Uzun zaman anlamaya çalıştım her şeyi.
Neden geldiğimizi,
neden gittiğimizi,
bir kalbin neden başka bir kalbi seçtiğini,
bir ömrün neden başka bir ömürle kesiştiğini.
Her sorunun peşine düştüm.
Her cevap,
yeni bir kapının eşiği oldu.
Sonra fark ettim ki,
İnsan bazen hakikate yaklaşmıyor,
yalnızca sorularını büyütüyormuş.
Bir tepenin ardına geçince
başka bir tepe görünüyordu.
Bir düğüm çözülünce
ipin başka yerinde yeni bir düğüm beliriyordu.
Gökyüzüne baktım.
Kimse yıldızların neden orada olduğunu bilmiyordu.
Akşam zamanında oluyordu
Sabah gecikmiyordu.
Varlık,
anlaşılmadan da sürüyordu.
O zaman düşündüm:
Belki de mesele
her şeyi bilmek değildi.
Çünkü bilmek arttıkça
ufuk da uzaklaşıyordu.
İnsan,
ulaştığını sandığı her kıyıda
yeni bir denizle karşılaşıyordu.
Bir gün yaşlı bir ağaca baktım.
Ne kadar şey görmüştü kim bilir.
Nice bahar,
nice ayrılık,
nice dönüş...
Ama hiçbir dalında
hayatı çözmüş olmanın gururu yoktu.
Sadece duruyordu.
Sessiz,
sakin,
yerinde.
Belki de olgunluk,
bütün cevaplara sahip olmak değil,
bazı sorularla yaşamayı öğrenmekti.
Denizin neden dalgalandığını bilmeden de
kıyısında oturabilmek.
Bir çiçeğin bütün sırrını çözmeden de
ona hayran kalabilmek.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 3.06.2026 15:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!