Gün içinde üzerimde %100 şarj ibaresiyle dolaşıyorum. Sanki bünyeme gizli bir enerji santrali kurulmuş gibi… “Dur, onu ben yaparım.” “Sen bırak, ben hallederim.” modunda herkese yetişmeye çalışan bir kahraman edasıyla geziyorum.
Ama gel gör ki akşam saatleri yaklaşınca o kahramanın pelerini biraz buruşuyor. Şarj göstergesi kırmızıya düşüyor, sistemim tasarruf moduna geçiyor.
Sabahları kendimi küçük bir ordunun komutanı sanarken, akşamları kendi enerjimin yasını tutan bir nöbetçiye dönüşüyorum.
Eeee kahraman da olsak insanız neticede; pelerinim var diye bataryamız sınırsız sanılmasın dimii yanii.
Demek ki insan birini beklerken kaybettiği saatlere bile kıymet biçebiliyormuş. Vayy beee.. Biraz tehlikeli derecede romantik bir durum ama bunu da ancak senden beklerim :)
Senin kalp normal kullanım için fazla narin. Bir gün müzede cam fanusun içinde görürsek şaşırmam ha. :) Seviyorum o ince kalbini..
Bak aklıma Kahraman Tazeoglu'nun en sevdiğim şiirlerinden biri geldi.. Son satırlarında şöyle derdi:
Canım Bu gece unut yalnızlığını Beynimizin en eski yalanını Haklısın Bu saatlerde gece bizden kocaman Ama söz Sabahın ilk ışıklarından Çiçekli bir şal dokuyacağım sana Hadi Sokulup yüreğimin kuytularına Uyu şimdi usulca?..
Bir tepsiyi alıp varoluşsal sorgulamaya çevirmek de ayrı bir yetenek. Ben olsam ‘güzelmiş’ deyip çay koymaya çalışırdım, sen ise tepsinin karakter analizini yapmışsın. Hayranlık uyandıracak bir ufuk bu..
(Bunları ben yazmış olsaydım ne tiye alırdın beni haaa. Ama işte güzel yüreğim kıyamıyor sana.. Ah güzel kalbim, aferin sana.. )
O vakitler sadece bir akşamdı benim için
meğer içinde bir daha dönmeyeceğim bir dünyanın
son ışıkları yanıyormuş..
.
..insan sevgi hissedebildigi kadar insandı, yoksa en tehlikeli hayvandı.
.. belki de gözlerine bakamayacağım bir daha;
ama içimde yarım kalan o mevsime,
hâlâ gözlerini çiziyorum.
.. "iyi ki benim annemsin" dedi.
Gün içinde üzerimde %100 şarj ibaresiyle dolaşıyorum. Sanki bünyeme gizli bir enerji santrali kurulmuş gibi…
“Dur, onu ben yaparım.” “Sen bırak, ben hallederim.” modunda herkese yetişmeye çalışan bir kahraman edasıyla geziyorum.
Ama gel gör ki akşam saatleri yaklaşınca o kahramanın pelerini biraz buruşuyor.
Şarj göstergesi kırmızıya düşüyor, sistemim tasarruf moduna geçiyor.
Sabahları kendimi küçük bir ordunun komutanı sanarken, akşamları kendi enerjimin yasını tutan bir nöbetçiye dönüşüyorum.
Eeee kahraman da olsak insanız neticede; pelerinim var diye bataryamız sınırsız sanılmasın dimii yanii.
... insan düşünmekten sarhoş olabilir miydi?
Peki ya sürekli aynı kişiyi düşünmekten ?
Demek ki insan birini beklerken kaybettiği saatlere bile kıymet biçebiliyormuş.
Vayy beee..
Biraz tehlikeli derecede romantik bir durum ama
bunu da ancak senden beklerim :)
Senin kalp normal kullanım için fazla narin.
Bir gün müzede cam fanusun içinde görürsek şaşırmam ha. :)
Seviyorum o ince kalbini..
Bak aklıma Kahraman Tazeoglu'nun en sevdiğim şiirlerinden biri geldi..
Son satırlarında şöyle derdi:
Canım
Bu gece unut yalnızlığını
Beynimizin en eski yalanını
Haklısın
Bu saatlerde gece bizden kocaman
Ama söz
Sabahın ilk ışıklarından
Çiçekli bir şal dokuyacağım sana
Hadi
Sokulup yüreğimin kuytularına
Uyu şimdi usulca?..
Sana gelsin :))
Bir tepsiyi alıp varoluşsal sorgulamaya çevirmek de ayrı bir yetenek.
Ben olsam ‘güzelmiş’ deyip çay koymaya çalışırdım,
sen ise tepsinin karakter analizini yapmışsın.
Hayranlık uyandıracak bir ufuk bu..
(Bunları ben yazmış olsaydım ne tiye alırdın beni haaa.
Ama işte güzel yüreğim kıyamıyor sana..
Ah güzel kalbim, aferin sana.. )
Zâtı Zâyi
19.08.2026 - 21:59
Bir ışık geçti bu dünyadan,
sessizce çoğalan bir sevda gibi…
Bir çocuğun gözündeki umutta,
bir kızın elindeki kitapta kaldı adı.
..benim unutkanlığım bile yaratıcı.
herkes ilacını almayı unutur,
ben almayı unutmayayım diye onu buzluğa kaldırmışım.