Sanırım ben de biraz ilkbahar gibiyim bu ara… Ne tam içimi ısıtan bir ferahlık var üzerimde, ne de “üşüdüm” diyebilecek kadar net bir kış. İnsan bazen ruhunu hangi mevsime kaldıracağını bilemiyor. Ama yine de pencereyi aralık bırakıyor işte…
İlkbahardasındır… Öyle iki mevsimin tam ortasında kalmışsındır ki, ne üşümek sana tamamen yakışır ne de ferahlık. Yazlıkları çıkarsan erkendir; insan kendi hevesinden utanır biraz. Kışlıkları kaldırsan olmaz; sanki hayat, son bir soğuk yapıp seni terbiye edecekmiş gibi bekler köşede. Dolabın kapağını açarsın mesela; içerisi meteoroloji raporu gibi… Bir tarafta kalın kabanlar, “daha bitmedi” der bakışlarıyla. Öbür tarafta ince gömlekler, güneşe fazla güvenmiş insanların masumiyetiyle dizilmiştir.
Sen ikisinin arasında, neyi kaldırırsan pişman olacağını bilen o yorgun devlet memuru ciddiyetiyle bakarsın raflara.
O nedenle ilkbahar, mevsim değil de kararsızlığın şiir hâli biraz. Ne tamamen gitmeye cesaret eden bir kış, ne de gerçekten gelmiş bir yaz… Sadece arada kalmışlığın, hafif üşüten ama insanın yine de penceresini açmak istediği o tuhaf hâli.
Ah ahhh yine benim sopamı aldıracaksın elime Zat-ı Zayi Yine kendine yüklenmişsin. Sen kendine hep yanlış yerden bakmak zorunda mısın?
Sen gündelik bir konuyu bile öyle bir kelime dizimiyle anlatıyorsun ki, insan okurken “ben bunu neden hiç böyle düşünemedim” diyor. Bir kelimeyi alıyorsun direkt atmosfer çiziyorsun. Biz inci dizerken sen bir deniz buluyorsun. Ne yabani otu, sen o düzenli bahçenin içinde kendiliğinden çıkan, en gerçek ve güzel duran şeysin.
Sendeki o sıradışılık çoğu kişi de yok. Gör artık kendini. Milletin ortasında barıtma beni ya. Bak herkes bize bakıyor. Eve gidince göstereceğim sana. :)))
İstemiyorum sensizlik durağında üşümeyi sevgili, Yüreğimden tut, gör bu zahmini. Sabır salıncaklarından indir bu yüreğimi... Gel, uykusuz gecelerin artığı gözlerim değil, Yüreğimin bereketi ol. Özlemlerle büyümeyelim, Aşkın kefeninde taşınan ruhuma Yara değil, merhem ol. Aynı aşkın bekçileri olalım. Ben, hece hece sana susayım... Sen, şiir şiir bende kal sevgili...
Belki de… her gece biraz daha demleniyoruz fark etmeden, sabah dediğin de aynı hikâyeye yeni bir cümle eklemek sadece. İyi akşamlar diyorsun ya, benim akşamım biraz da sana benziyor şimdi sakin, içten ve kalmaya değer.
Fark etmeden insanın içini de akşam gibi güzelleştiren insanların varlığının mutluluğundayım.
İçimdeki asi ruh “bas gaza” dedi, bastım. Zincir “ben yokum bu oyunda” dedi, koptu. Durumu şöyle mi açıklamalıyım: “bu mekanik değil, tamamen duygusal bir kopuştu.”
Şimdi hayat da bana yeni bir zincir aldırarak diyecek ki: “Özgürlük güzel şey ama taksitle.”
Gece boyunca susan hayatın, sabahla birlikte yeniden konuşmaya başlamasıdır. Birinin yüzüne “günaydın” demek, ona fark ettirmeden şunu söylemektir: “Bugün de buradasın ve bu, başlamak için yeterli.”
‘Hadi kalk, bir çay yapalım’ diyenlerle hayat daha katlanılır oluyor gerçekten… Çok içten, çok tanıdık bir duygu.. kalınası en güzel duygu sevgi olsa gerek ;) Hayırlı akşamlar size de.. Mutlu pazarlar size de ..
Sanırım ben de biraz ilkbahar gibiyim bu ara…
Ne tam içimi ısıtan bir ferahlık var üzerimde, ne de “üşüdüm” diyebilecek kadar net bir kış.
