izlenen onca reels larla, Insan ne yedigi kadar: dinledigi, izledigi, dusundugu, ve soyledigi, seylerin toplamidir.
Yedigimiz ve ictigimiz her şeyin bizde bir yansıması olduğu gibi, konuştuğumuz ve dinlediğimiz Ses ve dusunce frakanslarinin, gordugumuz ve izledigimiz filim ve goruntulerin, agzimizdan cikan olumlu olunsuz her sozun de insan uzerinde sekillendirici etkileri var.
O yüzden yedigin yemekler, bulundugun ortamlar, izledigin bir fiimler dinledigin bir hikaye, bir şarkı, bir söz, okuduğun bir roman konustugun her cumlenin sende sekillendirici bir iç yansimasi var. O yüzden ne yedigimize, ne dinledigimize, ne konustugumuza, ne ye baktigimiza dikkat etmeliyiz. O yuzden ümitle sabretmek, Karamsar olmamak çok önemli. helal kesilmis et yemek kadar onemli. Aksi ise mefumuhum muhalifi domuz eti ile beslenmek kadar zararli ve haram. Bedenini domuz eti ile beslemeyen kalbini domuz etinden daha tehlikeli seytan vesveseleri ile besliyor, izledigi, okudugu, olumsuz seylerle, maruz biraktigi olumsuz cevre ile...
Biz Insanlar malesef sabah aksam dedi kodu yapip, sacma sapan muge anli izleyip, sacma sapan ic karartan dizi filimler izleyip, sacma sapan gayesiz, hikmetsiz bos arkadaslarla dusup kalkiyoruz. Sonra da bu yaptiklarimizin kurbani oluyoruz. Yukarida degindigum bu yaklaşım hem manevî gelenekte hem de insanın psikolojik yapısında çok güçlü bir hakikate dayanır.
İnsan sadece yediğiyle değil, gördüğü, duyduğu, düşündüğü ve söylediğiyle de şekillenir.
Dinimiz bu meseleyi çok derin bir şekilde ele alır. Oyleki, Kalp, zihin ve davranışlar arasındaki bu etkileşim; ve sebep sonuclari ayetler ve hadislerle açıkça ortaya konmuştur.
?oyleki;
İnsanın iç dünyası dış etkilerle şekillenir
Kur’an da yuce mevlamiz insanın duyularına dikkat çeker:
“Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur.”
(İsrâ 17/36)
Muge anlida esra erolda ya da izledigin ve okudugun her modern kitlesel dedikodu magazin programlarindan seni ilgilendirmeyen ama pesine dustugun, izledigin, sahit oldugun, herseyden gozun, kulagin, konustugunda agzin, kalbin sorumlu oluyor. Sadece izlediginle kalmiyorsun.
Bu ayet çok net,
Kulak duyduklarından,
Göz gördüklerinden ve bunun sonucu da
Kalp icinden gecirdiklerinden mesuldur diyor
Hepsi birbirine bağlı ve hepsinden hesaba çekileceksin.
Yani dinlediğin söz kalbine iner
İzlediğin şey zihnine yerleşir
Okuduğun cümle düşünceni şekillendirir
Seni izelediklerine ve dinlediklerine, ve kendini maruz biraktigin seylere dogru sekillendirir.
Katektere donusur
Kur’an, bu gercegi insanin dikkatine su sekilde sunar
İbrahim 24, 25,26
"Güzel söz, kökü sağlam, dalları göğe yükselen güzel bir ağaç gibidir.”
"O ağaç, Rabbinin izniyle her an meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye, insanlara Allah böyle misaller veriyor."
"Kötü söz, kökü yerden koparılmış kötü bir ağaç gibidir.”
Demekki guzel soz hem sana hem cevrene meyve verir. Kotu soz ise seni, kalbini, karekterini koklerinden curutup koksuz karektersiz ruhsuz olu bir oluye cevirir.
