Gokleri beton bir zirhla kusatan bu asirda, Ruhlar, camdan kafeslerin icinde koruk esir. Zamanin nabzi atmaz oldu bu tozlu satirda, Mekan bir veri yigini, zaman ise dilsiz tefsir.
Fiber hatlar birer sarmasik gibi sardi kani Isik hizinda bir karanlik akar damarlarda. Unuttuk topragin o kadim, ana kucagi anini Gomuldu eski süsler, o pasli kodlamalarda
Gozbebeklerde donmus bir mavi safak cakar Yuzler birer maske, mimikler buzuldan bir heykel. Kalp dedigin artik sadece ritmik bir ayar, Duygularsa silik yada ucuz ve yapay piksel
Beton dislerin arasinda ogutulen gunes... Sokak, lambalarinin altinda can verir sahitsiz Herkes birbirine yabanci, herkes kendine es, Yalnizlik postu sosyal, sosyal medya mesnetsiz
Uydular, gokyuzunun bagrina saplanmis oklar, Yildizlar sonuk birer piksel, gok ise bir ekran. Hakikat, bu gurultulu boslukta kendini yoklar, Bir "tik" uzaginda yalanin, her saniye her an.
Binalar devlesirken insan kuculdukce kuculdu, Golgeler boyunu asti, boyunlar kutukle eslesti Mana, madde denizinde bir damla gibi suzuldu, Ruhun o soylu kavgasi, soysuzlarla ciftlesti
Aynalar yalan soyler, sırlar pazarlandi çoktan, Mahremiyet, bir vitrin caminda pazarlanan aygit Varligi var eden o Nur, haniydi miheng noktan Kalan ise sadece, gelecegine yakilan bir agit.
Sehirler birer labirent, cikisi olmayan rüya, Zihinler kodlarla orulu, birer kapali kutu. Bak da gor, ne hale geldi o mukaddes dunya, Insanlik denilen gemi, batirmakta son umudu.
Kablosuz bir kement vampir ruhuna dolandi, Nefes almak, bir tusun insafina kaldi, yandik Hakikatin berrak suyu, bulandikca bulandi, Cozulmesi imkansiz, bir kördugum oldu artik
Milyonluk sehirlerde, herkes birer issiz ada, Mesafeler kapandi lakin gonuller arasi ucurum. Hasbihal birer sinyal ki, yankilanmaz bu sahada, Hicranin en derini, bu sessiz ve hissiz durum.
Uyan metal uykudan ey ruh silkelen artik, Kir bu cam prangayi, vereceksen oze yön. Kara pus çökmus ufka, yollarsa kap karisik, Nurunu goklerden al, doneceksen hakka dön
Göklerden inen nurla, uydudan gelen sinyal, Biri sonsuz bir huzur, diğeri sahte hayal. Kır artık bu anteni, kalbinin sesini duy, Kurtulus vahyedilen o en kutlu yola uy!
Sana gelisim; tozlu bir kutuphane sessizliginde, Cumlelerin altini cizmeden, ruhunu okumak gibi. Yirmili yaslarin gurultulu, kor eden isigi degil bu, Ellili yaslarin huzunlu, ama bilge turuncusu.
Artik firtinalar istemiyorum denizlerinden Kiyina vuran o sakin mehtap yetiyor bana. Ask dedigin, bir sarabin yillanma sabriymis meger, Seninle susmak, baskalariyla konusmaktan daha derin.
Gozlerindeki çizgilerde kendi hikayemi buluyorum, Eskimis bir cilt gibi, ama her sayfasi kutsal. Seni sevmek; bir felsefe metnini cozmek degil, Zaten bildigim bir hakikate, nihayet teslim olmak.
Hangi ruzgar atti seni bu son bahar bahcesine bilmiyorum; Belki de en guzel seyler, beklemekten yoruldugumuzda gelir. Artik buyuk cumlelerin arkasina saklanmiyorum, Seni seviyorum demek, en yalin felsefem oldu simdi.
Gencken aski bir fetih sanirdim, oysa bir siginakmis; Kiliclari birakip, golgene uzanmanin o essiz hafifligi... Bizimkisi, iki yarim cumlenin birlesip bir anlam etmesi degil, Iki tam insanin, ayni bosluga gulumseyerek bakabilmesi.
Vakit daraliyor belki, saatler daha hizli donuyor, Ama senin yanindayken zamanin hukmu, bir kum saati kadar. Saclarindaki aklar, benim okudugum en gercek satirlar; Her biri, birlikte gecemedigimiz yillarin birer ozru gibi.
Arkamizda biraktigimiz kirik dokuk heveslerin hukmu yok artik, Hepsi bizi bu ana, bu bakisa hazirlayan birer provaymis. Iyi ki gec kalmisiz birbirimize, yoksa bu kadar iyi anlayamazdik, Sessizligin icindeki o kadim ve derin muzigi.
Simdi tum kitaplari kapatip, felsefeleri bir kenara birakiyorum, Senin elini tutmak, dunya uzerindeki en buyuk hakikatimdir. Gunes batarken vuran o son isik gibi; yorgun ve berrak, Burasi bizim nirvanamiz, zamanin disinda, kelimelerin otesinde.
Gencligim sana siirler biriktirmis bir eksiklikti Simdiki bu yasim, sana o siirleri okuyan bir tamlik Ve artik anliyorum; ask ne bir arayis, ne de bir varis, Elin elimdeyse; ben her seyin yerli yerinde olduguna inanirim.
Sen sevginin ve emegin ziyan olmus halisin. Merhamet bilmeyen kalbinden öpüyorum, benim seninle olan savaşım bitti. Artık gözlerin istediğine gülebilir... Hikaye bitti! Adam bir daha bulamayacağı sevgiyi kaybetti. Kadın da bir daha bu kadar çok sevmemeye yemin etti.
"Z e k a, şeyleri olduklarıgibiçözümlemektir./İ m g e l e m , şeyleri o l a b i l e c e k l e r i gibitasarlamaktır./A h l a k, şeyleri olmalarıgerektiğigibi d ü ş ü n m e k t i r./B ü y ü, şeyleri düşündüğünhale s o k m a k t ı r."
‘Hadi kalk, bir çay yapalım’ diyenlerle hayat daha katlanılır oluyor gerçekten… Çok içten, çok tanıdık bir duygu.. kalınası en güzel duygu sevgi olsa gerek ;) Hayırlı akşamlar size de.. Mutlu pazarlar size de ..
Birine ne iyi gelir biliyorsan sen seviyorsundur :)Her sevgi icinde aşk barındırmasın lutfen anti parantez açayım:)Üzgünken kalk cay yapalım bende yanına bişeyler hazırlıyım demek sevgiye dahildir.Yahut e ne duruyorsun gitmiyormuyuz bir sinemaya ,yürü bak ne güzel hava diyecek olanlarla arkadaş olun...Sevgiyle kalın hayırlı akşamlar:)))
Buyuk Sultan Yavuz Han hz anisina. Rabbim katindaki makamini yukseltsin
Kum denizinde bir ordu, sanki mahser provası, Sina denen o dehset, yigitlerin davası. Günes tepede cellat, su biter, nefes durur, Lakin Yavuzun kalbi, baska BIR ritim vurur.
Bir an durdu koca han, indi atından yere, Sastı kaldı vezirler, hayret etti leventler Hünkarım neden indin diye fısıldar sesler, Dudaklarda dualar, tutulmuştu nefesler.
Gözleri dolu Yavuz, titreyen bir sesle der Önümüzde yürüyor o Şanlı Peygamber Serveri kainatın yürüdügü bu yerde, At üstünde duramam, düşerim bin bir derde.
Peygamber rehber olmuş, sultan ardında piyade, Cölün yakan sıcağı, rahmet oldu ziyade. On üç günde geçildi, geçilemez denilen, Manevi bir fetihti, arşa karşı eğilen.
Kılıç değil, teslimiyet yarıp geçti çölleri, Hak yoluna bağladı, o mübarek illeri. Sekiz yıla bir asrı sığdıran o büyük can, Sina'da tarih yazdı, her adımında iman.
