Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Gül Den
Gül Den

Bugün yine takvimler ilk merhabana ayarlı. Acaba sen bensizliğin kaçındasın !

  • silmek26.05.2026 - 13:18

    Uygulamalardaki gibi bir “Geçmişi Sil” butonu olsa keşke…
    Bir tıkla;
    yanlış insanlara verilen emekler,
    fazla iyi niyetler,
    “belki düzelir” diye beklenen herkes…
    Önbellek temizlenir gibi temizlense insanın içi.
    Ama olmuyor işte.
    Hayat, “emin misiniz?” diye bile sormadan,
    her şeyi otomatik yedekliyor.
    Sonra da durup dururken:
    uyku düzenin bozuluyor,
    algıların premium hassasiyete geçiyor,
    iki dakika geç cevap veren herkesten senaryo yazıyorsun,
    “beni bir şey bozmaz” derken sabah 04.12’de tavana bakıyorsun.
    Yok yok lazım bir "sil" tuşu.

  • ses kısıklığı25.05.2026 - 16:27

    4 gündür farenjit yüzünden sesim yok. Doktor olsam kendime kesin ‘mutlak ses istirahati’ verirdim ama ev halkı beni hâlâ müşteri hizmetleri temsilcisi gibi kullanıyor.
    Şu an evde tamamen işaret dili + bakış + iç ses üçlüsüyle yaşıyorum. Ses tellerim tatilde olabilir ama evin müşteri hizmetleri hattı hâlâ aktif, maalesef ben operatörüm..

  • Herşey dahil23.05.2026 - 22:46

    “Her şey dahil” cümlesi Türk insanında tatilden önce iştah açar.
    Sanki otelin kapısından girince kaloriler pasaport kontrolünde bırakılıyor gibi bir rahatlık çöker insanın içine. Sabah kahvaltısıyla başlayıp gece çorbasına kadar süren kutsal bir tüketim ayini…
    İnsan aslında aç değildir ama büfenin ona sunduğu sınırsız ihtimallere karşı terbiyesizce duygulanır.
    Tabakta aynı anda karides, mantı, patates kızartması ve sütlaç görmek normalleşir. Çünkü orada mide değil, “parasını çıkarmaya çalışan gurur” doymaktadır.

    Her şey dahil tatilleri biraz da gerçek hayattan kaçış provasıdır.
    Kimse bulaşık düşünmez. Çamaşır yoktur. Yatak sabah mucizevi şekilde kendi kendine toplanır. Havlular bile insanı senden daha çok düşünen biri varmış hissiyle katlanır.

    Sonra tatil biter.
    Eve girince seni mutfakta bırakılmış bir bardak karşılar.
    Ve o bardak artık yalnızca bir bardak değildir; medeniyete geri dönüşün simgesidir.
    Bavul açılmadan önce insan bir süre koltuğa oturup hayatla arasındaki mesafeyi korumaya çalışır.
    Tatil insana öğretir ki; biz aslında yorgun değilmişiz… Sürekli iş yapan bir canlı türüymüşüz.

  • kendine vakit bulmak21.05.2026 - 17:46

    En son ne zaman kendinizle baş başa kaldınız?
    Ağaçların rüzgârla, adımların sadece yaprakla konuştuğu yerlerde yürüdünüz mü? Yahut bir kıyıda engin maviliğe dalıp; suyun kendine has alfabesini, kimi zaman özünü süzerek kimi zaman özümseyerek çözmeye çalıştınız mı? İki elin parmaklarını geçmiyorsa; huzuru, dinginliği bir yerlerde kaçırıyoruz demektir.

    Demiş Özlem Aykar tam da bu konuyla ilgili...

    Düşünülesi..