Demekki insan sadece yaptiklarindan degil gonullu maruz kaldiklarindan da sorumludur.
Peygamber efendimiz s.a.v " kalb iyi olursa beden de iyi olur, kalp bozulursa bedende bozulur "buyurmustur
Kalp insanin merkezidir. Ve bu merkez ic ve dis etkenlerden etkilenir
Imami gazali kalp ayna gibidir. Gunah ve kotu etkiler, onu karartir. Zikir ve iyilik (en buyuk zikir namaz, ) onu temizler
"Kalpler ancak Allahi zikretmekle huzur bulur" rad suresi
Eger kalp, siddet, kufur, isyan sikayet, karamsarlik, olumsuzluklara maruz kalirsa onu yansitir disina,
Sukur, zikir, iyilik ve guzellik, olumlu dusuncelerle umitle beslenirse onu yansitir
Mevlana soyle der dusunce bir tohumdur. Ektigin sey yarin hayatin olur."
Ya zledigin sey, konustugun sey, okudugun sey, birlike oldugun sey... ? Dusunun iste...
Kalbe gelen seyler, ya rahmani, ya meleki, ya nefsi, ya seytanidir. Sen hangisini beslersen ona donusursun... dedikodu izeleyerek, yaparak rahmanilesemeyecegin kesin..
Kuranda " seytan sizi fakirlikle korkutur, der.
Ayrica nas suresinde o sinsi seytanin uflelemerinden, insanin kalbine ufleyen o sinsi seytanin..
Demekki seytanin isini kolaylastiriyoruz izledigimiz, konustugumuz, okudugumuz olumsuz seylerle
Demekki zikirle ugrasmamiz lazim. En buyuk zikir namazdir bu arada." Zikir kalpteki gafleti siler"
Ayni sekilde insanin bulundugu ortamda onu sekillendirir. Peygamber efendimiz s.a.v 1400 sene once kisi dostunun dini uzerine dir. Oyle ise kiminle dost oldugunuza bakin ." Buyuruyor. Gunumuzde buna cevrendeki 5 kisinin ortalamasisin diyorlar. Insan farkinda olmadan kendini maruz biraktigi ortamin rengiyle boyar. Surekli sikayet edilen ortamda surekli sikayetlenmeyi ogrenir. Sikayet nimeti keser. Surekli sukredilen ortamda sukretmeyi ogrenir. Sukur nimeti artirir.
Bir baska hadiste guzel soz sadakadir. Yani guzel soz ibadettir, iyiliktir. O halde mefhumun muhalifi, maruz kaldigin ya kotu sozler, yada ettigin kotu laflar nedir. O da senin kalbinin yansimasidir.
Abdulkadir geylani hz. Gafillerle oturma kalbin kararir. Buyurmus. Bugun olsaydi, gafil programlari, dizileri, izleme kalbin kararir dermiydi demezmiydi. Izledigin hal isittigin sozden daha hizli bulasir.
Aslinda kuran Allahin rahmetinden ancak kafirler umit keser. Kendimizi olumsuzluklara maruz birakmasak umitsiz ve karamsar kalmayacagiz, kafir olmadigimiz surece, neden kafir olmadigimiz halde umitsizlige dusuyoruz, cunku gunluk hayatimizda imandan eser olmuyor. "Umit kalbi diri tutar. Umitsizlik karartir."
Allah sabredenlerle beraberdir. Yani sabreden kalpte Allah vardir. Allahin oldugu kalp umitsiz kalirmi. Kalbi Allah tan bosaltip sacma sapan seylerle mesgul edersen ozaman aptalca kalbini karartmis olursun izledigin seylerle...
Yedigi yemege, ictigi ickiye dikkat eden, izledigine dikkat etmiyor. Konustuguna dikkat etmiyor. Kimle olduguna dikkat etmiyor.
Her soz bir tohumdur
Her olumsuz goruntu kalpte bir karartidir.