Yolların ıslaklığıyla tutturdum bir ıslık...Araçların göletlere hızlı girip çıkmalarıyla çıkan seslerin şenliğine kanmıs olmalıyım ki bende çıktım dısarı ayaklarım göletlere basmak istesede malumdur ıslanmak benden uzak dursun ..:))))))
Hava olağan yağmurlu,kelimelerimse bir o kadar devrik hep kıpır kıpır olan kalbimi dindirdim sonunda .Biraz da sözlerim olmı degilmi.Nasılsınız herşeyin en güzelinin olması dilegiyle mutlu pazarlar:)))
19.01.2026 - 13:05 ***OSMANLI DA KADIN*** --Osmanlı da Kadının *ADI* yoktu, Evi yoktu, hürriyeti yoktu, Nikâhı yoktu, mülkiyet ve imtiyaz hakkı yoktu, miras ve söz hakkı yoktu. Nüfustan sayılmaz ve soyadı yoktu?
Lan yalanci iftiraci serefsiz bilgi caginda yasiyoruz, sen neyin kafasini yasiyorsun. Osmanlida kadini paylastim. Bir daha paylasiyorum Avrupa'da kadınların mülkiyet ve hukuki hakları uzun süre kısıtlı kalmış ve 19. yüzyıldan itibaren büyük değişimler yaşamıştır.Osmanlı'da Kadın Hakları (İslam Hukuku Çerçevesinde)Mülkiyet Hakkı: Osmanlı kadını, İslam hukukuna göre kendine ait mülk (ev, toprak, para) edinme, bu malları yönetme, satma veya vakfetme hakkına sahipti. Evlendiğinde kocası, kadının malı üzerinde tasarruf hakkına sahip değildi.Hukuki Haklar: Kadınlar mahkemeye doğrudan başvurabilir, dava açabilir ve kendi adlarına sözleşmeler yapabilirdi.Miras Hakkı: Mirastan pay alma hakkı vardı, ancak bu pay genellikle erkeğin payının yarısı kadardı.Evlilik ve Boşanma: Kadınların evliliğe zorlanmaması esastı. "Tevfiz-i talak" ile boşanma hakkını sözleşme ile alabilirlerdi.Eğitim ve Çalışma: Tanzimat dönemiyle birlikte kadınların eğitimi (kız rüştiyeleri) önem kazandı ve çalışma hayatına (terzilik, öğretmenlik, memurluk) girişleri 19. yüzyıl sonunda hızlandı.Zamanın Avrupa'sında Kadın HaklarıMülkiyet ve Hukuki Statü: 19. yüzyıla kadar pek çok Avrupa ülkesinde evli kadınların mülkiyet hakkı yoktu; evlendiklerinde malları kocalarının mülkiyetine geçerdi. İngiltere'de kadınlara mülkiyet hakkı ve akid serbestliği 1870'ten sonra verilmeye başlandı.Eğitim: Avrupa'da kadınların yükseköğrenime erişimi Osmanlı'daki benzer reformlarla benzer zamanlarda (19. yüzyıl sonu) gerçekleşti.Oy Hakkı: Avrupa'da kadınların seçme ve seçilme hakkı mücadelesi 20. yüzyılın başlarına kadar sürmüş ve pek çok ülkede 1. Dünya Savaşı sonrasında kazanılmıştır.Karşılaştırmalı ÖzetEkonomik Haklar: Osmanlı kadını, mülkiyet hakkı konusunda erken dönem Avrupa'daki hemcinslerinden daha avantajlı durumdaydı.Siyasi ve Sosyal Haklar: 19. ve 20. yüzyıl başlarında Avrupa'daki kadın hareketleri, Osmanlı'daki kadınların toplumsal hayata katılımını etkilemiştir. Osmanlı'da kadın dergileri ve örgütlenmeleri bu dönemde artmıştır.
Lan sen hangi dunyada yasiyorsun. Ne tur bir mahluksun, nasil bu denli iftira ve pislik atiyorsun inananlara. Asagilik donme. Inanci minanci biraktik lan sen insanda mi degilsin bunca iftira karalama yapiyorsun. Serefsiz soysuz kopek
Asagida %90 iftira dolu, geri kalani da hadislere pislik atma olan paylasimindan, sadece birini ele alacsgim. "Yemek yerken kaşığı sağ el ile tutunuz?" Lan pislik herif, sen gotunu yikadigin ayni elinle, kasigi, ekmegi boklu elinle agzina sokup boklanadinda biz birseymi dedik serefsjz. Biz gotumuzu sol elle yikadigimiz icin kasigi ekmegi sag elle tutariz Pislik herif sen intersen kasigi mabadina sok oradan zikkimlan. Pislik herif
HURAFİ BAKIŞ *** --Suyu sağ el ile içiniz. Sol el ile içmek mekruhtur? --Yemek yerken kaşığı sağ el ile tutunuz? --Kenefe sol ayakla giriniz, sağ ayakla çıkınız? --Kenef kapılarının Kıbleye doğru açılması günahtır? --Gece tırnak kesmek ve sakız çiğnemek Şeytan çağırmaktır? --Deprem, zelzele ve her türlü doğasal afetlere lanet okumak günahların en büyüğüdür? --Cami ve mescitlere sağ ayakla giriniz? --Sağına eğilmek sevaptır, Sol cenaha selam vermek günahtır? --Kadınların, Cuma ve Bayram namazı kılması caiz değildir? --Kadınların, sokak, çarşı pazarda Eşiyle kol-kola dolaşması caiz değildir? --Kadınların, özel (regl) günlerinde ekmek pişirmesi ve yemek yapması mekruhtur? --Kadınların, ardışık olarak üç kız doğurması günahların en büyüğüdür? --Makyajlı kadınla konuşmak ve selamlaşmak asla caiz değildir? --Kadınların, mendebur kocalarının yanında çocuk emzirmesi caiz değil ve saygısızlıktır? --Gelinlerin, kayın-kaynatadan izin almadan oturması caiz değildir? --Kadınların, yalnız başına çarşı-pazara gitmesi caiz değil ve saygısızlıktır? --Kadınların, ticaretle uğraşması caiz değildir? --Kız-erkek karma eğitim günahların en büyüğüdür? --Kadınların, Muhtar, aza ve bekçi olmaları ahir-şer belirtisidir? --Kadınların, ürettiği teknoloji haramdır? --Kadınların, eşlerine cinsel birliktelik teklif etmesi caiz değil ve günahtır? --Kadınların, banyoda anadan üryan banyo yapmaları caiz değildir? --Kadınların, yüksek sesle konuşması ve gülmesi ayıp ve caiz değildir? --Kadınların, pantolon giymesi caiz değildir? --Kadınların, Deniz, göl ve havuzlara girmesi caiz değildir? --Kadınların, kafe ve benzeri yerlerde çay vb. şeyler içmesi caiz değildir? --Kadınların, toy-düğünlerde erkeklerle aynı mahalde bulunmaları günah ve caiz değildir? **Daha böyle yüzlerce hurafi usülleri saymakla bitmez...Ülkemizde faaliyet gösteren 100 den fazla Tarikat fraksiyonu vardır. Bunların hepsi aynen yazdığım gibi düşünüyorlar. Ve cahil-cühelayı böyle saçma-sapan din dışı eylemlerle kandırıyorlar. Bunlar her zaman kaos-kargaşa ve cehaletten beslenirler. Ülkemize bir PKK kadar zarar vermektedirler? --Bu tarikatların tamamı Türk Ulusal milletini bölüp, ayrıştırıp ve parçalamak için her zaman ve her yerde ısrarla ve inadına hep Kadınlar üzerinden mücadele vermişlerdir? Hala bu gün bu amansız eylemlerine son sürat devam ediyorlar... --Eyy Türk Ulusal gençliği, bu tarikatlar, asitane dergâhları, tekke ve zaviyeler, bazı dini vakıf ve dernekler faaliyetlerine devam ettiği müddetçe DEMOKRASİDEN bahsedilemez... VESSELAM --------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN---------
Lan ataturkun baska dusmana ihtiyacimi var, milletin degerlerine kufrederek ataturku sevdirecegini sanan siz, ata sinekleri darken... lan siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Benim kutsalima soverekmi ataturku kutsallastirdiginizi saniyorsunuz. Sevdirdiginizi saniyorsunuz. Lan olmus gitmis adam. Dusun yakasindan ata sinekleri. Cevap ver lan ataturke cebberrut, katil, zorba deyince hosna godecekmi
Lan benim atam yavuz sultan selim han hz. Zorba ceberrut katiil, diyen ve bu sozlerin hakaret olmadigini soyleyen, sen soysuz it, simdi birak onca sahsima, ve yavuz sultan selime, osmanliya, attigin sirret bir mahalle yosmasi karektersizligi ile iftiralarini bir kenara biraktim simdilik, Ben senin atana ceberrut, katil, zorba, desem hos goruylemi karsilarsin. Bari buna cevap ver. Hadi bekluyorum. Beyni kalinbagirsaginda mahluk
Lan osmanli bir baba olsaydi, ataturk o baba nin, osmanlinin yetistirdigi evladi olurdu. Lan nankor kopek hic evlat babasini karalarmi. Sen babani karaliyormusun. Madem cumhuriyeti siz kurdunuz, sizin deyiminizle hadi nerde yetistirdiginiz ataturk. Bir ataturkte siz yetistirseydinjz ya. Lan ataturkun cocuklariyiz diyen ne kadar chp li ve ataturkcu varsa, hepsi sarlatan. Hadi osmanli ataturku yetistirdi. Cikardi. Hani ataturkun kurdugu cumhuriyetin yetistirdigi ataturk. Lan siz ne embesil varliklarsiniz. Bir evlat bagrindan ciktigi aileyi karalarmi. Sizin hangi gavurun tohumusunuz. Adi soysuz
Aynı “ben haklıyım, sen haksızsın” döngüsünün kimseye bir şey kazandırmadığı ortada. Her yeni cümle, meseleyi çözmek yerine sadece gerilimi büyütüyor. Bu şekilde devam etmenin kimseye faydası yok.