İnsan bazen ruhunu hangi mevsime kaldıracağını bilemiyor.
Ama yine de pencereyi aralık bırakıyor işte…
İlkbahardasındır…
Öyle iki mevsimin tam ortasında kalmışsındır ki,
ne üşümek sana tamamen yakışır ne de ferahlık.
Yazlıkları çıkarsan erkendir; insan kendi hevesinden utanır biraz.
Kışlıkları kaldırsan olmaz; sanki hayat, son bir soğuk yapıp seni terbiye edecekmiş gibi bekler köşede.
Dolabın kapağını açarsın mesela; içerisi meteoroloji raporu gibi…
Bir tarafta kalın kabanlar, “daha bitmedi” der bakışlarıyla.
Öbür tarafta ince gömlekler, güneşe fazla güvenmiş insanların masumiyetiyle dizilmiştir.
Sen ikisinin arasında, neyi kaldırırsan pişman olacağını bilen o yorgun devlet memuru ciddiyetiyle bakarsın raflara.
O nedenle ilkbahar,
mevsim değil de kararsızlığın şiir hâli biraz.
Ne tamamen gitmeye cesaret eden bir kış,
ne de gerçekten gelmiş bir yaz…
Sadece arada kalmışlığın,
hafif üşüten ama insanın yine de penceresini açmak istediği o tuhaf hâli.
Ah ahhh yine benim sopamı aldıracaksın elime Zat-ı Zayi
Yine kendine yüklenmişsin.
Sen kendine hep yanlış yerden bakmak zorunda mısın?
Sen gündelik bir konuyu bile öyle bir kelime dizimiyle anlatıyorsun ki, insan okurken “ben bunu neden hiç böyle düşünemedim” diyor.
Bir kelimeyi alıyorsun direkt atmosfer çiziyorsun.
Biz inci dizerken sen bir deniz buluyorsun.
Ne yabani otu, sen o düzenli bahçenin içinde kendiliğinden çıkan, en gerçek ve güzel duran şeysin.
Sendeki o sıradışılık çoğu kişi de yok. Gör artık kendini.
Milletin ortasında barıtma beni ya. Bak herkes bize bakıyor. Eve gidince göstereceğim sana. :)))
?si=jRPICNRORsc9Ksbk
İstemiyorum sensizlik durağında üşümeyi sevgili,
Yüreğimden tut, gör bu zahmini.
Sabır salıncaklarından indir bu yüreğimi...
Gel, uykusuz gecelerin artığı gözlerim değil,
Yüreğimin bereketi ol.
Özlemlerle büyümeyelim,
Aşkın kefeninde taşınan ruhuma
Yara değil, merhem ol.
Aynı aşkın bekçileri olalım.
Ben, hece hece sana susayım...
Sen, şiir şiir bende kal sevgili...
Belki de…
her gece biraz daha demleniyoruz fark etmeden,
sabah dediğin de aynı hikâyeye yeni bir cümle eklemek sadece.
İyi akşamlar diyorsun ya,
benim akşamım biraz da sana benziyor şimdi sakin, içten ve kalmaya değer.
Fark etmeden insanın içini de akşam gibi güzelleştiren insanların varlığının mutluluğundayım.
Ya sen NasılsıN ?
saat ilerliyor
ben niyet ediyorum
başlıyorum
zaman bitiyor
araya kim giriyor
bilmiyorum
yetişemeyen bir planım.
Sen nasılsın?
İçimdeki asi ruh “bas gaza” dedi, bastım.
Zincir “ben yokum bu oyunda” dedi, koptu.
Durumu şöyle mi açıklamalıyım:
“bu mekanik değil, tamamen duygusal bir kopuştu.”
Şimdi hayat da bana yeni bir zincir aldırarak diyecek ki:
“Özgürlük güzel şey ama taksitle.”
Gece boyunca susan hayatın, sabahla birlikte yeniden konuşmaya başlamasıdır. Birinin yüzüne “günaydın” demek, ona fark ettirmeden şunu söylemektir: “Bugün de buradasın ve bu, başlamak için yeterli.”
‘Hadi kalk, bir çay yapalım’ diyenlerle hayat daha katlanılır oluyor gerçekten… Çok içten, çok tanıdık bir duygu.. kalınası en güzel duygu sevgi olsa gerek ;)
Hayırlı akşamlar size de..
Mutlu pazarlar size de ..
Ayın seyyahı...
.