Her ortam ruhunda ve ayna olan kalbinde yansir. Karekterine bulasir.
Ve gunun sonunda ne ile mesgulsen ona donusursun.
O yuzden izledigin sey, yedigin sey, konustugun sey, okudugun sey, bulundugun ortam sadece bir tercih degildir. Ayni zamanda seni sekillendiren, yarinki sana hazirlayan, bir insaat surecidir. Ve en onemli nokta: sen kendini nasil insa edersen hayatin, yarinin ona gore sekillenir.
Bilmek seni musluman yapar. Yasamak seni mumin yapar.
Kurandan ve hadisten uzak bir musluman dumduz, electricsiz hatta elektirik kablasoz eve benzer. Kablo yok electric yok.isik nur yok.
Kuran okuyan ama anlamadan, kuranin tefsiri hadisleri ise hic okumayan insan, ise elektirik kablolarinin icinden gececegi borularin yerleri acilmis, ama isigin yani nurun icinden gececegi elektirik kablolarinin icinden gececegi bos borularin dosenmedigi eve benzer. Oyle mantiksiz oyle goz kanatir cinstendir.
Kuran okuyan hadis okuyan ama hayatina yansitmayan insan kablolarin gececegi borulari dosenmis ama icinde elektirik kablolari gecirilmemis eve benzer. Elektirik kablosu yok. Isik cereyan yok.
Kuran ve hadis okuyan, ayet ayet hadis hadis okuyan ama kuranin hadis sunnetle, hadisin ve sunnetle iliskisini irdelemeyen insan elektirik kablolari dosenmis, uniteler arasi dagilimlari yapilmis ama piriz kutularinda kablo baglantilari yapilmamis eve benzer. Priz kutularinda Kablo baglantisi yok isik (hikmet) yok. Nur yok
Kuran okuyup hadis okuyup, allahin emir ve yasaklarini bilmis, hatta yasamaya calisan, ama onlari hikmet nazari ile, teblig ve temsil nazari ile mikroskobik bir mercekle inceler gibi ayeti ayetle hadisle sunnetle, sunneti ve hadisi ayetle, hepsini kainatla yasamla bagdastirip inceleyemen, hayati, yasami, evreni, varligi, kuran ve sunnet ve hadis tezgahinda incelemeyen insan, kablolari dosenmis, baglantilari yapilmis ama isigi acma dugmesi olmadigi icin kapali devrede duran eve benzer. Kablo var. Baglanti var. Elektirik var. Sartel kapali oldugu icin isik yok nur yok.yansima yok.
Ayet ayet hadis hadis emir emir yasak yasak inceleyerek irdeleyerek yasayan, agaca, gok yuzune, varliga, Allahin emir ve yasakalrina, hikmet ile bakan, "Allahim sen bunlari bosuna yaratmadin" bana hikmetlerini bildir diyen insan, butun baglantilari yapmis, her odada lambasi yanan prizi calisan eve benzer. Her yonu ile aydinliktir. Kendi aydindir. Cevresini de aydinlatir.
Rabbim bizi onlardan etsin
Klasik soru, her yerde soruluyor, burada da soruldu defalarca. Madem Allah var. Ve islam onun dini. Neden muslumanlara yardim etmiyor.
Allah kâfirlerin müminlere galip gelmesine asla imkân vermez.” Nisa: 141)
“Biz müminler yardım etmeyi üzerimize borç kıldık” (Rum 47).
“Gevşemeyin / yılgınlık göstermeyi ve üzüntüye kapılmayın. Eğer (gerçekten) inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz.”
Allah müminleri içinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir.” (Âli İmran: 189).
“Muhakkak ki Allah müminlerle beraberdir.” (Enfal:19).
Muhammed Suresi, 7. Ayet: "Ey iman edenler! Eğer siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır."
