Bir gün fark ettim;
Seni beklediğim yerde artık ben de yoktum.
Yıllarca aynı pencereye bakan gözler, başka manzaralara alışmıştı.
Peki insan, aynı gökyüzüne bakarken ne zaman değişir?
Hangi mevsimde vazgeçer eski bekleyişlerinden?
Zaman gerçekten unutturur mu?
Yoksa yalnızca acının oturduğu yeri mi değiştirir?
Bir zamanlar her sabah kapımı çalan sızı,
şimdi günün herhangi bir saatinde, uzaktan geçen bir tren sesi gibi uğrayıp gidiyor.
Giden trenler mi uzaklaşır, yoksa onları bekleyen istasyonlar mı?
Bunu sen de bilmiyorsun değil mi?
Biliyor musun?
Sana dair ne varsa bir sandığa kaldırmadım.
Yakmadım da.
İnsan sevdiği bir hatırayı neden yok etsin?
Kendinden bir parçayı hangi ateş yakabilir?
Bazı şeyler yok edilmez; yalnızca hayatın içinde başka bir yere taşınır.
Sen de öyle oldun.
Kabullenmek nedir?
Olmayanı unutmak mı?
Yoksa olmayacağını bilerek yaşamaya devam etmek mi?
Bir nehir, ulaşamayacağı denizin yönünü neden bilir?
Ve bilmek, varmaya yetmezken neden vazgeçmez?
Şimdi dönüp baktığımda,
sana verdiğim sevgiden pişman değilim.
Çünkü insanı büyüten nedir?
Kazandıkları mı?
Yoksa bir gün kaybedeceğini bile bile gösterebildiği cesaret mi?
Senden geriye bir boşluk kaldıysa,
ben o boşlukta yaşamayı öğrendim.
Çiçekler ektim.
Mevsimler geçirdim.
Kendime uzun yollar buldum.
Ama insan kendine gerçekten ulaşabilir mi?
Yoksa bütün yollar, eksik kalan bir hikâyenin çevresinde mi döner?
Şimdi seni çağırmıyorum.
Beklemiyorum da.
Fakat bazen düşünüyorum;
Bazı sevgiler neden bitmez?
Neden yıllar geçer de kalbin içinde bir oda hep açık kalır?
Belki de cevap yoktur.
Belki de bazı insanlar, gitmek için değil,
içimizde kalacak bir sessizlik bırakmak için gelir.
S.GÖL
Kayıt Tarihi : 7.06.2026 18:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!