toprağa kavuşmayı dört gözle bekleyen
bir mevtanın telaşını yaşıyorum.
öyle usul usul değil bu bekleyiş,
içimde bir yer var, durmadan kazıyor kendini
sanki ben değilim de
benim içimde bir ben
uzun ince bir yoldan geçti ömrü,
bir sazın telinde saklıydı öyküsü.
gözleri görmese de dünyayı,
yüreğiyle gördü insanın özünü.
bir köy sabahında doğdu sessizce,
üzülme be adam !
sevmek senin ne hattine
yazılmamışsa
hayal kurmak bir çift söze
sanamı düştü
rüzgar olup savrulsan
toprağından sökülüp bir kenara atılan
bir papatyanın hüznü çökmüş yüreğime.
köklerim hala seni arıyor toprağın altında,
ellerim boşluğa uzanıyor her gece.
günlerce yolunu bekleyişimin
kırk yıl çalıştığın kapalıçarşı’ya,
turistik gezi.
elinde telefon, boynunda makine,
vay be diyorsun,
bir zamanlar ter kokan taşlara şimdi filtre yakışıyor.
şimdi bence sen de herkes gibisin
bunu söylerken
sesimde ne öfke var
ne de bir sitem.
bir uçurum ki içim
geceyi sırtında taşıyan eski bir şehir gibi
ne yana baksam duman
ne yana dönsem eksik bir sen.
ben seni ilk hangi yalnızlıkta sevdim kadın
bazı günler vardır, sadece takvimde bir yer kaplar. ama bazı günler vardır ki, bir coğrafyanın ruhunu taşır. dünya trakyalılar günü, işte tam olarak böyle bir gün. her yıl 3 Mayıs’ta kutlanan bu özel tarih, dışarıdan bakıldığında basit bir gün gibi görünebilir. oysa içinde bir kültür, bir geçmiş ve en önemlisi bir aidiyet duygusu barındırır.
bu günün 3 Mayıs olarak seçilmesi bile trakya insanının kendine has mizahını ve samimiyetini yansıtır. bölge ağzıyla üj beş olarak telaffuz edilen bu tarih, sadece bir sayı değil, aynı zamanda bir kimlik ifadesidir. trakyalılar için bu ifade, sıcaklığın, doğallığın ve içtenliğin bir yansımasıdır. belki de bu yüzden üj beş , bir tarih olmaktan çıkıp bir selamlaşma biçimine dönüşür.
dünya trakyalılar günü’nün en önemli amacı, trakya ve balkan kültürel mirasını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmaktır. bu coğrafya ,göçlerin, hatıraların ve ortak hikayelerin harmanlandığı bir yerdir. edirne’nin tarihi dokusu, tekirdağ’ın samimi sofraları ve kırklareli’nin doğaya sinmiş huzuru, bu kültürün farklı yüzlerini oluşturur. ancak hepsinin ortak noktası, insanın insana yakınlığıdır.
üj beş derler ya biz,
sayı değil o, bir sesleniştir aslında
bir kahkahanın yarım kalmış hali,
bir sofranın gel otur diyen daveti,
bir de içtenliğin,
hiç süslenmemiş hali.
Umut ;
Bazen usulca yüreğine ateş düşüren,
Bazen de fırtına gibi
gözlerine düşen yaş/tır
bilemediğim ....




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!