Bu kadar sert ve kırıcı bir dil buraya yakışmıyor. Farklı düşünebiliriz, bu çok normal; ama saygıyı kaybetmek zorunda değiliz. Unutmayalım ki üslup, en az fikir kadar önemlidir.
En sağlıklısı, bu noktada tartışmayı burada sonlandırmak. Herkes kendi görüşünü ifade etti, fazlası sadece gereksiz kırgınlık bırakacak. Konuyu uzatmak yerine, birbirimize saygıyı koruyarak noktalamak en doğrusu. Lütfen artık bu başlığı daha fazla germeyelim.
(Haddimi de bağışlayın lütfen.. huzursuzluğu sevmeyen bir kız kardeşinizin zerzenişi olarak görün.)
Kurani kerimde fetih suresinde " Muhammed Allah’ın Rasûlüdür. Beraberinde bulunan mü’minler kâfirlere karşı çok sert ve tavizsiz, kendi aralarında gâyet merhametlidirler. ...." buyurur. Cunku bu tur munafik serefsizler nezaketi, hosgoruyu, tahammulu, zayiflik olarak gorurler. Bu tur munafik alcaklarin anladigi dilden sert ve acimasiz konusacaksin. ALLAHIN EMRI BU
Ulan sadece bir ilde 70000 bine varan katliam rakamlarinin soylendigi bir katliami alevileri sunnilere karsi dusman etmek ve yaptiginiz bariz katliami unutturmak icin benim atama iftira atan adi serefsizlersiniz. Rahatladinmi simdi. Beni bukadar konusturmakla Serefisz bok ficisi. Susuyorsak cehaletimizden degil, gecmis gecmiste kaldi deyip unumuze bakip butunlesme birlik olma sevdamjzdan geliyor. Yoksa senin gibi soysuzlarin kokusmus covering, yedi ceddini biliyoruz,
"Mesela herkes tarafından bilinen biride Osmanlının yüz karsı katil, ceberrüt, zalim Yavuz Sultan Selim'dir. Safevi Devlet başkanın eşine aşık oluyor ve bu utanmaz zorba bu uğurda hiç acımadan 50 bin Alevi yurttaşını katlediyor" Yukaridaki iftirayi atan soysuz kahpe, Yavuz sultan selim hz iftira atan serefsiz sah Ismail dölu Dersim katliaminda bak neler olmus
Gayriresmi kaynaklar, yerel tanıklıklar ve bazı bağımsız araştırmacıların sunduğu veriler, can kaybı sayısını resmi rakamların çok üzerinde göstermektedir. Bu kaynaklardaki tahminler genellikle şu aralıklarda yoğunlaşır:
Yaygın Tahminler: Birçok bağımsız kaynak ve sivil toplum kuruluşlari (örneğin https://www.ihd.org.tr/dersim-soykirimi-ile-yuzlesmek, can kaybının 40.000 ile 70.000 arasında olduğunu öne sürmektedir.
Yerel Kaynaklar: Bölgedeki aşiretlerin sözlü tarihlerine ve yerel araştırmacıların (Nuri Dersimi gibi) iddialarına dayanan bazı anlatılarda bu sayının 70.000'i aştığı ifade edilir.
Nüfus Karşılaştırmaları: Bazı tarihçiler, 1927 ve 1945 nüfus sayımları arasındaki rasyonel olmayan düşüşe ve nüfus artış hızındaki sapmalara bakarak, "kayıp nüfusun" (ölüm ve sürgün toplamı) 45.000 ile 60.000 civarında olduğunu hesaplamaktadır.
Diğer Araştırmalar: Alman tarihçi Christian Gerlach gibi bazı yabancı akademisyenler ise katledilen Kürt sayısını yaklaşık 30.000 olarak rapor etmektedir.
Bu rakamlar arasındaki büyük uçurumun temel sebebi; o dönemde bölgenin uzun süre "yasak bölge" ilan edilmesi, nüfus kayıtlarının yetersizliği ve devlet arşivlerinin bu konuda hala tam kapasiteyle araştırmaya açılmamış olmasıdır. Olayların askeri boyutu veya Seyit Rıza'nın mahkeme süreci hakkında daha fazla detay öğrenmek ister misiniz?
https://en.wikipedia.org
Lan ucaklarla insan bombalamak ne? Lan sadece tuncelide olan katliam bu. Demekki benjm atam sultan selim han hz gibi butun iran siileri ile ugrassa yarim milyon katlederdi senin atanin Lan sen hangi tarihine guvenerek benim atama laf sayiyorsun. Tarihsiz talihsiz kopek Lan biz ses cikarmiyoruz diye gerizakalimi sandin. Soysuz kopek. Lan hain donme dolu. Lan hedef gozetmeksizin koyleri bombalamak ne. Sefesiz serefsizliginle kalsaydin, serefsizlik yazmasaydin ben senin atanla isim olurmuydu. Cahil kopek... Lan olum siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Lan koskoca sanli tarihimizi size yedirirmiyiz. Serefisz ecnebi dolleri. Munafik, kahpe kopek. Birde ben ozur dileyecekmisim. Kopek sen neyin kafasindasin
Lan milleti ataturk dusmani yapan senin gibi amonyak kafali iftiraci eski donme garnizon kopekleri... osmanliya kufretmekle ataturku yucelttiklerini sanan siz donme serefsizlersinjz. Osmanliya dil uzatan senin ve senin gibi sozlysuzlarin dili kopsun insallah
Birinci resim cagdasi amerikali yahudu ve yahudi kiyafetinde Rockefeller ve Rothschild var. Ikinci fotografta her nasilsa internet yok, televizyon yok, okyanus otesinden yahudi siyonistlerle pisti olmus mustafa kamal fotografi. Varmi lan ayni kilikta fevzi cakmagin, kazim karabekirin fotosu. Yok lan biz sizin butun seylerinizi sineye cekiyoruz. Ustune gitmiyoruz diye ne sandiniz. Lan sizin atanizi ovmek neden osmanliya kuftetmekten geciyor. Donme serefsizler. ,
Aciklayin latife hanimin mektuplarini, ne aciklayabjlirsiniz ne de koruma kanununu kaldirabilirsiniz. Cunku hayati yetimhanelerden 14 15 yaslarinda kiz cocuklarini igfal etmekle dolu. O mektuplarda olanlari neden sakliyorsunuz, bilmiyoruzmu lan. Lan serefisz sen baslattin, ben de devam ediyorum. Ulan atan degerliyse benim atama iftira atmayacaksin. Bok ficisi
Osmanlida kadinin hakki yoktu diyen iftiraci serefsiz. Cagdasi avrupayala karsilastirildiginda bak ne diyor Wikipedia.