  • kaset16.05.2026 - 22:08

    Kasetler sadece müzik dinlediğimiz şeyler değildi bence; insan biraz kendini saklardı onların içine.
    Sokak aralarında gezen o el arabalı kasetçi abiler geliyor gözümün önüne. Arabasının kenarına asılmış rengârenk kaset kapakları, uzaktan duyulan o boğuk hoparlör sesi… Yeni çıkan albümleri mahalleye ilk onlar getirirdi sanki.
    Teybin başında radyodan sevdiği şarkıyı kaydetmeye çalışan insanlar vardı o zamanlar; araya spiker girince sinir olunan ama yine de saklanan kayıtlar…
    Şimdi düşününce anlıyor insan; elimizde çok şey yokmuş belki ama hatırlamaya değer çok şey varmış.

  • Bu Şarkı Beni Mutlu Eder16.05.2026 - 18:38

    Ben sen değilim,
    Senin gibi de değilim,
    Eski ben gibi bile değilim;
    Boşuna arama, yorulma canım,
    Bıraktığın yerde de değilim.

    Beyaz olamadım ama kara da değilim,
    Deva olamadım ama yara da değilim;
    Bu alemde bir hayırsız ben de değilim,
    Sonum ne olacak bilmiyorum.

    Sefa olamadım ama zulüm de değilim,
    Şifa olamadım ama zehir de değilim;
    Bu alemde bir günahkâr ben de değilim,
    Kaderin düğümünü çözemiyorum.

    Kuytu olamadım ama ayaz da değilim,
    Kanat olamadım ama kafes de değilim;
    Bu alemde bir fütursuz ben de değilim,
    Sonum ne olacak bilmiyorum.

    Gündüz olamadım ama gece de değilim,
    Şiir olamadım ama hece de değilim;
    Bu alemde bir günahkâr ben de değilim,
    Yolumu kaybettim, bulamıyorum.

    Umut olamadım ama hüzün de değilim,
    Vefa olamadım ama cefa da değilim;
    Bu alemde bir akılsız ben de değilim,
    Sonum ne olacak bilmiyorum.

    Altın olamadım ama bakır da değilim,
    İpek olamadım ama çul da değilim;
    Bu alemde bir günahkâr ben de değilim,
    Sesimin yankısını duyamıyorum;
    Yardım et Rabb'im, nefes alamıyorum.

    ?si=SVZO2YpPksenu8Pw

  • 'Nedir' ile özdeşenler16.05.2026 - 18:04

    Şu anki “nedir?” mi nedir!
    Bence büyük kısmı, süslü cümlelerle bile dolaştırılamadan oluşturulmuş bir saçmalık alanından ibaret.
    Ama yine de orada yazdığını görünce durup okuduğum birkaç kişi var.
    Zat-i Zayi ve Espoir bunların başında geliyor.

    Fakat işin ironik tarafı şu:
    “Nedir’de yine kesin saçmalamıştır.” diye görür görmez geçtiğim insanların sayısı, beğendiklerimle yarışır hâlde.
    Hatta hem sayı olarak fazla, hem de seviye bakımından açık ara öndeler.

  • bir söz bırak!14.05.2026 - 07:43

    Kimseden daha iyi olmadığınızı
    anlayacak kadar mütevazi,
    Herkesten farklı olduğunuzu kavrayacak kadar
    bilge olun...

    İbn-i Rüşd

  • Sonra dedim ki14.05.2026 - 07:43

    Sonra dedim ki,

    Cahillik muhteşem bir şey ;
    Ne beyin yoruyor ne hayat...
    Düşünceyi akıllıya ceza, cehaleti cahile
    ödül olarak vermiş mukadderat...

    Bırak, aklın yükünü hiç taşımadan hafif hafif yaşasın. :)

  • Birine Seslenin13.05.2026 - 21:56

    Bir zamanlar “senin arkadaş listendekiler varken ben orada olmam” diye kendine özel bir duruş biçen biri vardı.
    Şimdi bakıyorum da, önüne çıkan herkesi arkadaş bellemiş insanların arasında gayet rahat dolaşıyor.

    Demek ki mesele kalabalık değilmiş;
    insan bazen sadece bulunmak istemediği yere “seviye” der, sonra aynı yere dönüp alışkanlık diye otururmuş.