sözümüz var bizim,
rüzgarın yön değiştirdiği yerde bile
birbirimize sırt dönmemeye.
karanlık gecelerde,
en sessiz korkuların ortasında
bir mum gibi yanmaya,
sözünde durmayan adamın yalanı
öyle basit bir şey değildir agop,
iki dudağın arasından çıkıp
havaya karışan bir ses değildir sadece.
bir güvenin kırılış sesidir o,
duyanın içinde uzun süre çınlayan.
her verilen söz
kendi içinde bir mahkeme kurar aslında.
kimse görmez, kimse duymaz
ama insanın içi
en ağır yargıçtır.
bazı insanların ağzından çıkan sözü kulağı duymazmış,
dili kılıçtan keskin, gönlüne hiç uğramazmış.
bir söz bırakır gecenin koynuna, sabah olur,
kırılan kalbin üstüne sessizlik yağarmış.
oysa söz dediğin kuş değildir ey agop,
şubat,
takvimden düşmüş bir yalnızlıktır.
ayların en kısa olanı
ama insanın içinde
en uzun kalan.
ıslak kekin arasına
konulan çikolatayım ben aslında
sevilmeyi bir ömür
bekleyen
sufle gibi
ve sen tatlıyı tuzluya
nehirde sürüklenen birine
nereye? demek
çok anlamsızca olurdu.
çünkü suyun dili yoktur
ama yönü vardır.
susuyor her şey.
eşyalar bile daha az gıcırdıyor artık,
duvarlar yükünü fısıltıyla taşıyor,
saatin tik takları bile
kendi sesinden utanır gibi.
susmak
öyle sandığın gibi boşluk değil
biriken kelimelerin mezarlığıdır bazen
dilin ucuna kadar gelip
boş ver diye geri dönen cümlelerin ağırlığıdır




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!