İnsan,
bir gün anlıyor;
hayat,
cevabı olmayan soruların
ısrarla sorulmasından ibaret.
Biz,
kendi sessizliğimize sürgün edilmiş yolcularız.
Her sabah,
aynı güneş doğuyor
ama hiçbirimiz
aynı insan olarak uyanmıyoruz.
Sevmek de tuhaf...
Bir başkasına varmaya çalışırken,
en çok kendine çarpıyor insan.
Kalbin kırıldığı yer,
aslında hakikatin içeri girdiği ilk çatlak oluyor.
Ve o günden sonra
hiçbir mutluluk
eskisi kadar masum görünmüyor.
Zaman,
iyileştirmiyor kimseyi.
Sadece acının şeklini değiştiriyor.
Önce kanayan bir yara oluyor özlem,
sonra tenin altında
ismi konulamayan sessiz bir sızı.
İnsan,
alıştığını sanıyor;
oysa yalnızca
taşımayı öğreniyor yükünü.
Belki de
hayatın en büyük yanılgısı,
her şeyin bir anlamı olduğuna inanmaktır.
Oysa bazen
bir çiçek sebepsiz açar,
bir kuş sebepsiz uçar,
bir insan sebepsiz sever,
ve sebepsizce gider.
Evren,
bizim acımızı açıklamak zorunda değildir.
Yine de...
Bütün bu anlamsızlığın ortasında
birini bütün kalbinle sevebildiysen,
karanlığa rağmen
içinde bir mum yakabildiysen,
yenilmemişsindir.
Çünkü insanı hayatta tutan,
cevaplar değil;
cevabı olmadığını bile bile
sormaya devam ettiği sorulardır.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 5.08.2026 21:14:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!