Osmanlı'da kadınlar, İslam hukuku çerçevesinde mülkiyet edinme, miras alma, vakıf kurma ve mahkemede dava açma gibi haklara erken dönemden itibaren sahipti. Özellikle vakıfların %36'sını kadınlar kurmuş, 1858 Arazi Nizamnamesi ile mirasta eşit haklar kazanmışlardır. Eğitim ve çalışma hayatında 19. yüzyıldan itibaren (Tanzimat dönemi) iyileşmeler başlamış, 20. yüzyılda ise seçme-seçilme hakları için dernekler kurulmuştur.
Osmanlı'da Kadın Haklarının Temel Özellikleri: Ekonomik Haklar ve Mülkiyet: Kadınlar, evlendikten sonra da kendi mal varlıklarına (mehir, miras, kazanç) sahip çıkabiliyor, mülklerini satabiliyor veya vakıf kurabiliyorlardı.
Hukuki Durum: Kadınlar, mahkemelerde kendi davalarını açabilir, avukat tutabilir ve şahitlik edebilirlerdi. Nikah sözleşmelerine (tevfiz-i talak) özel şartlar koyarak boşanma hakkını da elinde tutabiliyorlardı.
Eğitim ve Çalışma: Tanzimat döneminde kız rüştiyeleri (ortaokul) ve ardından inas darülfünunu (kadın üniversitesi) açıldı. Kadınlar tıp, ebelik ve öğretmenlik gibi alanlarda çalışmaya başladı.
Sosyal ve Siyasi Gelişim: 19. ve 20. yüzyılda Fatma Aliye Hanım gibi öncü kadın yazarlar yetişti. 1913'te Nezihe Muhittin tarafından kurulan derneklerle seçme ve seçilme hakları savunulmaya başlandı.
Sosyal Yardım: Devlet, yetim kalan veya ihtiyaç sahibi kadınlara maaş bağlama (terekeden) uygulamaları yapmıştır.
Dönemlere Göre Gelişim: Klasik Dönem: Kadınlar aile hayatında etkin, ticari hayatta var (vakıf sahipleri).
Tanzimat ve Sonrası: Eğitime erişim, iş hayatına katılım (fabrika ve kamu) arttı. Basında kadın hakları konuşulmaya başlandı.
Meşrutiyet Dönemi: Kadınlar dernekler kurdu (Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti), dergiler çıkardı (Kadınlar Dünyası) ve feminist akımlar belirdi.
Osmanlı'da kadın hakları, Batı'daki birçok muadiline göre özellikle mülkiyet konusunda daha erken dönemde yasal güvence altına alınmıştı.
Osmanlı ve çağdaşı Avrupa'daki kadın haklarını karşılaştırdığımızda, özellikle mülkiyet ve hukuki temsil konularında Osmanlı kadınlarının 19. yüzyıla kadar Avrupalı hemcinslerinden daha ileri haklara sahip olduğu görülmektedir.
Wikipedia
Temel Farklılıklar: Mülkiyet ve Finansal Haklar: Osmanlı'da kadınlar evlilikten bağımsız olarak kendi mülklerini yönetebilir, satabilir ve miras bırakabilirlerdi; evlilik bu hakları kısıtlamazdı. Buna karşın, İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde 1870'teki Married Women's Property Act düzenlemesine kadar evli bir kadının mal varlığı hukuken kocasına geçerdi.
Hukuki Statü ve Mahkeme: Osmanlı kadınları mahkemelerde bizzat dava açabilir, şahitlik yapabilir ve haklarını arayabilirlerdi; 17. yüzyıl sonu mahkeme kayıtlarının %8,4'ü kadınlara aittir. Avrupa'da ise kadınların kocalarının izni olmadan dava açması veya sözleşme yapması uzun süre mümkün olmamıştır.
Boşanma ve Aile Hayatı: İslam hukuku çerçevesinde Osmanlı kadınına tanınan tevfiz-i talak (boşanma hakkını nikah sözleşmesine ekleme) ve mehir (boşanma veya ölüm durumunda güvence) hakları, kadına ekonomik ve sosyal bir kalkan sağlıyordu. Avrupa'da boşanma, Katolik Kilisesi'nin etkisiyle yüzyıllarca yasaktı veya çok zor şartlara bağlıydı. Siyasi ve Kamusal Hayat: Her iki coğrafyada da kadınlar 20. yüzyıla kadar seçme ve seçilme hakkından yoksundu. Ancak Osmanlı'da Kadınlar Saltanatı olarak bilinen dönemde, saray kadınları devlet yönetiminde büyük siyasi güç kullanmışlardır. Wikipedia
Ahlaksiz, iftiraci, cahil, ulan soysuz herif, sen insan bile degilsin. Osmanliya iftira atmak senin atana ne kazandiriyor. Kopek. Onu yetistiren osmanli degilmi. Serefsiz. Adi kopek. Gozum ustunde amonyak kafali melun soysuz Ceddine tukureyim senin bok torbasi
Gokleri beton bir zirhla kusatan bu asirda,
Ruhlar, camdan kafeslerin icinde koruk esir.
Zamanin nabzi atmaz oldu bu tozlu satirda,
Mekan bir veri yigini, zaman ise dilsiz tefsir.
Fiber hatlar birer sarmasik gibi sardi kani
Isik hizinda bir karanlik akar damarlarda.
Unuttuk topragin o kadim, ana kucagi anini
Gomuldu eski süsler, o pasli kodlamalarda
Gozbebeklerde donmus bir mavi safak cakar
Yuzler birer maske, mimikler buzuldan bir heykel.
Kalp dedigin artik sadece ritmik bir ayar,
Duygularsa silik yada ucuz ve yapay piksel
Beton dislerin arasinda ogutulen gunes...
Sokak, lambalarinin altinda can verir sahitsiz
Herkes birbirine yabanci, herkes kendine es,
Yalnizlik postu sosyal, sosyal medya mesnetsiz
Uydular, gokyuzunun bagrina saplanmis oklar,
Yildizlar sonuk birer piksel, gok ise bir ekran.
Hakikat, bu gurultulu boslukta kendini yoklar,
Bir "tik" uzaginda yalanin, her saniye her an.
Binalar devlesirken insan kuculdukce kuculdu,
Golgeler boyunu asti, boyunlar kutukle eslesti
Mana, madde denizinde bir damla gibi suzuldu,
Ruhun o soylu kavgasi, soysuzlarla ciftlesti
Aynalar yalan soyler, sırlar pazarlandi çoktan,
Mahremiyet, bir vitrin caminda pazarlanan aygit
Varligi var eden o Nur, haniydi miheng noktan
Kalan ise sadece, gelecegine yakilan bir agit.
Sehirler birer labirent, cikisi olmayan rüya,
Zihinler kodlarla orulu, birer kapali kutu.
Bak da gor, ne hale geldi o mukaddes dunya,
Insanlik denilen gemi, batirmakta son umudu.
Kablosuz bir kement vampir ruhuna dolandi,
Nefes almak, bir tusun insafina kaldi, yandik
Hakikatin berrak suyu, bulandikca bulandi,
Cozulmesi imkansiz, bir kördugum oldu artik
Milyonluk sehirlerde, herkes birer issiz ada,
Mesafeler kapandi lakin gonuller arasi ucurum.
Hasbihal birer sinyal ki, yankilanmaz bu sahada,
Hicranin en derini, bu sessiz ve hissiz durum.
Uyan metal uykudan ey ruh silkelen artik,
Kir bu cam prangayi, vereceksen oze yön.
Kara pus çökmus ufka, yollarsa kap karisik,
Nurunu goklerden al, doneceksen hakka dön
Göklerden inen nurla, uydudan gelen sinyal,
Biri sonsuz bir huzur, diğeri sahte hayal.
