Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Gül Den
Gül Den

Bugün yine takvimler ilk merhabana ayarlı. Acaba sen bensizliğin kaçındasın !

  • bağlantılı14.08.2026 - 21:06

    En kısa programda yıkanması gereken bir tül vardı ortada.
    Sadece biraz su, biraz deterjan ve birkaç dakikalık sabır bekliyordum kendisinden.

    Ama çamaşır makinesi meseleyi bambaşka anladı sanırım.
    Sanki yıllardır ihmal edilmiş bir gelinliği temizliyormuş gibi bütün gücünü seferber etti.
    Öyle ki karşısına oturup onu izlemeye başladım.
    Bir yandan hayranlık, bir yandan küfretmemek için verdiğim insanüstü mücadeleyle…

    Sonra beynimde o sorgu ekibi göreve başladı.

    Acaba bunun, hiç beklemediğim zamanlarda on kere önümden geçen otobüslerin; tam da işe yetişmem gerektiğinde ortadan kaybolmasıyla bir ilgisi var mıydı?

    Ya da hiç özenmeden yaptığım yemeğin herkesin dilinden düşürmeyip, bütün maharetimi gösterdiğim misafir geldiği günlerde tencerenin bana küsmüş gibi davranmasıyla?

    Evde oturacağım gün saçlarımın kuaförden çıkmış gibi durup, önemli bir yere gideceğim zaman yüz kere fön çekmeme rağmen kendi karakterinden vazgeçmeyen saçlarımla?

    Almaya niyetliyken bütün mağazaları gezip aradığımı bulamadan eve dönüp; tam da bütçenin açık verdiği günlerde dünyanın en güzel tişörtlerinin vitrinlerde bana göz kırpmasyla…

  • nedir arkadaşlığı11.08.2026 - 22:59

    Evet.. zaman insanları çoğaltırken insanlığı azaltıyor gibi.
    Ama hâlâ kalbini kirletmeden yürüyenler var.
    Bence onlar küçük incelikleriyle dünyadaki eksik kalan yerleri tamamlıyorlar. SENİN GİBİ ...

    Amaçsız Kafa 10.08.2026 - 01:59

  • olmayınca olmaz11.08.2026 - 22:50

    Birilerine yazarken noktalama işaretlerine ve yazım kurallarına dikkat etmemi normal karşılarım. Ama bu durum sadece yazışmalarımla sınırlı değil.
    İnternette bir şey ararken ya da not defterine birkaç kelime karalarken bile aynı hassasiyet devam ediyor.

    Klavyede yanlışlıkla “ı” yerine “i” yazmışsam, onu öyle bırakmak içime sinmiyor; doğru harfi bulup düzeltmeden geçemiyorum.
    Hatta bazen yanlış yazılmış tek bir harf için koca mesajı "geri al" yapıp yeniden yazdığım oluyor.
    Daha da kötüsü, yazım kurallarına dikkat etmeyen ve cümlelerini özensiz kuran yakın arkadaşlarımı fırçaladığım oluyor.

    Bir süredir kendimde değiştirmeye çalıştığım bir alışkanlık bu.
    Ama ne kadar uğraşsam da bazı şeyler insanın yapısına işliyor sanırım.
    Bazı konular gerçekten “olmayınca olmuyor.” :((

  • nasılsın10.08.2026 - 22:56

    Yıllarca suladığım bir dalın artık yeşermediğini fark ettim.
    Kırılmadım…
    Sadece boşuna beklemediğimi anladım.
    Şimdi, kendi içimde açan sessizliği dinliyorum.

    Peki ya senin içinde.. hangi ses var şimdi ?

  • sanıyoruz10.08.2026 - 22:36

    Yıllardır herkesi kendim gibi sanıyordum. Yere düşen çorabı, kalemi ayak parmağımla tek hamlede alırım. Hatta mutfak çekmecelerini ayakla açıp kapatıyorum. Bugün öğrendim ki meğer bu bir 'yetenekmiş' ve normal insanlar (şaka gibi ama) yere eğilip ellerini kullanıyormuş! :))

    İşin garibi iki kız kuzenimde de aynı durum var. Muhtemelen aile ağacımızın kökeni primatlara dayanıyor ya da gizli bir X-Men laboratuvarından kaçtık, henüz emin değilim.

  • bir söz bırak!10.08.2026 - 20:04

    İnsanın yalnızlığı, başkalarının yokluğundan değil; kendi içindeki uçurumdan doğar.
    — Emil Cioran

  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 03:44

    Bu kadar adanmışlıktan sonra istifanız biraz dramatik olmuş ama napalım..

    Peki ...

  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 03:30

    Adınız zâyi olabilir ama inceliğiniz iddialı bir miras gibi duruyor hanımefendi :)

    Yalnız bazı vasıflar tanışınca değil, insanın en yorgun hâlinde belli olur. Bakalım sabahın ilk saatleri bu garantiyi doğrulayacak mı :)

  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 03:13

    İşte gerçek incelik burada başlıyor; nasılda kendi uykundan vazgeçip başkalarının sabah huzuruna hizmet ediyorsun. Hazır sofraya teşrif kısmı da bu fedakârlığın küçük bir mükâfatı olsa gerek :))

  • kendini 'nedir bölümü'ne adamak08.08.2026 - 02:46

    Şöyle bir mazeret sunabilirim belki: ‘Bu gece yalnız başıma uyanık kalmak kaderime ağır geldi; ben de uykusuzluğuma ortaklar aradım. Madem sabaha kadar sersemleşeceğiz, bunu bir cemiyet ruhu içinde yapalım dedim.’ :)

    Hem madem bir sıkıntı var; tek başıma çekmem pek adil olmazdı. Uykusuzluk toplu yaşanınca belki etkisi azalır… ya da sabah hep birlikte pişman oluruz. :)