o tadına doyum olmaz bir şiirdi,
bir çırpıda okunan,
ezberlenen,
son dizesiyle kalbe oturan…
ben ise taslak halinde bir romandım
seni öldürmedim
kanın akmadı,
çığlıklar çağırmadı geceyi.
seni içimde bitirdim.
bir silah tutmadı elim,
silik bir fotoğrafta yana yana görmüşler bizi,
kim çekmiş, ne zaman çekmiş, bilen yok.
zamanın tozuna bulanmış bir an,
unutulmuş bir gülüş, yarım kalmış bir bakış
asılı kalmış aramızda.
ne garip mahluksun ey kendi sesine aşık insan,
kendini dinlemekten kulakların nasır bağlamış.
ağzından çıkan her sözü ferman sanıyorsun da,
hakikat senin kapında uşağa mı durmuş sanmış?
bir fikir söylersin, buyur başım üstüne.
neden sildin beni,
bir tuşa basar gibi,
hiç titremeden,
hiç ardına bakmadan?
oysa ben,
adını kalbime kazırken
boğaz’ın serin rüzgarında dalgalanan
siyah ile beyaz,
bir yasın vakarıdır siyahın,
bir umudun sabahı beyaz.
bir çınarın gölgesinde başlar hikaye,
semtin taşında, denizin kokusunda,
bir şehir düşün
taşları konuşmaz,
insanı susar,
ama bir köpek bakar gözlerinin içine
ve bütün yalanlarını bilir.
Son sözüne sadık kalanı sevdim
O yüzünde ki tebessüme aldandım
Nerde duracağımı hiç bilemedim
Ama seni sevmekten vazgeçmedim.
Yüzüme düşsede yaş aşk-ı sende yaşadım.
gecenin en ince yerinden sızıyor zaman,
bir çatlaktan düşer gibi kalbime.
sessizlik, duvarlara yaslanmış yorgun bir kuş,
kanadında adını taşıyor.
bir şehir uyuyor,
ben uyanığım,
yıkılmış bir evin mağdurluğu var yüreğimde
duvarlarım hala sen diye çatlak
pencerelerim rüzgara değil, sana açık
bir kapı var… kapanmayı hiç öğrenememiş
günlerce beklemek dedin ya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!