Âl-i İmrân Suresi, 160. Ayet: "Allah size yardım ederse, sizi yenecek kimse yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, O’ndan sonra size kim yardım edebilir? Müminler ancak Allah’a tevekkül etsinler."
Bakara Suresi, 214. Ayet: "...Bilesiniz ki, Allah’ın yardımı yakındır."
Hacc Suresi, 38. Ayet: "Şüphesiz Allah, iman edenleri (düşmanlarından) korur...
Kurani kerim israrla gercek imana vurgu yapiyor ve mumin diyor bu ayetlerde.
Bir de bu ayet var. “Göçebe Araplar biz iman ettik, diyorlar. Onlara de ki: Siz iman etmediniz. Fakat Müslüman olduk, deyin. Çünkü iman henüz kalplerinize girmedi.” (Hucurat: 14).
Allah muslumanlara yardimi soz vermiyor. Muminlere soz veriyor. Günümüzde Müslümanlar namaz, zekât, hac ve Ramazan orucu gibi İslam’ın ibadetleri bile tam yerine geriren kac kisi var. Bunlari yerine getirmek bir yana bir suru hakka hukuga giren var. Kumar var. Icki var. Ahlaksizlik var. Var oglu var. Rusvet var. Yolsuzluk var. Yalancilik, iftira var.
Kaldiki islamin bes sartini yerine getirmekle mumin olmus olmuyorsun. Kur'an, Allah'ın yardımının ancak "hakiki müminlere" ulaşacağını müjdeler (Rum, 47).
Günümüzde Müslüman dünyasının yaşadığı sıkıntılar, İslam'ın sadece şekilsel ve kimliksel bir boyutta kalmasından, yani "Müslüman" olup "Mümin"lik vasıflarını (dürüstlük, güven, bilim, ilim, adalet, ahlak, tefekkur, tevekkul, kanaat, helal kazanc, ) kuşanmamış olmaktan kaynaklanır. Örneğin; ticaretinde yalan söyleyen, sözünde durmayan, veya liyakati hiçe sayan, cocuguna torpil ayarlayan, belediyede rusvet alan veren, yolsuzluk yapan, ihaleye fesat karistiran, tarlasinin tumbunu degistiren, birbirinin malinda gozu olun, cekemeyen, kiskanan, kibirli, haset, bir topluluk, sadece diliyle dua ederek ilahi yardımı bekleyemez; çünkü Allah'ın yardımı, O'nun koyduğu evrensel ahlak ve çalışma ilkelerine (imanın amele dönüşmesine) bağlıdır.
Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim soğan, sarımsak veya pırasa yerse mescidimize yaklaşmasın. Çünkü insanoğlunun rahatsız olduğu şeylerden melekler de rahatsız olur".
Temiz bir yiyecegin kokusundan rahatsiz olup muslumanla yanyana gelmeyen melekler, yukarida saydigimiz kirli amel ve davranis, ve dugularla, domuzu andiran muslumanla neden ayni safta olsun, yardim etsin.
