unutacağım, merak etme
önce dünyayla aramdaki ipler çözülsün.
gürültü çekilsin kenara,
adım bile bana yabancı kalsın.
başucumda okunan telkini duyayım
"Unutamamanın Yükü"
unutamamak nedir bilir misin agop.
gittiğin halde
hiç gidememektir.
bir baba mı unutur evladını?
geç o işi.
baba dediğin unutmaz,
sadece içine gömer sevdiğini.
bir evlat mı unutur babasını?
yüzüm gülüyor diye
seni unuttum mu sanıyorsun?
gülüş dediğin
bazen çürümenin sesidir.
rubailer dökülür gecenin suskun tasına,
bir ömür sığdırmışım küçücük dünya yasına.
sırtımda heybem vardı, kimi günah, kimi aşk,
ne koyduysam içime döndü gönül yarasına.
dediler üç günlükmüş şu dünyanın saltanatı.
beni unutacaksın.
bunu en başından beri biliyorum.
bir gün adım,
telefon rehberinde eski bir kayıt gibi
sessizce silinecek.
parmakların tereddüt etmeyecek bile.
ılık bir yaz akşamı gibiyim.
rüzgarı saçlarımda,
güneşten kalma son sıcaklığı gönlümde taşıyorum.
bir yanım,
sahilde unutulmuş eski bir türkü.
zaman geçse de unutmayacaksın
insan bazı akşamları ömründen söküp atamaz
nasıl unutmadın
dizinin kanadığı günü
yağmurun altında titreyen ellerini
ve o ilk bakışı
sustum.
yoksa söyleyecek çok şeyim vardı.
bir insanın ömrü,
iki dudağının arasına ne kadar sığarsa
o kadarını anlattım kendime.
biz seninle iki kelimeydik aslında,
bir gel ile başlar, bir kal ile biterdik.
ne hanımlar karışırdı aramıza,
ne beyler hüküm keserdi kalbimize.
ama bir gün,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!