Kır artık bu anteni, kalbinin sesini duy,
Kurtulus vahyedilen o en kutlu yola uy!
kulak verip dinledim yıldızları
biz diye bir tartışmaya tutuşmuşlar
birden doğum gününü hatırladım
böylesine yalnız ve sensiz anlar
yaz başı kar yağdı herkes dertli
bir ben olağan üstü haldeyim
ben ezelden üşütmüş yüreği
ısınmaz bir türlü mevsimsiz
bir sen ısıttın ruh ateşe düştü
yürek heyecanla fırıldak ..
geldiğin an ruha dokunuşun
bin muhteşemlik ile mutlu
e f e s // 35...doğumgünü
Ellili asklar
Sana gelisim; tozlu bir kutuphane sessizliginde,
Cumlelerin altini cizmeden, ruhunu okumak gibi.
Yirmili yaslarin gurultulu, kor eden isigi degil bu,
Ellili yaslarin huzunlu, ama bilge turuncusu.
Artik firtinalar istemiyorum denizlerinden
Kiyina vuran o sakin mehtap yetiyor bana.
Ask dedigin, bir sarabin yillanma sabriymis meger,
Seninle susmak, baskalariyla konusmaktan daha derin.
Gozlerindeki çizgilerde kendi hikayemi buluyorum,
Eskimis bir cilt gibi, ama her sayfasi kutsal.
Seni sevmek; bir felsefe metnini cozmek degil,
Zaten bildigim bir hakikate, nihayet teslim olmak.
Hangi ruzgar atti seni bu son bahar bahcesine bilmiyorum;
Belki de en guzel seyler, beklemekten yoruldugumuzda gelir.
Artik buyuk cumlelerin arkasina saklanmiyorum,
Seni seviyorum demek, en yalin felsefem oldu simdi.
Gencken aski bir fetih sanirdim, oysa bir siginakmis;
Kiliclari birakip, golgene uzanmanin o essiz
hafifligi...
Bizimkisi, iki yarim cumlenin birlesip bir anlam etmesi degil,
Iki tam insanin, ayni bosluga gulumseyerek bakabilmesi.
Vakit daraliyor belki, saatler daha hizli donuyor,
Ama senin yanindayken zamanin hukmu, bir kum saati kadar.
Saclarindaki aklar, benim okudugum en gercek satirlar;
Her biri, birlikte gecemedigimiz yillarin birer ozru gibi.
Arkamizda biraktigimiz kirik dokuk heveslerin hukmu yok artik,
Hepsi bizi bu ana, bu bakisa hazirlayan birer provaymis.
Iyi ki gec kalmisiz birbirimize, yoksa bu kadar iyi anlayamazdik,
Sessizligin icindeki o kadim ve derin muzigi.
Simdi tum kitaplari kapatip, felsefeleri bir kenara birakiyorum,
Senin elini tutmak, dunya uzerindeki en buyuk hakikatimdir.
Gunes batarken vuran o son isik gibi; yorgun ve berrak,
Burasi bizim nirvanamiz, zamanin disinda, kelimelerin otesinde.
Gencligim sana siirler biriktirmis bir eksiklikti
Simdiki bu yasim, sana o siirleri okuyan bir tamlik
Ve artik anliyorum; ask ne bir arayis, ne de bir varis,
Elin elimdeyse; ben her seyin yerli yerinde olduguna inanirim.
Sen sevginin ve emegin ziyan olmus halisin.
Merhamet bilmeyen kalbinden öpüyorum, benim seninle olan savaşım bitti.
Artık gözlerin istediğine gülebilir...
Hikaye bitti!
Adam bir daha bulamayacağı sevgiyi kaybetti.
Kadın da bir daha bu kadar çok sevmemeye yemin etti.
"Z e k a, şeyleri olduklarıgibiçözümlemektir./İ m g e l e m , şeyleri o l a b i l e c e k l e r i gibitasarlamaktır./A h l a k, şeyleri olmalarıgerektiğigibi d ü ş ü n m e k t i r./B ü y ü, şeyleri düşündüğünhale s o k m a k t ı r."
Sizin;
kötü biri oldugunuzu bağıracaklar ki!
Kendi hataları duyulmasın!!!!
‘Hadi kalk, bir çay yapalım’ diyenlerle hayat daha katlanılır oluyor gerçekten… Çok içten, çok tanıdık bir duygu.. kalınası en güzel duygu sevgi olsa gerek ;)
Hayırlı akşamlar size de..
Mutlu pazarlar size de ..
Ayın seyyahı...
.
Birine ne iyi gelir biliyorsan sen seviyorsundur :)Her sevgi icinde aşk barındırmasın lutfen anti parantez açayım:)Üzgünken kalk cay yapalım bende yanına bişeyler hazırlıyım demek sevgiye dahildir.Yahut e ne duruyorsun gitmiyormuyuz bir sinemaya ,yürü bak ne güzel hava diyecek olanlarla arkadaş olun...Sevgiyle kalın hayırlı akşamlar:)))
Buyuk Sultan Yavuz Han hz anisina.
Rabbim katindaki makamini yukseltsin
Kum denizinde bir ordu, sanki mahser provası,
Sina denen o dehset, yigitlerin davası.
Günes tepede cellat, su biter, nefes durur,
Lakin Yavuzun kalbi, baska BIR ritim vurur.
Bir an durdu koca han, indi atından yere,
Sastı kaldı vezirler, hayret etti leventler
Hünkarım neden indin diye fısıldar sesler,
Dudaklarda dualar, tutulmuştu nefesler.
Gözleri dolu Yavuz, titreyen bir sesle der
Önümüzde yürüyor o Şanlı Peygamber
Serveri kainatın yürüdügü bu yerde,
At üstünde duramam, düşerim bin bir derde.
Peygamber rehber olmuş, sultan ardında piyade,
Cölün yakan sıcağı, rahmet oldu ziyade.
On üç günde geçildi, geçilemez denilen,
Manevi bir fetihti, arşa karşı eğilen.
Kılıç değil, teslimiyet yarıp geçti çölleri,
Hak yoluna bağladı, o mübarek illeri.
Sekiz yıla bir asrı sığdıran o büyük can,
Sina'da tarih yazdı, her adımında iman.
Yolların ıslaklığıyla tutturdum bir ıslık...Araçların göletlere hızlı girip çıkmalarıyla çıkan seslerin şenliğine kanmıs olmalıyım ki bende çıktım dısarı ayaklarım göletlere basmak istesede malumdur ıslanmak benden uzak dursun ..:))))))
Hava olağan yağmurlu,kelimelerimse bir o kadar devrik hep kıpır kıpır olan kalbimi dindirdim sonunda .Biraz da sözlerim olmı degilmi.Nasılsınız herşeyin en güzelinin olması dilegiyle mutlu pazarlar:)))
Aynaya bakmaya korkan gözlerin,
Sırrını örtecek bir günah arar.
Diline dolanan elin kiridir,
Kendi karasını akla bağlar.
19.01.2026 - 13:05
***OSMANLI DA KADIN***
--Osmanlı da Kadının *ADI* yoktu, Evi yoktu, hürriyeti yoktu, Nikâhı yoktu, mülkiyet ve imtiyaz hakkı yoktu, miras ve söz hakkı yoktu. Nüfustan sayılmaz ve soyadı yoktu?