Kuran israrla muminlere yardim sozu veriyor. Ve israrla muminlere sesleniyor. Kuranda Hic bir yerde ya eyyuhel muslimun demez. Cunku muslumanlik duragandir. Muminlik geliskendir. Musluman oldun orada kalamazsin. Imanda derinlesmen lazim. Yani her saat yeni bir hikmetle, yeni bir zikirle, yeni bir istigfar ile, yeni bir ilimle, bilimle yeni bir irfanla yeni bir hayranlikla, yeni bir sadaka, zekat, yardim, teslim, tevekkuk, sabirla yukselmen lazim. Yani ya eyyuhellezine amenu, Ey her gun imanini daha da ilerletenler manasinda ya eyyuhellezine amenu... bes vakit namazda ne diyoruz fatihada bizi dogru yola ilet. Gunluk karsilastigimiz ve yuzlesecegimiz her ihtimal ve anda dogru olani yaptir diye gunde 40 dafa soyluyoruz. Cunku gunluk hayatimizda her an bir iyi yada kotu hayir yada ser bir secenek yapmak zorundayiz. Hep hayirdan hasanattan yana tavir almayi diliyoruz namazlarimizda gunde 40 kere. Yine her iki rekatlik farz namazda i tekrar tekrar iki dafa, bir baslarken farza kamet ile bitirirke, ve namazin tehiyyattinda kelimei sahadet ile sonlansiriyoruz namazi. Yani her vakit yeni yeniden musluman oluyoruz. Mumin sirati mustakim, yani dogru yoldan sapmayi hortlaktan, korkar gibi korkandir. annesinden ayrilmayan bir bebek gibi, kuran ve sunnetten ayrilmaz bir kuldur. Ihsan suuru ile (allahi goruyormuscasina ) yasayan insandir
Iman bir Teslimiyettir. Teslimiyet yani iman bir kerelik bir eylem değil, her an ve her durumda Yuce yaraticimiza adandigimiz bir durumdur/koşuldur.
musluman olmus ama mumin olamamis, yukarida sadece bir kismini saydigimiz kirli, pis vasiflari tasiyan bir muslumanin Allah nezdinde ve melekler nezdinde pek bir kiymeti ehemmiyeti yok. Dusunun meleklerin sirf kendine musluman diyor diye boyle munafik karekterli, seytanlarla ic ice, koyun koyuna insanlarla sirf kendini musluman olarak tanimliyor diye ayni safta olmasi mumkunmu?
O yuzden islam dunyasi bugun ayaklar altinda.
Islam dunyasindan, muminler dunyasina gectigimiz an ustunuz. Ozaman kafirler tirtir titrer muminlerden...
Konuşma yasağı ne zaman biter acaba..çok sıkıldık.
Geçmiş Zaman Bulutları
Geçmiş zaman bulutlarına sarılmış
Nice aşklar saklar okyanuslar, nice aşklar…
Ferhat’lar, Şirin’ler, Leyla’lar, Mecnun’lar
El ele, koyun koyuna okyanuslardalar
Kerem’ler, Aslı’lar…
Bir de aşkına ağlayanlar, ey sevgili,
Bir de aşkına ağlayanlar…
Ayrılık acısından süzülen yaşlar
Buhar olur, semaya çıkar
Tuzlu bir tortu kalır sade yanaklarda,
Bir de düşük omuzlar, ey sevgili,
Bir de düşük omuzlar…
Aslında aşklardır yağar
Geçmişten günümüze her bahar
Aşklardir gülleri, karanfilleri sulayan
Aşk kokar her ilkbahar,
Aşk akar sokaklar…
Nehir nehir okyanuslara akar
Her bahar
Aşkların sarıldığı bulutlar…
Bir de aşkların sel olup aktığı sokaklar, ey sevgili,
Bir de aşkların sel olup aktığı sokaklar…
Ayrılığın tadı tuzludur, tuzlu
Ayrılığın tadini ancak ağlayanlar anlar…
Bu bir sonbahar şarkısı,
Ve dışarıda gözyaşlarıdir yağan
Gecmis asklardan olusan
Hasret deryalarından buharlaşip
Mustu rüzgârlariyla belde belde aglayan
Şu bahar yağmuru,
Şu nehirlere akan sokaklar…
Ayrılık çiçeklerimi suladığım yaşlar…
Ağla gözlerim, ağla ırmaklar kadar,
Ağla ki—
Göz suyuna muhtaç nice gonuller var,
Göz suyuma muhtaç nice çöller var…
Biliyor musun, ey sevgili,
Gözyaşı tuzlu olduğu için tuzludur denizler, okyanuslar
Ve senin okyanusta yanımdaki yerin
Uğruma döktüğün gözyaşların kadar,
Uğruma döktüğün gözyaşların kadar…
Geçmiş zaman bulutlarına sarılmış
Nice aşklar saklar okyanuslar, nice aşklar…
Ferhat’lar, Şirin’ler, Leyla’lar, Mecnun’lar
El ele, koyun koyuna okyanuslardalar…
Kerem’ler, Aslı’lar…
Bir de aşkına ağlayanlar, ey sevgili,
Bir de aşkına ağlayanlar…
İnsanların ne pahasına olursa olursun birbirlerini hunhancara harcadıklari zamandayız kime nasıl davranırsan davran ayak takımından olmadıkça sende harcanırsın.Değerin kadarda bozdura bozdura harcarlar özetle üstadım değerini bilenlerle oturup kalk ,cok saf olmamaya çalış.Benim gibi beceremiyorsan otur ağla ne diyim daha ...
