O da kalabalıkta kaybolanlardan oldu.. Herkesin cebinde taşıdığı, herkese dağıttığı küçük bir hitap. O kadar çok dolaşıma girdi ki, artık bazı ağızlarda çiçeğini kaybetmiş bir yaprak gibi duruyor. Tanımadığına uzatılan, yazarken bile iki harfi eksiltilen bir alışkanlığa dönüşmüş.
Oysa “canım” dediğin şey bir hitap değil, bir yakınlık iddiasıdır. Her kapıya bırakılan bir anahtar, sonunda hangi kapının anahtarı olduğunu unutturur.
"Kalp Kırığı, fırtına, sessiz yalnız" diye tıklıyorsun; zannediyorsun ki karşında siyah beyaz kliplerden çıkmış, gitarını omzuna atmış bir adam duracak... Bir bakıyorsun 1974 nüfus sayımından kaçıp gelmiş, çayını yudumlayan bir amca. Hayat yine sürpriz yapmış.. :)))
Amaçsızca dolaşamam artık… haritada olmayan bir sokağın varlığını öğrendim. Artık pusulam bozulsa da yönümü kaybetmiş sayılmam; çünkü kaybolacak yeni bir yer keşfettim. O yerde çok huzurluyum...
Zat-ı Zayi, yine kendine özgü tavrınla, alışılmışın dışında cümlelerle örülmüş; satır aralarında derin anlamlar taşıyan bir metin okudum.
Mesaj kutularımızdan, terimlere inmeye cesaret eden metinlerinin, çok daha başka yerlerde sergileniyor olması gerektiğine olan inancımı yinelemek istiyorum.
Hep bir gurur ve inançla okuyacağım seni, bunu biliyorsun değil mi...
Her ne kadar münzevi bir yaradılışa sahip olsam da, bazen bir iki kişilik kalabalıkların içinde de yalnızlaşmak o kadar da zor olmaz heralde. Tut elimi bırakma..
O da kalabalıkta kaybolanlardan oldu..
Herkesin cebinde taşıdığı, herkese dağıttığı küçük bir hitap.
O kadar çok dolaşıma girdi ki, artık bazı ağızlarda çiçeğini kaybetmiş bir yaprak gibi duruyor. Tanımadığına uzatılan, yazarken bile iki harfi eksiltilen bir alışkanlığa dönüşmüş.
Oysa “canım” dediğin şey bir hitap değil, bir yakınlık iddiasıdır.
Her kapıya bırakılan bir anahtar, sonunda hangi kapının anahtarı olduğunu unutturur.
..sipariş ettiğin hayatın yorumlarını okuyup beş yıldız vermek; paket gelince başka ürünle karşılaşmaktır.
"Kalp Kırığı, fırtına, sessiz yalnız" diye tıklıyorsun;
zannediyorsun ki karşında siyah beyaz kliplerden çıkmış,
gitarını omzuna atmış bir adam duracak...
Bir bakıyorsun 1974 nüfus sayımından kaçıp gelmiş, çayını yudumlayan bir amca.
Hayat yine sürpriz yapmış.. :)))
Amaçsızca dolaşamam artık… haritada olmayan bir sokağın varlığını öğrendim.
Artık pusulam bozulsa da yönümü kaybetmiş sayılmam; çünkü kaybolacak yeni bir yer keşfettim.
O yerde çok huzurluyum...
Zat-ı Zayi,
yine kendine özgü tavrınla,
alışılmışın dışında cümlelerle örülmüş;
satır aralarında derin anlamlar taşıyan bir metin okudum.
Mesaj kutularımızdan,
terimlere inmeye cesaret eden metinlerinin,
çok daha başka yerlerde sergileniyor olması gerektiğine olan inancımı yinelemek istiyorum.
Hep bir gurur ve inançla okuyacağım seni, bunu biliyorsun değil mi...
Yakınlarda duyulan her ölüm,
bazen kendi içimizdeki eski bir yaraya dokunuyor; unuttuğumuzu sandığımız eksiklikleri yeniden hatırlatıyor.
Biliyorum ki senin o ince ruhun,
gidenleri mesafelerle ya da zamanla ayırmıyor.
Sen sevmeyi de, vefayı da yokluğun içinden bile sürdürebilenlerdensin.
Bazı insanlar yanımızda olmasa da kalbimizdeki yerleri hiç eksilmiyor.
Belki de asıl yaşatmak, tam da bunu unutmamakla mümkün oluyor.
Bir yerden sonra yol olmaktan çıkıyor.
İnsanın içine çöken eski bir şehir oluyor.
Saklı kalmış zamanlar,
toz tutmuş aynalarda bekleyen yüzler...
Ben yukarıyı ararken
aşağıda
bıraktığım enkazın hâlâ konuştuğunu duydum.
Bir avuç suskunluk,
cebimde kırılmış birkaç dua,
hafızasını kaybetmiş isimler...
Yürüdükçe hafifledim sandım.
Meğer üzerimden düşen şeyler
kendimden sandığım fazlalıklarmış.
Sonra göğe baktım.
Uzak değildi.
Sadece insanın kendine varabileceği kadar derindeydi.
Evrenin kullanma kılavuzunda ismimin yanına
“artık üretimi yoktur” yazmışlar.
Belki de haklısındır.
İnsan bazen bulamadığı şeyin peşinden gitmeyi, bulduğunda yaşayacağı değişime tercih ediyor.
Belki kelime tüccarının boş rafı,
eksik bir kelimeden çok ertelenmiş bir cesaretin yeridir..
Bunu sen elbet hisseder; devamı olduğu taktirde, yazarsın..
Her ne kadar münzevi bir yaradılışa sahip olsam da,
bazen bir iki kişilik kalabalıkların içinde de yalnızlaşmak
o kadar da zor olmaz heralde.
Tut elimi bırakma..