Lan yalanci iftiraci serefsiz bilgi caginda yasiyoruz, sen neyin kafasini yasiyorsun. Osmanlida kadini paylastim. Bir daha paylasiyorum
Avrupa'da kadınların mülkiyet ve hukuki hakları uzun süre kısıtlı kalmış ve 19. yüzyıldan itibaren büyük değişimler yaşamıştır.Osmanlı'da Kadın Hakları (İslam Hukuku Çerçevesinde)Mülkiyet Hakkı: Osmanlı kadını, İslam hukukuna göre kendine ait mülk (ev, toprak, para) edinme, bu malları yönetme, satma veya vakfetme hakkına sahipti. Evlendiğinde kocası, kadının malı üzerinde tasarruf hakkına sahip değildi.Hukuki Haklar: Kadınlar mahkemeye doğrudan başvurabilir, dava açabilir ve kendi adlarına sözleşmeler yapabilirdi.Miras Hakkı: Mirastan pay alma hakkı vardı, ancak bu pay genellikle erkeğin payının yarısı kadardı.Evlilik ve Boşanma: Kadınların evliliğe zorlanmaması esastı. "Tevfiz-i talak" ile boşanma hakkını sözleşme ile alabilirlerdi.Eğitim ve Çalışma: Tanzimat dönemiyle birlikte kadınların eğitimi (kız rüştiyeleri) önem kazandı ve çalışma hayatına (terzilik, öğretmenlik, memurluk) girişleri 19. yüzyıl sonunda hızlandı.Zamanın Avrupa'sında Kadın HaklarıMülkiyet ve Hukuki Statü: 19. yüzyıla kadar pek çok Avrupa ülkesinde evli kadınların mülkiyet hakkı yoktu; evlendiklerinde malları kocalarının mülkiyetine geçerdi. İngiltere'de kadınlara mülkiyet hakkı ve akid serbestliği 1870'ten sonra verilmeye başlandı.Eğitim: Avrupa'da kadınların yükseköğrenime erişimi Osmanlı'daki benzer reformlarla benzer zamanlarda (19. yüzyıl sonu) gerçekleşti.Oy Hakkı: Avrupa'da kadınların seçme ve seçilme hakkı mücadelesi 20. yüzyılın başlarına kadar sürmüş ve pek çok ülkede 1. Dünya Savaşı sonrasında kazanılmıştır.Karşılaştırmalı ÖzetEkonomik Haklar: Osmanlı kadını, mülkiyet hakkı konusunda erken dönem Avrupa'daki hemcinslerinden daha avantajlı durumdaydı.Siyasi ve Sosyal Haklar: 19. ve 20. yüzyıl başlarında Avrupa'daki kadın hareketleri, Osmanlı'daki kadınların toplumsal hayata katılımını etkilemiştir. Osmanlı'da kadın dergileri ve örgütlenmeleri bu dönemde artmıştır.
Lan sen hangi dunyada yasiyorsun. Ne tur bir mahluksun, nasil bu denli iftira ve pislik atiyorsun inananlara. Asagilik donme. Inanci minanci biraktik lan sen insanda mi degilsin bunca iftira karalama yapiyorsun. Serefsiz soysuz kopek
Asagida %90 iftira dolu, geri kalani da hadislere pislik atma olan paylasimindan, sadece birini ele alacsgim.
"Yemek yerken kaşığı sağ el ile tutunuz?"
Lan pislik herif, sen gotunu yikadigin ayni elinle, kasigi, ekmegi boklu elinle agzina sokup boklanadinda biz birseymi dedik serefsjz.
Biz gotumuzu sol elle yikadigimiz icin kasigi ekmegi sag elle tutariz
Pislik herif sen intersen kasigi mabadina sok oradan zikkimlan.
Pislik herif
HURAFİ BAKIŞ ***
--Suyu sağ el ile içiniz. Sol el ile içmek mekruhtur?
--Yemek yerken kaşığı sağ el ile tutunuz?
--Kenefe sol ayakla giriniz, sağ ayakla çıkınız?
--Kenef kapılarının Kıbleye doğru açılması günahtır?
--Gece tırnak kesmek ve sakız çiğnemek Şeytan çağırmaktır?
--Deprem, zelzele ve her türlü doğasal afetlere lanet okumak günahların en büyüğüdür?
--Cami ve mescitlere sağ ayakla giriniz?
--Sağına eğilmek sevaptır, Sol cenaha selam vermek günahtır?
--Kadınların, Cuma ve Bayram namazı kılması caiz değildir?
--Kadınların, sokak, çarşı pazarda Eşiyle kol-kola dolaşması caiz değildir?
--Kadınların, özel (regl) günlerinde ekmek pişirmesi ve yemek yapması mekruhtur?
--Kadınların, ardışık olarak üç kız doğurması günahların en büyüğüdür?
--Makyajlı kadınla konuşmak ve selamlaşmak asla caiz değildir?
--Kadınların, mendebur kocalarının yanında çocuk emzirmesi caiz değil ve saygısızlıktır?
--Gelinlerin, kayın-kaynatadan izin almadan oturması caiz değildir?
--Kadınların, yalnız başına çarşı-pazara gitmesi caiz değil ve saygısızlıktır?
--Kadınların, ticaretle uğraşması caiz değildir?
--Kız-erkek karma eğitim günahların en büyüğüdür?
--Kadınların, Muhtar, aza ve bekçi olmaları ahir-şer belirtisidir?
--Kadınların, ürettiği teknoloji haramdır?
--Kadınların, eşlerine cinsel birliktelik teklif etmesi caiz değil ve günahtır?
--Kadınların, banyoda anadan üryan banyo yapmaları caiz değildir?
--Kadınların, yüksek sesle konuşması ve gülmesi ayıp ve caiz değildir?
--Kadınların, pantolon giymesi caiz değildir?
--Kadınların, Deniz, göl ve havuzlara girmesi caiz değildir?
--Kadınların, kafe ve benzeri yerlerde çay vb. şeyler içmesi caiz değildir?
--Kadınların, toy-düğünlerde erkeklerle aynı mahalde bulunmaları günah ve caiz değildir?
**Daha böyle yüzlerce hurafi usülleri saymakla bitmez...Ülkemizde faaliyet gösteren 100 den
fazla Tarikat fraksiyonu vardır. Bunların hepsi aynen yazdığım gibi düşünüyorlar. Ve cahil-cühelayı
böyle saçma-sapan din dışı eylemlerle kandırıyorlar. Bunlar her zaman kaos-kargaşa ve cehaletten
beslenirler. Ülkemize bir PKK kadar zarar vermektedirler?
--Bu tarikatların tamamı Türk Ulusal milletini bölüp, ayrıştırıp ve parçalamak için her zaman ve her
yerde ısrarla ve inadına hep Kadınlar üzerinden mücadele vermişlerdir? Hala bu gün bu amansız
eylemlerine son sürat devam ediyorlar...
--Eyy Türk Ulusal gençliği, bu tarikatlar, asitane dergâhları, tekke ve zaviyeler, bazı dini vakıf ve
dernekler faaliyetlerine devam ettiği müddetçe DEMOKRASİDEN bahsedilemez... VESSELAM
--------BİR YORGUN DEMOKRATIN SOLGUN KALEMİNDEN---------
Ümit yaşar ın da dediği gibi
En ağır işçi benim
,Gün 24 saat seni düşünüyorum...
İşçi bayramım kutlu olsun
Lan ataturkun baska dusmana ihtiyacimi var, milletin degerlerine kufrederek ataturku sevdirecegini sanan siz, ata sinekleri darken... lan siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Benim kutsalima soverekmi ataturku kutsallastirdiginizi saniyorsunuz. Sevdirdiginizi saniyorsunuz. Lan olmus gitmis adam. Dusun yakasindan ata sinekleri. Cevap ver lan ataturke cebberrut, katil, zorba deyince hosna godecekmi
Lan benim atam yavuz sultan selim han hz. Zorba ceberrut katiil, diyen ve bu sozlerin hakaret olmadigini soyleyen, sen soysuz it, simdi birak onca sahsima, ve yavuz sultan selime, osmanliya, attigin sirret bir mahalle yosmasi karektersizligi ile iftiralarini bir kenara biraktim simdilik,
Ben senin atana ceberrut, katil, zorba, desem hos goruylemi karsilarsin.
Bari buna cevap ver. Hadi bekluyorum. Beyni kalinbagirsaginda mahluk
Lan osmanli bir baba olsaydi, ataturk o baba nin, osmanlinin yetistirdigi evladi olurdu. Lan nankor kopek hic evlat babasini karalarmi. Sen babani karaliyormusun. Madem cumhuriyeti siz kurdunuz, sizin deyiminizle hadi nerde yetistirdiginiz ataturk. Bir ataturkte siz yetistirseydinjz ya. Lan ataturkun cocuklariyiz diyen ne kadar chp li ve ataturkcu varsa, hepsi sarlatan. Hadi osmanli ataturku yetistirdi. Cikardi. Hani ataturkun kurdugu cumhuriyetin yetistirdigi ataturk. Lan siz ne embesil varliklarsiniz. Bir evlat bagrindan ciktigi aileyi karalarmi. Sizin hangi gavurun tohumusunuz. Adi soysuz
Lan serefisz soysuz senin ataturku yuceltmen neden benim ceddime kufretmekten geciyor. Iftira atmaktan geciyor. Neden...?
Arkadaşlar, gerçekten yeter artık.