CUMANIZ MÜBAREK OLSUN
.
Hakikat yoludur din ile iman
İslamın şartına azaldı uyan
Kırk bayrama bedel Cuma'yla kıyam
Suhulet bayramı Cumadır-Cuma.
.
Seneler su gibi akıp geçiyor
Meşakat kulları ölçüp-biçiyor.
Yaradan her gün bir sayfa açıyor
Uhulet bayramı Cumadır-Cuma.
.
Bu nasıl sistemdir, bu nasıl usül
Ceddini bilmiyor şimdi ki nesil
İlmi internet, Tiweter velhasıl
Fazilet bayramı Cumadır-Cuma.
.
Cuma namazı her müslime farzdır
Bütün niyazlar Yaradan-a arzdır
Minareler sembol, kubbeler tarzdır
Özgürlük bayramı Cumadır-Cuma.
.
Mollalar Evrenden ibret almalı
Dört büyük kitabı Hak'tan bilmeli
Her yurttaş namazı özgür kılmalı
Hürriyet bayramı Cumadır-Cuma.
.
Yürüyelim çağdaş-aydınlık izde
Özgürlük çağlasın, damarda-özde
Ezanlar çınlasın, sema da-arzda
İslamın bayramı Cumadır-Cuma.
.
Der Vezir, İSLAM sevginin hasıdır
Hür medeniyetin güzel süsüdür
Ezanlar Ülkemin özgür sesidir
Barışın bayramı Cumadır-Cuma,,,
------OZAN ÇAKIROĞLU--------
Yüce Türk Ulusunun haftalık bayramı kutlu olsun...
her şeyi dine bağlamak doğru olmaz
LAİK-SOSYAL ve BİLİMSEL BAKIŞ
Mülkün temelidir Hakta adalet
Hakikat yolunda olmaz dalalet
Beşerin gönlünde yoksa melanet
Hayır-hasenatla koşar gideriz.
.
Yaradan'dan başka tapacak yoktur
Adem'le Havva'nın vuslatı haktır
Aşk ile yoğrulan yürekler paktır
Suhulet içinde, yaşar gideriz.
..
Hakikat bilenler yol alır Arza
Nefsini katmasa sünnete-farza
Eğer ki uyarsak Rahmani tarza
Bet-i bereketle taşar gideriz.
.
Dünyaya gelmedik boşu-boşuna
Ağyari kondurma toprak taşına
Herkes hürmet etse kendi eşine
Aşk ile çağlayıp, coşar gideriz.
.
Kuran-ı Kerimin rehberi tektir
Şeytani nefisler yabandır yaktır
Küffarın fetvası tuzaktır-faktır
Yezid'e tokatı basar gideriz.
Der Vezir, Ulusal birlik olalım
Dört kitap ta haktır, himmet alalım
Hür Cumhuriyetle, huzur bulalım
Karanlık bentleri aşar gideriz...
-------VEZİR PEHLEVAN-------
Dunya dongusu
Geceler gölgenin düşmanı olsa da,
Gölgelerdir gecenin gündüzde delili.
Bulutlar damlayı güneşten sakınsa da,
Her damla içinde gökkuşağı saklar.