Aynı “ben haklıyım, sen haksızsın” döngüsünün kimseye bir şey kazandırmadığı ortada.
Her yeni cümle, meseleyi çözmek yerine sadece gerilimi büyütüyor. Bu şekilde devam etmenin kimseye faydası yok.
Bu kadar sert ve kırıcı bir dil buraya yakışmıyor.
Farklı düşünebiliriz, bu çok normal; ama saygıyı kaybetmek zorunda değiliz.
Unutmayalım ki üslup, en az fikir kadar önemlidir.
En sağlıklısı, bu noktada tartışmayı burada sonlandırmak.
Herkes kendi görüşünü ifade etti, fazlası sadece gereksiz kırgınlık bırakacak.
Konuyu uzatmak yerine, birbirimize saygıyı koruyarak noktalamak en doğrusu.
Lütfen artık bu başlığı daha fazla germeyelim.
(Haddimi de bağışlayın lütfen.. huzursuzluğu sevmeyen bir kız kardeşinizin zerzenişi olarak görün.)
Kur'an'da kâfirler, münafıklar ve müşrikler için kullanılan aşağılayıcı ve yerici ifadelerin listesi şöyledir:
* Hayvan (En’âm / Davar) benzetmesi: "Hayvandan daha sapkın" (A'râf 179, Furkân 44)
* Bel'am / Köpek benzetmesi: "Dilini sarkıtıp soluyan köpek" (A'râf 176)
* Eşek (Himâr) benzetmesi: "Kitap yüklü eşekler" (Cuma 5) veya "arslandan kaçan yabani eşekler" (Müddessir 50)
* Şerru’l-Beriyye: "Yaratılmışların en kötüsü" (Beyyine 6)
* Şerru’d-Devâbb: "Canlıların en şerlisi" (Enfâl 55)
* Necis: "Pislik / Murdar" (Tevbe 28)
* Esfel-i Sâfilîn: "Aşağıların aşağısı" (Tîn 5)
* Summun, Bukmun, Umyun: "Sağır, dilsiz ve körler" (Bakara 18, 171)
* Hasibe / Odun: "Cehennem odunu / yakıtı" (Enbiyâ 98, Cin 15)
* Mel’un: "Lanetlenmiş" (Ahzâb 61)
* Huzeybü’l-Kevâlih: "Yüzleri kapkara kesilmiş, sırıtıp kalmış kimseler" (Mü'minûn 104)
* Ke’ennehum Huşubun Musennede: "Sıralanmış keresteler" (Münafıklar için - Münâfikûn 4)
* Fe-Suhkan: "Yerin dibine batsınlar / Allah'ın rahmetinden uzak olsunlar" (Mülk 11)
* Dericâtun min’el-Esfel: "Cehennemin en alt tabakasındakiler" (Münafıklar için - Nisâ 145)
Kurani kerimde fetih suresinde
" Muhammed Allah’ın Rasûlüdür. Beraberinde bulunan mü’minler kâfirlere karşı çok sert ve tavizsiz, kendi aralarında gâyet merhametlidirler. ...." buyurur.
Cunku bu tur munafik serefsizler nezaketi, hosgoruyu, tahammulu, zayiflik olarak gorurler. Bu tur munafik alcaklarin anladigi dilden sert ve acimasiz konusacaksin. ALLAHIN EMRI BU
Ulan sadece bir ilde 70000 bine varan katliam rakamlarinin soylendigi bir katliami alevileri sunnilere karsi dusman etmek ve yaptiginiz bariz katliami unutturmak icin benim atama iftira atan adi serefsizlersiniz.
Rahatladinmi simdi. Beni bukadar konusturmakla Serefisz bok ficisi. Susuyorsak cehaletimizden degil, gecmis gecmiste kaldi deyip unumuze bakip butunlesme birlik olma sevdamjzdan geliyor. Yoksa senin gibi soysuzlarin kokusmus covering, yedi ceddini biliyoruz,
"Mesela herkes tarafından bilinen biride Osmanlının yüz karsı katil, ceberrüt, zalim Yavuz
Sultan Selim'dir. Safevi Devlet başkanın eşine aşık oluyor ve bu utanmaz zorba bu uğurda
hiç acımadan 50 bin Alevi yurttaşını katlediyor"
Yukaridaki iftirayi atan soysuz kahpe,
Yavuz sultan selim hz iftira atan serefsiz sah Ismail dölu
Dersim katliaminda bak neler olmus
Gayriresmi kaynaklar, yerel tanıklıklar ve bazı bağımsız araştırmacıların sunduğu veriler, can kaybı sayısını resmi rakamların çok üzerinde göstermektedir. Bu kaynaklardaki tahminler genellikle şu aralıklarda yoğunlaşır:
Yaygın Tahminler: Birçok bağımsız kaynak ve sivil toplum kuruluşlari (örneğin https://www.ihd.org.tr/dersim-soykirimi-ile-yuzlesmek, can kaybının 40.000 ile 70.000 arasında olduğunu öne sürmektedir.
Yerel Kaynaklar: Bölgedeki aşiretlerin sözlü tarihlerine ve yerel araştırmacıların (Nuri Dersimi gibi) iddialarına dayanan bazı anlatılarda bu sayının 70.000'i aştığı ifade edilir.
Nüfus Karşılaştırmaları: Bazı tarihçiler, 1927 ve 1945 nüfus sayımları arasındaki rasyonel olmayan düşüşe ve nüfus artış hızındaki sapmalara bakarak, "kayıp nüfusun" (ölüm ve sürgün toplamı) 45.000 ile 60.000 civarında olduğunu hesaplamaktadır.
Diğer Araştırmalar: Alman tarihçi Christian Gerlach gibi bazı yabancı akademisyenler ise katledilen Kürt sayısını yaklaşık 30.000 olarak rapor etmektedir.
Bu rakamlar arasındaki büyük uçurumun temel sebebi; o dönemde bölgenin uzun süre "yasak bölge" ilan edilmesi, nüfus kayıtlarının yetersizliği ve devlet arşivlerinin bu konuda hala tam kapasiteyle araştırmaya açılmamış olmasıdır.
Olayların askeri boyutu veya Seyit Rıza'nın mahkeme süreci hakkında daha fazla detay öğrenmek ister misiniz?
https://en.wikipedia.org
Lan ucaklarla insan bombalamak ne? Lan sadece tuncelide olan katliam bu. Demekki benjm atam sultan selim han hz gibi butun iran siileri ile ugrassa yarim milyon katlederdi senin atanin
Lan sen hangi tarihine guvenerek benim atama laf sayiyorsun. Tarihsiz talihsiz kopek
Lan biz ses cikarmiyoruz diye gerizakalimi sandin. Soysuz kopek.
Lan hain donme dolu.
Lan hedef gozetmeksizin koyleri bombalamak ne.
Sefesiz serefsizliginle kalsaydin, serefsizlik yazmasaydin ben senin atanla isim olurmuydu. Cahil kopek...
Lan olum siz neyin kafasini yasiyorsunuz. Lan koskoca sanli tarihimizi size yedirirmiyiz. Serefisz ecnebi dolleri. Munafik, kahpe kopek.
Birde ben ozur dileyecekmisim. Kopek sen neyin kafasindasin
Lan milleti ataturk dusmani yapan senin gibi amonyak kafali iftiraci eski donme garnizon kopekleri... osmanliya kufretmekle ataturku yucelttiklerini sanan siz donme serefsizlersinjz. Osmanliya dil uzatan senin ve senin gibi sozlysuzlarin dili kopsun insallah
Birinci resim cagdasi amerikali yahudu ve yahudi kiyafetinde Rockefeller ve Rothschild var. Ikinci fotografta her nasilsa internet yok, televizyon yok, okyanus otesinden yahudi siyonistlerle pisti olmus mustafa kamal fotografi. Varmi lan ayni kilikta fevzi cakmagin, kazim karabekirin fotosu. Yok lan biz sizin butun seylerinizi sineye cekiyoruz. Ustune gitmiyoruz diye ne sandiniz. Lan sizin atanizi ovmek neden osmanliya kuftetmekten geciyor. Donme serefsizler. ,
1) https://www.google.com/search?q=rockefeller+1920&client=ms-android-telus-ca-rvc3&hs=Fv8U&sca_esv=644c3fc578f491ed&udm=2&biw=360&bih=647&sxsrf=ANbL-n4i2i8_Wxc5SJXX-6UUq_dSsefbLw%3A1777639938341&ei=AqL0aZG7FNOb0PEPp5qG2AU&oq=Rockefeller&gs_lp=EhJtb2JpbGUtZ3dzLXdpei1pbWciC1JvY2tlZmVsbGVyKgIIADIHECMYJxjJAjIHECMYJxjJAjINEC4YgAQYsQMYQxiKBTIGEAAYBxgeMgYQABgHGB5ItAhQAFgAcAB4AJABAJgBXKABXKoBATG4AQHIAQCYAgGgAmWYAwCIBgGSBwMwLjGgB5QHsgcDMC4xuAdlwgcDMi0xyAcHgAgA&sclient=mobile-gws-wiz-img#sv=CAMSVxoyKhBlLVFlWi02Yy1HQ2N2NFFNMg5RZVotNmMtR0NjdjRRTToOcjE4SGZHeWRSZzZEc00gBCoXCgFzEhBlLVFlWi02Yy1HQ2N2NFFNGAEwAUoECAEQAhgHIIO9xrECSggQAhgBIAIoAQ
2) https://www.google.com/search?client=ms-android-telus-ca-rvc3&hs=Ab8U&sca_esv=6ec4181ccdb48170&sxsrf=ANbL-n5wjA8mKRCPlzRr9U7AEZlpdOzNEA:1777565251216&udm=2&fbs=ADc_l-byipRaccqV0jmfPhi1DgzPtklXGmVkws8Z_lBff884vwWzYGOXmwhR8m6ZBpcqcPIqddKEOjVMB89MzS34w78SObdwpjBdtsEzsM8BLkWZRQ7kJhbS__viXV-HzNt54nzOAz1iRtGLRA4bjXJsl_xD982IqbcbVrLtx3Xapw4WggkFFraUODQkGA2ncAzwjbwB5nHCZwvho0i1aKT8f8tQJ8rY_ucqhB_zVWE-7kdcU0HyvYw&q=ataturk&sa=X&sqi=2&ved=2ahUKEwiXhPTK-pWUAxWZITQIHfg7I1AQtKgLegQIERAB&biw=360&bih=647&dpr=4#sv=CAMSPhoyKhBlLWozak9fS1JXMmtZLWxNMg5qM2pPX0tSVzJrWS1sTToOdmFla1phZ014UVoxeU0gBDgASgQIARACGAcgtcr_6whKCBACGAEgAigB
Aciklayin latife hanimin mektuplarini, ne aciklayabjlirsiniz ne de koruma kanununu kaldirabilirsiniz. Cunku hayati yetimhanelerden 14 15 yaslarinda kiz cocuklarini igfal etmekle dolu. O mektuplarda olanlari neden sakliyorsunuz, bilmiyoruzmu lan. Lan serefisz sen baslattin, ben de devam ediyorum. Ulan atan degerliyse benim atama iftira atmayacaksin. Bok ficisi
Osmanlida kadinin hakki yoktu diyen iftiraci serefsiz. Cagdasi avrupayala karsilastirildiginda bak ne diyor
Wikipedia.
Osmanlı'da kadınlar, İslam hukuku çerçevesinde mülkiyet edinme, miras alma, vakıf kurma ve mahkemede dava açma gibi haklara erken dönemden itibaren sahipti. Özellikle vakıfların %36'sını kadınlar kurmuş, 1858 Arazi Nizamnamesi ile mirasta eşit haklar kazanmışlardır. Eğitim ve çalışma hayatında 19. yüzyıldan itibaren (Tanzimat dönemi) iyileşmeler başlamış, 20. yüzyılda ise seçme-seçilme hakları için dernekler kurulmuştur.
Osmanlı'da Kadın Haklarının Temel Özellikleri:
Ekonomik Haklar ve Mülkiyet: Kadınlar, evlendikten sonra da kendi mal varlıklarına (mehir, miras, kazanç) sahip çıkabiliyor, mülklerini satabiliyor veya vakıf kurabiliyorlardı.
Hukuki Durum: Kadınlar, mahkemelerde kendi davalarını açabilir, avukat tutabilir ve şahitlik edebilirlerdi. Nikah sözleşmelerine (tevfiz-i talak) özel şartlar koyarak boşanma hakkını da elinde tutabiliyorlardı.
Eğitim ve Çalışma: Tanzimat döneminde kız rüştiyeleri (ortaokul) ve ardından inas darülfünunu (kadın üniversitesi) açıldı. Kadınlar tıp, ebelik ve öğretmenlik gibi alanlarda çalışmaya başladı.
Sosyal ve Siyasi Gelişim: 19. ve 20. yüzyılda Fatma Aliye Hanım gibi öncü kadın yazarlar yetişti. 1913'te Nezihe Muhittin tarafından kurulan derneklerle seçme ve seçilme hakları savunulmaya başlandı.
Sosyal Yardım: Devlet, yetim kalan veya ihtiyaç sahibi kadınlara maaş bağlama (terekeden) uygulamaları yapmıştır.
Dönemlere Göre Gelişim:
Klasik Dönem: Kadınlar aile hayatında etkin, ticari hayatta var (vakıf sahipleri).
Tanzimat ve Sonrası: Eğitime erişim, iş hayatına katılım (fabrika ve kamu) arttı. Basında kadın hakları konuşulmaya başlandı.
Meşrutiyet Dönemi: Kadınlar dernekler kurdu (Müdafaa-i Hukuk-u Nisvan Cemiyeti), dergiler çıkardı (Kadınlar Dünyası) ve feminist akımlar belirdi.
Osmanlı'da kadın hakları, Batı'daki birçok muadiline göre özellikle mülkiyet konusunda daha erken dönemde yasal güvence altına alınmıştı.
Osmanlı ve çağdaşı Avrupa'daki kadın haklarını karşılaştırdığımızda, özellikle mülkiyet ve hukuki temsil konularında Osmanlı kadınlarının 19. yüzyıla kadar Avrupalı hemcinslerinden daha ileri haklara sahip olduğu görülmektedir.
Wikipedia
Temel Farklılıklar:
Mülkiyet ve Finansal Haklar: Osmanlı'da kadınlar evlilikten bağımsız olarak kendi mülklerini yönetebilir, satabilir ve miras bırakabilirlerdi; evlilik bu hakları kısıtlamazdı. Buna karşın, İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde 1870'teki Married Women's Property Act düzenlemesine kadar evli bir kadının mal varlığı hukuken kocasına geçerdi.
Hukuki Statü ve Mahkeme: Osmanlı kadınları mahkemelerde bizzat dava açabilir, şahitlik yapabilir ve haklarını arayabilirlerdi; 17. yüzyıl sonu mahkeme kayıtlarının %8,4'ü kadınlara aittir. Avrupa'da ise kadınların kocalarının izni olmadan dava açması veya sözleşme yapması uzun süre mümkün olmamıştır.
Boşanma ve Aile Hayatı: İslam hukuku çerçevesinde Osmanlı kadınına tanınan tevfiz-i talak (boşanma hakkını nikah sözleşmesine ekleme) ve mehir (boşanma veya ölüm durumunda güvence) hakları, kadına ekonomik ve sosyal bir kalkan sağlıyordu. Avrupa'da boşanma, Katolik Kilisesi'nin etkisiyle yüzyıllarca yasaktı veya çok zor şartlara bağlıydı.
Siyasi ve Kamusal Hayat: Her iki coğrafyada da kadınlar 20. yüzyıla kadar seçme ve seçilme hakkından yoksundu. Ancak Osmanlı'da Kadınlar Saltanatı olarak bilinen dönemde, saray kadınları devlet yönetiminde büyük siyasi güç kullanmışlardır.
Wikipedia
Ahlaksiz, iftiraci, cahil, ulan soysuz herif, sen insan bile degilsin. Osmanliya iftira atmak senin atana ne kazandiriyor. Kopek. Onu yetistiren osmanli degilmi. Serefsiz. Adi kopek. Gozum ustunde amonyak kafali melun soysuz
Ceddine tukureyim senin bok torbasi