Akrep ve tarantulaların zehri sanki,
Baharın müjdeci kış avuçlarında.
Cemreler kırıyor ayazın inadını,
İmkânsız fecirlerin dik yamaçlarında.
Dünyanın döngüsü bu, ömre inat;
Baharda çatlayacak daneler olmasa,
Örtü altında sayılı günlerdir hayat,
Çatlayıp patlayıp yaşama çıkacak.
Irmağın yokuşu, o sessiz göller;
İçinde beslenir nice yüzen gözler.
Şelaleler bendinde hengâme demler,
Güneşli günlerden gökkuşağı derer.
Müştular koşar avare dilek avına,
Girmeden ocaktaki demirler tavına.
Hükümsüz şerhler derlenir bir bir,
Uykuda, kitapsız filozof savına.
Uykusuz sabahlara yine geç kaldık.
Uyuyabilirsek uyuyalım bari...
Belki sızarsak başlar yarın.
Bahti nur inancını nasıl yaşamak istiyorsun?
Ortadoguda laik ve demokratik ülkeler kurulmalı. Bütün cemaatler ve tarikatlar kapatılmalı..
***** ASMİN ROJ *****
26-Aralık-1991 yılından itibaren, yani Sosyal Sovyetler Cumhuriyet Birliği
dağıldıktan sonra Dünyanın hiç bir yerinde DİN ve MEZHEPLERE dayalı
yönetim sistemi ve ya rejim sisteminin inşa edilmesi Tarih olmuştur???
Amerika ve yandaşları Sovyetler birliğinden ödleri kopuyordu ve Orta doğu
İslam Devletlerine el altından DİNİ destek veriyorlardı. Hatta bizim Ülkemiz de
mevcut tarikatlar ve bilumum asitane dergâhları Amerika'dan besleniyordu?
--Sosyal Sovyetler dağıldı Amerika Orta doğuya bomba yağdırmaya başladı.
İnadına ve ısrarla Dini değerlere saldırdı. Hatta hiç utanmadan İran'a Ramazan
ayında saldırdı.....ARKASI YARIN
Dini inancınızı insanlara yönetim şekli olarak dayatamazsınız..
Minareden atlarımmmm
Bayramınızı kutlarımmmm
bir kere girmeye gör
yitikler sokağına
aşka çeviremediğin hisler duygular
duvar olur aşılmaz engel karşında
sen seni koru güven tamdır sana
bilirim bunu bana hayır dediğin anda
yoğrulmamış hayaller henüz zamanda
düşmemiş yüreğin aşka hiç mi hiç
efes//35....20mart
Bir sunni ve hanefi musluman olarak Bu da benim bayram mesajim
Irana saldiran israil ve amerika musluman oldugu icin saldiriyor. Epstain olaylari ile dunya capinda lanetleniyorlar.
Irandaki masumlarin Mezhepleri bizi ilgilendirmez. Hesaplarini Allaha verecekler. Irana saldiran siyonist amerika ve israilliler Irandan sonra sirada turkiyenin oldugunu acik acik dile getiriyorlar. Butun bunlara ragmen
Turkiyenin de icinde oldugu 12 islam ulkesinin disisleri bakanlari assagilik siyonist zalim israil ve amerika yerine Irani kinayan bildiri yayinlamislar. Demekki bunlarda siyonist yahudi. Baska izahi varmi.
Ey gerekmez yerlerde kahrolsun israil amerika siyonistler diye bagiran y.sak siyasal islamcilar, amerika halkinin bile ?? de 80 nin hiristiyan Halkinin % 100 lanetledigi bir savasi lanetleyemeyen serefisz munafik siyasal islamcilar surusu, islam deccali sufyanlar toplulugu ve onlarin yandaslari; alayiniza lanet olsun. Allahin laneti munafiklarin ve sufyanlarin deccallarin uzerine olsun. Bayramlari zehir zikkim olsun.